Türkiye Cumhuriyeti Belgrad Büyükelçiliği Ziyaretindeki Konuşması

07.10.2019

Değerli Hanımefendiler,

Beyefendiler,

Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum. Dost ve kardeş ülke Sırbistan’da bulunmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Türk halkının içten selamlarını iletiyorum.

Diplomatik misyonlarımız arasında sıfır atık projesini ilk uygulamaya koyan Belgrad Büyükelçiliğimizi tebrik ediyorum.

Çevre konularının da artık diplomatik misyonun bir parçası olduğunu düşünüyorum.

Ortak mirasımız olan yeryüzünü imar ve inşa etmede, birbirimize yardımcı olmak son derece anlamlıdır.

Projeye verdikleri desteklerden ötürü, Sayın Sırbistan Çevre Bakanına ve Sayın Vraçar Belediye Başkanına şükranlarımı sunuyorum.

Takdire şayan bu birlikteliğin, doğaya karşı olan sorumluluklarımızı yerine getirmede herkese örnek olmasını diliyorum.

Kıymetli misafirler,

Bildiğiniz gibi dünyanın birçok yerinde çevre krizi ile ilgili endişeli sesler yükseliyor.

Son derece kritik bir dönemeçte duruyoruz.

Ya tüm dünya olarak aklıselimle hareket edeceğiz ya da çocuklarımıza felaketlerle dolu bir gelecek bırakacağız.

Bildiğiniz gibi, dünyamız halihazırda, sanayi öncesi döneme göre 1 derece ısınmış durumda. 2050’de küresel ısınmanın 1.5 dereceyi aşması bekleniyor.

Bu, iklimsel felaketlerin, göçlerin, kıtlığın, fakirliğin ve çatışmaların arttığı bir dünya senaryosu çiziyor.

Tüm dünya olarak, doğaya sahip çıkma noktasında tek bir aile olduğumuzun farkına varmalıyız.

Çevre kriziyle mücadele sözkonusu olduğunda sen, ben değil, biz demeliyiz.

Kaybolan biyoçeşitliliği hep birlikte kaybediyoruz.

Buzullar eridikçe tüm dünyanın dengesi bozuluyor.

Küresel ısınma belli bir bölgeyi değil, tüm dünyayı etkisi altına alıyor.

Dolayısıyla ülkeler arasında sınır olsa da, çevre krizi hiçbir sınır tanımadan her birimizi aynı felakete sürüklüyor.

Bu gerçeklerden hareketle, Türkiye’de 2017 senesinde sıfır atık projesi ile büyük bir seferberlik başlattık.

Öncelikle Cumhurbaşkanlığı, Türkiye Büyük Meclisi ve bakanlık binalarımız gibi kamu kurumlarında geri dönüşüm sistemleri kurduk.

Belediyelerimiz işi büyük bir şevkle ele aldılar, STK’lardan ve medyadan büyük destek gördük.

Özellikle çocuklarımıza sıfır atık yaşam kültürünü aşılamak için büyük gayretlerimiz var.

Onlara hızlı tüketimin ve israfın sonuçlarını öğretmeye çalışıyoruz.

Eşyalarımızın yaşam döngüsünü uzatmak için gerekli olan bakış açısını kazandırıyoruz.

Kıymetli Misafirler,

Dünya, üzerindeki kirlilik stresiyle derin derin iç çekiyor.

Maalesef bu durum hızlı tüketim toplumlarına dönüştüğümüz için böyle.

Bu girişimin bir ayağı olarak 2019 yılının başında daha önce marketlerde ve alışveriş merkezlerinde ücretsiz verilen plastik poşetleri ücretli hale getirdik.

Çok kısa bir sürede poşet kullanımı yüzde 80 azaldığı gibi, insanlar yanlarında bez torba taşıma refleksini geliştirdiler.

Biz 2020’de sıfır atık hareketini ülke genelinde yüzde 45 oranında, 2023’te ise yüzde 100 yaygınlaştırmayı hedefliyoruz.

Değerli misafirler,          

Yakın bir zamanda okuduğum bir makalede, insanların her hafta yaklaşık olarak 5 gram plastik yediğini yazıyordu. Bu bir kredi kartında kullanılan plastiğe denk.

Yapılan bilimsel araştırmalar 2050’de okyanuslarda plastik istilasına dikkat çekiyor.

Ve tek kullanımlık plastiklere bir sınırlama getirilmezse, 2050’de sularda balıktan çok plastiğin yüzeceğini söylüyor.

Plastiklerin hiçbiri, doğada kısa sürede kendiliğinden parçalanarak yok olmuyor.

Dolayısıyla 1900’lü yıllarda üretilen plastiklerin hala bizimle olduğunu söyleyebiliriz.

Bugün plastik kirliliği öyle bir boyuta gelmiş durumda ki, havaya ve suya karışan mikro plastikler yüzlerce kilometre yol kat edebiliyor.

Bilim insanları el değmemiş doğal alanlarda dahi yüksek miktarda mikro plastiğe rastlıyorlar.

Biz bu kötülüğü sadece çöplerimizi attığımız suya, atıklarımızın karıştığı toprağa, kirlilikle kararan havaya değil, en çok kendimize yapıyoruz.

Yarattığımız kirlilikle sadece diğer canlıların değil, kendimizin de sonunu hazırlıyoruz.

Çocuklarımıza reva gördüğümüz böyle bir dünya olmamalı.

Anneler, babalar, büyükanneler, büyükbabalar olarak tüm endişemiz ve çabamız, masum çocuklarımızı güzel bir geleceğe kavuşturmak için.

Artık güzel bir gelecek yalnızca iyi bir eğitim ve iş imkanları ile sınırlı değil. 

Ancak suyu, toprağı, havası temiz, kaynakları tükenmemiş bir dünya bırakabilirsek, güzel bir gelecekten bahsedebiliriz.

O nedenle var gücümüzle hayatın devamlılığı için çalışmalıyız.

Biz, nasıl büyürken ağaç gölgesinde serinledik, tuttuğumuz balığı korkusuzca yedik, suyu kana kana içtiysek, torunlarımız da aynı şeyleri yapabilmeli.

Bu duygularla sözlerime son veriyor, bu toplantıya emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

Dost ülke Sırbistan’la sıfır atık projesiyle başlayan bu çevre dayanışmasının devam etmesini diliyorum.

Sayın Büyükelçimize sıfır atık projesini burada hayata geçirdiği için takdir ve şükranlarımı sunuyorum.

Nice güzel projelerde buluşmak üzere hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Kalın sağlıcakla.