Sayın Hanımefendi’nin Mihrişah Valide Sultan İmarethanesi Açılış Konuşması

25.07.2020

Değerli Hanımefendiler, Beyefendiler,

Kıymetli Kardeşlerim,

Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum.

Yoğun bir pandemi gündeminden sonra, iki asrı aşkın süredir ayakta duran Mihrişah Valide Sultan imaretinde yeniden biraraya geldik.

Kendini hayır işlerine adamış Mihrişah Valide Sultan’ı ve tüm ecdadımızı rahmetle yad ediyorum.

Arkalarında bıraktıkları eserler, hem bizlerin, hem de gelecek nesillerin yapması gerekenler için, yol göstericidir.

Gelecek nesillere aktarılacak bu güzide eserin restorasyon çalışmasında emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum.

Bu vesile ile, Fatih Sultan Mehmed Vakfı’nın mülkiyetinde bulunan Ayasofya’mıza, 86 yıl sonra cami sıfatıyla yeniden kavuşmuş olmanın sevincini de sizlerle paylaşmak istiyorum.

Değerli Misafirler,

Aziz İstanbul’umuzun her köşesi vakıf eserleriyle doludur.

Yine Anadolu’nun her yerinde camiler, yollar, köprüler, kervansaraylar, medreseler gibi nice eser görürüz.

Bunlar hiçbir karşılık beklemeden, yalnızca Allah rızası gözetilerek yapılmış eserlerdir. İnsanın insana emanet olduğu bilincine sahip olduğumuzun ispatıdır.

Medeniyet yolumuzun hiç sönmeyecek kandilleridir.

Tüm bu eserleri meydana getiren sâik; dinimizin bize emrettiği sadaka ve zekat ibadetidir. Vakıf medeniyetimiz bu şekilde inşa edilmiştir.

Şunu da gururla söylemek istiyorum; bu medeniyetin izlerine başka bir coğrafyada rastlamak mümkün değildir.

Bu kadar çok vakıf eserinin varlığı, “hayırlı işleri yapmada birbirinizle yarışın” ayetinin, ecdadımızca ne kadar iyi anlaşıldığının göstergesidir.

Her bir vakıf eseri, yaşamın ucuna iğne oyası gibi işlenmiş, ince fikrin ve gönül zerafetinin ürünüdür.

Vakıflardaki çeşitliliğe ve verdikleri hizmetlere baktığımızda anlıyoruz ki, ecdadımız hayatın içindeki birçok ihtiyacı farketmiştir.

Yani hayatı yalnızca kendi eksenlerinde değil, başkalarını gözeterek yaşamışlardır.

Öyle ki, kurulan vakıfların amaçlarına baktığımızda insan düşüncesinin inceliği karşısında şaşırıp kalıyoruz.

Mesela hastalandığı ya da başka bir sebeple göçemeyen kuşlara bakmak için kurulan vakıflar var.

Evlenmeyi kolaylaştırmak için çeyiz yapan vakıflar kurulmuş.

Öğrenci okutmak, borç para vermek, ağaçları korumak, çevreyi güzelleştirmek gibi ihtiyaçları kendine amaç edinmiş nice vakıf var.

İnsandan hayvana ve nebatata kadar, tüm yaratılmışın ihtiyacı ile hemhal olan bir anlayış, hayatın her alanına dokunmuştur.

Bu medeniyet anlayışı, bize merhametin, iyiliğin ve güzelliğin, dünyayı nasıl başkalaştırabildiğini gösteriyor.

Mesela, içinde bulunduğumuz şu güzide mekana bakınca, bir iyilik tohumunun yüzyıllardır verdiği meyveyi görüyoruz.

Sadece buradan, her gün, kayıtlı 2400 kişiye, sefertasıyla 3 çeşit sıcak yemek dağıtılıyor. Yine kayıtlı 2023 aileye aylık olarak erzak kolisi veriliyor.

Ayrıca günlük 40 kurban kesim kapasitesiyle, hayırseverlere kapılarını açıyor.  Yaklaşan Kurban Bayramı vesilesiyle, bu hayır halkasının bir parçası olabileceğimizi unutmayalım.

Değerli Kardeşlerim,

Her ne kadar bu vakıf eserleri padişahlar ya da valide sultanlarla anılsa da, vakıflar elinde olanı paylaşmak isteyen herkesin çabasıyla oluşmuş kurumlardır. Yani paylaşmak için gönül zenginliği esastır.

Bununla beraber, vakıf kurmada kadınların başı çeken ve toplum menfaati noktasında büyük katkılar sunan öncü bir rolü olduğunu görüyoruz.

Camiler, medreseler, darüşşifalar, kadınların bilhassa sağlık, din ve kültür konularında çok aktif rol aldıklarını anlatıyor bizlere.

Bu gayretin, yüksek empati duygusunun ve diğergamlığın bir ifadesi olduğunu düşünüyorum.

İyi, sağlıklı ve topluma faydalı insan yetiştirmek amaç olmuş. İnsana her anlamda yatırım yaparak, medeniyet merdiveninin üst basamaklarında duracak bir toplum geleceği kurmak için ter dökülmüş.

Her zaman ifade ettiğimiz gibi, kadınların dönüştürücü gücü yeni bir söylem değil, uzun bir tarihe yayılan tecrübemizdir.  

Yani, sivil toplum bizler için yeni keşfedilmiş bir alan değildir.

Türkiye olarak bu kadar güçlü bir sivil topluma sahip olmamızın, insani yardım noktasında dünyada en ön sıralarda yer almamızın arkasındaki şuur, işte budur.

Değerli Misafirler,

Çok kısa bir zaman öncesine kadar hiçbirimiz, içinden geçtiğimiz bu zorlu pandemi sürecini tahmin dahi edemezdik.

Fakat milletçe birbirimize kenetlendik ve dünyadaki en güzel dayanışma örneklerinden birini gösterdik.

Dünyayı bir anda durma noktasına getiren salgın günlerinde, bir ve beraber olmanın şifasını yeniden hissettik.

Yaşlılarımızı, engelli bireylerimizi, darda kalanlarımızı her şeyin üzerinde tuttuk.

Bu felaket karşında bocalamadık çünkü asırlarca tatbik edildiğini bildiğimiz bir insaniyet bakiyemiz vardı. Hatta bunu tıbbi yardımlar çerçevesinde tüm dünyayla da paylaştık.

Tabi şunu hiç unutmamalıyız; bu mirasın bugün dahi dipdiri olması, yarına da aynı şekilde aktarılabileceğinin garantisi değildir.

Gelecek nesillerin de, bu mirastan yararlanması bizim çabamıza bağlı.

Vakıf kültürünün yaşatılması, öğretilmesi ve bilhassa gençler arasında yaygınlaştırılmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Tecrübe dolu kadim tarihimizden elde ettiğimiz değerlerle, yeni dünyayı şekillendirmeliyiz.

Değerli Misafirler,

Hayat denen şu bir mevsimlik durakta, bize verilen nefes tükendiğinde amel defterlerimiz de kapanmış olacak.

Fakat vakıf bilinciyle yaptırılan ve biz göçüp gittikten sonra da sayısız insanın istifade edeceği bu eserler, sadaka-i cariyemiz olacaktır inşallah.

Sözlerime son verirken, yaklaşan Kurban Bayramınızı şimdiden tebrik ediyorum. Kurban ibadetinin ruhuna uygun bir yakınlaşma ve manevi olgunlaşmaya vesile olmasını diliyorum. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Kalın sağlıcakla!