İzmir’de Toplu Açılış Töreninde Halka Hitaben Yaptıkları Konuşma

09.05.2015

Sevgili İzmirliler,

Değerli Kardeşlerim,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla, sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. İzmir’in tüm efelerine, kızanlarına, köylerimizdeki, ilçelerimizdeki tüm kardeşlerime buradan sevgilerimi yolluyorum.

Bugün toplu açılışını yaptığımız yatırım bedeli 765 trilyon lira olan tüm eserlerin İzmir’imize, ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

Kardeşlerim,

Bütünüyle bu eserlere baktığımızda tek tek bunları sizlere ifade etmeyeceğim. İller Bankası olarak yaklaşık 7,4 milyar TL, bugüne kadar yapılmış yatırımlar son 13 yılda Ulaştırma Ve Haberleşmede 5,4 milyar TL, Orman ve Su İşlerinde 3 milyar TL, Aile ve Sosyal Politikalarda 2,1 milyar TL, Gıda Tarım ve Hayvancılıkta 2 milyar TL, Eğitimde 1,8 milyar TL, üniversite olarak 1,5 milyar TL, TOKİ olarak, 1,4 milyar TL, Gençlik ve Sporda 1,4 milyar TL, sağlıkta 1,1 milyar TL, Enerji ve Tabii Kaynaklarda 981 milyon TL, Adalette, 621 milyon TL, Çevre Şehircilik, 605 milyon TL, Kültür ve Turizmde, 150 milyon TL, değerli kardeşlerim diğerlerini saymıyorum, toplamda 30 milyar TL, eski rakamla 30 katrilyon yatırım yaptık. 12 yılı aşkın Başbakanlık dönemimde yaptığımız bu yatırımlarla İzmir’deki ihmal edilmişliği ayağa kaldırdık.

Değerli Kardeşlerim,

İzmir hizmetin kadrini, kıymetini bilir. Bakın geçtiğimiz yıl 17 Mart’ta İzmir’e gelmiş ve Adnan Menderes Havalimanı yeni iç hatlar terminalinin açılışını yapmıştık. Daha önce de dış hatlar terminalini tamamlamış ve hizmete sunmuştuk. İzmir’e her gelişimizde açılışlara katılmış, İzmir’i yeni hizmetlerle, yeni yatırımlarla buluşturmanın heyecanını yaşamıştık. İşte bugün de bu defa Cumhurbaşkanı olarak yine bir toplu açılış töreninde sizlerle birlikteyiz.

12 yılda İzmir’e yaptığımız yatırımların ve verdiğimiz desteklerin işte toplam miktarını da sizlere az önce açıkladım. Ve düşünebiliyor musunuz? 12 yılda 1340 okul yaptık İzmir’imize.  30 bin tablet bilgisayar verdik. Faaliyete geçen 4 yeni üniversiteyle İzmir tam bir eğitim şehri oldu.

Sağlık alanında bugüne kadar kazandırılan tesislere, yapılan hizmetlere ilave olarak 2060 yatak kapasiteli bayraklı şehir hastanesinin inşası sürüyor. Ayrıca, bin 200 yatak kapasiteli Tınaztepe şehir hastanesiyle ilgili çalışmalar da devam ediyor. Böylece İzmir sadece bölgesinin değil ülkemizin de en önemli sağlık merkezlerinden biri haline geliyor.

Toplu konutta bugüne kadar İzmir’de ne kadar konut yaptık biliyor musunuz? 15 bin 167 konut. Ve şu anda proje, ihale çalışmaları sürenlerle birlikte bu rakam 17 bin 611’e çıkıyor.

Ulaşımda İzmir’in çehresini değiştirdik. İzmir-Ankara arasını 3,5 saate düşürecek hızlı tren hattının ilk bölümünün yapımı başladı. İkinci kısmıyla ilgili çalışmalar devam ediyor. İstanbul-İzmir Otoyolu tam 9 milyar dolarlık bir proje devam ediyor, şu anda inşaat devam ediyor. Bu otoyolun diğer bölümleriyle birlikte İzmit Körfez Geçişi Köprüsünün inşası hızla devam ediyor. Daha üç hafta önce gittim yukarıdan helikopterle üzerinde dolaştım, bakayım dedim köprü ne alemde. Maşallah devam ediyor. Otoyolun tamamı bittiğinde İstanbul’a aracınızla 3,5 saatte gideceksiniz. Can güvenliği, araçtan yakıt tasarrufu, hepsi burada var. İzmir için en büyük öneme sahip Çandarlı Limanı’nın altyapı işleri bitti. Üstyapı işine bu yıl başlanıyor. Yat limanları, balıkçı barınakları gibi pek çok proje devam ediyor.

Değerli Kardeşlerim,

Bakın İZBAN’ı Torbalı’ya kadar uzatarak şimdi Selçuk’a bağlıyoruz. Böylece İZBAN’ı sadece şehir içinin tüm bölgenin ulaşım hattı haline getirilmesinde büyük emekler var. Kemalpaşa-Turgutlu arasında yaptığımız demiryoluyla bölge ekonomisine yeni bir hayat damarı açtık. Çevre Yolu ve Konak Tüneli şehir trafiğini büyük ölçüde rahatlattı. Küçük Menderes Ovasını boydan boya kat eden bölünmüş yolun çalışmaları da hızla sürüyor.

Benim burada belirtmek istediğim husus şu: Birileri yıllarca İzmir’i istismar ederken, biz 12 yıl boyunca İzmir’e sadece hizmet ettik. İzmir’e son 12 yılda yapılan yatırımlarla ondan önceki tüm dönemlerde yapılan yatırımları lütfen bir karşılaştırın. Havalimanın durumunu karşılaştırın, yolların durumunu karşılaştırın, hastanelerin, okulların durumunu karşılaştırın. Göreceğiniz tek şey, üç kat, beş kat, on kat artan hizmet olacaktır. Hani geçenlerde Savaş Ay’ın rahmetli bir programı vardı ya, izlediniz mi o programı? İzlediniz değil mi? 1998 yılında hastanelerimizin durumu neydi. Hastane deyince akla ne gelir? Hijyen gelir. O dönemi yaşayan yaşıtlarım gayet iyi bilirler, ne çilelerdi onlar aman Yarabbi, ilacımızı alamıyorduk ilacımızı. Şimdi böyle bir sıkıntı var mı? Tüm hastanelerden istifade edebiliyor muyuz?

Kardeşlerim,

Ayrımcılık diye bir şey kaldı mı? Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Roman’ıyla, Boşnak’ıyla, Arnavut’uyla bir ayrımcılık kaldı mı? Çünkü biz yaratılanı Yaradan’dan ötürü severiz dedik. Kimsenin kökenine, inancına, mezhebine, meşrebine bakmadan 81 vilayetimizin, 78 milyon insanımızın tamamına aynı hizmeti götürmenin gayretinde olduk. Biz bu yola çıkarken bu milletin hizmetkârı olarak çıktık ve bizde ayrımcılık göremezsiniz. Biz kimseyi ötekileştirmedik. Ne dedik? Doğuda da, batıda da, kuzeyde de, güneyde de burada hep birlikte, bizim bir Rabiamız var biliyorsunuz. Biliyoruz değil mi? İzmir’den tüm Türkiye duysun; tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Biz bu yola böyle çıktık, Afyon’dan böyle çıktık. Bugüne böyle geldik, böyle devam edeceğiz.

Millet ne demek biliyor musunuz? Farklı etnik unsurları bağrında bulunduran ve buluşturan yapı, millet bu, bizim tek millet anlayışımız bu. Tek bayrak deyince, işte bayrağımız, bayrağımız. Alternatif asla. Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.

Kardeşlerim,

Üçüncüsü tek vatan., 780 bin kilometrekareyle vatan topraklarımızın üzerinde kimse bir operasyona girişemez, giremez. Tek devlet, devletimizin içerisinde bir operasyona asla müsaade etmeyiz.

Şimdi birileri çıkmış ne diyor? Diyorlar ki, bakın çok enteresan; bizim millet anlayışımıza farklı yaklaşıyorlar. Neymiş, “Kürtlerin temsilcileriymiş”, kendileri için diyorlar. Yalan söylüyorlar. Benim Kürt kardeşlerime bunların bugüne kadar en ufak bir emeği geçmemiştir. Bakın belediyelerinin olduğu yerleri dolaşın gezin görün, pislikten geçemezsiniz, çöplükten geçemezsiniz, susuzluktan geçemezsiniz. Van susuzdu, sağ olsun Veysel Bey’e talimat verdim, Van’ı susuzluktan kurtardı. Açık ortada, delil bu. Çıktı ne diyor, çok enteresan, çok enteresan.  Bir zamanlar CHP şunu söylüyordu: “Kâbe Arap’ın olsun, bize Çankaya yeter” diyordu. Şimdi de bu HDP çıkmış, o da ne diyor, aynı şekilde o da bunun değişik bir versiyonunu kullanıyor, diyor ki;” Kâbe Arap’ın olsun, bize Taksim yeter” diyor. 1 Mayıs’ta söyledikleri bu.

Kardeşlerim,

Bizim, Kâbe’miz tektir. Ama bunlar hala benim Kürt kardeşlerimi istismar ediyorlar, kullanıyorlar. Ben Kürtçe meal olarak hazırlanmış Diyanet İşleri tarafından Kur’an mealini gösterdim. Üzerime hemen Sayın Kılıçdaroğlu geldi. Kayseri’de dedi ki; Erdoğan, “Sayın Cumhurbaşkanı aynen Kenan Evren gibi konuşuyor” dedi. Kur’an-ı istismar ediyor dedi. Kardeşlerim, önce istismar kelimesinin ne anlama geldiğini öğrenmeleri lazım. İstismar, bir şeyi yaşamadığınız halde yapmak veya konuşmaktır. Biz hamdolsun Kur’an’la büyüdük, Kur’an’la yaşadık, Kur’an’la yolumuza devam ediyoruz.

Benim Kürt kardeşlerimi istismar edenlere de sesleniyorum; siz de benim Diyanet İşleri Başkanlığımın hazırlamış olduğu Kur’an mealinden niye rahatsız oluyorsun? Çünkü Diyanet İşleri Başkanlığımız bunu hazırladı ve tüm illere gönderdi. Kalktılar dediler ki; “Bunu Diyanet yaptırmadı.” Ertesi gün hemen Diyanet İşleri Başkanlığımız gereken cevabı verdi, ne dedi? “Biz şu anda 10 bini aşkın Kürtçe meali Kur’an-ı hazırlattık ve gerekli olan illere gönderdik.”

Değerli kardeşlerim,

Mesele ne, istismar, onlar yapıyor. Fakat biz hamdolsun yaşıyoruz. Şu anda Diyanet İşleri Başkanlığımız birçok dilde Kur’an meali hazırlatıyor, hatta hatta Ermenice bile hazırlatıyor. Bunlar farkında değil. Ve biz İzmirli kardeşlerimin yaşam tarzlarıyla değil yaşam kaliteleriyle ilgiliyiz, biz buna bakarız. Çünkü biz herkese önce insan nazarıyla bakıyoruz, diğer her şey bundan sonra gelir. Bugüne kadar insanı yaşat ki devlet yaşasın anlayışıyla geldik. Bundan sonra da aynı şekilde devam edeceğiz. Soruyorum şimdi; İzmir, hizmetlerimizden memnun mu? İzmir bu hizmetlerin devamını istiyor mu? İzmir 2023 hedeflerine sahip çıkıyor mu? Maşallah. Önümüzdeki dönemde İzmir’den çok daha güçlü, çok daha motive edici bir destek gerekir diye düşünüyorum.

Kardeşlerim,

Kurtuluş Savaşımızın zafer burcu olan İzmir, inşallah yeni Türkiye mücadelemizin de öncülerinden biri olacak, lokomotifi olacak. Çünkü İzmir sadece istiklal mücadelesinin değil aynı zamanda demokrasi mücadelesinin de sembol şehridir. 1930’da serbest Cumhuriyet fırkasına İzmir kucağını ve kalbini sonuna kadar açmıştı. 1947’de Rahmetli Menderes İzmir’e geldiğinde tüm baskılara rağmen İzmir ona kucağını ve kalbini sonuna kadar açmıştı. Biz de 2001 yılında Menderes’in yadigârı “yeter, söz milletindir” sözüne sahip çıktık ve ne dedik; yeter, söz de, karar da milletindir dedik. Ardından bu ahdimizi daha da güçlendirmek için 2007 yılında Cumhurbaşkanını doğrudan halkın seçmesini temin eden bir Anayasa değişikliği gerçekleştirdik. İzmir bu Anayasa değişikliğini de yüzde 49’luk bir oranla destekledi. Biz de milletimizin ve İzmir’imizin önümüzde açtığı bu yolu takip ederek 10 Ağustos 2014 tarihinde huzurunuza çıktık. Milletimizin yarıdan fazlasının desteğiyle, yüzde 52 oyla Cumhurbaşkanı seçildik. İlk halkın seçtiği hamdolsun Cumhurbaşkanı olduk. 10 Ağustos, yeni Türkiye’nin kapılarının aralandığı tarihtir. Türkiye 2007 yılında girdiği yolun yeni ve önemli bir aşamasına geldi. 7 Haziran seçimleri bu yolda kritik bir dönemeç. Milletimiz yeni Türkiye’nin inşası ile eski Türkiye koalisyonu arasında bir tercih yapacak. 2023 hedeflerine ulaşabilmemiz için bu süreçten yeni anayasayı ve onunla birlikte başkanlık sistemini mümkün kılacak bir adımı, bir sonucu inşallah çıkarmamız gerekiyor.

Değerli Kardeşlerim,

Türkiye’nin mevcut fotoğrafını okumaktan aciz olanlar, ülkemizi 2023’e, 2053’e, 2071’e taşıyacak bir vizyon ortaya koyamazlar. Daha 81 vilayetimizi kucaklamayı bile başaramayanlar Türkiye’nin bölgesel ve küresel güç olma hedefini anlayamazlar. Nitekim 1970 model, 1990 model siyaset tarzıyla ülkenin geleceğine talip olduklarını görüyoruz. Türkiye o günleri geride bıraktı. Ne diyor Mevlana Hazretleri: “Dünle beraber gitti cancağızım ne kadar söz varsa düne ait, şimdi yeni şeyler söylemek lazım.” Evet, Türkiye’nin yeni şeyler konuşmaya, yeni şeyler üretmeye ihtiyacı var.

Bakınız geçtiğimiz günlerde İtalya bir kanun çıkardı, bu çok önemli. Sevgili İzmirliler, bu çok önemli. Bu kanunla koalisyonları yasakladı İtalya. En az yüzde 40’lık oy oranıyla ya tek parti olarak ya da önceden ittifak kurmuş, ortak program hazırlamış bir hareket olarak hükümet kurma zorunluluğu getirildi. Böylece ülkenin 5 yıl boyunca istikrar içinde yönetilmesi gerekiyor.

Bir başka önemli Avrupa ülkesi olan Parlamenter sistemin beşiği sayılan İngiltere’de ne oldu? Bu da çok önemli, çok önemli bu. İki gün önce bir seçim yaşandı. Seçim sonuçları çok enteresan bir tablo ortaya çıkardı. Muhafazakâr Parti Meclis’teki sandalye sayısını ciddi şekilde artırarak tek başına iktidar olma imkânı elde ederken Liberal Demokratlar ile İşçi Partisi ciddi milletvekili kaybına uğradılar. Asıl ilginç tablo, diğer partilerin durumunda. Mesela, oyların yüzde 12,6’sını alan ırkçı bir parti 1 milletvekili çıkardı, bak 12,6 1 milletvekili. Fakat yüzde 4,7’sini alan İskoç Ulusal Partisi tam 56 milletvekili çıkardı; hale bak. Tabii bu parti milletvekillerinin tamamını sadece İskoçya’da elde edebildi, İngiltere’nin diğer bölgelerinde herhangi bir varlık gösteremedi. Seçim sonuçlarının açıklanmasının hemen ardından milletvekili sayıları düşen üç partinin genel başkanları yenilgilerini kabul edip ne yaptılar? İstifalarını ilan ettiler. Bu durumun İngiltere’de ciddi bir temsilde adalet ve daha önemlisi yönetimde istikrar tartışması başlattığını görüyoruz.

Kardeşlerim,

Bakın her seçime girerken hatırlayın ne diyordum? Eğer birinci parti olamazsak ben istifa edeceğim diyordum, hatırlıyor musunuz o günleri? Ama bizde diğerlerinin hiçbirinde böyle bir şey yok. Niye? Koltuk sıcak sıcak. O koltuğa oturduktan sonra bir daha oradan kalkamıyorlar. Hadi madem iddialısınız değil mi, birinci parti olamazsam ben de çekilip gideyim deyin, niye demiyorlar? Çünkü bunları istikrar diye bir derdi yok. Bakın şimdi başkanlık sistemini niye istemiyorlar biliyor musunuz? Başkanlık sistemi gelirse, bunlara artık Parlamentoda ekmek yok onun için, onun için.

Sevgili kardeşlerim,

Son 12 yılda Türkiye bir istikrar yakaladı, sitemden değil milletimizin bizim kurduğumuz siyasi partiye ve şahsımıza olan güveninden kaynaklanıyordu. Biz bu dönemde istikrarı yakaladık, güveni yakaladık ve bu şekilde de milli gelirimizi hamdolsun 3,5 kat artırdık. Neydi? 230 milyar dolardı, şimdi 800 milyar dolar. 36 milyar dolar ihracatımız vardı, şimdi 158 milyar dolar. Borcumuz milli gelire oranı yüzde 73’tü geldiğimizde, şimdi yüzde 35. Bak nereden nereye. Devletin borçlanma faizi yüzde 63’tü, şimdi tek haneli rakamda.

Sevgili Kardeşlerim;

Mesele şu: İşini bileceksin ve dürüst olacaksın. Şimdi biz sağlam bir miras bırakmak istiyoruz gelecek nesillere. Ne diyoruz? Yeni Türkiye. Şimdi soruyorum ben İzmir’e; yeni Türkiye’ye hazır mıyız?  İzmir yeni anayasayı istiyor mu? İzmir başkanlık sistemini destekliyor mu? İzmir bir kez daha demokrasinin yanında yer alıyor mu? Coşkunuz için, sevginiz için, desteğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Değerli Kardeşlerim,

Seçim sürecinde tüm partiler programlarını ortaya koydular. Liderler de meydanlarda görüşlerini, düşüncelerini ifade ediyorlar. Tabii bunların hepsini sizlerle birlikte ben de dikkatle takip ediyorum. Ama herhalde bazı çok çok böyle komik şeyler oluyor. Mesela asgari ücreti açık artırmaya çıkarmışlar. Birisi şu kadar diyor, birisi diyor daha artıran var mı, öbürü diyor daha artıran var mı, öbürü diyor daha artıran var mı? En son bir tanesi de 5 bin dedi. İnanıyor musunuz? Bakıyorsunuz emeklilere maaşta da ciddi bir aralarında açık artırma var, o da devam ediyor. Ya öyle enteresan bir şey ki bu artırmayı yapanlar bizim iktidarımızdan önce bu ülkede iktidardılar ve bakın bunlardan bir tanesi biliyorsunuz bugün İzmir’de miting yaptı. 3,5 yıl kaldılar 5 yıl kalması gerekirken, 3,5 yıl. Kendisi erken seçim istedi bırakıp kaçtılar. Ana Muhalefetin yavrusu olan parti, o da ortaktı o koalisyonda, o da bırakıp kaçtı, 3,5 yıl. Ya bu kadar kabiliyetiniz vardı da niye bırakıp kaçtınız?

Şimdi milletim yüzde 52’yle bize cumhurun başkanlığını verdi. Şimdi ben bu göreve geldikten sonra kalkıp da herhalde koltukta oturacak halim yok. Seçimlerin öncesinde ne demiştim? Durmayacağım, koşacağım demiştim, çalışacağım demiştim. İşte yarın Rize’deyim, Trabzon’dayım, dolaşacağım. Dolaşmazsam milletim sorar. İnşallah İzmir’e yine geleceğiz.

Şimdi diyorlar ki Cumhurbaşkanı taraf olmaz. Değerli Kardeşlerim, ben her partiye eşit mesafedeyim. Ama gönlümde tabii bir parti var, o ayrı mesele, o ayrı mesele. Her yiğidin gönlünde bir aslan yatar, bende de var. Ancak taraf deyince, doğru ben tarafım, ama ben milletin tarafındayım milletin. Milletin çıkarlarını korumak durumundayım. Ve bir aykırı durum olursa hiç çekinmeden bunu söylerim.

Değerli Kardeşlerim,

Şimdi yine birileri çıkmış bakıyorsunuz Ana Muhalefet ne diyor? Diyor ki, biz imam hatip okullarını kapatacağız. Tabii Kayseri’de farklı ifadeler, ben böyle bir şey demedim. Seçim beyannamende var, seçim bildirgesine koydun, 1+8+4 dedin; bu ne demektir? İmam hatiplerin ve meslek liselerinin orta kısmının kapatılması demektir…  Ben de sizlerle gurur duyuyorum. Ben bunu söyleyince itiraz ediyorlar. Bunlar geçmişte kapattılar imam hatiplerin orta kısmını, öğrenci sayısı 600 bindi. Nereye düştü? 60 bine. 60 bindeyken hamdolsun biz orta kısımlarını açtık. Katsayıyı kaldırdık, kotayı kaldırdık. Şimdi imam hatiplerde öğrenci sayısı ne oldu? 1 milyon. Bu şimdi onları rahatsız ediyor. Hiç kimse çocuğunu zorla bu okula göndermiyor ki, isteyerek, arzu ederek gönderiyor. Demek ki milletimizin bu istikamette bir arzusu var, niye rahatsız oluyorsun? Eğitim-öğretimde özgürlük yok mu? Var. Niye karışıyorsun? Bırak kim nereyi isterse evladını oraya göndersin. Ben bugün buraya gelirken İstanbul’da Faruk Saraç Tasarım Enstitüsünün açılışını yaptım. Ya yeter ki bu ülkede bir vatandaşım taş üstüne taş koysun. Demek ki bunun da taliplisi var. Biz sadece bu ihtiyaçlara, bu talebe cevap verecek adımları attık. Peki, öyleyse bu örgütler ve önlerine düşen parti imam hatiplerden ne istiyor? Bu milletin evlatlarının hem diğer alanlarda en iyi eğitimi alması, hem de inancını öğrenmesi kimi niye rahatsız eder? Ben sebebini söyleyeyim; bu okullarda eğitim gören evlatlarımızın ülkemizin ve milletimizin birliğinin, beraberliğinin, kardeşliğinin garantisi olduğunu bildikleri için oraya saldırıyorlar. Diyanet’e de aynı sebeple saldırıyorlar.

Değerli Kardeşlerim,

Şimdi sizlerden bir şey istiyorum; bizim birliğe ihtiyacımız var, bizim beraberliğe ihtiyacımız var. Bizi bölmek istiyorlar içeride ve dışarıda. Hep beraber İzmir’den haykıralım, buna hazır mıyız? Bayraklar… Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız, bunu yakalayacağız.

Değerli kardeşlerim,

Teröre prim vermeyeceğiz. Kürt kardeşlerimizi istismar etmek isteyenlere de fırsat vermeyeceğiz. İşte Hakkâri’de biz havalimanı yaptık, şu anda bitmek üzere. Binali kardeşim bu işin sorumlusuydu. Müteahhitler tehdit edildi, iş makineleri yakıldı. Ya madem sen Kürtlerin temsilcisiydin, Kürt kardeşlerimi seviyorsun da niçin Hakkâri’ye bir havalimanı yapılmasına karşı çıkıyorsun? Aynı şeyi Ağrı’da yaptılar, aynı şeyi Iğdır’da yaptılar, aynı şeyi Kars’ta yaptılar, aynı şeyi Şırnak’ta yaptılar. Biz onlara rağmen bu havalimanlarını bitirdik.

Sevgili Kardeşlerim;

Geçtiğimiz hafta Batman, Diyarbakır, Siirt ve Mardin illerimize gittim, oralardaydım, orada halkımla kucaklaştım. Hamdolsun burada ne söylüyorsam aynısını orada da söyledim. Çünkü bizim kalbimizde ne varsa dilimizde de o var. Gittiğimiz her ilde aynı şeyi söyledik ve bundan hiç yılmadık. Bakın diğerleri gidemiyorlar Doğu-Güneydoğu’ya, çekiniyorlar; gidin ya, gidin, demokrasi bu, gidin.

Sevgili kardeşlerim,

Ben sizde bu aşkı, bu heyecanı görüyorum. Ama birliğimiz için, ama beraberliğimiz için, kardeşliğimiz için, Türkiye için çok koşmaya, çalışmaya mecburuz.

İzmir’imize, tüm İzmirlilere hayırlı olsun derken, inşallah yeni eserlerin açılışında da sizlerle bir ve beraber olmak üzere hepinizi Allah’a emanet ediyorum.