MEB Tasarım-Beceri Atölyeleri Tanıtım Programında Yaptıkları Konuşma

27.02.2019

Değerli Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sevgili Öğrenciler,

Hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum. Bu güzel eğitim yuvasında, Milli Eğitim Bakanlığımızın yeni bir projesinin tanıtım etkinliğinde bulunmaktan büyük memnuniyet duyuyorum.

Bir ülkenin geleceği, o ülkenin çocuklarının alacağı eğitime bağlıdır. İyi eğitimli bir gençliğe sahip toplumlar, geleceğini tüm yönleriyle garanti altına almış olurlar.  Çünkü eğitim, gücü tükenmeyen bir ışık kaynağı gibi her yeri aydınlatır.

Ülkemizin geleceğinin harcı, çocuklarımızın bilgi ve becerilerinden karılacak. Bu harcı zenginleştirmek de bizim, hepimizin görevi.

Her gün yeni bir dünyaya, yeni ihtiyaçlarla uyanıyoruz. Zaman, eskiye göre çok daha hızlı akıyor. O nedenle bu yarışı, yeniliklere çabuk ayak uyduranlar kazanacak.

Tasarım-beceri atölyelerini bu anlamda öncü bir çalışma olarak görüyorum. Bilgiyle   hayat pratiğini birleştirmeyi hedefleyen bu atölyeler, çocuklarımızı hayata hazırlamayı amaç edinmektedir.

Bugüne kadar eğitim, gençlerin ilk iş başvurusu yapacağı ana kadar geçirilen, bir ön dönem olarak algılandı. Çocuklarımıza ‘sen şimdi sadece derslerini çalış, diğer şeyleri sonra yaparsın’ dedik.

Sanatla, sporla uğraşmak isteyen çocuklarımızın bu ilgilerini, derslerindeki başarıyı azaltacak etkenler saydık.

Çocuklarımız, dört duvar arasında, kendilerine verilen bilgileri ezberleyerek depolamaya çalıştılar. Okuldan sonra da odalarına kapanıp test çözerek hayattan kopuk şekilde, nefes almadan sınav maratonuna hazırlandılar.

Bilgi dediğimiz şeyin, hayattaki karşılığını çoğu zaman onlara gösteremedik. Onlara hammadde verdik ama o hammaddeden neler üretebileceklerini öğretemedik.

Hâlbuki matematiğin müzik için, sporun yönetim ve liderlik için, edebiyatın iletişim için, tasarımın yaşam için ne kadar gerekli olduğunu onlara daha iyi anlatmalıydık.

Bilginin eyleme dönüşmediği durumlarda öğrenme heyecanı da çoğunlukla olmuyor. Okul, öğrenciler nezdinde önemsizleşebiliyor.

İşte tasarım-beceri atölyeleri, çocuklarımıza, öğrendiklerini aynı anda pratiğe dökebilecekleri bir imkan sağlayacak.

Çocukların mesleki deneyimle erken yaşta tanışması mümkün olacak. Böylelikle öğrendikleri bilginin ete kemiğe büründüğünü görecekler. Bilgiyi sonradan unutulacak beyhude bir ezbere çevirmeyecekler.

Evlatlarımızın, üniversite mezuniyeti ve askerlikten sonra hayata atılacağını söyleriz hep. Oysa öğrenme dediğimiz süreç; anne karnında başlar. İnsan, yaratılışı itibariyle hayata atılmayı bu kadar geciktiremez. Beklerse melekelerini törpülemiş olur.

Ayrıca hayatı bu şekilde askıya almak, çocuklarda ve gençlerde ruh olgunlaşmasının önüne geçer. Sorumluluk almakta zorlanırlar. O zaman sadece testlerde skor elde etmeye çalışan, zihni birçok bilgiyle dolu fakat hayata karşı çekingen kişilikler ortaya çıkar.

Tasarım-beceri atölyelerinin bu demode eğitim anlayışlarını değiştireceğine inanıyorum. İnşallah ileride ülkemizin her yerinde, bütün okullarımızda yaygınlaşacak bu atölyeler sayesinde, çocuklarımız bilgiyi bilgeliğe dönüştürecekler. Eğitimi, okulu daha çok sevecekler.

İnsanın yaptığı işi sevmesi son derece önemli. Büyük icatlar, büyük eserler, büyük sevgilerden doğar. Çocuklara okulu, okulda geçen zamanı, öğretmen ve akranlarıyla kurduğu ilişkiyi sevdirebilirsek, gerçek öğrenme ortaya çıkar.

Tasarım-beceri atölyelerinde sanat, bilim, kültür, spor ve yaşam bir araya geliyor. Görsel sanatlardan müziğe, yazılım ve tasarımdan tabiat ve hayvan bakımına, drama ve eleştirel düşünceden spora kadar birçok alan var.

Öğrenciler burada takım çalışmalarına dâhil olarak bilgiyi anında eyleme dökme fırsatı bulacaklar. Böylece sosyal ve kültürel farkındalıkları artacak. Kendini bilen, tanıyan gençler, karar mekanizmalarına da kendilerini hazırlamış olacaklar.

Bu atölyelerde takım ruhuyla iş yaparak sebat etmeyi, pes etmemeyi öğrenecekler. El ve zihin becerilerinin gelişmesi, onları teknolojinin kölesi olmaktan da kurtaracak.

Ne yazık ki bugün, teknoloji bir nimet olmaktan çıkıp, insanın potansiyelini öldüren bir aygıta dönüşmüş durumda.

Çocuklarımız ekran karşısında, içlerindeki büyük cevheri uykuya mahkum ediyorlar çoğu kez. Oysa bizim dinamik, güçlü, cesur ve özgüvenli bir gençliğe ihtiyacımız var.

Atölyeler, öğrencilerin farklı alanlarda yeni ustalarla karşılaşmasına da imkan verecek. Bir anlamda geleneğimizde önemli bir yeri olan usta-çırak ilişkisi ihya edilmiş olacak.

Bu ilişki öyle bir ilişki ki sadece bilgi aktarımına dayanmıyor. Sabır, merhamet, ehliyet gibi ahlaki özelliklerin de hocadan öğrenciye geçişine fırsat verecek inşallah. Şifahî bilgi aktarımı için ortam doğacak. İnsan insana iletişimin kanalı haline gelecek.

Elbette bu süreçte öğretmenlerimize de büyük sorumluluklar düşüyor. Bu yeni eğitim anlayışına uyumlu bir rehberlik, sistemin başarı şansını artıracaktır. Yetiştirdiğiniz her bir öğrenci, bu topraklara kazandırdığınız bir eser olacaktır.

Kıymetli öğretmenlerimiz,

Sizler, toplumu inşa ediyorsunuz. Sadece derslerde bilgi aktaran değil, öğrencilerin hayatlarına yol çizen rol modellersiniz. Meslek tanımının içinde kutsallık geçen bir işi icra ediyorsunuz.

Nurettin Topçu, meşhur ifadesinde şöyle diyor; ‘40 yıl öğretmenlik yaptım, mabede nasıl girmişsem sınıfa da öyle girdim. Çünkü muallimlik, ruh sanatkarlığıdır.’

O nedenle geliştirilen her yöntemin başarıya ulaşması, sizlerin gönlünüzü işin içine katmanıza bağlı. İnanıyorum ki, bu yeni metodun en büyük uygulayıcısı da sizler olacaksınız.

Sözlerime son vermeden önce, eğitim alanında yeni ufuklar açma gayretiyle çalışıp çabalayan Sayın Milli Eğitim Bakanımızı ve bu projeye emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Ülkemizin geleceği adına kendilerine teşekkürlerimi sunuyorum.

İş insanlarımızı, kurumlarımızı, okullarımızdaki tasarım-beceri atölyelerinin sayısının artırılmasına katkı vermeye davet ediyorum. Eğitim sevdalısı herkes, bir atölyenin maliyetini üstlenebilir veya buralarda kendi sanatını çocuklarımıza aktarabilir.

Güçlü bir gelecek, iyi kurgulanmış bir eğitim sistemi ile mümkündür. Bu da, devlet ve özel sektörün güç birliğini gerektirir. Bu hedef doğrultusunda çalışan bütün eğitim camiasına başarılar diliyorum. Bugün diktiğiniz taze fidanların, gelecekte ulu çınarlara dönüşmesini temenni ediyorum.

Hepinizi sevgiyle selamlıyorum.