Haypader Özel Eğitim Uygulama Okulu Açılış Konuşması

25.03.2019

Değerli Hanımefendiler, Beyefendiler,

Kıymetli Misafirler,

Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum.

Bugün burada, bu güzide okulun açılışı için bulunmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Emeği geçen herkesi kutluyorum.

Bu okulun temelinde, demir ve çimento kadar sevgi ve iyilik düşüncesi var. Hayırseverlik bilinci var. Dayanışmanın asil ruhu var.

Hayırseverlik, insan sevgisi temelinde yükselen öyle bir bilinç ki, toplumu da yüceltiyor. Verdiği haz, havaya, suya, toprağa karışıp, kainatta yol alıyor.

O nedenle, yapılan en ufak iyiliğin dünyanın uzak köşelerinde büyük yansımaları olduğunu biliyoruz. İnsanların birbirine olan güvenini artırıyor.

Zaman zaman, hayırseverliğin zengin insanlara mahsus bir unvan olduğu düşünülür. Hâlbuki hayırseverlerin ortak bildiği bir sır var. O da, sahip olduklarını paylaştığında bereketin artmasıdır.

Anadolu irfanı bunu bize her zaman göstermiştir. Normal şartlarda bir kişiye yetmeyen, paylaşıldıkça çoğalır, kimyası değişir. İki kişiye yeten, üç kişiye de yeter.

Hayırseverlik de çeşitlidir. Yeri gelir paranız vardır, bir okul, cami, hastane yaparsınız. Yeri gelir arkanızda bekleyen bir engelli kardeşinize sıranızı verirsiniz.

İki hareketin değeri de aynıdır. Çünkü ikisinin de özü, kendimizi değil, karşımızdakini düşünme erdemine dayanır.

Ölçüsü ne olursa olsun, dünyaya yaydıkları iyilik, sevgi için, ve en önemlisi örneklikleri için bütün hayırseverlerimizi tebrik ediyorum.

Yaptıkları hayır, hem kendilerine, hem de gelecek kuşakların hayatlarına büyük manevi hazlar katacaktır.

İnanıyorum ki, bu okul da, nice evladımızın ve ailesinin hayat yüklerini hafifletecektir.

Son zamanlarda engelli bireylerin özel ihtiyaçlarına uygun pekçok eğitim kurumu açılıyor. Toplumumuzda bu konuda artan bir farkındalık var. Herbirinden ayrı ayrı memnuniyet duyuyoruz.

Bildiğiniz gibi hükümetimiz de, ilk günden bu yana engelliler konusunda büyük gayret gösteriyor.

Engellilerin eğitiminden istihdamına kadar tüm sorunlarla yakından ilgileniyor.

Son 17 yılda, 55 bine yakın engelli memur istihdam edildi. Bu, 55 bin kişiyi kendi özgüveniyle buluşturmak, bağımlılık zincirlerini kırmak demek.

Engelli memurlarımız artık istedikleri yere tayin edilebiliyorlar. Özel sektörde daha çok istihdam ediliyorlar.

İstihdama giden yolda en önemli adım ise, eğitimde fırsat eşitliği sağlamaktır. Bu çerçevede, hem Milli Eğitim Bakanlığımız, hem de belediyelerimiz donanımlı tesisler kuruyorlar.

Sanat ve spor alanında hergün yeni bir başarı hikayesi duyuyoruz.

Bütün bunlar, engelli kardeşlerimiz için bir lütuf değil, insan hakkının teslimi demektir.

Engelli bireylerin hayata katılabilmeleri için ihtiyacımız olan şey, ince işçilik, ama daha önemlisi ince fikirliliktir. Şehirlerimizin mimarisi kadar, bu konuda göstereceğimiz dikkat de önemlidir.

Engellilere tahsis edilmiş park yeri, yürüme yolu, asansör gibi imkanları bazen şuursuzca kullanabiliyoruz. Bu, engelli kardeşlerimizin hayatında daha büyük bariyerlere dönüşüyor.

Bir yere engelli tabelası asmakla iş bitmiyor. Bütün mesele, herkesin buna uygun tavır sergilemesi. Birlikte yaşamanın özü olan nezaketi elden bırakmamamız gerekiyor.

Tüm vatandaşlarımızı, engelli bireylerin öncelik hakkını koşulsuz olarak kendilerine teslim etmeye davet ediyorum.

Değerli katılımcılar,

Açılışını yaptığımız bu eğitim yuvası da, toplumda bu bilincin artırılması noktasında elinden geleni yapacaktır. Ailelere rehberlik verecektir.

Biliyoruz ki, engelli bireyler kadar ailelerinin de desteğe ihtiyacı var. Onların yükünü hafifletmek toplumsal sorumluluğumuzdur.

Okulumuzun mimari tasarımı, yerli ve yabancı örneklerden faydalanarak yapılmış, çağdaş standartlara sahiptir. Bu titiz çalışmaların tüm hayırseverlerimize örnek olmasını temenni ediyorum.

Bu okuldan sanat ve spor alanında nice cevherlerin çıkacağına da gönülden inanıyorum. Yeter ki biz, yetenek avcılığı yapalım ve yeteneklerin gelişip büyüyeceği ortamlar oluşturalım.

Böyle başarıların önündeki tek engel, zihinsel bariyerlerdir. Onları aşabilirsek, bedensel engelleri de aşabiliriz.

Mevlana Hazretleri bakın ne diyor;

‘Bir can var canında, o cânı ara,

Beden dağındaki gizli mücevheri ara,

Ey yürüyüp giden dost, bütün gücünle ara,

Ama dışarıda değil, aradığını kendi içinde ara’

Güçlü Türkiye olmanın ön koşullarından biri, tüm bireylerimizin kendini güçlü hissetmesidir.

Türkiye gibi, cömertliğin, yardımseverliğin adeta bir iklim koşulu olduğu bir ülkede, birbirimize sahip çıkmak, hayatın doğal sonucudur.

Böylesi dayanışmalar, bizi huzurlu yaptığı gibi moral değerler adına da yüceltir.

Doğrusu böyle meziyetlerle donatılmış bir topluma, kültüre ait olmak hepimiz adına gurur verici. Bu milli özelliğimizi gelecek kuşaklara aktarmak da, ödevlerimiz arasındadır.

Evlatlarımızın ruhuna merhamet, yardımseverlik tohumu atalım ki, gelecekte bunlar meyve versin.

Biz toplum olarak büyük bir aileyiz. Bu büyük ailemize karşı nezaketi, anlayışı, hoşgörüyü elden bırakmazsak, ilişkilerimizin kalitesi artar. Dayanışma ve birbirine sahip çıkma fikri, toplumumuzun ömrünü uzatır.

Bize bu duyguları ilham eden, bu anlamlı yatırım dolayısıyla Demirören ailesi başta olmak üzere tüm hayırseverlerimize teşekkür ediyorum. Kıymetli çabaları için, kendilerine engelli evlatlarımız, ailelerimiz adına şükranlarımı sunuyorum.

Okulumuzun hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bu eğitim yuvası çocuklarımıza ve geleceğimize armağan olsun!

Bu duygu ve düşüncelerle, tüm katılımcıları sevgiyle selamlıyorum. Kalın sağlıcakla!