Başakşehir Belediyesi Çevre Bilinci ve Geri Dönüşüm Kampanyası’nda Yaptıkları Konuşma

18.03.2019

Değerli Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sevgili Gençler,

Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum.

Dünyamızın geleceğini ilgilendirdiği için, hepimizin meselesi olan çevre duyarlılığı ile burada toplanmış bulunuyoruz.

Yaklaşık bir buçuk yıl önce, bir geri dönüşüm projesi olan Sıfır Atık hareketini başlattık. O ilk gün, ilk mesajımız şu olmuştu; ‘Bu projeyi kamu kurumlarından başlatarak tüm toplumda yaygınlaştırmak istiyoruz. Bu da belediyelerimizin ve vatandaşlarımızın bu işi sahiplenmesi ile mümkün olur’ demiştik.

Bugün burada bu mesajın ne kadar doğru anlaşıldığını görüyorum. Geri dönüşüm hareketimiz, çok hızlı biçimde, karşılık bulmuş. Bundan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Gençlerimizin, çocuklarımızın sahip çıkmasını ise, ayrıca takdire şayan buluyorum.

Bütün vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum. Başakşehir Belediyemizi de, projenin ruhunu halkımız arasında yayma gayreti nedeniyle kutluyorum.

Bugün bu projenin ete kemiğe büründüğünü gördük. Hedefimiz, sıfır atığı, teknik bir proje olmaktan çıkarıp, bir yaşam kültürüne dönüştürmekti. Çevreyi koruma duygusunun altyapısını oluşturmaktı.

Başakşehir Belediyemizin bunu başardığını gördüm. Gönül belediyeciliğinin somut hali işte budur!

Slogandan öte, insanımızın yaşam kültürünü şekillendiren duygusal ve fiziki alt yapıyı birlikte hazırlamaktır. Bu girişimin, diğer belediyelerimize de örnek olmasını diliyorum.

Tabiat herkesin ortak mirası olduğundan, herkesin hakkı ve sorumluluğu da eşit. Tabiatı kirletmek, kaynaklarını hor kullanmak, bir anlamda başkalarının temiz havaya, suya ve toprağa olan hakkını çiğnemek demek.  İnşallah hepimiz konuya bu hassasiyetle yaklaşmayı başarabiliriz.

Değerli katılımcılar,

Kimse bilmediği şeyin sorumlusu değildir.

Mesela, ortalama 15 dakika kullandığımız bir plastik poşetin, doğada çözülmesinin yüzyılları aldığını biliyor muyduk?

İnanıyorum ki, bu bilgiyi duyduktan sonra, bilinçli insanların yapacağı şey, plastik kullanımını gözden geçirmek olacaktır.

Sıfır atık seferberliğinin arkasındaki temel fikri vatandaşlarımıza çok iyi anlatmalıyız. Bunun bir tasarruf projesi olduğu kadar, çevre duyarlılığı ve gelecek projesi olduğunu da çok iyi açıklamamız gerekir. Ancak böylece duyarlı ve bilinçli bir dönüşüm hareketi gerçekleştirebiliriz.

Başakşehir’in, bu bilincin merkezi olmasını bekliyorum. Tüm dünyaya vatandaş-belediye işbirliğinin ne güzel sonuçlar verdiğini lütfen gösterin! Özellikle kadınlarımızı bu çevre projesinde baş rolde görmek istiyoruz.

Japonya’daki Kamikatsu kasabası, çöpünün %80’ini geri dönüştürerek tüm dünyaya örnek oldu. Başakların şehri neden olmasın?!

Atıkları kaynağında ayrıştırarak sağladığımız nice tasarruf var. Ben sadece bir tanesini sizinle paylaşacağım; bir buçuk yıl içinde, sıfır atık projesi kapsamında 42 milyon ağacın kesilmesi önlendi. Oksijen depomuz ormanlar için ne kadar önemli bir kazanım değil mi?!

İnanıyorum ki, 2023’te atık karnemizin karşısında ‘sıfır’ yazacak. Bu, atık sözkonusu olduğunda alacağımız en güzel nottur.

Çocuklarımıza bu bilincin aşılanmasını çok önemli buluyorum. Çocuklarımız, sürdürülebilirlik denen bayrak yarışında hemen arkamızda bulunuyorlar çünkü. Emaneti bizden onlar devralacak. Okullarımızda başlatılan ‘geri dönüşüm saati’, bu nedenle son derece önemli bir girişim. Ağaç yaşken eğilir, buna hepimiz inanıyoruz.

Birçok araştırma, tüketim alışkanlıklarında değişiklikler olmazsa, dünyanın geleceğinin kıtlığa, susuzluğa ve büyük göçlere gebe olduğunu söylüyor. Çocuklarımıza böyle bir dünya bırakmaya hakkımız yok. Ama herşeyi tersine çevirecek zamanımız var.

Bize sürekli olarak ihtiyaçlar listesi pompalayan bir yaşam biçimini sorgulamalıyız.

“Kullan-at kolaylıklar dünyası” olarak tanımladığımız konforun, bizi her gün biraz daha dibe çeken bir bataklık olduğunu fark etmeliyiz.

Mesela 1 adet pamuklu tişörtün üretilmesi için 2 bin 700 litre su harcandığını biliyor musunuz? Bilsek, giysilerimizi bu kadar kolay atar mıyız?

Her tür israfın, küresel ısınmanın ateşini körüklediğini unutmamalıyız.

Kıyafetlerimizi uzun ömürlü kullanarak karbon salınımını azaltabiliriz.

İnsan tabiatın hükümdarı değil, ondan gerekli ölçüde faydalanan bir parçasıdır ancak. Tabiata nezaketle davranırsak, karşılığında nezaket umabiliriz.

Talan edilmiş doğal kaynaklar, yok edilmiş ormanlar, mütemadiyen kirletilen su ve hava karşısında, tabiat da elbette cevabını verecektir.  

Tolstoy, “Mutluluğun ilk şartı, insanla doğa arasındaki bağın kopmamasıdır” diyor. Bu söz aslında, modern dünyada psikolojik bunalımların neden arttığını da gayet iyi açıklıyor. Tüketim odaklı yaşamak, tabiatın kaynaklarını kuruttuğu gibi, yaşadığımız manevi erozyonun da sebebidir.

İçimizdeki boşluğu eşya ile doldurmaya çalışmanın, bizi kendi maneviyatımızdan uzaklaştıran yan etkileri var.

İnsan, sürekli beslenmesi gereken egodan ibaret bir varlık değil. O nedenle insan olmanın başka alanlarına da yatırım yapmalı, mutluluğu, etkisi çok kısa süren tüketimde aramamalıyız.

Bu yönüyle, sıfır atık kültürünün aslında bir kanaat kültürü olduğunu da söylemek isterim. Unutmayalım, sade yaşam, insana kendisini her katmanıyla görmesini sağlayan en güzel aynadır.

Böyle meselelere sanatçılarımız, sporcularımız ve biliminsanlarımız sahip çıkarsa, o meselenin geleceği sağlamdır. Toplumun rol modelleri olarak sıfır atık projesine verdikleri destekler nedeniyle de, herbirine teşekkür ediyorum.

Kıymetli katılımcılar,

Türkiye, madden ve ruhen kalkınma atağında olan bir ülkedir. Bir yanda dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girme yarışındayız. Bir yandan da sosyal ve ruhi olgunluğumuzu geliştirme çabasındayız.

Başakşehir gibi, sitelerin bol olduğu bir ilçede komşuluk ilişkilerini güçlendirmek de, bu olgunlaşma çabasının parçasıdır. Mahalle kültürümüzün güzelliklerini yaşatmaya devam etmeliyiz. Çünkü toplumsal değerler biraz da bu kültür içinde filizleniyor.

Belediyelerimiz bir zamanlar çöp dağları, su kesintileri gibi temel sorunlarla uğraşıyordu. Fakat bugün artık sosyal alanlar inşa ediyor. Millet bahçeleri, millet kıraathaneleri Başakşehir’in yeni sosyalleşme alanlarıdır. İnanıyorum ki, ilçe sakinleri de bu mekanlara güzel bir ruh üfleyecektir.

Bu millet, herşeyin en güzeline layık. Ülkemiz başarı merdivenlerini çıktıkça, tüm yönlerimizle güçleneceğiz inşallah. Yeter ki birliğimizi bozmayalım. İstikrarımızı hiç bozmadan, 2023 hedeflerine odaklanalım. Bizi çok daha güzel günlerin beklediğine hiç kuşkum yok.

Sözlerime son vermeden önce, 18 Mart vesilesiyle, Çanakkale şehitlerimizi rahmetle anmak istiyorum. Çanakkale Zaferi’nin 104. yılında tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun. Rabbim bizleri de onların bayrak ve vatan şuuruyla donatsın. Ülkemizi parçalamak isteyenlere karşı birlik ve beraberliğimizi güçlendirsin.

Bu duygularla, Başakşehirli tüm kardeşlerimi sevgiyle selamlıyorum. Sıfır atık projesine verdikleri destek için şükranlarımı sunuyorum.

Gençlerin bu işe sahip çıktığını gördüm ya, artık gözüm arkada değil! Hayırlı, mübarek olsun!

Başakşehir Belediyemize ev sahipliği nedeniyle teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.

Hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Kalın sağlıcakla!