Kadın Çiftçileri Kabul Konuşması

06.03.2019

Değerli Hanımefendiler,

Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum. Gerek Hollanda’dan gerekse ülkemizin dört bir yanından gelen tüm misafirlerimize hoşgeldiniz diyorum. Dünya Kadınlar Gününüzü kutluyorum.

Kadının varlığı, gücü ve emeği yarınlarımızın teminatıdır. Kadının olmadığı her alan çorak bir toprak gibidir. Hangi alanda olursa olsun bir yerde kadın varsa verim vardır, ilerleme vardır.

Kadınların toprağa, tarımsal üretime yakın durması bizim için çok da yeni bir durum değil aslında. Anadolu kadını, toprakla bağını hiçbir zaman koparmamıştır. Tohumun saklanmasından ürünlerin yetiştirilmesine, hasattan ürünün sofraya ulaşmasına kadar olan süreçte en önemli rolü kadınlar üstlenmiştir.

Aynı şekilde biz Hollanda’nın toprakla ilişkisini, sanat eserlerinden, özellikle Van Goh’un meşhur sarı renginden biliriz. Hollanda’nın yüzyıllar boyunca su baskınlarına karşı verdiği mücadele hepimizin malumudur.

Fakat her defasında yılmadan herşeye yeniden başlanması, Hollanda köylüsüne toprakla ilgili bilimsel bilgi yanında bilgelik de kazandırmıştır.

Hollanda’daki kanallardan yalnızca su değil, bu emeğin terinin de aktığını düşünüyorum. Dolayısıyla tecrübelerinizi çok kıymetli buluyorum.

Değerli Misafirler,

Dünya nüfusunun 2030 yılında 8.6 milyara, 2050 yılında 9.8 milyara ulaşması bekleniyor. Dünya nüfusu artarken kişi başına düşen tarım arazisi ve su kaynakları da azalıyor. Yani ortada yönetilmesi gereken yeni bir durum var.

Gelecekte su savaşlarının çıkmasını, büyük göç dalgalarının yaşanmasını istemiyorsak, doğru politikalar geliştirmeliyiz.

Nüfusla birlikte artan gıda ihtiyacının çözümünün GDO olduğunu düşünmüyorum. Çünkü esas sorun, gıda yetersizliğinden değil, adaletsiz dağılımdan kaynaklanıyor. Yılda 10 milyon insanın açlıktan öldüğü bir dünyada, 1.3 milyar ton gıda israfı yapılıyor.

Öte yandan tarımsal faaliyetlerimizde çevreci politikalar uygulamalıyız. İklim dostu tarımda performansı artırmak ve karbon ayak izini azaltmak, öncelikli hedeflerimiz arasında olmalı.

Hepimiz biliyoruz ki, yaygın sağlık sorunlarının temelinde genetiği değiştirilmiş tohumlar, kimyasallarla kirletilmiş topraklar var.

Bu nedenle, tüm dünyada toprağa, doğaya, organik ve saf olana bir dönüş var. İnsanlar plazalardaki kariyerlerine son vererek köylerine, topraklarına geri dönüyorlar.

Biz Türkiye olarak, İklim değişikliği ve kuraklıkla mücadele kapsamında 2013-2017 yıllarında Tarımsal Kuraklıkla Mücadele Stratejisi ve Eylem Planı oluşturduk ve uyguladık. Şimdi ise, 2018-2022 yıllarını kapsayacak şekilde bu planın ikinci fazına başlamış durumdayız.

Orman ve meraların rehabilitasyonu, iklim dostu tarım ve sürdürülebilir arazi yönetimi odak noktalarımızı oluşturuyor. Tarımsal çevreyi korumak amacıyla da projeler yürütüyoruz.

Tarım ile ilgili yatırım ve desteklerde, kadınlar ve genç yatırımcılar her zaman önceliğimiz. Onlara yönelik pozitif ayrımcılık politikaları uyguluyoruz.

Genç Çiftçi Desteklenmesi Programının %60.31’i kadın çiftçilerden oluşuyor. Kadınların kurduğu tarımsal kalkınma kooperatiflerine de yoğun destek veriyoruz.

Ülkemizde tarımsal faaliyetlerin %50’si kadınlar tarafından gerçekleştiriliyor. Bu çok önemli bir rakam. Kadınlar tarımsal üretimin ve gıda güvencesinin adeta teminatı noktasında.

Bu sebeple çeşitli eğitim seferberlikleri düzenliyoruz. 2013-2018 yılları arasında toplam 2.5 milyon kadın çiftçimizin eğitim faaliyetlerinden faydalanmasını sağladık.

Bugün aramızda çok değerli kadın çiftçilerimiz var. Hepsi kişisel girişimleriyle çalıştıkları alanda büyük başarılar elde etmiş, toprağa hayat veren kadınlar. Bugüne kadar başardıklarının yanında, diğer kadınlara sağladıkları istihdam ve tarım sektörüne katılımı özendirme noktasında da çok büyük işler yaptılar.

Tarımın ülke bekası ve bağımsızlığı için ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Tarım, hayatın bizatihi kaynağıdır. Bu önemliyle de, bizim için en stratejik sektör konumundadır.

Bu bağlamda, tarımda millileşme sürecini yakından takip ediyoruz. Ata tohumu projesi ile yerel tohumlarımızı topluyor, kayıt altına alıyoruz. Tohum Gen Bankası’nda çoğaltıyoruz.

İnanıyorum ki, karşılıklı bilgi alışverişi bu alandaki çalışmalarımızı güçlendirecektir. Kadınların gücünü tarım sektörüne kanalize ederek, çevre bilincini artıracağımıza, doğal bir yaşamın gerekliliklerini yerine getireceğimize inanıyorum.

Tarımla uğraşan, girişimci, iki ülke kadınlarının bugün burada buluşmasını, deneyimlerini paylaşmasını çok anlamlı buluyorum. Umuyorum ki, bugün yeni işbirliklerinin tohumları da atılacak. Öyle bir tohum serpelim ki, gelecekte kadın dayanışmasının güzel meyvelerini toplayalım.

Hollanda’nın Ankara büyükelçisi Hanımefendi’ye çok özel teşekkürlerimi sunuyorum. Bizleri biraraya getirmeye vesile oldular. Diyalogumuzun, güçlenen işbirlikleri ile sürmesini diliyorum. Tüm misafirlerimize tekrar hoşgeldiniz diyor, hepinizi sevgiyle selamlıyorum.