Afrika Günü İftar Programındaki Konuşması

23.05.2019

Somali Cumhuriyeti’nin Muhterem Hanımefendisi,

Kıymetli Büyükelçi Eşleri,

Hanımefendiler, beyefendiler, sevgili öğrenciler,

Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum.

Rahmetin bizi her taraftan kuşattığı Ramazan ayında bir iftar sofrasında birlikteyiz.

Sofralar, etrafında toplanıldığında, kalplerin kucaklaştığı yerlerdir. Ekmeğini, suyunu paylaşmak insanları yakınlaştırır. Sofraların birleştirici bir gücü vardır. Hele bu bir iftar sofrasıysa, gönül köprüleri daha da sağlamlaşır. Dostluklar büyür.

Bu anlamlı gönül buluşmasına hepiniz hoşgeldiniz, safalar getirdiniz!

Sözlerimin başında, 25 Mayıs Afrika Gününüzü şimdiden kutluyorum. 25 Mayıs, bizim için her yıl bir başka anlam taşır. Afrika’yı türlü yönleriyle terennüm ederiz.

Afrika günü, bizler için iki ülke arasındaki dostluk duygularını pekiştiren projelerin gerçekleştirilmesinde, anlamlı bir araç haline geldi. Afrika Evi’nden sonra şimdi de kültürel diyalogumuza büyük katkılar sağlayacağına inandığım bir kitabın tanıtımı için biraradayız.

Büyük emeklerle hazırlanan Afrika Yemek Kitabı’nı sizlerle paylaşıyoruz.

2017 yılında, yine bir Afrika Günü’nde, Afrika Büyükelçi Eşleri Derneği’nin katkısıyla bir gastronomi kermesi düzenlenmişti. Bu etkinlikte, Afrika’nın yemek kültürünü tanıtan bir eserin hazırlanmasının çok iyi olacağına dair bir tavsiyede bulundum.

Bugün bu projenin hayat bulduğunu görmekten son derece mutluyum. Bu güzel eserin hazırlanmasına katkı veren herkese kalbi şükranlarımı sunuyorum.

Kitapta göreceğiniz tarifler, Ankara’daki Afrika Büyükelçilerinin değerli eşleri tarafından seçildi. Sonra yine onlar tarafından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi mutfağında pişirilerek fotoğraflandı. Bu akşamki iftar soframız da bu tariflerle hazırlandı. Umuyorum kitaptaki tarifleri evlerinizde sizler de dener ve bir lezzet kültürü yolculuğuna çıkarsınız.

Kıymetli Misafirler,

Afrika, bizim için ayrı bir anlam taşıyor. Bildiğiniz gibi Türkiye olarak 2005 yılında Afrika açılımını başlattık. Eşim, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Afrika ülkelerine pek çok seyahat gerçekleştirdik. Bu seyahatler sırasında tanıklık ettiğim insanlık tecrübeleri, Afrika ile aramda gün geçtikçe kuvvetlenen manevi bağlar oluşturdu.

Bilhassa Afrikalı kadınların zorlu şartlar altında verdikleri mücadeleden ve hayata karşı duruşlarından çok etkilendim. Kurduğumuz Afrika Evi de bu duyguların bir tezahürüdür.

Emekleri, 1 dolar gibi adaletsiz bir ücret karşılığı satın alınan kadınların el emeği göz nuru ürünleri, yurtdışında pahalı butiklerde çok yüksek fiyatlara satılıyordu. Ve maalesef ki, bu kazanç onlara geri dönmüyordu.

Bu durum karşısında elde edilecek tüm gelirin kendilerine geri döneceği, adil bir pazar kurma fikri oluştu. 2016 yılında Afrika Evi’nin temellerini attık. Yani bu merkezin temelinde rafine bir iyilik fikri var.

Bizim Afrika’ya olan bakışımızda ve ikili ilişkilerimizin özünde bu yaklaşım mevcuttur.

Maalesef ki sömürgecilik, salgın bir hastalık gibi Afrika’nın yüzyıllardır belini doğrultmasına izin vermedi.

Saygıdeğer Somali Hanımefendisi de bilirler, 2011’de Somali’ye gerçekleştirdiğimiz ziyarette o dönem yaşananları ifade edecek kelime bulmakta zorlanmıştık. Sanki tüm dünya Somali’den vazgeçmişti.

Oysa biz, Somali’nin insanlığın ve umudun tükendiği bir yer değil, bilakis tüm kıtanın kaderinin değişebileceğini ispat edecek bir ümit merkezi olmasını diledik.

O nedenle, gerek kamu kurum ve kuruluşlarımızla, gerekse sivil toplum örgütü ve özel sektörümüzle Afrika’nın her alanda kalkındırılması için güçlerimizi birleştirdik.

Bizim nazarımızda Afrika ve Türkiye, birbirine el uzatan ve kendisi için istediğini karşısındaki için de isteyen iki dosttur. Biz dostumuzu ihya etmek, ihtiyaç duyduğu alanları imar etmek motivasyonuyla hareket ediyoruz. Bugüne kadar Afrika’da yaptıklarımız, ülkemizin insan odaklı dış politikasının eseridir.

Türkiye olarak biz, başkalarının bahçelerinden gül koparmak değil, solan güllere can suyu vermek istiyoruz. Köklü geleneğimizden aldığımız bu bilinci, gelecek nesillerimize de aktaracağız inşallah. Çünkü tarih, yıkanları değil, inşa edenleri yâd eder.

Afrika’nın kalkınmasına her türlü desteği vermeye devam edeceğiz. Eğitim de, bu desteğin en önemli ayaklarından birisidir.

Aramızda Afrikalı öğrencilerimiz bulunuyor. Bildiğiniz gibi gerek Afrika’dan gerekse dünyanın başka ülkelerinden binlerce uluslararası öğrenciyi ağırlıyoruz. Bugüne kadar 10 bine yakın Afrikalı öğrenci Türkiye Burslarından istifade etti. Bu konuda son 10 yılda uluslararası öğrenci sayımızda yüzde 75’lik bir artış kaydettik.

25 bini burslu olmak üzere 148 bin uluslararası öğrencisiyle ülkemiz öğrenciler için önemli bir cazibe merkezi haline geldi. 2023 yılında 200 bin yabancı öğrenciyi ağırlamayı hedefliyoruz. Umarım bu öğrenciler arasında, Afrikalı öğrencilerin bursluluk oranını arttırabiliriz.

İnanıyorum ki, bugün ülkemizde eğitim alan öğrenciler, ülkelerine döndüklerinde kendi vatanlarını ekonomi, sanayi, eğitim gibi birçok alanda kalkındıracak kapasiteye sahip olacak. Meyvelerini geç toplasak da, eğitim bir toplumu kalkındırmada en etkili mirastır.

Aynı şekilde, kadınların kalkındırılması da eğitim haklarını adil bir şekilde kullanmaları ve ekonomik güç elde etmeleriyle mümkün. Nelson Mandela’nın da dediği gibi “Kadınlar yoksulluğa mahkûm olduğu ve küçük görüldüğü sürece insan hakları özüne kavuşamayacaktır.”

Afrika’nın bir kıta olarak hak ettiği konuma kavuşması ve 21. Yüzyılın yükselen değeri olması noktasında kadınlar başta olmak üzere Afrikalı kardeşlerimize her türlü desteği vermeye devam edeceğiz.

Bu duygularla sözlerime son veriyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Ramazanınızı tekrar tebrik ediyor, hayırlısıyla bayrama ulaşmayı diliyorum.

Saygıdeğer Somali Cumhuriyeti Hanımefendisine teşrifleri için şükranlarımı sunuyorum.

Sizleri Allah’a emanet ediyorum.

Kalın sağlıcakla!