8 Mart Dünya Kadınlar Günü Vesilesiyle “Koruyucu Aile Temalı” Programda Yaptıkları Konuşma

12.03.2019

Değerli Hanımefendiler,

Beyefendiler,

Sevgili gençler ve çocuklar,

Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum. Milletin evi olan bu çatı altında sizlerle biraraya gelmekten büyük memnuniyet duyuyorum.

Tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Bu hafta birçok salonda kadın konusu tartışılıyor, kadın sorunları masaya yatırılıyor. İnanıyorum ki, on yıllar boyunca da bu konular konuşulmaya devam edecek.

Ben de bu sefer istedim ki, bu anlamlı günde merhametin, vicdanın, fedakarlığın yuvalandığı yürekleri misafir edelim. Merhameti kalplerinin içine bir astar gibi geçirmiş koruyucu ailelerimiz ile tanışalım, gösterdikleri yüce gönüllülük için onları tebrik edelim.

Bir şekilde ailelerinden uzak düşmüş çocuklarımıza yuva olan koruyucu ailelerde, çocuklarımıza babalık yapan beyefendilerin hakkı ödenmez.

Ama biliyoruz ki, bu süreç kadınların kabulü ve içinden taşan şefkati paylaşmak istemesiyle başlıyor. Bu nedenle, koruyucu aile sisteminin temel zemininin, kadınların yürekleri olduğunu düşünüyorum.

Bu yüce gönüllülüğü gösteren tüm kadınlarımıza ve baba şefkatiyle kanadı kırık yavrularımızı himaye eden tüm beyefendilere insanlık adına teşekkürlerimi sunuyorum.

Ne mutlu ki bugün ülkemizde aileler akşam evlerine çekildiğinde, tam 5 bin 360 evin penceresinden, mahyalardan parlar gibi sımsıcak bir ışık sızıyor. Şefkatin, fedakarlığın ışığı!...

İnsan olarak belki yalnız doğuyor, yalnız ölüyor ama hep beraber yaşıyoruz. Bu dünyayı paylaştığımız her insana, kendi ailemize olduğumuz kadar sorumluyuz. Çünkü bu alemde insan insana emanettir.

Bu bilinci içselleştirdiğimizde, hayat denen o büyük sofranın etrafında toplanmış, birbiriyle dayanışmaya muhtaç insanlık ailesi ortaya çıkıyor. Ve biliyoruz ki, paylaşmanın kendine has bir bereketi var. Yardımlaşmadan doğan iyilik, ruhumuzda adeta detoks etkisi yapıyor.

Kadim medeniyetimizde makbul insan, komşusu açken tok yatmayan, sağ elinin verdiğinden sol eli habersiz olan, yediğinden yediren, giydiğinden giydirendir. Bizim denizlerimiz, yapılıp atılmış iyiliklerle doludur. Bugün sosyal sorumluluk denen yardımlaşma metodu, bizim yaşam kültürümüzün özünü oluşturuyor.

Devletimiz de, merhametin kurumsallaştığı çok eski bir geleneğin taşıyıcısıdır. Eytam Nezareti, Daruşşafaka, Darülaceze gibi kurumlar yetimin, kimsesizlerin hamisi kurumlardır. Bugün de devletimizin kolları, kimsesiz yavrularımızı sarıp sarmalamak için sonuna kadar açıktır. Çağın şartlarını dikkate alarak modern metotlar geliştirmektedir. Eskiden olduğu gibi birçok çocuğun aynı odada yaşamak zorunda olduğu çocuk yurtları ortadan kalkmıştır.

Sevgi evleri, çocuklarımız için sıcak yuvalar olmuştur. Bunun bir adım ötesinde ise koruyucu aileler bulunmaktadır.

Gönül Elçileri projesi kapsamında yaygınlaştırma çabası içinde olduğumuz koruyucu ailelik, milletimizin merhametli yüreğinde büyük karşılık bulmuştur.

2002 yılında koruyucu aile yanındaki çocuklarımızın sayısı sadece 515 iken, 2019 Şubat ayı itibariyle 5360 aile yanında tam 6556 çocuğumuz bulunmaktadır. Bu çocuklarımız içinde 688’i engellidir. Bunların arasında %100 ağır engelli çocuklarımızın olduğunu da biliyorum. Böyle yavrularımıza kol kanat geren ailelere ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Rabbim onlardan razı olsun.

Değerli Misafirler,

Geçmişte, devlet koruması altındaki çocuklarımızla ilgili toplumda bazı olumsuz algılar vardı. Onlar genelde hayata 1-0 yenik başlamış, mağlubiyetten başka gerçeklik tanımamış insanlar olarak lanse edilirdi. Maalesef medyada çıkan bazı haberler de bu algıyı pekiştirdi. Oysa gerçek böyle değildir.

Hayat herkesin kalbini mutlaka bir kere burkar. Ama bu, çocuklarımızın baştan sona mutsuz bir hayat geçirecekleri anlamına gelmez. Biliyoruz ki, bugün devletimizin kanatları altında yetişmiş nice başarılı doktor, öğretmen, hukukçu, sanatçı ve sporcumuz var. Hepsi mutlu ve hayata değer katan insanlar. O nedenle acımayı tedavülden kaldırıp, dar zamanların merhemi olan merhameti yürürlüğe koymalıyız.

Şu anda devletimizin himayesinde güven içinde yaşayan ama sıcak aile ortamına hasret çocuklarımız var. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız büyük bir titizlik içinde onları sıcak yuvalarla buluşturma gayreti içinde. İnanıyorum ki, toplumumuzda bu çağrıya cevap verecek nice güzel gönüllü insan var. Bakım ve eğitim masrafları devlet tarafından karşılanan bu çocuklarımıza açacağınız şey sadece gönülleriniz.

Bir insana, içinde bayram sabahlarının, yaz tatillerinin, karne günü kutlamalarının birlikte geçirildiği bir çocukluğu hediye etmekten daha anlamlı ne olabilir?!

Dünyanın 7 büyük harikası var. Bunlar tüm zamanların en iyi eserleri. Ben, 8. Harika’nın, bir insana, dönüp baktığında tebessüm edeceği bir çocukluk inşa etmek olduğunu düşünüyorum.

Bundan daha iyi bir eser olabileceğine de inanmıyorum. Sizleri de bu eserin sanatçıları olmaya davet ediyorum.

Daha önce bir çocuğun ruhunu özenle işlemeye karar vermiş koruyucu ailelerimizden de, yaşadıkları bu olağanüstü deneyimi herkesle paylaşmalarını özellikle rica ediyorum. Lütfen eşinize, dostunuza, komşularınıza, sahip çıktığınız çocukların şen kahkahalarının evinizdeki bereketi nasıl artırdığını, gönülleri yıkayıp pir-ü pak yaptığını anlatın. Anlatın ki, bu iyilik hareketi toplumda daha çok karşılık bulsun.

Yürekleri, iyilikle taşan insanlar hiçbir şey yapamasalar da, bir hafta sonunu sevgi evlerine ayırıp evlatlarımızı sevindirebilirler. Onların hayat yolculuğunda bir fener olabilirler.

Aramızda çok kıymetli sanatçılarımız var. Onlar toplumda rol modellerimiz. İnanıyorum ki, sizlerin koruyucu ailelik konusunda atacağınız en küçük adım, toplumda dalga dalga yayılacaktır.

Bir çatı altında yaşamak ve birbirimize aile demek için kan bağı tek şart değil. Aynı anne-babadan olmasa da hepimiz hayatın karnından karındaşız. Kendi aile bireylerimizin olduğu kadar komşularımızın, tüm çocukların, engelli bireylerin, yaşlıların, şehit ailelerinin de velileri, hamileriyiz.

Dünya kadınlar günü vesilesiyle böylesine ulvi bir konu etrafında bir araya gelmeyi çok anlamlı buluyorum. Kadınlar, fıtratları gereği bulundukları her yeri bahara çevirebiliyor. Kadınların el attığı her şart iyileşebiliyor.

Bugün hangi STK’ya baksanız kadınların çoğunlukta olduğunu görürsünüz. Kadınlar, toplumun dertlerine derman olmayı kendilerine vazife addetmiştir. Kadınların sosyal sorumluluk projelerine kattığı yüksek yaşam enerjisi, toplumsal gelişimimizin yegane garantisidir.

Koruyucu aile projesine katılarak evlerinin kapılarını çocuklarımıza açan, sevgi evlerinde evlatlarımıza gönüllü annelik yapan tüm kadınlarımıza kalbi şükranlarımı sunuyorum. Sizler birer kahramansınız ve iyi ki varsınız!

Evlatlarımıza da güzel gelecekler diliyorum. Onları gelecekte vatana millete hayırlı evlatlar olarak görmeyi umut ediyorum.

Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.