Büyükelçi Eşleri Yemeğindeki Konuşması

07.08.2019

Değerli hanımefendiler,

Hepinizi sevgiyle selamlıyorum. Bu yıl da sizlerle buluşmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.

Ailelerinizin, memleketinizin hasretiyle geldiniz. Bu kavuşmanın, geri döndüğünüzde işlerinize enerji vermesini temenni ediyorum.

Büyükelçiler ve eşleri olarak büyük bir misyonun lokomotif gücüsünüz. Sizler buradan giderken valizinize vatan toprağını koyup gidiyorsunuz.

Yabancı ülkelerde ikamet ettiğiniz mekanlar vatan toprağı sayılıyor. Ne mutlu ki, dünyanın dört bir yanında, o bir avuç toprağın üzerinde ülkemizin bayrağını dalgalandırıyorsunuz.

Bugün aramızda medar-ı iftiharımız kadın büyükelçilerimiz de bulunuyor. Gerek Dışişlerinde gerekse devletin diğer organlarında kadınların böyle kritik görevlere gelmelerinden kıvanç duyuyorum.

Başarılarınız daim olsun.

Kıymetli hanımefendiler,

Bildiğiniz gibi Türkiye, gayri safi milli hasılaya oranla dünyada en çok insani yardım yapan ülke konumundadır. Dünyanın vicdanıdır.

Sizler bu en cömert ülkenin temsilcilerisiniz. Emanetiniz bu nedenle biraz daha ağır.

Kadim tarihimiz boyunca topraklarımız her zaman darda kalanın çalacak kapısı olmuştur. O yüzden sizlerin kapısı da her zaman dil, din, ırk, etnik köken ayrımı yapmadan bize ihtiyacı olanlara açık olmalıdır.

Bu köklü mirasın hamileri olarak, biliyorum ki, ülkemizin manevi coğrafyasını en iyi şekilde tanıtma yolunda dur durak bilmeksizin çalışıyorsunuz.

Türk milletini ve Türk Devletini temsil etmek vazifelerin en şereflisidir.

Biliyoruz ki, yapmak kadar yapılanı anlatmak da önemli. Ülkemizin son yıllarda elde ettiği ilerlemeyi doğru şekilde anlatmak gerekir. Bu noktada kültürel diplomasi en etkili araçlardan biridir.  

Bu konuya her zamankinden daha fazla eğilmemizin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü kültürel miras bakımından Türkiye, bir süper güç olma potansiyeline sahiptir.

Bizim kadar köklü tarihi, zengin geleneği olmayan ülkeler dahi, bazen bunu bizden daha ustaca yapabiliyorlar. Yeri geliyor dijital imkanları, yeri geliyor sanat galerilerini, tiyatro salonlarını kullanıyorlar. Kendi dillerini uluslararası bir tercih durumuna yükseltebiliyorlar.

Ülkemizin edebiyattan müziğe, folklorik oyunlardan el sanatlarına kadar yüzyıllardır biriktirdiği zengin bir çeyiz sandığı var.

Kültürümüzü, medeniyet değerlerimizi, sanatımızı ve mutfağımızı tanıtacak etkinliklerle gönüller arasında köprüler inşa etmeliyiz.

Yerel değerlerimizi evrensel düzleme çıkarmak hepimiz için hedef olmalıdır.

Sadece oyuncak kültürümüz bile, Süpermenlerin, barbie bebeklerin çok daha ötesinde bir çeşitliliğe sahip. Bunlar, neden dünya kültür mirasının parçası olmasın?

Bizim ressamlarımız, bizim fotoğrafçılarımız neden uluslararası galerilerde daha çok tanıtılmasın? Bu konuda Türkiye’deki kurumlarımızla işbirliği halinde bir kültürel diplomasi atağı gerçekleştirebilirsiniz.

Kültür müşavirliklerini daha da cesaretlendirerek, yerelde güçlü bağlar kurmalarına alan açmalısınız.

Bu görevler, dört duvar arasında, mesai saatlerine sıkıştırılmış, hiyerarşik kalıplarda hayat bulamayan görevler olmaktan çıkmalı.

Ancak bu tür çabalarla, ülkemiz daha çok merak edilen, ziyaret edilen, örnek alınan bir ülke haline gelebilir.

Çok şükür, 2019 senesi turizm açısından hayli başarılı bir yıl oldu, olmaya da devam ediyor.

Türkiye’ye alelade bir tatil için gelenler dahi en çok ülkemizin kültürel atmosferinden etkilenip gidiyorlar. Yeniden gelmeyi düşünüyorlar. Aynı şekilde son yıllarda yükselen bir değer olarak gastronomi en önemli güçlerimizden birisidir. Büyükelçilik mutfaklarımız sağlıklı ve temiz gıda yanında yöresel tatlarımızın da adresleri olmalıdır.

Kıymetli hanımefendiler,

Gerek büyükelçilerimizin, gerekse eşlerinin üstlenmiş olduğu bu çok önemli vazifede, başarının ölçütü “hoş bir seda bırakmaktır.”

Gittiğiniz ülkelerde, tanıştığınız insanların anılarında tebessüm ettirecek şekilde yer almışsanız, işinizi en başarılı şekilde yapmışsınızdır.

Eğer biri sizin yürüttüğünüz çalışmalar, dokunduğunuz hayatlar, sergilediğiniz tavır ve gösterdiğiniz tevazu sayesinde “Türkler güzel insanlar” diyebiliyorsa, madalyaların en onurlusunu taşıyorsunuz demektir.

Elbette bütün bu gayretleri birçok önyargının, ülkemizle ilgili manipülasyonun arasında göstermek durumundasınız.

Ne yazık ki, gerçek ötesinin artık her şeyi şekillendirdiği bir dünyada yaşıyoruz. Artık esas savaş, toprak değil zihin istilası üzerinden yaşanıyor. Zihinleri istila etmek, en güçlü egemenlik kabul ediliyor.

Yalan, hakikat kılığına girerek salgın bir hastalık gibi kitlelerin zihnini işgal ediyor. Bu durum, ülkemizin siyasi ve politik duruşunu da manipüle edecek kadar ileri boyutlara varıyor.

Daha geçen hafta, Cumhurbaşkanımız Süryani Kadim Ortodoks Kilisesi’nin temel atma törenini bizzat yaptı. Dünyanın başka yerlerinde ibadethaneler saldırıya uğrarken, farklılıklar yeryüzünden silinmeye çalışılırken, biz farklı inançları yaşatmaya çalışan bir ülkeyiz. Farklılıkların, en büyük zenginlik olduğuna dair inancımızı her şekilde ispatlanmışken, adımıza başka hikayeler anlatılmasına izin veremeyiz.

Bu noktada, yurtdışında hakikatin sesi sizlerden başkası değil.

En büyük mücadelemiz, algı manipülasyonlarına, çarpıtmalara ve insanların içine çekildiği gerçek ötesi bilinç hallerine karşı olmalıdır.

Aklımıza, algılarımıza hijyen kazandırmak en zaruri ihtiyaçtır.

Kutsal kitabımızın yücelttiği insan aklı, söylentiye, dedikoduya, safsataya kiralanmamış bir akıldır.

Cemil Meriç “Taraf tutmayan insan, şahsiyeti felce uğramış insandır. Ben tarafım, hakikatin tarafıyım” diyor. Ama bugün hakikati bulmak da, ayrı bir çaba istiyor.

Şayet biz, hakikatin taraftarlığına ve sözcülüğüne talip olursak, kader de yolumuzu ona göre çizer.

Ülkemizle ilgili gerçekleri, yeryüzünün farklı noktalarına taşıyanlar olarak sizlerin duacısıyız. Rabbim gücünüzü artırsın, işlerinizi kolay kılsın.

Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son veriyor, sizleri burada görmekten duyduğum memnuniyeti bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Gelecek yıl, sağlık, esenlik ve başarı haberlerinizle birlikte yeniden buluşmayı diliyorum.

Hepinize afiyet olsun. Kalın sağlıcakla.