Atıktan Sanata Programındaki Konuşması

21.06.2019

Değerli Hanımefendiler, Beyefendiler

Kıymetli Misafirler,

Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum.

Bugün burada çok anlamlı bir etkinlik vesilesiyle bir aradayız.

İstanbul Havalimanı, dünyaya açılan kapımız. Buradan vereceğimiz her mesaj, dünyaya sunduğumuz vizyonu ifade ediyor.

Bu başarılı organizasyonda emeği geçen herkesi tebrik ediyor, şükranlarımı sunuyorum.

Bildiğiniz gibi, “Atıktan Sanata Projesi”, İstanbul Havalimanı inşaatı sırasında oluşan atık materyalin, sanat eserlerine dönüştürülmesi fikriyle oluştu.

İlk kez bir inşaat sahasında, bir sanat atölyesi kuruldu. Bugüne kadar 100 ton atık geri dönüştürüldü.

Bu çalışmalar sonucunda, “botanik”, “moda”, “heykel” ve “kullanılabilir ürün” kategorilerinde çeşitli eserler ortaya çıktı. Bunların satışından elde edilecek gelir, sosyal sorumluluk projelerine aktarılacak.

Yani, muhteşem ve çok hayırlı bir döngünün içindeyiz.

Değerli Misafirler,

Sıfır atık projesini hayata geçirdiğimiz günden bu yana, birçok etkinliği arka arkaya gerçekleştirdik.

Attığımız her adımla, topluma önemli bir mesaj yaymaya çalıştık.

Artık biliyoruz ki, çöp ya da atık diye tabir ettiğimiz şeyler, aslında ömürlerini henüz tamamlamamış enerji kaynakları.

Önemli olan, onlara farklı bir bakış açısıyla bakabilmeyi bilmek. Sanat da, bu noktada bize önemli bir pencere açıyor.

Tolstoy’un ifadesiyle, “Sanat, ne keyiftir, ne avuntu, ne de eğlence. Sanat yüce bir iştir. Sanat, insan yaşamındaki bilinçli bilgiyi, duygulara aktaran bir organdır.”

İşte bizler de, bugün burada, dünyanın kaynaklarının sınırlı olduğu bilgisini, sanat aracılığı ile yeni bir biçimde ifade ediyoruz.

Bir anlamda, burada sergilenen eserler, bize ölçülü bir hayatın da, yaşam sanatı olduğunu gösteriyor. Yani herkes şair olamayabilir ama isterse herkes şairane yaşayabilir!

Umuyorum ki, bu vesileyle, doğayı kurtarmanın yalnızca devletlerin ya da büyük organizasyonların işi olmadığını fark ederiz.

Bireyler olarak, attığımız her adımın, tabiata maliyetini idrak ederiz.

Biliyorsunuz, “binlerce kilometrelik bir yolculuk, tek bir adımla başlar.’

Büyük bir çevre kriziyle karşı karşıya olabiliriz. Fakat hayatlarımızda yapacağımız ufak değişiklikler, atacağımız tek bir adım, birçok yanlışın düzelmesine vesile olabilir.

Kıymetli misafirler,

Plastik çağının insanlara sunduğu en sahte vaat, kullan-at vaadidir.

Bir sefer kullanıp attığımız materyaller doğada kayboluyor zannediyoruz.

Kendimize her zaman şu soruyu sormalıyız; Çöp olarak ardımızda bıraktığımızı sandığımız atıklar şimdi nerede?!

Eğer kullanıp atmak söyledikleri gibi kolay olsaydı, bugün yeryüzünde, dünyanın etrafını sarmaya yetecek kadar plastik olmazdı.

Bildiğiniz gibi dünyada her 1 dakikada, 1 çöp kamyonu plastik okyanus sularına karışıyor.

Biz kendimizi değiştirmezsek, 2030’da bu rakam her 1 dakikada 2 çöp kamyonu plastiğe, 2050’de ise, her 1 dakikada 4 çöp kamyonu plastiğe ulaşacak.

Yani 2050’de okyanuslarda balıktan çok plastik yüzecek.

İşte bütün bu çöpler, ilerleme zannettiğimiz hızlı ve ölçüsüz yaşamanın bedelidir.

Kıymetli misafirler,

Yaşam sadece insana değil, tüm yaratılmışlara en büyük hediyedir. Fakat bu hediyenin muhafazası, insanın sorumluluğundadır.

Toprağın kokusunu içimize çekmek, uçan kuşları görmek, dalga seslerini dinlemek, hayatın mücevherleridir.

Eğer bu mücevherleri kaybedersek yersiz yurtsuz kalırız.

O nedenle, her birimizin bu meseleye bir başkasının meselesi gibi değil, kendi öz meselesi olduğu bilinciyle yaklaşması gerekiyor.

İnsanlık tarihine baktığımızda, eski medeniyetlerden geriye çok güzel eserler kaldığını görüyoruz.

21. yüzyılda, medeniyetlerin geride bırakacakları eser, plastik okyanusları ve çöp dağları olmamalı.

Belki de hepimizin, o meşhur Kızılderili sözü üzerinde uzun uzun düşünmemiz gerekiyor; “Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak!”

Hiçbir maddi güç kuruyan gölleri, yok olan ormanları ve kaybolan türleri geri getiremez. Hiçbir para bize bir damla su yaratamaz.

Plastik şişeler, pipetler, naylon torbalar olmadan yaşayabiliriz. Fakat kirlenmiş su, kirlenmiş toprak ve kirlenmiş hava ile yaşayamayız.

O nedenle, ben herkesi bir birey olarak günde ne kadar çöp ürettiğini gözlemlemeye davet ediyorum.

Emimin ki herkes, tek bir kişi olarak bir günde çıkardığı çöpün miktarına çok şaşıracak. 

İşte, sorunlarımızın çözümü tam da burada yatıyor. Önce farkındalık, sonra olabildiğince az atık çabası içine girmek.

Nihayetinde de, şayet atık üretiyorsak, ona yeniden hayat verip veremeyeceğimiz üzerinde düşünmek!

Plastik bir şişeyi saksıya, bir sebze kasasını kitaplığa, kullanılmayan kumaşları bez torbalara dönüştürebiliriz.

Malzemelerin ömürlerini uzatıp, onların çöplüklerdeki erken ölümlerinin önüne geçebiliriz.

Bu düşüncelerimi, siz değerli toplum önderleriyle paylaşmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.

İnanıyorum ki, kamu kurumlarımızın, üniversitelerimizin, özel sektörün ve sanatçılarımızın ortak duyarlılığı, bizleri çok daha iyi bir geleceğe taşıyacaktır.

Huzurlarınızda, bu anlamlı buluşmaya katkı veren herkese ama özellikle sanatçılarımıza çok teşekkür ediyorum. Bizlere verdikleri ilham nedeniyle, kendilerine müteşekkiriz.

İGA’ya ev sahipliği için ayrıca şükranlarımı sunuyorum.

Umuyorum ki, İstanbul Havalimanı, böylesine anlamlı sosyal sorumluluk projelerine mekan olduğu gibi, ülkemizin derin tarihsel birikimini yansıtan kültürümüzün de temsil yeri olur. Kültür diplomasisine büyük hizmetler verir.

Bu duygularla, hepinizi muhabbetle selamlıyorum.

Kalın sağlıcakla.