Yabancı Misyon Şefleri Eşleri Yemeğinde Yaptıkları Konuşma

13.02.2019

Değerli hanımefendiler, beyefendiler,

Kıymetli dostlarım;

Sizleri Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kalbinde misafir etmekten büyük memnuniyet duyuyorum. Hepinizi sevgiyle selamlıyorum. Hoş geldiniz, safalar getirdiniz.

Sizler, farklı kültürlerin mensupları olarak ülkemize zenginlik katıyorsunuz. Kültürel iletişimin anahtarlarısınız. Kültürlerarası yakınlaşmayı ve buradan doğacak enerjinin gücünü çok önemsiyorum. Çünkü insanlar birbirinin kültürünü tanıdıkça, önyargı, husumet ortadan kalkıyor. Bu nedenle dünyada barışın kaynağı, bu tanışıklıklardır.

İletişim, dün olduğu gibi bugün de toplumların en büyük ihtiyacı. Teknoloji ile sağlanan iletişimden ziyade sözcüklere taşınan, sonra kalplerde yankı bulan insanlık hallerinden söz ediyorum.

Nitekim Mevlana’nın bir sözü var; ‘Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguyu paylaşanlar anlaşır.’ İşte evrensel değerler, bu paylaşımların neticesinde oluşuyor. Bu iletişim ortamlarının inşasında, kadınlar büyük rol oynuyorlar. Kadınların enerjisi, empati gücü, farklı deneyimlere açık olmaları, yeni diyalog kanalları açıyor. İnanıyorum ki, bu buluşmalar, insanlığın ortak hedefler için bir araya gelmesine vesile olur.

Geçtiğimiz günlerde AB Büyükelçilerini kapsayan ‘Büyükelçi komşum olur’ şeklinde bir sosyal medya kampanyası yapıldığını biliyorum. Bu kampanyada ülkemizdeki Almanya büyükelçisi ‘en iyi komşu’ seçildi.

Sayın Büyükelçi’yi ve aramızda bulunan kıymetli eşini kutluyorum. Büyükelçiliğin yalnızca diplomatik bir iş olmadığını, insani ve kültürel köprüler kurmanın vesilesi olduklarını gösterdiler. Kendilerine ülkemiz insanı ile kurdukları bu güzel köprü nedeniyle teşekkür ediyorum.

Kıymetli misafirler;

Bir kültürü tanımanın en iyi yolu, onun dilini, sanatını ve mutfak kültürünü öğrenmekten geçiyor. Sizlerin de diplomat eşleri olarak, Türkiye’de bulunduğunuz süre zarfında bu hususlara ilgi duymanız bizi çok mutlu ediyor.

Türkiye, hem sanatta, hem de zanaatın birçok kolunda oldukça üretken bir ülke. Her bölgemizin kendine has motifleri, müzikleri, dansları, el sanatları mevcut... Burada bulunduğunuz süre içinde bunları görmeniz, tecrübe etmeniz büyük bir kazanımdır.

Türkiye’nin ve Türk insanının ruh haritasını görmek için keşif dolu seyahatlere çıkmanızı öneririm. Ülkemiz, sadece denizlerin değil şifalı suların bulunduğu termal tesisleri, yaylaları, köyleri ile sizi her an şaşırtabilecek çeşitliliğe sahip.

Dünyada gittiğiniz bazı şehirleri bir kere görürsünüz ve bu size yeter. Fakat mesela İstanbul’u ne kadar ziyaret etseniz de, hiç tüketemezsiniz. Her seferinde yeni bir yüzünü görürsünüz.

Keza Anadolu’da hemen her kapı, her an çalınabilir. Çünkü bizim kültürümüzde ‘tanrı misafirliği’ diye bir statü vardır. Kapıya gelen kimse geri çevrilmez, eve buyur edilir, yedirilir, içirilir. Misafire hürmet, bizim inancımızdan yansıyan bir özelliktir.

Yemek kültürümüz ise, dillere destandır. Yemek bizim kültürümüzde, sunduğu lezzetin ötesinde sosyal ilişkileri güçlendiren bir araçtır. Büyük sofralar kurarız. Aile büyükleri ve yakın akrabalarla ilişkiler burada geliştirilip güçlendirilir.

Bizim inancımızda güzellikler paylaşıldıkça çoğalır. Bu nedenle kalabalık sofralar bereket sebebidir. Umuyorum ki, her birini deneyimleme fırsatınız oluyordur. Türk yemeklerini yapmayı öğrenmenizi de özellikle tavsiye ederim.  

Küreselleşmenin yerel kültürleri yok ettiği bir dünyada biz onları yaşatmaya çalışıyoruz. Sanatımızın ince işlerini dünyaya tanıtmak istiyoruz. Bugün sergi alanında gördüğünüz minyatür sergisi de, bu ince işlerden birisi.

Kadınlardan oluşan bir minyatür sanatçıları grubu, usta bir hocamızın liderliğinde çok kıymetli işler yaptılar. Büyük Osmanlı padişahı Kanuni Sultan Süleyman dönemini anlatan ‘Süleymanname’ adlı minyatürlü eseri, kendi yorumlarıyla bugüne taşıdılar.

Tarih okuması bazen de resimler üzerinden yapılır. Osmanlı kültürüne dair birçok öğeyi bu minyatürlerde tüm detaylarıyla görmeniz mümkün. Bu sanatı yaşatan ve yeni nesillere öğreten tüm sanatçılarımızı tebrik ediyorum. Kendileri aramızdalar. Her birinin, geleneksel veya modern sanatların başka dallarında da çalışmaları var.

Minyatür, hat, ebru, tezhip, Türkiye’de bulunduğunuz süre zarfında sizlerin de ilgisini çekeceğini düşündüğüm sanat dalları. Belki de her biriniz bunlardan birini öğrenerek Türkiye’den kalıcı bir hatıra ile ülkenize dönmeyi düşünürsünüz.

Bu tür diyaloglar karşılıklı. Biz de sizlerden çok şey öğreniyoruz. Sözgelimi Afrika ülkelerinin büyükelçilerinin eşleri ile Afrika yemeklerine dair çok anlamlı bir çalışma yaptık.

Bir araya getirdikleri tariflerden oluşan bir kitap, himayemde yapılan bir çalışma çerçevesinde Mayıs ayında yayınlanacak. Doğusundan Batısına, Afrika’nın özgün yemekleri, Türk toplumu tarafından yakından tanınmış olacak.

Bu vesileyle, Afrika büyükelçilerinin kıymetli eşlerine Afrika El Sanatları Pazarı ve Kültür Evi’ne katkılarından dolayı çok teşekkür ediyorum. Bildiğiniz üzere, Afrikalı kadınların el emeği ürünlerin satışı bu merkezde yapılıyor. Geliri, Afrikalı kadınların eğitim ve sağlık harcamaları için kendilerine dönüyor.

Hepimiz güçlerimizi insanlık için birleştirsek, emin olun dünya başka bir yer olur. Ne yazık ki, bilimde, teknolojide koşar adım yol alırken, 21. yy.’da bir yandan da insanlığa dair kötü manzaralarla karşılaşıyoruz.

Çocukları ana-babasız, insanları vatansız bırakan çatışmalar yaşanıyor. Afrika’da sömürülen kadınlar, Yemen’de çile çeken anneler, Suriye’de göç yollarında yaşam savaşı veren çocuklar… Kadınların, çocukların ve elbette insanlığın dertleri için kendimizi sorumlu hissediyoruz.

İyilik, hiç batmayan güneş gibidir. Işığı tüm zamanları aydınlatır. İnanıyorum ki, bir gün her birinizle insanlığın dertlerine çözüm olabilecek işbirlikleri yapacağız. Bu konuda umudum tamdır.

Değerli misafirler;

Buradaki çeşitlilik, insanlık ailesi için fikir ve gönül dünyasının zenginliği demektir. Çeşitliliğe ne kadar yatırım yaparsak gücümüz, zenginliğimiz de o kadar artar.

Bütün farklılıklarınızla bugün burada olduğunuz, davetime icabet ettiğiniz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İnsanlığın hayrı ve iyiliği için tekrar tekrar bir araya gelmeyi diliyor, sizleri en kalbi duygularla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla!