Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Temalı Toplantı Konuşması

25.09.2019

Saygıdeğer hanımefendiler, beyefendiler,

Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum.

Birleşmiş milletler 74. Genel kurul açılışı vesilesiyle, New York’ta sizlerle buluşmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Hepiniz hoş geldiniz!

Değerli konuklar,

Her çağ kendine has trajediler üretiyor. Yaşadığımız çağı, teknoloji ya da bilgi çağı olarak nitelesek de, aslında bir plastik çağında yaşıyoruz. Ne yazık ki, plastikler dünyamızı sarmış durumda!

Şöyle bir durup düşündüğümde, bu yüzyılın en hüzünlü fotoğraflarından birinin, plastik atıklara dolanmış, deniz kaplumbağaları olduğunu söyleyebilirim.

Oysa sürdürülebilir yaşam, toprağın, suyun, iklimin ve biyoçeşitliliğin korunması ile mümkündür.

Üstelik bu sorun, yalnızca bugünümüzü ilgilendirmiyor. Emanet aldığımız çevreyi bırakacağımız, nesillerimizi de ilgilendiriyor.

Yakın tarihli bir araştırmada, Colorado’da, 3 bin metre yükseklikteki dağlardan, yağmur suyu örnekleri toplandı. Ve bu örneklerin yüzde 90’ında plastik, boncuk ve lif tespit edildi.

Aynı şekilde, Fransa’da, Pirene Dağları’nın el değmemiş yüksekliklerinde, metrekare başına, günlük ortalama 365 mikro plastik parçacık oranı bulundu. Üstelik burası, plastik atık kaynaklarına son derece uzak bir yer. En yakın şehir 120 km. Uzaklıkta.

Bu tespitler, bizi, henüz sınırları ve bıraktığı hasar hakkında hiç bilgimizin olmadığı bir gerçekle, yüzleştiriyor.

Plastik, içtiğimiz suyun, soluduğumuz şu havanın bile, çoktan bir parçası olmuş durumda!

Sularda yekpare yüzen plastik atıklar, okyanusun tuzlu suyu, kuvvetli dalgalar ve atıkların kayalara çarpmasıyla, mikro parçalara ayrılıyor.

Dolayısıyla insan yerleşkesinin olmadığı sahillerde dahi, artık, plastik atık bulunuyor.

Bununla beraber mikro plastiklerin havada rüzgarla birlikte, 100 kilometre mesafe kat edebildikleri tespit edilmiş.

Kısacası, toprakta, soluduğumuz havada, içtiğimiz suda, besin zincirinin her bir halkasında, mikro plastiklere maruz kalıyoruz.

Bu durum, artık bir kent kirliliğinin çok ötesinde. Dünyanın bir ucundan atılan plastikler, bambaşka yerlere seyahat edebiliyor.

Çevre krizi çok yüksek dozda alarm veriyor!

 Kıymetli katılımcılar,

Dünyanın her yerinde, çevre krizinin önlenmesi için, büyük seferberlikler söz konusu. Fakat bazı tedbirler almak yanında, dünyanın vicdanına da, seslenmemiz gerektiğine inanıyorum.

Çevre krizi dediğimiz şey, en nihayetinde yaşam tarzımızın, üretim biçimlerimizin, yani özü tüketime dayanan bu dünya düzeninin, bir bedelidir.

Biz, bu bedelin etkilerini tersine çevirmek için, 2017’de Türkiye’de sıfır atık hareketini başlattık.

İlk adımı cumhurbaşkanlığı ofislerinde attık. Türkiye büyük millet meclisi, bakanlık binalarımız gibi kamu kurumlarında da, çöpleri kaynağında ayrıştırma ve azami geri dönüşüm elde edeceğimiz, sistemler kurduk.

Çevre ve şehircilik bakanlığımızın üstün gayretleriyle, sıfır artık hareketi, ülke genelinde hızla yayıldı. Belediyelerimiz işi titizlikle ele alıyor. Bilhassa okullarda, çocukların çevre bilincini kazanmalarını sağlayacak etkinlikler, art arda gerçekleştiriliyor. Atıklardan sanat eserleri vücuda getiriliyor. Yani toplumca bir seferberlik halindeyiz.

2020 yılı sonunda, nüfusun % 45’ine, 2023 yılında ise, tamamına sıfır atık hareketini yaymayı hedefliyoruz.

Bizim bu projede en önem verdiğimiz husus, projemizin raporlara bir istatistik verisi olarak girmesinden ziyade, içselleştirilmiş bir yaşam kültürü oluşturmak.

Tek kullanımlık plastiklerin bir refah düzeyi değil, aksine ilkel bir yaşam biçimi olduğunu, anlatmak çabasındayız.

Bu süreçte, medyamızdan, özel sektörden, üniversitelerden ve STK’lardan, büyük destek gördük.

1 Ocak 2019’dan itibaren, mağaza ve marketlerde ücretsiz verilen plastik poşetleri ücretli hale getirdik. Akabinde, poşet kullanım oranları, yaklaşık % 80 oranında azaldı. Halen, çevre projemize yatırım olarak, cam, pet şişe ve alüminyum kutular için de depozito çalışmamız devam ediyor.

Değerli konuklar,

Bildiğiniz gibi, Türkiye üç tarafı denizlerle çevrili, başınızı hangi yöne çevirseniz, gözlerinizin büyülendiği bir coğrafya. Ve dünyada en çok mavi bayraklı plaja sahip üçüncü ülke. İnşallah 2023’te birinci olmak için çalışıyoruz.

Üç ay gibi kısa bir süre önce, sıfır atık projemizin önemli bir ayağı olan, sıfır atık mavi projesinin, lansmanını gerçekleştirdik.

Amacımız tüm kıyı şeridimizde, denizlerimizde, göl ve nehirlerimizde, su kaynaklarının temizliğini sağlamak ve atıklardan arındırmak.

Sizleri rakamlarla yormak istemiyorum, ama kıyıların ve plajların ciddi oranda atıktan ve çamurdan arındırıldığını söyleyebilirim.

Suların temizliğinden bahsetmişken, Akdeniz’e kıyısı olan bir ülke olarak, burada yaşanan kirliliğe karşı da, ziyadesiyle hassas olduğumuzu belirtmek isterim.

Ülke olarak, deniz çöpü izleme çalışmalarımıza, uluslararası sözleşmeler çerçevesinde, titizlikle devam ediyoruz. Bu konuda hazırladığımız raporlar, Türkçe ve İngilizce olarak yayınlanıyor.

Kıymetli misafirler,

Çevre krizi, tüm boyutlarıyla insanı dehşete düşüren küresel bir gerçek.

Her ne kadar, raporlarda gelecekle ilgili karamsar senaryolar çizilse de, karar verici mekanizmaların doğru çalışması ile, geleceğin kaderini değiştirebiliriz.

Çözüm noktasında, müstakil değil, uluslararası toplumun üyeleri olarak, el ele tutuşarak hareket etmeliyiz.

Meşhur yazarımız yaşar kemal, bir sözünde şöyle diyor; “yaşam umutsuzluktan umut üretmektir. İnsan, umutsuzluktan umut üreterek bugüne gelmiştir.”

Yani daha gidecek çok yolumuz var. İnsanoğlunun kabiliyetleri arasında, karanlıkları aydınlığa çevirmenin de, olduğuna inanıyorum.

2050’de, tahmin edildiği üzere, okyanuslarda balıktan çok plastiğin yüzecek olması, kaderimiz olmamalı.

Türkiye olarak, plastikle mücadele konusunda son derece kararlı olduğumuzu, belirtmek isterim. Cumhurbaşkanımızın yakın takibi ve himayesinde sürdürülen sıfır atık çalışmaları şimdiden meyvelerini verdi.

Biz ülke olarak, tüm dünya çocuklarına, yaşanabilir bir gelecek inşa etmede, her türlü işbirliğine açığız.

Çevre krizinin aşılmasında, ülkeler arasında var olan tüm sınırların, kalkması gerektiğini düşünüyorum.

Birleşmiş milletler 74. Genel kurulu çerçevesinde ele alınan iklim değişikliği zirvesinin, önemli kararlara vesile olmasını diliyorum.

Deniz çöpleri ve mikro plastikler üzerine, yeni bir uluslararası sözleşmenin hazırlanmasını, acil görüyorum. Bu konuda düşünmek, konuşmak, rapor hazırlamak değil, eyleme geçme vaktidir.

Bu düşüncelerle sözlerime son veriyor, bu anlamlı buluşmada emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum.

Bugün burada konuşulan konuların, bütün dünyaya şifa olmasını diliyorum. Tüm konuşmacılara değerli katkıları nedeniyle teşekkür ediyorum.

Ayrıca hepinizi en kısa zamanda, Türkiye’de ağırlamak istiyorum.

Yağmur damlalarının berrak olduğu, yeryüzü sularının masmavi kaldığı bir gelecek umuduyla, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Kalın sağlıcakla!