“ASELSAN Sıfır Atık Programında Yaptığı Konuşma

10.12.2019

Değerli Hanımefendiler, Beyefendiler,

Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum.

Türkiye’nin, milli teknoloji üreten, en büyük kuruluşlarından biri olan, ASELSAN’da bulunmaktan, büyük memnuniyet duyuyorum.

ASELSAN, ülkemizin göz bebeği kuruluşlarından biridir. Özgün ürünlerini ihraç edebilen, dünyanın, sayılı sanayi şirketlerinden biri olmasıyla, her daim gurur sebebimizdir.

Sadece faaliyet gösterdiği sektördeki, başarılarıyla değil, önemli konulardaki farkındalık ve öncü duruşuyla da, takdire şayandır.

ASELSAN’ın benimsediği vizyonun bir yarısı, öncü işler yapmakken, diğer yarısı, “çevreye ve insana duyarlı, bir teknoloji firması”, olmaktır.

Yaptığım iş, insanlığa nasıl hizmet edecek, sorusunu cevaplayabiliyorsak, işte, başarı odur.  

Dünyanın en çok kârını da elde etseniz, eğer sonuçlarınız yıkıcıysa, yaptıklarınızın hiçbir kıymeti kalmaz.

ASELSAN, dünyanın, en kapsamlı çevre girişimlerinden biri olan, Karbon Saydamlık Projesi’ne, 2012 yılından beri, iştirak ediyor.

2018 yılında, küresel ve ülke ortalamasının üzerinde, bir performansla, Türkiye’de en yüksek puanı alan, ilk üç firma arasına girdi.

Bu, dünyanın savunma sanayi liderleriyle, aynı puan seviyesine ulaşmak demek.

Çevreye gösterdiğiniz, bu duyarlılıktan ötürü, teşekkür ediyorum. Ülkemizin adını, ileri teknolojik kabiliyetinizle olduğu kadar, çevre duyarlılığı ile de, inşallah baş sıralara yazdıracaksınız.

Değerli Misafirler,

Kurum kültürünün, en küçüğünden, en büyüğüne, tüm kuruluşlarda tesis edilmesinin, çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Çalışma hayatındaki herkes, günlük olarak ortalama, sekiz, dokuz saatini, iş yerinde geçiriyor. Bir zaman sonra, çalıştığı kurumun değerleriyle, şekillenmeye başlıyor.

Bugün ASELSAN’ın, yaklaşık altı bin çalışanının olması demek, altı bin aile demek. Bununla beraber, altı bin ailenin, yakın eş dost ve akraba çevresi demek.

En basiti, kurum bünyesinde kaldırılan, kişisel çöp kovalarının dahi, bu altı bin kişiden başlayarak genişleyen, büyük bir etki çemberi olduğuna inanıyorum.

Şunu unutmayalım ki, kurumların, samimiyetle inşa ettikleri etik değerler, bina içerisinde kalmıyor. Aksine, toplumu da dönüştüren ve yönlendiren bir hal alıyor. Çünkü insanın fıtratında, güzele temayül vardır.

Biz de bu inançla, sıfır atık projesine öncelikle, Cumhurbaşkanlığı ofisleri olmak üzere, tüm kamu kurum ve kuruluşlarından başladık.

2019 yılsonu hedefimiz olan, 25 bin kamu binasında, sıfır atığa geçme hedefimizi, 2 ay önce tamamladık.

İnşallah 2023’de, tüm Türkiye’de sıfır atık projesini, hayata geçirmiş olacağız.

Sıfır atık uygulamasıyla yıllık, 20 milyon dolar kazanç ve 100 bin kişiye, istihdam hedefliyoruz.

ASELSAN’ın atık yönetimi çerçevesinde, 2018 yılında, 273 ton atık ayrıştırarak, ekonomiye ve kendine, maddi kaynak sağladığını biliyoruz.

Bu sayede, 1 milyon TL civarında bir gelir elde edilmiş. 2019 yılında, bugüne kadar toplanan, 634 ton atıktan ise, 1.5 milyon TL kazanılmış.  

İşte hayata geçirilen bu çaba, atık gözüyle baktığımız şeyin, nasıl ekonomik değere dönüşebileceğinin, en güzel kanıtıdır.

Kıymetli misafirler,

Bildiğiniz gibi atık, çok kapsamlı bir kavram. Tüketim hızımız öyle yüksek ki, çöp deyince, yalnızca mutfaklardaki çöp tenekesi, aklımıza gelmemeli.

Ticaret Bakanlığımızın 2018 israf raporuna göre, Türkiye’de cep telefonu değiştirme hızı, 3.7 yıla düşmüştür.

Elektronik eşyalar, araç gereçlerimiz arasında, ilk sırayı alıyor. Ve bildiğiniz gibi, elektroniğin ömrü, son derece kısadır.

Öyle ki, kelebekler, teknolojiden daha uzun yaşıyor desek, yeridir.

Her gün, yeni bir teknolojik güncellemeye uyanıyoruz. Bu da, aslında henüz yepyeni olan telefonumuzun, ya da bilgisayarımızın, bir anda demode olmasına sebep oluyor.

Dolayısıyla önümüzde, hızlı çözümler üretmemizi gerektiren, yeni bir alan açılmış durumda.

Bilişim ürünlerinin ömürlerini uzatmanın bir yöntemini, mutlaka bulmalıyız.

Bir araştırmaya göre, her yıl, 4 bin 500 Eyfel Kulesi ağırlığında, elektronik atık üretiliyor.

Bu rakam azalacağına, her gün maalesef ki artıyor.

2016 yılında, dünyada e-atıkların yalnızca, yüzde 20’si geri dönüştürülebildi.

Geri kalanlar, vahşi depolama alanlarına gönderildi, bir kısmı yakıldı ve kalanlar ise, gelişmekte olan ülkelere, ithal edildi.

Elektronik atıkların, insan sağlığına zararlı, toksik maddeler içerdiği, biliniyor. Bunlar doğru yönetilmediğinde, toprağa, suya ve havaya karışıyor.

2016’da atılan, elektronik atığın içindeki altın, bakır, gümüş ve platinyum gibi değerli ve yeniden kullanılabilir maddelerin, 55 milyar Euro olduğu tahmin ediliyor.

Bildiğiniz gibi, sıfır atık projesiyle, hakim kılmak istediğimiz kültür, kullan-at değil, ‘gerekiyorsa al, atma, yeniden değerlendir’ kültürüdür.

Peki, bilişim sektöründe bunu nasıl gerçekleştireceğiz? Teknolojiyi, yeni telefon, tablet, ya da bilgisayar satmak için değil de, insanlığa hizmet etmesi için, nasıl tasarlayacağız?

Şimdi, hızla cevap aramamız gereken sorular, bunlardır. Ve ben eminim ki, gerek teknoloji şirketlerimiz, gerekse, teknoloji aşığı gençlerimiz, bu sorunun cevabını, en iyi şekilde verecekler.

Kıymetli misafirler,

Sanayi devriminden bu yana, hangi alana baksak, kâr elde etmenin temel amaç olduğu, endüstriler görüyoruz.

İnsan hayatını kolaylaştırması ve insanlığı ileriye taşıması beklenen, bilim ve teknoloji, maalesef zaman zaman, kötülüğe hizmet eder hale geliyor.

Oysa, dünya, bulduğumuz ilacın, biyolojik silaha döndüğü değil, hayat kurtardığı bir eksende dönmelidir.

Biz, bilim ve teknolojiyle engelleri aşmalı, eğitimi yaygınlaştırmalı, hastalıklara çare aramalı ve medeniyet yoluna, daha parlak bir ışık tutmalıyız.

Umarım milli teknolojimiz, milli değerlerimiz etrafında şekillenerek, dünyaya da, yeni ufuklar açmanın, yolunu inşa eder. Çünkü dünyanın acilen, iyiliğe ihtiyacı var.

Bu duygularla söylerime son veriyor, başarılı çalışmalarınızın devamını diliyorum.

Milli Savunma Bakanımız Hulusi Akar Bey başta olmak üzere, Savunma Sanayi Başkanlığı ve Aselsan Genel Müdürlüğü’nün tüm yetkililerine teşekkür ediyorum.

Hepinizi muhabbetle selamlıyorum.

Kalın sağlıcakla.