“Enpati Hayvan Dostu Şehirler” Ödül Töreninde Yaptıkları Konuşma

28.07.2021

Değerli hanımefendiler, beyefendiler;
Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum.

Bugün, hepimizin vicdanına zimmetli hayvanlar için bir aradayız. Düzenlediği yarışmayla, buluşmamıza vesile olan Türkiye Belediyeler Birliği’ne şükranlarımı sunuyorum.

Hayvanların yaşam şartlarını iyileştiren projelerin geliştirilmesinde önayak olmanız gerçekten takdire şayan. Hakkında bilgi aldığım tüm projeler, son derece umut verici… Ev sahiplikleri için Keçiören Belediyesi’ne ayrıca teşekkür ediyorum. Orijinal fikirler üreten tüm Belediyeleri can-ı gönülden kutluyorum.

Değerli misafirler;
Dünya ortak evimizdir. Bu evi, diğer tüm canlılarla paylaşıyoruz. Onların, temel haklarına kavuşmasına yardımcı olmak hepimizin sorumluluğudur. Beslenmelerinden, tedavilerine kadar, üzerimize düşen birçok ödev var.

Bugün, sokaklarda hatırı sayılır sayıda kedi ve köpek yaşam mücadelesi veriyor. Barınacak yer ve yiyecek bulmakta çektikleri sıkıntılara, üzülerek şahit oluyoruz. Hastalandıklarında ya da kaza geçirdiklerinde, eğer bir yardım eden çıkmazsa, yaşadıkları ıstırap vicdanımızı yaralıyor.

Daha da vahimi, haberlerde, kanımızı donduran, şiddet vakalarını duyuyoruz. Hayvanlara gösterilen şiddetin hiçbir türünü asla kabul edemeyiz. Bu suçların oluşmadan önlenmesi için çözüm üretmemiz gerekiyor.

Hayvanların yaşam şartlarının iyileştirilmesi, bu konuda atılacak önemli adımlardan biridir. Barınakların şartları düzeltilmelidir. Bu konuda hayvan severlerin de talepleri var, biliyorsunuz. Kafeslerin içinde geçen yaşam, yaşam değil, tutsaklıktır.

Hayvanların yeme içme kadar, serbest dolaşma ihtiyaçlarına da cevap verecek, yaşam alanlarına ihtiyaçları var. Belediyelerimizin yenilikçi projeleriyle, tüm bu ihtiyaçları karşılayan yaşam alanlarının oluşacağına yürekten inanıyorum.

Bunun yanında, belediyelerimizin, her daim, hayvan severlerle dirsek temasında olmasının da çok faydalı olacağını düşünüyorum. Onların saha tecrübesinden istifade etmek, en iyi çözümlerin oluşmasını sağlayacaktır.

Bildiğiniz gibi üniversitelerde de gençler, sokak hayvanları için çok güzel çalışmalar yapıyorlar. Kurdukları kulüpler aracılığı ile nice hayvanı sahiplendirip, tedavi ettiriyorlar.

Gençlerin enerjisini kendimize katarsak, hedeflerimizi gerçekleştirmede daha hızlı yol alırız. Belediyelerimiz ile hayvan severler arasındaki işbirliğinin artması, eminim ki mutluluk verici sonuçlar doğuracaktır.

Değerli misafirler;
Hazırlanan birbirinden güzel projelerin kategorilerine baktığımızda, yapılacak ne kadar çok iş olduğu aşikâr. Tesisten, yazılıma, tedaviden, mama üretimine ve farkındalık çalışmalarına kadar birçok parlak fikir bir araya gelmiş. 223 başvurunun her birinin, yaygınlaşması halinde çok güzel sonuçlar doğuracağından eminim.

Tabii, tüm başlıklar arasında biri var ki, belki hepsinden çok daha önemli… O da farkındalıktır. Hayvanlar susadıklarında, acıktıklarında ya da yaralandıklarında yardım isteyemiyorlar. Onların farkında olmak, sessiz feryatlarını duymak boynumuzun borcudur. Yediden yetmişe, hepimizin işin bir ucundan tutması lazım.

Bugün hâlâ, cins hayvanların, özel günlerde hediye edilecek bir eşya gibi alındığını, sonra sokağa atıldığını görüyoruz.

Oysa barınaklarda, sevgiye hasret onca hayvan var.

Bildiğiniz gibi, geçtiğimiz Hayvanları Koruma Gününde, Yedikule Hayvan Barınağından Leblebi’yi sahiplendik. Özellikle engelli olduğu için onu istedik.

Buradan anne babalara tüm kalbimle bir çağrıda bulunmak istiyorum. Çocuklarımız, evcil hayvan istediklerinde onları barınaklara götürelim. Oradaki canlar, yalnızca başlarını okşayacak bir el istiyor. Onlara bir şans verelim. Çocuklarımızın, gerçek sevginin, iyileştiren ve dönüştüren gücünü tecrübe etmelerini sağlayalım.

Eğer bir hayvana bakacak imkânımız yoksa bile, yine de müsait vakitlerde çocuklarımızla barınakları ziyaret edebiliriz. Oradaki hayvanlarla vakit geçirip, ihtiyaçlarını karşılayabiliriz.

İnanın, bu sadece hayvanlara değil, bize de iyi gelecek. Çünkü merhamet, insan kalbinin yegâne gıdasıdır.

Kıymetli misafirler;
Hayvanlara güzel muamele etmek ve zarardan korumak için ihtiyacımız olan reçete, medeniyet tecrübemizde vardır. Yeter ki hatırlayalım. Manevi değerlerimizle terbiye edilmiş vicdanlarımız, pusulamızdır.

Gandhi meşhur sözünde; “Bir milletin büyüklüğü ve ahlaki gelişimi, hayvanlara olan davranış biçimi ile değerlendirilir” diyor. 19. yüzyılda, dünyanın ilk hayvan hastanesi, Düşkün Leylekler Evi’ni kuran, medeniyetimizi inşa eden vicdanlardır. Tarih sayfalarımız, yabani hayvanlardan, kuşlara kadar her tür hayvanın bakımıyla ilgilenen sayısız vakıfla doludur.

Bugün ne yazık ki, birçok değerimizi yitirdik. Hayvanlara bir kap mama, bir kap su verilmesi için büyük kampanyaların düzenlenmesinin gerekmesi, insanlık adına büyük ayıptır. Bunları zaten yapıyor olmamız gerekir.

Lütfen, kalb-i selimin zirvesini yaşamış, merhamet mirasımızı ihya etmek için, ele ele verelim. Mahlûkatın, üzerimizde çiğnenemez hakları olduğu şuuruyla hareket edelim. Mahallemizde yaşayan hayvanlara sahip çıkalım.

Son derece basit birkaç adımla bile, hayatı hem onlar hem de kendimiz için kolaylaştırabiliriz. Mesela, basit malzemelerle, barınabilecekleri kulübeler yapabiliriz.

Sokaklarımızın belli köşelerinde su ve yiyecek ihtiyaçlarını karşılayacakları alanlar oluşturabiliriz. Belediyelerimizle, işbirlikleri geliştirerek, yaşam alanlarımızı, güvenli hale getirebiliriz.

Değerli konuklar;

Sözlerimi, bugüne kadar hayvanlar için büyük bir mücadele vermiş tüm hayvan severlere teşekkür ederek sonlandırmak istiyorum. Gerçekten, iyilik ve merhamet adına eşsiz bir insanlık örneği sergiliyorlar. Hiçbir karşılık beklemeden, üstün bir fedakârlıkla, maddi ve manevi birçok yükü sırtlanıyorlar. Onlara çok büyük bir gönül borcumuz var.

Hiçbir hayvanın incitilmediği ve haklarının eksiksiz teslim edildiği bir dünya diliyorum. Sizleri muhabbetle selamlıyorum.

Kalın Sağlıcakla!