Sıfır Atık Mavi Programındaki Konuşması

10.06.2019

Değerli hanımefendiler, beyefendiler,

Kıymetli çocuklar ve gençler,

Sizleri en kalbi duygularla selamlıyorum.

Bugün burada sıfır atık projesinin çok önemli ayaklarından biri olan deniz kirliliğinin önlenmesini konuşmak için bir aradayız. Bu güzel programın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Hepiniz hoş geldiniz!

İnsanlık ailesi olarak uzun bir tarihi geride bırakarak bugünlere geldik. Her çağ kendi gerçeği ile anıldı. Bugün içinde yaşadığımız çağ için sıklıkla bilgi çağı ya da teknoloji çağı diyoruz. Fakat üzülerek söylüyorum ki, bizler aslında plastik çağını yaşıyoruz.

Yapılan bir araştırmaya göre, dünyada bir yılda üretilen plastik miktarı 300 milyon tonu buluyor ve bu rakam gün geçtikçe artıyor.

Dünyadaki toplam plastik miktarının 5 milyar tona ulaştığı tahmin ediliyor. Araştırmacılar, bu atıkların dünyayı sarmaya yetecek miktarda olduğunu söylüyor. Yani plastiklerle çepeçevre kuşatılmış durumdayız.

İnanıyorum ki bu yüzyılın en hüzünlü fotoğraflarından biri, plastiklere dolandığı için ölen deniz kaplumbağalarının ve diğer canlıların trajedisidir. Bu sahne belgesel kanallarında gördüğümüz alelade bir durum değil. Tüketim kültürünün, etrafındaki her şeyi tüketen ve öldüren bir yaşam biçimi olduğunun ispatı!

Bugün denizler ve okyanuslar, dünyanın plastik çöp deposu haline dönmüş durumda. Ne yazık ki bu atıklar bir yerde kalmıyor, okyanustaki en uzak adadan, okyanusun en derin noktasına kadar seyahat ediyor. Bilim insanları kuzey kutup bölgesindeki deniz buzullarında dahi plastik parçacıklarına rastlıyorlar.

Birleşmiş Milletlerin verilerine göre denizlerdeki çöplerin yalnızca yüzde 15’i deniz yüzeyinde bulunuyor. Bu çöplerin yüzde 70’i deniz yatağında. Ve dipteki doğal hayata, telafisi çok zor zararlar veriyor.

Türler yok olma tehlikesiyle karşı karşıya geliyor, ekosistem büyük yaralar alıyor.

Bildiğiniz gibi bir türün yok olmasını müstakil bir olay olarak değerlendiremeyiz. Çevre krizi bütüncül bir yaklaşım gerektirir. En başta anlamamız gereken şey, yok ettiğimiz her yaşam formunun kendi varoluşumuzu da aynı sona hazırladığıdır.

Kıymetli misafirler,

Bu atıklar yalnızca denizleri kirletmekle kalmıyor, besin zincirinin de bir parçası haline geliyor.

Plastikleri yiyecek zannederek yutan balıklarla bu kirlilik insan sağlığını da tehdit ediyor. Deniz mahsulü yediğimizi sanırken mikro plastiklerle besleniyoruz.

Her yıl yaklaşık 8 milyon ton çöp denizlere ve okyanuslara karışıyor.

Bu ne demek biliyor musunuz? 1 dakikada 1 çöp kamyonunun denize boşaltılması demek. İşte durum bu kadar vahim!

Deniz çöplerinin yüzde 80’inin karasal kökenli olduğunu biliyoruz. Yani bizlerin attığı çöpler ve tek kullanımlık plastikler sulara karışıyor. Tabi sorunun daha da derinine inersek, aşırı üretimi ve bilinçsiz tüketimi görüyoruz.

Bu noktada en çok ihtiyacımız duyduğumuz şey eğitim. Biz, eğitimi atlar ve sürekli olarak çöp temizlemeye devam edersek hiçbir yere varamayız. Çöpleri kaynağında ayrıştırmak kadar çöpün en başta oluşmasını engelleyecek davranış biçimlerini de bir bilinç olarak aşılamalıyız.

Bununla beraber her kolaylığın iyilik olmadığını, mesela tek kullanımlık plastik araç gereçlerin hayatı kolaylaştırmaktan ziyade yok ettiğini gür sesle anlatmalıyız.

Ben çocuklarımızın ve gençlerimizin artık bu bilinçle yetiştiğine inanıyorum. Yine de tüm STK’ları, özel sektörümüzü ve ilgili tüm kurumlarımızı bilinçlendirme çalışmalarına katkıda bulunmaya davet ediyorum.

Çünkü iş yalnızca plastik şişe ya da poşetlerin sayısını azaltmakla bitmiyor. Gündelik yaşamımızda doğal kabul ettiğimiz birçok davranış biçiminin oluşturduğu zararın mutlaka anlatılması lazım.

Mesela, Dünya Ekonomik Forumunun rakamlarına göre, sentetik kıyafetlerin her yıkanışında, 1 parça kıyafetten, bin 900 mikrofiber parça sulara karışıyor. Küresel ölçekte baktığımızda kıyafetlerin yüzde 60’ının sentetik maddelerden üretildiğini görüyoruz.

Dolayısı ile hayatımızın başka alanlarında plastik kullanmadığımızı düşünsek bile sentetik maddelerden üretilmiş kıyafetleri kullanarak hepimiz binlerce mikrofiber parçayı yeryüzü sularına karıştırıyoruz.

İşte bu örnek dahi bize konuya nasıl daha geniş bir açıdan yaklaşmamız ve plastiğin günlük hayatımızda ne kadar yer tuttuğunu etraflıca düşünmemiz gerektiğini ispat ediyor.

Kıymetli misafirler,

Bugün ‘Sıfır Atık Mavi’ etiketiyle bu konuyu İstanbul’da konuşuyor olmamız da ayrı bir önem taşıyor. Dünyanın gözbebeği, şairlerin, ressamların ilham kaynağı bu şehrin, iki kıtayı birbirine bağlayan bu boğazın temizliği de üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir husus.

Bu noktada İstanbul Büyükşehir Belediyesinin yaptığı çalışmalarla, sadece 2018 yılında deniz yüzeyinden 4 bin 613 metreküp, kıyılardan 19 bin 488 metreküp, plajlardan 15 bin 432 metreküp katı atık toplandı.

Ayrıca kıyı ve plajlardan 2 milyon 669 bin 751 kilo yosun temizlendi. Haliç ve dere ağızları 79 bin 766 metreküp çamurdan temizlendi. Yıllar öncesinin durumunu hatırlatmaya sanırım gerek yok!

Temizlik çalışmalarının yanı sıra gerek deniz uçakları, gerek insansız hava araçları, gerek güvenlik kameralarıyla sıkı denetimlerini sürdürerek gemilerin deniz kirliliğine sebep olmaları da engellendi.

6 bin 245 öğrencinin katıldığı eğitim seminerleri düzenlendi. Onlara temizlemekten önce kirletmemenin ne kadar kolay olduğu anlatıldı.

Biz, Orhan Veli’nin gözlerini kapatıp İstanbul’u dinlediğinde işittiklerini, bizden sonraki nesillerin de işitip duyumsayabilecekleri bir İstanbul’u miras bırakmak için çalışıyoruz. Bu noktada gayretlerinden ötürü İstanbul Büyükşehir Belediyesine teşekkürlerimi sunuyorum.

Değerli misafirler,

Unutmayalım ki denizde hayat var. Aynı karada ve havada da olduğu gibi. İnsan doğaya sadece biyolojik devamlılığı için değil, insan olma ve insan kalma yolunda mesafe kat edebilmek için de muhtaçtır.

Yok olan her ağaç, kirlenen her karış toprak, plastik gölüne dönen her su, manevi habitatımızı da çoraklaştırır.

İnsanın ruhsal rehabilitasyonu, iç dünyasının huzuru, dışındaki doğanın sağlığı ile doğrudan ilişkilidir. Denizler çöple doldurmak için değil, bakıp ilham bulmak içindir. Üç tarafı denizlerle çevrili ve akarsu yatakları açısından son derece zengin olan ülkemizin havasını, suyunu, toprağını temiz tutmak, istisnasız herkesin vatani görevidir.

Bildiğiniz gibi okulların kapanmasına çok az bir zaman kaldı. Tatil sezonu başladı. Vatandaşlarımızın büyük bir kısmı yazlıklara, sahil kenarlarına gidecekler. Buradan tüm vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum, lütfen sahillerin, plajların temizliğine özen gösterelim. Ardımızda bıraktığımızı sandığımız çöplerin ardımızda kalmadığını, kilometrelerce öteden dahi toplum sağlığını tehdit ettiğini unutmayalım. Özellikle plastik şişe ve pipetlerin gerek çevre temizliği gerekse deniz canlıları üzerindeki ölümcül etkilerini düşünerek kullanmamaya dikkat edelim. Başlattığımız deniz temizliği seferberliği ile milletimizin bu konuya yüksek bir duyarlılık göstereceğine gönülden inanıyorum.

Deniz Temiz Derneği - TURMEPA’ya da ayrıca teşekkür ediyorum. Değerli Başkanı Şadan Kaptanoğlu’nun dünya armatörlerinin ilk kadın başkanı olmasından duyduğum memnuniyeti de ifade etmek istiyorum. Baltık ve Uluslararası Denizcilik Konseyi BIMCO’nun başına çevreci bir Türk kadının gelmesi hepimiz için gururdur. Hayırlı, uğurlu olsun!

Değerli misafirler,

Çevrenin korunmasında cevaplamak zorunda olduğumuz en önemli sorulardan biri, bugüne kadar bize ulaşan dünya mirasını sonraki nesillere bırakıp bırakamayacağımız!

Dünya tüm güzellikleri ve kaynaklarıyla toplumların ortak mirasıdır. O nedenle tüm bu değerleri korunmuş olarak gelecek nesillere ulaştırmak evrensel bir sorumluluktur. Bu sorumluluğu yerine getirebileceğimize inanabiliyorsak, çevre krizini aşma yolunda sağlam adımlar atıyoruz demektir.

Bu düşüncelerle sözlerime son veriyor, bu organizasyonda emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Sıfır atık mavi hareketinin, dünyanın geleceği için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.

Umuyorum doğaya verdiğimiz mavi söze ilelebet sadık kalırız.

Kalın sağlıcakla!