2019 TRT World İnsani Yardım Ödülleri Töreninde Yaptıkları Konuşma

28.11.2019

Değerli Hanımefendiler, Beyefendiler,

Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum.

Kalbini ve aklını, iyilik fikrine adamış güzel insanlarla birlikte olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum.

Hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz!

Değerli Misafirler,

Dünyanın uzaydan çekilmiş resmini şöyle bir gözümüzün önüne getirdiğimizde, hayret verici güzellikte bir manzarayla karşılaşırız. Her şeyin bir ve bütün göründüğü mavi bir küre…

Fakat bu mavi küreye yaklaştıkça her şey parçalara bölünür.

Çatışmaların ve yakarışların sesleri yükselmeye başlar.

Dünyanın dışından baktığımızda gördüğümüz o huzur dolu manzaraya, içindeki bu gerçeklik hiç yakışmıyor.

İnsanlık deneyimini trajedilerle dolduran nefsani hırslar, maalesef her alanda kendini gösteriyor. Dünyayı kaosa sürüklüyor.

Mesela 2011’den beri Suriye’den barut kokusu yükseliyor.

Öte yandan Myanmar, Yemen, Afganistan, Filistin, Afrika derken, gözyaşı listesi uzayıp gidiyor.

Bazılarımız tüm bu olup bitenleri görmezden geliyor, bazılarımız ise dünyayı değiştirmenin bizatihi vazifesi olduğuna inanıyor.

Bugün burada, kahramanların öyle sadece masallarda, hikayelerde olmadığını, gerçek insanlar arasından çıkabildiğini ispatlayan isimleri misafir ediyoruz. Kocaman yürekleriyle aramızdalar!...

İnsanlığa, sevgiye ve barışa yaptığınız tüm katkılar için, sizlere insanlık adına şükranlarımı sunuyorum. Gözyaşlarını sildiğiniz çocuklar, ellerinden tuttuğunuz iki büklüm yaşlılar için sizlere minnettarız.

Kıymetli Misafirler,

Türkiye’yi ifade eden birçok tanımlama var. Bunlardan en güzeli “dünyanın en cömert ülkesi” olmasıdır.

En cömert ülke olmak demek, başkalarının dertleriyle dertlenebilmektir.

Topraklarımız, tarih boyunca zulümden ve savaşlardan kaçanlara yurt olmuştur. Ayrımcılık görenlere hoşgörüyle kollarını açmış, bağrına basmıştır.

Heybesinde yüzyıllar boyunca insani yardım adına birçok deneyim biriktirmiştir.

Bildiğiniz gibi, Türkiye’de sayısı 4 milyona yaklaşan sığınmacı bulunuyor.

Uyguladığımız açık kapı politikasıyla, dünyanın büyük bir yükünü omuzlarımızda taşıyoruz.

Bu insanlar yıllardır savaşın bitmesini ve kendi evlerinin kapılarını yeniden açabilmeyi ümit ediyorlar. İnşallah bu yakın bir gelecekte olacaktır.

Kıymetli misafirler,

Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisinin yayımladığı “Küresel İnsani Değerlendirme 2019” raporuna göre, dünyada her 70 kişiden 1’i insani yardıma muhtaç durumdadır.

Dünyada 42 ülkeden, 132 milyon insan yardıma muhtaçken, ulaşılabilen insan sayısının 93 milyon olduğu tahmin ediliyor.

Biliyoruz ki, savaşlarda en çok kadınlar ve çocuklar mağdur oluyor.

Çatışmaların ve savaşın olduğu bölgelerde, kız çocuklarının yüzde 90’ı eğitim alamaz hale geliyorlar.

Savaş beraberinde yoksulluğu getiriyor. Hayatın devamlılığına büyük bir darbe indiriyor. İnsanlar gelecek fikrinden yoksun, adeta arafta yaşar hale geliyorlar.

Türkiye olarak, insani yardım meselesini yardım kolilerinin çok ötesinde bir anlayışla ele alıyoruz.

İnsani yardım, yeniden inşa etmeyi, kalkındırmayı ve sürekliliği içermelidir.

Çünkü biliyoruz ki, ne zaman insani bir kriz yaşansa, bu durum birkaç gün ana haber bültenlerinde yer alıyor ve sonra unutuluyor. İnsanlar yıkılmış hayatlarla baş başa kalıyorlar.

Bu noktada Kızılay, AFAD ve TİKA gibi kurumlarımız, dünyanın birçok ülkesine yardımla beraber umut da taşıyorlar.

Türk Kızılay’ı sadece 2018 yılında 53 ülkede, doğa ve insan kaynaklı afetlerden etkilenen 7 milyon mağdur insana ulaştı.

AFAD, kendini başkasının yerine koyarak geliştirdiği yüksek empatiyle, afet döngüsünün her aşamasında yer aldı.

Değerli Misafirler,

Kırılgan bölgelerdeki en önemli ihtiyaçlardan biri de, sağlıktır. Sağlıkla ilgili hizmetler, geçici sağlık kontrollerinin ötesinde devamlılık isteyen zorlu bir alandır.

Ülkemiz, uluslararası platformda, birçok sağlık hizmeti götürdüğü gibi, Sağlık Bakanlığımız Sudan’da, Somali’de, Bangladeş’te hastaneler kurdu.

Sadece balık vermek yetmez, balık tutmayı da öğretmek gerekir. O nedenle başka ülkelerin sağlıkta mesleki kapasitesini artırmayı da çok önemsiyoruz.

Diğer ülkelerle yaptığımız ikili işbirliği anlaşmaları ile bugüne kadar, 46 farklı ülkeden 10 bin yabancı hasta, ülkemizde ücretsiz olarak tedavi edildi.

Bu hastaların üçte biri, kadın ve çocuklardan oluşuyor.

Dünyanın iyileşmeyen yarası Afrika ise, bizim için apayrı bir konudur. Yoksulluğun giderilmesi ve kendi ayakları üzerinde duran bir toplum yapısının tesis edilmesi için, alt yapı yatırımları yapıyoruz.

Kırılgan bölgelerde kadınların güçlendirilmesi adına gerçekleştirdiğimiz güzel bir projeden de, burada bahsetmek isterim.

2016’da Ankara’da Afrika Evi’nin temellerini iyi niyet üzerine attık. Afrikalı kadınların ülkelerinde yaptıkları ve karşılığında yalnızca 1 dolar aldıkları el emeği ürünler için, adil bir pazar oluşturmak istedik.

Çünkü bu ürünler, onlardan alınıp, başka ülkelerin pahalı butiklerinde çok yüksek fiyatlara satılıyor ve elde edilen kar onlara geri dönmüyordu.

Kurduğumuz Afrika evinde satışa sunulan ürünlerin tüm geliri, olduğu gibi Afrikalı kadınlara dönüyor.

Emeklerinin tam karşılığını alan bu kadınlar, kendi ailelerinin geçimine katkıda bulunuyorlar. Yaralar bir nebze olsun sarılıyor.

Kıymetli Misafirler,

Dünyada hayat yolculuğumuz bittiğinde, buradan göçüp giderken, yanımıza güzel fiillerimizden başka hiçbir şey alamıyoruz.  

İşte bu gerçeği içselleştirebilenler, ellerindeki her şeyi paylaşma yolunu seçiyorlar.

Bilgisi olan bilgisini, parası olan parasını, yeteneği olan yeteneğini, acıları sarmak için kullanıyor.

Bugün burada ödül alan bu çok kıymetli kişiler, insan ruhundaki iyilik potansiyelinin en sağlam delilidir.

Yıkan değil, yapan olmak, masumların gözyaşlarını silmek, dünyanın en paha biçilmez eylemidir.

Gençliğimiz için örnek olmalarını ve sayılarının artmasını diliyorum, herbirini ayrı ayrı kutluyorum.

Huzurun, barışın tüm insanlığın ortak deneyimi olmasını diliyorum.

Programda emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyor, sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Kalın sağlıcakla.