Katarlı İş Kadınları Derneği Yemeği Konuşması

07.12.2021

Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu.
Değerli hanımefendiler, kıymetli dostlarım;
Sizleri en kalbi duygularla selamlıyor, Türk halkının en içten sevgilerini sunuyorum.

Körfezin incisi, kardeş ülke Katar’da bulunmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Bu buluşmayı sağlayan Katarlı İş Kadınları Derneği’ne ve programda emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum.

Kıymetli konuklar;
Sözlerime, Katar’la ülkem arasındaki köklü dostluğa vurgu yaparak başlamak istiyorum. Ne mutlu bize ki karşılıklı diyalogumuz, gün geçtikçe ivme kazanıyor.

Ülkelerimiz arasında bölgesel konularda yakın bir işbirliğimiz var. Siyasetten, ekonomiye, büyük bir dayanışma içindeyiz. Tabii, unutmamak gerekir ki kardeş iki ülke olmanın yanında, kardeş iki halkız! Hatırlarsanız 2015 yılı, “Türkiye-Katar Kültür Yılı” ilan edilmişti.

Bugün, Türk kültürünün, Katarlı gençler arasında çok popüler olduğunu biliyorum. Hatta, izledikleri dizilerden etkilenip, hatırı sayılır oranda Türkçe öğrenmeye heves edenler olduğunu duydum. Bunlar tabii ki bizim için son derece memnuniyet verici.

Doha’da bulunan Yunus Emre Enstitümüz, Türk Kültürünü derinlikli olarak tanıtmak için Anadolu’nun kültür, ilim ve irfan kapılarını Katarlı kardeşlerimize açıyor.

Ekim ayında, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi ve Katar Milli Kütüphanesi arasında bir işbirliği protokolü imzalandı. Eğitim, bilim ve kültür alanlarında bilgi transferi yapmak ve kalkınmayı teşvik etmek, son derece önemli.  

İşte bu nedenle, bu toplantıda, sizler gibi güçlü hanımlarla bir arada olmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Buradaki sinerji, inşallah, yeni işbirliği alanları oluşturmamızın vesilesi olacak.

Kıymetli misafirler;
Bugün kalkınma dediğimizde aklımıza ilk gelen kadınların güçlendirilmesidir. Sürdürülebilir kalkınmayla kadınların ekonomik ve sosyal olarak güçlenmesi arasında doğrudan bir ilişki var.

Yani, kadınlar temel insan haklarını kullanmadığı, eğitimden ve istihdamdan mahrum kaldığı zaman, kalkınmanın gerçekleşmesi mümkün değildir.

Bildiğiniz gibi bu durum coğrafi sınırları aşan, tüm dünya kadınlarının ortak meselesidir. Dolayısıyla tek bir kadının bile güçlenmesi, kendi ailesinden başlayarak etkisi gittikçe büyüyen bir iyileşme hali sağlar.

Hem sosyal hem de ekonomik olarak kalkınmış kadınların sayısı arttıkça, sosyal yapımızdan, üretim sistemlerimize kadar çok boyutlu dönüşümler yaşarız.

Dolayısıyla, Türkiye’de bilhassa kadın girişimci ekosistemini genişletmek için çok yönlü destek mekanizmalarımız mevcut. Kadın girişimcilere yönelik krediler, kadınların kendi işlerinin başına geçmesine imkân veriyor. Her ilimizde, etkileyici başarı hikâyeleriyle karşılaşabilirsiniz. Bu da, kadın dünyasına ait fikirleri, ilhamları, hayalleri somut bir hizmet ya da ürün olarak karşımıza çıkarıyor. Bunun sonucu olarak, kadın bakış açısının, hayatı kendi yorumuyla baştan sona dönüştürdüğünü görüyoruz.

Bildiğiniz gibi, iki sene önce başlayan kovid-19 salgını, tüm dünya için yeni bir dönemin kapılarını araladı. Dijital dönüşüm, baş döndüren bir hıza kavuştu. Malumunuz, özellikle teknoloji dünyasının, erkek egemen bir karakteri var. Ve geleceği an itibariyle bu karakter şekillendiriyor.

Kadınların yalnızca bugünkü şartları iyileştirmek için değil, daha adil bir geleceğin mimarları olmak için de, gayret etmesi gerek. Teknoloji alanında kadın varlığını artırmak için yapılacak yatırımlar gerçekten çok önemli! Ben şahsen, kız öğrencilerin, kısaca STEM dediğimiz Bilim, Teknoloji, Mühendislik, Matematik gibi alanlara yönlendirilmesine dair projeleri özellikle destekliyorum.

Öte yandan, insanlığın en acil çözüm bekleyen sorunu olan iklim değişikliği ile mücadele için, yeşil ekonomiye geçişi hızlandırmamız gerekiyor. Şu çok açık ki, yeşil ekonominin ana aktörleri kadınlar olacaktır.

Yeşil ekonomi, en basit anlamıyla, yaşanabilir bir gelecek dünyası kurmaktır. Tüm insanlık olarak, yenilenebilir ve sürdürülebilir enerji kaynaklarıyla, yeni sistemler kuracağımız, yeni bir rota çizmemiz gerekiyor.

İşte bu nedenle, kadınların sahip olduğu moral değerlerle örülü yeni iş modellerine ihtiyacımız var. Yani, çevreye sıfır olumsuz etkiyle büyüyen, kadın aklı ve ruhunun hakim olduğu şirketler bu işin altın anahtarları olacak.

Tüm bunları göz önüne aldığımızda, Türkiye ve Katar kadın liderlerinin ortaklığı, sadece iki ülke için değil, coğrafyamız için de öncü olacaktır.

Bu düşüncelerle sözlerime son veriyor, davetiniz için tekrar teşekkür ediyorum. Hepinizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.