“Türkiye Girişimci Kadın Buluşması" Programında Yaptıkları Konuşma

08.03.2019

Değerli Hanımefendiler,

Beyefendiler,

Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, kadın gücünün bir manifestosu niteliğindeki girişimci kadınlarımızla birlikte olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum.

Eskiden, çalışma hayatında sayıca az olan kadınlar için kurduğumuz gelecek hayali, sayılarının artmasıydı. Bugün, bu hayalin meyvelerini topladığımız, bereketli bir hasat dönemindeyiz.

Gün geçmiyor ki, yeni bir kadının daha, harika bir fikri işe dönüştürdüğünü görmeyelim. Kadınlarımız artık bu güveni kendilerinde bulabiliyor.

Devletimiz de, kadınlarımıza bu süreçte büyük destekler veriyor. İş kurma sürecinde önlerine çıkan engelleri aşmaları için yardımcı oluyor. Girişimciliği teşvik için kadınlara pozitif ayrımcılık içeren mikrokrediler veriyor.

Bugün Türk Eximbank ile imzası atılan kadın girişimci ihracatçılarımıza yönelik destek kredisi de, bu teşviklerin sınırları aştığını göstermektedir ki, bu memnuniyet vericidir.

Bildiğiniz gibi, 2023 hedeflerimizden biri kadınların çalışma hayatındaki oranını, yüzde 41’e çıkarmak.

Bu rakamdan beklediğimiz, kadınların yalnızca işe alınmaları değil. Biz onların kilit karar mekanizmalarında yer almasını istiyoruz. Farklı alanlara liderlik yapabilecekleri reform mercileri olmalarını arzu ediyoruz.

Kadınların, yapıları itibariyle girişimci ruha sahip olduklarını düşünüyorum. Girişimci olmak için hayal, fikir, cesaret ve yetenek gerekiyor.

Girişimci insanların başarı hikâyelerini dinlediğimizde, hepsinin ilk cümlesi bir hayali anlatmakla başlıyor. Aslına bakarsanız, istisnasız hepimizin bazen kendi içinde saklı tuttuğu, bazen dile döktüğü hayalleri var.

Bazılarımız bu hayallerin peşinden koşacak mecali ve iştiyakı kendimizde bulabilirken, bazılarımız korkularımıza yenik düşüyoruz.

Yeteri kadar güçlü olmadığımızı düşünüyor ve gücü bir iktidar meselesi olarak algılıyoruz. Halbuki gerçek güç, sizden alınamayan güçtür.

Zaman, gençliğin gücünü alabilir. Siyasi iklim, makamın gücünü, ekonomik felaketler, maddi gücü alıp götürebilir. Fakat kişiliğinizin size verdiği güç, bakidir.

İşte hayallerinin peşinden koşan insanların farkı, bu gerçek güce dayanmalarından kaynaklanıyor.

Bugün dünyanın her zamankinden daha çok kadın gücüne ihtiyacı var. Sanki yeni bir doğum olacakmışçasına, dünya dar bir kanaldan geçiyor.

Dünyanın karşı karşıya olduğu çevre sorunları, insani ve moral değerler krizi, hep kadınların çözüm üretebileceği konular.

Artan enerji ihtiyacı, ekonomilerin döngüsel ekonomiye evrilme zarureti, yine kadınları yakından ilgilendiriyor. Kadınlarımızın, potansiyellerini bu alanlarda aktif bir enerjiye dönüştürmesinin tam zamanı.

Dünyanın ilk 10 ekonomisinden biri olma hedefimiz de, kadınlarımızın ekonomiye katılmasına bağlı. Hulasa, dünya, kadın ruhuyla yeniden tasarlanmayı bekliyor. 

Ülkemiz, insan kaynağı açısından oldukça verimli topraklara sahip. Bütün mesele, bu topraklarda girişimcilerden oluşan bir ekosistem varetmek.

Kadınların girişimcilik özgüvenini artırmak için, bir işe sıfırdan başlamanın cinsiyetle alakalı bir konu olmadığını, yüksek sesle anlatmamız gerekiyor.

Bu bilincin yayılıp kök salması için, bu yolda öncü olmuş kadınlarımızın, deneyimlerini daha çok paylaşması gerek.

Bu başarı hikayelerinin, özellikle Anadolu’nun küçük yerleşim yerlerine taşınmasının, bu ilham zincirini genişleteceğine inanıyorum.

Ülke olarak, her şeyi sıfırdan ve yeniden inşa ettiğimiz birçok süreçten geçtik. Farkında olsak da, olmasak da bu süreçler, içimizdeki potansiyeli harekete geçirdi.

Bir iç deniz gibi kıpırtısız kalmak, bizim insanımızın genetik kodlarına aykırı. Türkiye şu anda, bütün dinamikleriyle sürekli akan bir su gibidir. Yani potansiyel olarak herkes birer girişimcidir.

Girişimcilik ruhunun bir ülkede hakim olması, o ülkenin milli zekasını yansıtan, dışarıdaki algısını da olumlu etkileyen bir unsurdur.

O halde, gençlerimizin, kadınlarımızın zihin sandıklarında tuttuğu mücevherleri bir bir ortaya çıkarmasını bekliyoruz.

Gençlerimiz, kendilerini bir sisteme dahil olma zorunda hissetmesin. Onlar kendi sistemlerini kursunlar. Kendi iş kültürlerini ortaya çıkarsınlar.

Böylelikle, tek düzelikten kurtulur, farklı bakış açılarının zenginliğinden istifade ederiz.

Teknolojinin gittikçe hâkim güç olduğu günümüzde, kadın girişimciler, bilişim eğitimini hayat boyu öğrenmenin düzenli bir parçası haline getirsin.

Kıymetli Hanımefendiler,

Mantık bizi A noktasından B noktasına götürür. Oysa hayal gücü bizi her yere taşır, sınırsızdır. Girişimci ruh dediğimiz ruhun gıdası da, tam olarak budur. Hem gençlerimize, hem de kadınlarımıza sesleniyorum.

Endişenin, olumsuz düşünmenin, kendinizden şüphe etmenin girişimci ruhunuza ket vurmanıza asla izin vermeyin.

Yaşadığımız çağda, artık bedenin ve kas gücünün değil, zihnin, fikrin ve kalbin öne çıktığı bir dönemden geçiyoruz. Fikirlerimiz işimiz oluyor. Kendimizi fikirlerimizle, duygularımızla tanımlıyor, varlığımızın bu tarafına doğru keşif yolculuklarına çıkıyoruz.

“Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var; Yaşadın mı büyük yaşayacaksın!

Irmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına…” diyor ya bir şairimiz.

İşte şimdi her işimize böyle tutkuyla sarılacağımız, her işin içine bir fikir ve bir parça ruh koyacağımız bir dönemin içindeyiz.

Bugün dün olduğumuz yerin çok ilerisindeyiz. İnanıyorum ki, gelecekte çok daha iyi noktalarda olacağız.

Ruhundaki ışığı ortaya çıkarmak için engel tanımayan bütün kadınlarımızı tebrik ediyorum.

Devletimiz başta olmak üzere onlara destek veren tüm kişi ve kurumlara içten teşekkürlerimi sunuyorum.

TOBB ve TESK gibi çatı kuruluşlarımızı da, kadın girişimciliğini destekleme noktasındaki katkıları nedeniyle kutluyorum.

Toplantının ev sahibi Ticaret Bakanlığımıza teşekkür ediyorum.

İnşallah gelecek 8 Mart’ta daha büyük başarıları kutlamak üzere biraraya gelir, insanlığın dertlerine şifa sunan bir noktada oluruz.

Bu duygularla hepinizi sevgiyle selamlıyor, Allah’a emanet ediyorum.