Engelsiz Üniversite’nin Açılışında Yaptıkları Konuşma

05.03.2019

Değerli hanımefendiler, beyefendiler,
Kıymetli Kardeşlerim;
Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum. Ülkemizde bir ilk olan Engelsiz Üniversite’nin açılışı vesilesiyle bir arada olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum.

Bağcılar Belediyemiz, 2011 yılından beri engellilerle ilgili son derece titiz ve tüm kurumlara örnek çalışmalar yürütüyor.  Engelliler Sarayı sayesinde nice kardeşimiz mesleki eğitim aldı. Spor ve sanat alanlarında güzel işler yaparak sosyal yaşama daha fazla katılma imkânı buldu.

Şimdi ise, İstanbul Medipol Üniversitesi ve Bağcılar Belediyemizin örnek iş birliğiyle, bu çalışmalar çok daha üst bir seviyeye taşınıyor. Engelsiz Üniversite ile engelli bireyler, akademik gelişim sağlama noktasında birçok imkâna kavuşacaklar. Emeği geçen herkesi gönülden tebrik ediyorum.

İstanbul Medipol Üniversitesi’nin güçlü altyapısıyla, Engelsiz Üniversite’de 40 branşta 1600 katılımcı eğitim görecek.

Engelli kardeşlerimiz, eğitim ve liyakate sahip olarak meslek hayatında yer alacak ve çok daha özgüvenli kişiler haline gelecekler. Bu merkezde, engelli bireylerin ailelerinin de ebeveyn eğitimi alacak olması son derece önemli.

Hem kendi ailelerini güçlendirecek, hem de buradan elde ettikleri kazanımları toplumla paylaşarak farkındalığın artmasına vesile olacaklar.

Hepimizin tanıdığı bilim insanı Stephen Hawking (Stefın Havking) eğer bizlere bir şey öğrettiyse, o da, engelli olmanın başarıya mani olmadığıdır. Kendisi, dünya tarih sahnesine gelmiş ender dehalardan biriydi. Bilim alanında açtığı çığır yanında, bedensel engelin insanın yapabileceklerine sınır koyamadığını da ispat etmiştir. Engellilikle ilgili birçok önyargıyı yıkmıştır. Bir konuşmasında ‘Engelli olan bedeniniz, ruhunuz değil!’ diyordu.

Beden, insan denen varlığı teşkil eden parçalardan yalnızca birisi. İnsan, aklıyla, zekâsıyla, ruhuyla, kalbiyle, vicdanıyla insan oluyor. Dolayısıyla bedensel engel, insanın yapabileceklerinin elbette sonu değil. Fakat insanın bedensel engelini aşarak içindeki potansiyeli ortaya dökebilmesi için bazı altyapı ihtiyaçları var.

Bunların en başında, eğitimde fırsat eşitliği geliyor. Eğitim, insanın kendini keşfetmesi noktasında en önemli araç. Bizler ancak eğitim sayesinde, kendimizi tanıyoruz. Yapıp yapamayacaklarımızı, sevip sevmediklerimizi tahlil ediyor ve hayallerimizi şekillendiriyoruz.

Engelli insanların önündeki en büyük engel, eğitimde fırsat eşitliği noktasında, dezavantajlı bir gruba dâhil olmaları. Yani aslında onlara engel teşkil eden bedensel engelleri değil, sistemik engeller.

Hükümetlerimiz, 2002’den beri engelli vatandaşlarımızın önündeki bu yapısal engelleri kaldırmanın gayreti içinde. Son yıllarda ülkemizde engellilere evde bakım hizmetinin alanı genişletildi. Evde bakım aylığı, engelli kardeşlerimizin, yakınlarının yanında hizmet alma imkanı sağladı.

Kamuda istihdam, son 17 yılda 10 kat arttı. 55 bine yakın engelli memur istihdam edildi. Özel sektörde istihdam teşvikleri başlatıldı. Engellilerin dilediği yere tayin hakkı getirildi. Yine 2012 yılında bir ilke imza atıldı. Engelliler için ayrı ve merkezi bir sınav uygulaması getirildi.

Çünkü biliyoruz ki, yeterli eğitimi alan ve sonrasında çalışma hayatına adım atan engelli bireylerin hayatında yeni bir sayfa açılıyor.

Hayatlarını insan onuruna yakışır şekilde kimseye muhtaç olmadan sürdürebiliyorlar. Toplumun diğer bireylerinden ayrı tutulmadan eşitlik çerçevesinde sosyal hayata katılım sağlayabiliyorlar.

Güçlü bir toplum, nitelikli insan kaynağı olan toplumdur. Bunun için de, tüm sosyal politikalarımızın, toplumun bütün kesimlerini kapsayıcı bir metotla oluşturulması lazım.

Tabii, engelli bireyleri toplumun ve soysal yaşamın merkezine alma noktasında tek taraflı çaba yeterli değil. Konuya mutlaka çok yönlü yaklaşmalıyız.

Mesela böylesi güzel bir eğitim ocağının açılmasının yanında, engelli dostu şehirler inşa etmeliyiz. Toplu ulaşım imkânlarını gözden geçirmeli, otopark ve merdiven sorununu tamamen çözmeliyiz. Hayatı engelli vatandaşlarımız için daha kapsayıcı hale getirmeliyiz.

Gerek kamuda, gerekse özel sektörde tüm yöneticilerimiz engelli bireylerin yaşamlarını kolaylaştıran unsurları öncelikleri arasına almalı. Çünkü gelişmiş toplumlar, dezavantajlı diye tabir edilen grupların bu dezavantajlardan kurtulmasıyla oluşur. Bu konuda hepimize ahlaki görevler düşüyor.

Gerek ülkemizde, gerekse dünyada bir döneme kadar engelli bireyler için yapılan işler hayır işi kapsamında değerlendirildi. Fakat hayatı engelli kişilerin de katılabileceği şekilde tasarlamak, bir hayır işi değil, kişilerin temel insan haklarını teslim etmektir.

Hayat dışarıda akıp giderken, engelli kardeşlerimizi evlerine mahkum edemeyiz. Onları yaşamın her alanında, okulda, iş yerinde, sanatın ve sporun farklı dallarında daha çok görmek için elimizden geleni yapmalıyız.

Eminim, engelli kardeşlerimizin çok büyük hayalleri var. Sizler hayallerinizi bizlerle paylaşın, bizler de o hayallerin gerçekleşmesi için çalışalım.

Toplumsal huzur, mutluluk dediğimiz duygunun herkes tarafından paylaşılmasıyla sağlanabilir. Bu noktada yalnız kendimiz için yaşamadan, attığımız adımların başkalarını nasıl etkilediğini de hesap etmemiz gerekiyor. Maalesef, kimi zaman engelli rampaları önüne ve görme engelliler için yapılan yürüyüş yollarının üzerine araçların park ettiğini görüyoruz. Ya da engelli araçlar için tahsis edilen park alanlarının başkaları tarafından işgal edildiğine şahit oluyoruz.

Özellikle alışveriş merkezileri gibi kalabalık mekânlarda engelli kardeşlerimiz bazan asansör kapısında uzun dakikalar beklemek zorunda kalıyor. Bunlar hepimizi üzen ve bize yakışmayan manzaralar…

Sosyal yaşam alanlarında engelli vatandaşlarımıza öncelikli davranılması, hepimizin hassasiyeti olmalı. Hepimiz empatiyle hareket etmeliyiz.

Bağcılar Belediyemizi, yıllardır gönül belediyeciliğinin bir parçası olarak engelliler konusundaki hassasiyetleri nedeniyle kutluyorum. AK Parti belediyeleri olarak, insan hayatının her alanını kolaylaştırıp, güzelleştirdiğiniz için sizlere teşekkürlerimi sunuyorum.

Akademik bir kuruluş olarak İstanbul Medipol Üniversitesi’ni de bu ortak duyarlılığı nedeniyle tebrik ediyorum. Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyor, Allah’a emanet ediyorum.