Küresel Mülteci Forumunda Yaptıkları Konuşma

16.12.2019

Saygıdeğer Hanımefendiler, Beyefendiler,

Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyor, Türk Halkının en içten sevgilerini sunuyorum.

Böylesine seçkin bir toplulukla bir arada bulunmaktan büyük memnuniyet duyuyorum.

Burada bulunan herkesin, dünyanın tüm çocuklarına, mutlu olacakları bir dünya bırakma gayretinde olduğunu biliyorum.

Küresel Mülteci Forumu’nun, insanlığın kanayan yarası olan mültecilerin dertlerine kalıcı çözümler üretmesini diliyorum. 

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne, davetlerinden ötürü şükranlarımı sunuyorum.

Kıymetli Konuklar,

Bildiğiniz gibi Türkiye, sayısı 4 milyona yaklaşan mülteciyi ağırlayarak, dünyanın ağır yükünü omuzlayan bir ülkedir.

Suriye Savaşı’nın başından bu yana, art arda gelen göç dalgalarına muhatap olmuş ve gelen herkesi, hiçbir ayrım yapmadan kucaklamıştır.

Ülke olarak, dünyanın son derece kırılgan bir bölgesinde yer alıyoruz.

O nedenle ülkemiz, kadim tarihimiz boyunca yalnızca Türkler değil, savaştan, zulümden, baskıdan, ayrımcılıktan kaçan herkes için yurt olmuştur.

Dolayısıyla, hayat kurtarma, yaşamı yeniden tesis etme, kalkındırma gibi alanlarda hatırı sayılır bir tecrübeye sahibiz.

Türkiye olarak, bu tecrübenin aktarılmasında, kapımız her türlü iş birliğine ve dayanışmaya sonuna kadar açıktır.

Ülkemizin yaraları sarmadaki başarısında, Türk halkının yabancıya gösterdiği misafirperverliğin katkısını, mutlaka belirtmeliyim.

Halkımız, yabancıdan korkmayan, onu Tanrı misafiri olarak gören bir reflekse sahiptir.

Bizim için insan, üzerindeki tüm etiketlerden bağımsız olarak eşittir. İnsanca bir yaşam ise, herkesin temel hakkıdır.

Değerli Misafirler,

Büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim ki, ülkemiz son 30 yılda bebek ve çocuk ölümlerini en hızlı düşüren ikinci ülke konumundadır. Bu proaktif tutum, mültecileri de kapsamaktadır.

2018 yılında yapılan bir araştırmaya göre, Suriyeli bebek ölümleri, 2003-2008 yılları için binde 42 iken, 2013-2018 yıllarında bu rakam binde 22’ye düşmüştür.

Anne ve bebek sağlığına yönelik, kendi vatandaşlarımıza verdiğimiz tüm hizmetler, eşit ve ücretsiz olarak mültecilere de sağlanmaktadır.  

Çünkü kadınların ve çocukların sağlık hizmetlerinden tam, eşit ve en yüksek standartta faydalanmaları, temel insan haklarındandır.

Bu çerçevede, Türkiye'de kamp ve kamp dışı göçmenlerde, gebe ve lohusa izlemlerini titizlikle yapıyoruz. Gebe ve lohusalara, ücretsiz demir ve D vitamini desteği sağlıyoruz.

Farklı bir kültürün insanlarına anne, çocuk ve üreme sağlığı hakkında danışmanlık hizmetlerini, kendi kültür dünyalarına yaklaşarak, kendi dillerinde gerçekleştiriyoruz.

Güvenli Annelik, Gebelikte Beslenme gibi konularda eğitimler veriyoruz.

Anne ölümlerini, Ölüm Bildirim Sistemimiz ile yakından izliyoruz.

Her mülteci annenin ölümü, aynı kendi vatandaşlarımızda olduğu gibi bilim komisyonlarınca değerlendiriliyor. Bulgular tüm sağlık kurumlarımıza bildirilerek önleyici tedbirler alınıyor.

Doğum Öncesi Bakım programıyla, tüm gebelerin doğumdan önce en az 4 kez doğum öncesi bakım hizmeti almasını sağlıyoruz.

Riskli Gebeliklerin Yönetimi ve Önlenmesi programımız sayesinde, gebelik, doğum ve doğum sonrası, tüm süreçleri takip ediyoruz.

Anne Dostu Hastane programımızla, anne adaylarının mahremiyetine saygılı, tek kişilik doğum üniteleri oluşturduk. Sağlık şartları elverdiği sürece normal doğumu özendiren, kendilerini ev ortamında hissettikleri hastane sayımızı arttırıyoruz.

Evlilik Öncesi Danışmanlık programı ile, evlilik öncesi sağlık raporu almak için başvuranlara çeşitli konularda bilinçlendirme çalışmaları yapıyoruz.

Tüm bunların yanında, tam teşekküllü bir kamu hastanesine uzak olan yerleşim yerlerinde, Güçlendirilmiş Göçmen Sağlığı Merkezleri konsepti geliştirdik. 

Bu merkezlerde, temel sağlık hizmetlerinin yanında, dahiliye, çocuk ve kadın doğum branşlarında hizmetler sağlıyoruz.

Hali hazırda 29 ilde, 185 merkezimiz sağlık hizmeti veriyor.

Kıymetli Konuklar,

Ülkemizin anne ve çocuk sağlığına yönelik olarak verdiği çok kapsamlı hizmetleri tek tek burada saymak mümkün değil elbette.

Her yıl 100 binin üzerinde doğan Suriyeli bebeğin hayatta kalması için büyük bir çaba sarf ediyoruz.

Kadın ve çocuk sağlığı hayatın başlangıç noktası ve geleceğin teminatıdır.

Dünyanın bir ucundaki insanın mutluluğu, dünyanın huzurunu artırıyor. Buna yürekten inanıyorum.

Hiç tanımadığımız insanların gözlerinden akan yaşlar ise, tüm dünyanın yaşam kalitesini düşürüyor.

O nedenle güzel bir dünya, mutlu bir yaşam istiyorsak, bunun, herkesin ortak paydası olması için çalışmalıyız.

Gökyüzünü savaş uçaklarından arındırıp, çocukların uçurtmalarına yer açabilirsek, işte o zaman yaşamın hakkını verebiliriz.

Bu düşüncelerle sözlerime son veriyor, dünyanın en kısa zamanda barışa ve huzura kavuşmasını temenni ediyorum.  Küresel Mülteci Forumu’nun hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Organizasyonda emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum.

Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.