İlk Adım Ebe Gebe Okulu Açılışında Yaptıkları Konuşma

20.11.2019

Değerli Hanımefendiler,

Beyefendiler,

Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum.

İlk Adım Ebe Gebe Okulunun açılışı vesilesiyle, sizlerle olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.

Bu projenin hayata geçmesinde başta Selçuklu Belediyesi olmak üzere, emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.

Değerli Misafirler,

Dünya Sağlık Örgütü’nün, kabul edilebilir gördüğü sezaryen ameliyat oranı, yüzde 15 ile sınırlıdır. Maalesef ki bugün ülkemizde sezaryen ameliyatı, yüzde 53 seviyelerindedir.

Bu oran, bize her iki bebekten birinin müdahale ile doğduğunu söylüyor. Halbuki sezaryen, ancak hayat kurtarmak için müracaat edilmesi gereken bir yöntemdir.

Bilim ve teknolojinin, insan hayatına müspet katkıları tartışılmaz. Fakat bunun yanında, modern çağın, algılarımız üzerinde yaptığı tahribatlar var.

Ne yazık ki, sezaryen, doğal doğuma tercih edilen bir kolaylık olarak görülüyor. Oysa bizim neslimiz, sezaryen ameliyat olmayı üzülecek, nadir bir durum olarak kabul ederdi.

Bugün, ağrıdan, sancıdan kurtuluşun bir yolu olarak benimseniyor. Kimse sezaryen ameliyatının verdiği zararlardan bahsetmiyor. Batı’daki, doğal doğuma dönüş eğilimini konuşan, yok!

Şu an en acil ihtiyacımız, doğal doğumla ilgili yaygın olan korku algısının değiştirilmesidir.

Bu noktada, bugün açılışını yaptığımız İlk Adım Ebe Gebe Okulu’nun büyük bir hizmete vesile olacağına inanıyorum.

Bu projenin esas amacı, doğal doğum ile anne adayları arasındaki güven bağını yeniden tesis etmektir.

Doğum deneyiminin doğal haliyle yeniden kazandırılmasında ve ebelerin yetişmesinde bu okulumuz önemli bir rol oynuyor.

Nefes egzersizleri, emzirme gibi doğumla ilgili eğitimler, başarılı doğumları beraberinde getireceği gibi, en başta anne adaylarını doğal doğumla barıştıracaktır.

Konya’daki yüzde 50 olan sezaryen oranının, doğuma hazırlık eğitimi almış gebelerde yüzde 33’lere düşmüş olması son derece sevindiricidir. Bu gebelerin yüzde 75’i ilk defa doğum yapan annelerden oluşmaktadır.

Demek ki, yeteri kadar ihtimam gösterilir ve gerekli güven ortamı oluşturulursa, sezaryenin bir tercih olmasının önüne geçmek, pekala mümkündür.

Kıymetli misafirler,

Adeta bir mucize olan gebelik yolculuğunun, gerçek varış noktası doğal doğumdur.

Kadınların bu muhteşem deneyimden tıbbi bir zorunluluk olmadıkça, kendilerini mahrum bırakmamalarını diliyorum.

Doğumla beraber yaşadığımız içsel yolculuğun, yaratılışı tanıma noktasında daha derin bir bakış açısı kazandırdığını biliyoruz.

Buna karşın, bu alanı pençesine alan sektör, doğumu korku dolu bir deneyim olarak sunuyor. Bu nedenle de, saati ve yeri önceden planlanmış doğumlar gerçekleştiriliyor.

Hatta bu bazen öyle ileri noktalara gidiyor ki, doğacak çocuğun burcunun belirlenmesi için gün seçmek gibi akla hayale sığmayan tercihler yapılabiliyor. Doğum gibi ilahi bir deneyim, ticarileştiriliyor.

Hayat kurtarmak için uygulanması gereken bu ameliyat suistimal ediliyor.

Dilimize de maalesef ‘sezaryen doğum’ olarak yerleşmiş bu uygulamanın adının, aslında ‘ameliyat’ olduğunu her fırsatta vurgulamalıyız.

Değerli konuklar,

Sezaryen ameliyatları yalnızca doğal doğumu zedelemekle kalmıyor. Bu şekilde doğan bebeklerde bağışıklık sistemi zayıflıyor. Uzun vadede obezite ve astım gibi riskler artıyor.

Annenin süt miktarında ciddi oranda azalma, bazı hallerde hiç süt gelmemesi gözlemleniyor. Anne sütü gibi bebeği hayata bağlayan bir gıdadan mahrum yavrular yapay gıdalarla hayata tutunmaya çalışıyor.

Sezaryen ameliyatından sonraki gebelikler riskli hale geldiği gibi, hamile kalma oranında da düşüşler kaydediliyor.

Yeni neslin yarısının, sezaryen ile doğmuş olması, durup üzerinde uzun uzun düşünmemizi gerektiren başlı başına bir sorundur.

Değerli Misafirler,

Doğadan kopuk ve doğayla ahengi bozulmuş yaşam tarzlarının hızla artması, insanın aslında kendisine açtığı bir savaştır. Kendinden uzaklaşmasıdır.

Öğrendiğimiz tüm yanlışları unutarak, aslımızı yeniden hatırlamaya ihtiyacımız var.

Bu noktada tecrübe paylaşımının çok önemli olduğuna inanıyorum. Doğumunu doğal yollardan gerçekleştirmiş annelerin, deneyimlerini yeni anne adaylarına anlatmaları, sürece duyulması gereken güveni tazeleyecektir.

Bu yönde etkinliklerin düzenlenmesinin de faydalı olacağına inanıyorum.

Doğal doğum sayesinde hastaneden hemen ayrılabilen anneler, bebekleriyle daha hızlı iletişim kurabildiklerini, doğum kilolarından çok daha hızlı kurtulabildiklerini anlatmalılar.

Doğum kanalında bebeğin, faydalı bakterileri alarak çok daha güçlü bir bağışıklığa sahip olduğu gerçeği, çocukları için her şeyin en iyisini isteyen anneleri doğal doğuma teşvik edecektir.

Kıymetli misafirler,

Doğum hayatın başlangıç noktasıdır. Anne babalar olarak, ömrümüzü, çocuklarımıza en güzel geleceği hazırlamak için harcıyoruz. Onların, her şeyin en iyisine sahip olmalarını istiyoruz. O zaman, onlara hayata en mükemmel şekilde başlama hakkını da vermeliyiz.

Doğum her ne kadar annenin tek başına yaşadığı bir deneyim gibi görünse de, bu deneyim çocuklarımızın hayatlarının ilk adımıdır. Hayatlarının geri kalanını belirleyecek o ilk adımı, en doğru şekilde atmak da onların hakkıdır.

Bu düşüncelerle sözlerime son veriyorum.

Bir kez daha programda emeği geçen herkesi kutluyorum.

Sizleri muhabbetle selamlıyorum.

Kalın sağlıcakla.