Enerji Piyasaları Zirvesi'nde Yaptıkları Konuşma

20.01.2015

Enerji Piyasaları Zirvesi'nde Yaptıkları Konuşma

Çok Değerli Katılımcılar,

Kıymetli Misafirler,

Değerli Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla selamlıyor, (Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu) EPDK’nın ev sahipliğinde Enerji Uzmanları Derneğimiz tarafından düzenlenen, Enerji Piyasaları Zirvesi’nin ülkemiz için, sektör için hayırlara vesile olmasını Allah’tan temenni ediyorum. Bu toplantının düzenlenmesinde emeği geçen, toplantıya fikirleriyle ve birikimleriyle katkı verecek olan herkese huzurlarınızda teşekkür ediyorum.

Değerli Dostlar,

Enerji, Türkiye’nin içinden geçtiği kritik dönemin en önemli unsurlarından, en önemli tartışma konularından ve hedeflerinden biridir. Bildiğiniz gibi Türkiye, zengin doğal kaynaklara sahip bir ülke değil. Petrolümüz ve doğalgazımız maalesef oldukça sınırlı. Diğer kaynakların tamamını devreye alsak dahi, yine de enerjide dışa bağımlılığımızı ortadan kaldırmak mümkün değil.

Buna karşılık ülkemizin enerji konusunda bir başka önemli avantajı var. Türkiye, zengin enerji kaynaklarına sahip coğrafyalarla bunlara ihtiyaç duyan gelişmiş ülkeler arasındaki köprüdür, geçiş noktasıdır. Enerji kaynaklarının güvenli, istikrarlı ve ekonomik olarak geçişini sağlamak en az bu kaynaklara sahip olmak kadar stratejik öneme sahiptir.

Dikkat ederseniz ülkemizin son yıllarda maruz kaldığı tüm saldırıların, sıkıntıların gerisindeki en önemli unsurlardan biri enerjidir. Enerji Bakanımızın telefon görüşmelerinin dinlenmesi, bunların bir yerlere servis edilmesi, boşuna değil. Bunun üzerinde bir defa durmamız gerekir. Türkiye’nin enerji politikalarıyla ilgili ilişkin detayları içeren görüşmelerin dinlenip, medya aracılığıyla cümle âleme servis edilmesi, herhalde habercilik çabası olarak değerlendirilebilecek bir konu değildir. Nitekim Türkiye’yi ekonomik olarak kıskaca almak isteyenlerin önce finans ve inşaatla birlikte enerji sektörüne, bu alanda yatırım yapan iş adamlarımıza yöneldiğini görüyoruz. Gezi olayları sırasındaki ekonomiyi durdurma çağrısı, meselenin ağaç olmadığını, asıl niyetin çok farklı olduğunu ortaya koyan ipuçlarından birisiydi. Aynı şekilde 17-25 Aralık darbe girişiminde hedef alınan, çökertilmek istenen, isim ve firmalar da bu girişimin içerisindeki gerçek niyeti ortaya koyuyordu.

Türkiye’nin TANAP gibi, Kuzey Irak petrollerinin Ceyhan’dan dünyaya satışı, Akkuyu ve Sinop nükleer santralleri gibi, enerji projelerinin kimleri ne için rahatsız ettiğini gayet iyi biliyoruz. Hatta çözüm sürecine yönelik provokasyonların bir kısmının da gerisinde benzer dertlerin olduğunu çok açık, net görüyoruz. Hiç kimse kusura bakmasın, açık ve net söylüyorum; Türkiye ekonomide ve demokraside gelişmeye, büyümeye, 2023 hedefleri doğrultusunda adıma adım ilerlemeye devam edecektir. Bizim 77 milyon insanımıza sözümüz var. Daha da ötesi bizim Balkanlardan Afrika’ya kadar geniş bir coğrafyada yaşayan umutlarını, hayallerini, gönüllerini bize bağlamış yüz milyonlarca kardeşimize sorululuklarımız var.

Türkiye’nin, 3-5 milyar dolarlık finans manipülasyonuyla, kurgulanmış siyasi krizlerle, 3-5 bomba patlamasıyla rayından çıkartıldığı, istikametinin değiştirildiği günler geride kaldı. O eski Türkiye’ydi. Bu numaralara hamdolsun bizim de, milletimizin de artık karnı tok.

Yeni Türkiye’de tek istikamet, belirleyici olan milletin ta kendisidir, milletin iradesidir. Onun dışındaki her uğraş beyhudedir. Nasıl dün Gezi’nin, 17-25 Aralık, aslında ne olduğu ortaya çıktı, çıkıyor şunu da buradan söyleyeyim; Daha çok şeyler dökülecek. Eteklerde daha çok gizli şeyler var, hepsi dökülüyor, dökülmeye devam edecek.

Bütün bunlar karşısında gerekeni yapıyoruz, yapacağız. Bakın bugün de Cizre’de tezgâhlanmaya çalışılan bu oyunu biliyor ve ona göre tedbirimizi alıyoruz. Düşünebiliyor musunuz? Bu devletin resmi giysileri içinde olan bu devletin zırhlı araçlarıyla caddenin kenarına bombayı koyanları görüyor musunuz? Arkasından yine aynı şekilde devletin bir başka görevlisi bunu yakalayabiliyor hamdolsun. Artık inlerine girilmiştir.

Ülkemizi uluslararası alanda terörle özdeşleştirme çabalarının aslında hangi dertlerden hangi sıkıntılardan kaynaklandığını gayet iyi biliyoruz. Türkiye’yi yolundan, hedeflerinden alıkoymak için, içeride ve dışarıda hangi çevrelerin ittifak içinde olduğunun gayet iyi farkındayız. Hangi kazanlarda hangi fitnelerin kaynatıldığını, kimlerin bunların ateşine odun taşıdığını da önüyle, arkasıyla çok iyi görüyoruz.

Cumhurbaşkanlığı olarak, hükümetimiz olarak, ilgili kurumlarımız olarak, işbirliği ve uyum içinde, hepsini takip ediyor, değerlendiriyor, kendi politikalarımızı belirliyor ve adım adım hayata geçiriyoruz. Şunu özellikle burada vurgulamak isterim; Değerli Dostlar, unutmayın, herkesin bir hesabı varsa Allah’ın da bir hesabı vardır. O hesap bütün hesapların üzerindedir. Ben milletimizin feraseti ve hükümetimizin dirayetiyle bu sıkıntıları da aşacağımıza, 2023 hedeflerimiz doğrultusunda, kararlılıkla yürümeye devam edeceğimize inanıyorum.

Değerli Arkadaşlar,

Enerji, dünyada en çok adaletsizlik yaşanan, ne yazık ki medeni imkânlardan biridir. Bugün dünyada 1,3 milyar insan elektrikten mahrum şekilde yaşıyor. Afrika’da yaşayan 800 milyon insanın toplam elektrik tüketimi, ABD’deki tek bir şehrin, New York’un elektrik tüketimi kadar. Dünyamızdaki bu enerji yoksulluğunu, adaletsizliğini gidermek için enerji yatırımlarında geri kalmış ülkelere öncelik verilmesi gerekiyor. Uluslararası şirketlerin ve örgütlerin bu konuda daha duyarlı olmasına ihtiyacımız var. Bilindiği gibi Uluslararası Enerji Ajansı’nın dönem başkanlığını bir süredir Enerji Bakanımız yürütüyor. Geçtiğimiz ay da Türkiye olarak, G20 Dönem Başkanlığı’nı üstlendik. Kasım ayında inşallah Antalya’da toplanıyoruz. Bu imkânları bir araya getirerek, diğer hususlarla birlikte enerji yoksulluğu içinde olan bölgelerin de sorunlarını dünya gündemine taşımak için çok yönlü hazırlıklar içindeyiz. Bu kapsamda önümüzdeki dönemde bir enerji bakanları toplantısıyla çeşitli uluslararası etkinlikler yapılacak, aynı şekilde merkezinde yer aldığımız doğu-batı, kuzey-güney enerji koridorlarını en aktif en verimli şekilde değerlendirmek istiyoruz.

Mevcut enerji kaynaklarının önemli bir bölümünü barındıran Ortadoğu ve Hazar havzasından dünyaya açılan bir köprü olma yolunda önemli adımlar attık, atmaya da devam edeceğiz.

Enerji kaynaklarından elde edilen imkânların ihtilaf ve yıkım değil, barış ve refah kaynağı haline dönüşmesi için de her türlü çabayı harcıyoruz harcayacağız. Diplomasinin tüm imkânları tarihi ve coğrafi bağlarımızın tüm gücünü seferber ederek, bu konuda öncü, uyarıcı, yapıcı bir rol oynamanın gayreti içindeyiz. İçinde yer aldığımız ve alacak olduğumuz tüm önemli projelerde bu hususu öncelikle gözetiyoruz.

Bu kapsamda Bakü-Tiflis-Ceyhan ham petrol boru hattı ile Bakü-Tiflis-Erzurum doğalgaz boru hatlarını başarı ile tamamladık. Irak’ta yaşanan sıkıntılar sebebiyle zaman zaman duran Kerkük-Yumurtalık Petrol Boru Hattı’nı yoğun gayretlerimizle yeniden işler hale getirdik. Avrupa’ya doğalgaz tedariki yapacak olan, Güney Gaz Koridoru’nun temelini geçtiğimiz yıl Bakü’de attık. Şimdi yeni projeler hayata geçirmenin çabası içerisindeyiz.  TANAP projesinin temelini de inşallah mart ayında atıyoruz.  Bu hattan 2018 yılında gaz akışını başlatmayı hedefliyoruz.

İstikrar ortamının sağlanmasına paralel olarak Irak’ta da yeni projeler konusunda da mesafe kat edeceğimize inanıyorum. Kıbrıs’ta, Rum tarafının haksız ve uzlaşmasız tutumu karşısında, KKTC’nin hukukunu sonuna kadar savunacak, bu konudaki politikalarımızdan asla taviz vermeyeceğiz. Petrolü ve doğalgazı, barışın ve refahın aracı haline dönüştürmek için elimizden gelen tüm çabayı göstermeye devam edeceğiz.

Değerli Dostlar,

Türkiye’nin geçtiğimiz 12 yılda ortaya koyduğu muazzam gelişme, beraberinde ciddi bir enerji ihtiyacını da getirdi. Bugün, 12 yıl öncesine göre iki kat daha fazla elektrik enerjisi tüketiyoruz. 2023 yılında ise bu güne göre iki kat daha fazla enerji tüketiyor olacağız. Bu durum enerji yatırımlarımızı hızla arttırmamızı gerektiriyor. Nüfus, ekonomik büyüme ve diğer faktörler göz önüne alındığında, 2023 yılına kadar 120 milyar dolar enerji yatırımı gerçekleştirmek durumunda olduğumuzu görüyoruz.

Başbakanlığını yürüttüğüm hükümetler döneminde, ülkemizin enerji ihtiyacını karşılamak için, kamu kaynakları yanında özel sektör imkânlarını da devreye almış, bu yöndeki yatırımları teşvik etmiştik. Bu sayede kurulu elektrik gücünde özel sektörün payını yüzde 32’den yüzde 68,5’e yükseltmiştik. Bugün bu oran yüzde72 seviyesine ulaştı ve akmaya devam ediyor. Özel sektörün devreye girmesiyle tasarruf ettiğimiz kamu kaynağını da eğitim, sağlık, adalet güvenlik gibi diğer öncelikli alanlara kaydırdık.

Enerji’de dışa bağımlılığımızı azaltmak için bir yandan petrol ve doğalgaz arama çalışmalarına hız verdik, diğer yandan da alternatif kaynakları harekete geçirdik. Hidroelektrik ve kömür kaynaklarını daha verimli değerlendirmek için bu yöndeki projelere hız verdik. Aynı şekilde rüzgâr ve güneş enerjisi başta olmak üzere, yenilenebilir enerji kaynaklarını devreye alma konusunda da önemli mesafeler kat ettik.

Doğal zenginliklerimizi bozmadan, kirletmeden, tahrip etmeden, elimizdeki imkânları en iyi şekilde değerlendireceğiz. Bizim çevre konusundaki, tabiat konusundaki hassasiyetimiz kimseden aşağı değildir. Tam tersine, çok daha samimidir, çok daha gerçekçidir. Ülkemize ve milletimize karşı sorumluluklarımızla, tabiata karşı sorumluluklarımız arasındaki dengeyi biliyor ve buna göre hareket ediyoruz.

Varsa bu konuda bir takım aksaklıklar, eksikler onlar da giderilir. Ama Türkiye kalkınma yolunda, büyüme yolunda ilerlemekten asla geri durmaz, asla geri dönmez, bunu böyle bilmek zorundayız. Bu çerçevede nükleer enerjiyi ülkemize kazandırma konusunda da kararlıyız. Sahip olduğumuz 1 milyon 200 bin elektrik şebekesi Avrupa’nın en uzun ikinci, dünyanın da 5. şebekesidir. Bu muazzam sistemi, ülkemizin kalkınmasının refahının, temel alt yapısı olarak, iyileştirerek ve geliştirerek sorunsuz bir şekilde işletiyoruz.

Hem arz güvenliği, hem dağıtım sistemi olarak, her geçen gün daha ileriye giden enerji alt yapımızı 2023 hedeflerimize uygun şekilde güçlendirerek, yolumuza devam etmek kararındayız.

Enerji alanında geldiğimiz bu önemli seviyeye rağmen, AB üyelik müzakerelerinde tıkanan fasıllardan birinin enerji olmasını da manidar bulduğumu yine burada ifade edeceğim. ‘Eksik nedir, söyleyin?’ cevap yok, ‘Nerede tıkandı söyleyin’, cevap yok.  Veremiyorlar, veremezler. Aynen diğer konularda yaptıkları gibi, diğer fasıllarda yaptıkları gibi. İşte bir NABUCCO, NABUCCO, NABUCCO dediler. Bakın yapamadılar. TANAP, geldi geçti ve inşallah çok kısa zamanda TANAP artık akmaya başlayacak, ama onlar hala bakmaya devam edecek, mesele bu.

Dürüst olmak gerekiyor, samimi olmak gerekiyor ve AB sürecinde Türkiye’nin başardığı, hallettiği fasıllar konusunda çok açık net söylüyorum, hangi fasıl olursa olsun, ‘biz bu fasıl için hazırız’ dediği anda AB, biz onu iki ayda üç ayda önlerine getirir, koyarız. Çünkü Türkiye buna hazır. Ama onlar ne yazık ki bunlara hazır değiller. Her zaman ifade ettiğim gibi, biz kendi hedeflerimiz doğrultusunda ilerlemeye devam edeceğiz. Bu yolculukta bizimle beraber olan herkesin, her ülkenin, her kurumun kazançlı çıkacağından kimsenin şüphesi olmasın.

Bu düşüncelerle bir kez daha Enerji Piyasaları Zirvesi’nin hayırlı olmasını, başarılı geçmesini diliyor, sizlere sevgi ve saygılarımı sunuyorum.