Birleşmiş Milletler “Afrika'da Erken Evlilikler ve Tecavüzü Önlemek” Panelinde Yaptıkları Konuşma

25.09.2019

Değerli hanımefendiler,
Kıymetli kardeşlerim;

Öncelikle, bu güzel buluşmada sizlerle birlikte olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Dün Sierra Leone Hanımefendisi Fatima kardeşim ile verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Samimi davetine kayıtsız kalamadım. Programlarımızı sıkıştırarak aranıza katıldım. Sizlerle buluşmama vesile olduğu için kendisine çok teşekkür ediyorum.

2005 yılından bu yana, Türkiye’nin Afrika açılımı çerçevesinde eşimle birlikte 40’ın üzerinde Afrika ülkesini ziyaret ettim. Afrika’nın ne kadar zengin bir coğrafya olduğuna yakından şahit oldum.

Öyle ki Afrika’nın zenginliğinden bir parçayı ülkeme taşımak istedim. Çoğunuzun bildiği, hatta bizzat bulunduğu bir merkez açtık başkentimiz Ankara’da. Afrikalı kadınların el emeklerinin değerlendirildiği ‘Afrika El Sanatları Pazarı ve Kültür Evi’, 2016’dan bu yana faaliyet gösteriyor.

Biz istiyoruz ki kadınların el emeği, göz nuru üzerinden bir dostluk köprüsü kuralım. El sanatlarının tüm geliri, hakettiği değer üzerinden Afrikalı kadınlara gitsin. Tamamen bir kadın dayanışmasının ürünü olan bu köprü, birbirimizi daha iyi tanımaya, sorunlar için ortak çözümler aramaya vesile olsun.

Her yıl, 25 Mayıs Afrika Günü’nde özel programlar yapıyoruz. Bu faaliyetler, bu yıl çok güzel bir meyve de verdi. Ülkemizdeki Afrika büyükelçilerinin eşlerinin ortak çabası ile Afrika yemek kitabı hazırladık. Şimdi Türk kadınları Afrika lezzetleri ile tanışıyor.

Sevgili dostlarım;

Biz, Türkiye olarak Afrika’yı kadim bir dostluğun ülkesi olarak görüyoruz. Doğusuyla, batısıyla, Sahraaltıyla, bizim için bir bütün. Farklılıklarını zenginlik kabul ederek, Afrika’nın kalkınması için devlet ve sivil toplum olarak el ele veriyoruz. Çünkü Afrika’nın geleceğine dair umudumuz var.

Bir salgın hastalık gibi yüzyıllardır Afrika’yı kuşatan sömürgecilik artık bitsin diyoruz. Biz Türkiye olarak, başkalarının bahçesinden gül koparmak değil, solan güllere can suyu vermek derdindeyiz. Afrika insanının bu güzel geleceği hakettiğine inanıyoruz.

Eminim ki sizler de kendi hikayenizi yazmak için büyük çabalar içindesiniz. Ve bu çaba içinde kadınları güçlendirmek öncelikleriniz arasında yer alıyor. Çünkü, Mandela’nın dediği gibi, ‘kadınlar yoksulluğa mahkum olduğu ve küçük görüldüğü sürece insan hakları özüne kavuşamayacaktır.’ bunun ilk adımlarından birisi de, eğitim. Çünkü, yegane çözüm aracıdır.

Bugünkü etkinliğin teması olan ‘kızları gelin etmeyin’ sorununun anahtarı da, bana göre eğitimdir.

Şunu net şekilde söyleyelim; çocuk yaşta evlilik en büyük şiddettir. İnsan hakları ihlalidir. Uluslararası mevzuatta da büyük suçtur!

Okul çağındaki bir çocuğun yeri eğitim yuvasıdır. Hiçbir gerekçe, çocuk yaşta evliliği haklı çıkarmaz. Yoksulluk, aile içi şiddet, katı gelenekler, bunların hiçbiri mazeret olamaz.

Biz ülkemizde bu sorunu, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkararak çözdük. Özellikle kız çocuklarının eğitimini teşvik ettik. Bizzat yürüttüğüm kampanyalarla, gerektiğinde aileleri ziyaret ederek, anne-babaları ikna edip, çocukların okullaşmasını sağladık. Devletimiz, maddi kaygılarla çocuklarını okula göndermeyen annelere finansal katkıda bulundu. Şunu gördük ki, eğitim seviyesi arttıkça, erken evliliklerin sayısı düşüyor.

Bir şeyi hiç unutmamak durumundayız; bir toplum, kadınıyla erkeğiyle hep birlikte kalkınır. Kadınları, yanlış geleneksel anlayışlara hapsolmuş zihinlerin prangasından kurtarmalıyız.

Değerli dostlarım;

En çok da neye üzülüyorum biliyor musunuz? İslam dini, bazı yanlış geleneksel algıların kaynağı olarak görülüyor.

Oysa kadını ve erkeği ayırmadan, insanı en şerefli mahluk olarak gören dindir, İslam. Peygamberimiz Hazreti Muhammed, ‘Allah’tan hakkıyla sakının ve çocuklarınıza adil davranın’ diyerek hiçbir şekilde cinsiyet ayrımı yapmamıştır.

Peygamberin mescidi, erkekler için olduğu gibi kadınlar için de bir okul olmuştur. Peygamber (SAV), ‘Allah’ın kadın kullarının, Allah’ın mescitlerine gelmelerine engel olmayın’ buyurmuştur. Çünkü, kadına emek vermenin sadece bir Müslümanı yetiştirmek değil, aynı zamanda bir nesli eğitmek anlamına geldiğini biliyordu Peygamber!

Yani kızların eğitimini, meslek edinmesini, sanattan ticarete, faaliyet göstermesini teşvik eden bir din ile karşı karşıyayız.

Hal böyleyken, kızları din kisvesi altında umutsuz bir geleceğe mahkum etmek, hakka hakikate sığar mı?! Alimlerimizin, din adamlarımızın, İslam’ın kadına bakışını yeniden okuması gerekir. Yanlış geleneksel bakış açıları dinin önüne geçmemeli. Dini, kendi keyfi tutumlarımıza göre yorumlayamayız. Din bir bütündür ve kadın erkek ayrımı yapmadan insanın esenliği için bir rehber sunar.

Kıymetli hanımefendiler;

Birlikte mücadele etmemiz gereken çok şey var. O nedenle bu kadın dayanışmasını çok önemsiyorum. Eğitimi, temel hareket noktamız yapıp, akılcı politikalarla kadınların geleceğini birlikte planlamalıyız.

Biz Türkiye olarak her zaman işbirliğine açığız. Tecrübelerimizi paylaşmaktan memnuniyet duyarız. Sizleri Türkiye’ye davet ederek sözlerime son vermek istiyorum. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız, Diyanet İşleri Başkanlığımız başta olmak üzere, tüm kurum ve kuruluşlarımızın kapısı sizlere açıktır. Birbirimizden öğreneceğimiz çok şey var.

Ben tekrar Sierra Leone Hanımefendisi, kardeşim Fatima’ya,  tekrar görmekten memnun olduğum first ladylere ve tüm katılımcılara çok teşekkür ediyorum. Sizlerle yeniden buluşmak ümidiyle, selam ve sevgilerimi sunuyorum.

Kalın sağlıcakla!