TÜPRAŞ Fuel Oil Dönüşüm Tesisi Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

15.12.2014

TÜPRAŞ Fuel Oil Dönüşüm Tesisi Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

Sayın Bakanlar,

Sayın Büyükelçi,

TÜPRAŞ’ın Çok Değerli Yöneticileri,

Değerli TÜPRAŞ Çalışanları,

Kıymetli Misafirler,

Hanımefendiler,

Beyefendiler,

Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyor, açılışını gerçekleştirdiğimiz TÜPRAŞ Fuel Oil Dönüşüm Tesisi’nin ülkemiz, milletimiz, ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını Allah’tan niyaz ediyorum.

Öncelikle, Yönetim Kurulu Başkanı’ndan Yönetim Kurulu Üyeleri’ne, Genel Müdür’den  mühendislerine, teknisyenlerine, tüm çalışanlarına kadar; tüm TÜPRAŞ mensuplarını kutluyor, bu büyük yatırımdan dolayı kendilerine şahsım, ülkem ve milletim adına teşekkürlerimi sunuyorum.

Konsorsiyumun İspanyol tarafına da ortaya çıkardıkları özellikle bu ortak eserden dolayı şükranlarımı ifade ediyorum.

Türkiye olarak gerçekten büyük bir gurur gününü, büyük bir iftihar manzarasını hep birlikte yaşıyoruz. İlave alt yapı projeleri dahil 3 milyar dolar tutarında bir hacme ulaşan, -ki bunu özelleştirme ve sonrasındaki yatırımlarla beraber, toplamda yaklaşık on milyar dolar gibi bir yatırım olarak değerlendirmek mümkün- Türkiye’de şu ana kadar tek kalemde yapılmış en büyük sanayi yatırımımızı hizmete alıyoruz. Hiç şüphesiz, bu bizim için de, ülkemiz için de milletimiz için de, büyük bir iftihar kaynağıdır. Türkiye’ye bu büyük sanayi tesisini kazandırdıkları için, bize bu iftiharı yaşattıkları için TÜPRAŞ’a gönülden teşekkür ediyorum.

İnşallah bu büyük yatırımın, Türkiye ekonomisine de çok önemli faydaları olacak. İstihdama, ihracata, Türkiye’nin bir enerji üssüne dönüşmesine, özellikle de arkadaşlarımın da az önce ifade ettiği gibi, cari açığın 1 milyar dolar gibi yüksek bir rakamda azalmasına, bu büyük tesis vesile olacak.

Irak-Türkiye Petrol Boru Hattı’yla Türkiye enerjide çok önemli bir noktaya geldi. Ardından Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı’yla bu konum daha da güç kazandı. Şimdi TANAP Doğalgaz Boru Hattı’nın devreye alınmasıyla Türkiye’nin gücüne güç katıyoruz. Irak ve Doğu Akdeniz gazının taşınması projesi aynı şekilde çok ama çok önemli. Akdeniz ve Karadeniz bölgelerimizde inşa edeceğimiz 44 milyar dolar tutarındaki 2 nükleer santral yatırımıyla da inşallah Türkiye enerjide dünyanın kilit bir ülkesi, merkez bir ülkesi konumuna yükselecek. Türkiye sadece bir transit ülke olmayacak, yapılan arama çalışmalarıyla, ticaret faaliyetleriyle, özellikle de bugün açtığımız bu ve benzeri yatırımlarla, Türkiye enerjiye yön veren bir ülke konumuna yükselecek.

Değerli Dostlar,

Bugün açılışını yaptığımız bu büyük sanayi yatırımının Türkiye için farklı bir anlamı daha bulunuyor. Bakınız, bir süredir Türkiye ekonomisine yönelik hem içeride, hem dışarıda belli çevrelerin adeta sistematik bir algı operasyonu yürüttüklerini görüyoruz. Bazı gazeteler, dergiler, televizyonlar; onların yanında bazı ulusal ve uluslararası çevreler Türkiye ekonomisi hakkında tamamen gerçek dışı bir algıyı yerleştirmeye çalışıyorlar. Bütün bu saldırılara rağmen, bütün bu operasyonlara rağmen Türkiye’nin, bugün tarihindeki en büyük sanayi tesisinin, 3 milyar dolarlık bir sanayi tesisinin açılışını gerçekleştiriyor olması çok önemlidir, son derece manidardır. Kim ne derse desin, kervan yürüyor. Kim hangi operasyonu yaparsa yapsın, Türkiye büyümeye, güçlenmeye, hedeflerine kararlı bir şekilde, doğru bir şekilde ilerlemeye devam ediyor.

TÜPRAŞ’ın, hiçbir algı operasyonuna, hiçbir yalana itibar etmeden bu büyük yatırımı gerçekleştirmiş olması, Türkiye ekonomisini karalayan bütün o çevrelere verilmiş en güçlü cevaptır. Türkiye’deki tüm yatırımcılardan, girişimcilerden beklentimiz işte budur. Uluslararası yatırımcılardan da beklentimiz budur. Hiç kimse algılara aldanmasın, gerçeğe baksın. Gerçek rakamlara, gerçek manzaraya baksın ve kararını da o şekilde versin.

Bakın burada bir hususun altını da özellikle çizmek istiyorum. İçeride ya da dışarıda algı operasyonları yoluyla, yalan haberler, yalan manşetler yoluyla, Türkiye’ye hâlâ istikamet çizmeye çalışanlarla hiçbir şekilde uzlaşmayacağız. Onların önünde hiçbir şekilde diz çökmeyeceğiz. Şahsımın ya da arkadaşlarının burada olmaları ya da olmamaları hiç önemli değil, burası demokratik bir ülke. Biz seçimle geliyoruz. Millet takdir edince de seçimle gideriz. Aynı zamanda bizler faniyiz. Vakti zamanı gelince emaneti sahibine teslim edeceğiz. Ama unutulmasın ki, millet burada ve her zaman var olacak. Bu millet tarih boyunca olduğu gibi, bugün de, yarın da, istiklaline aşık bir şekilde, o istiklali muhafaza edecek. Özellikle Yeni Türkiye’nin, büyük, güçlü Türkiye’nin kazanımlarına, biz olsak da olmasak da millet her daim sahip çıkacaktır.

Türkiye’nin eski günlere döneceği umuduyla, kirli işlere, kirli ilişkilere ve kirli ittifaklara girenler başarılı olamayacaklarını görsünler ve bundan artık bir an önce vazgeçsinler. Ekonomimiz, hamdolsun büyümeye devam ediyor. Demokrasimizin standartları daha da yükseliyor. Çözüm Süreci, ekonominin, demokrasinin ve kardeşliğin umudu olarak inatla, sabırla, dirençle filizlenmeye devam ediyor. Milli irade her gün güç kazanıyor. Hukuk her gün daha da güç kazanıyor.

Sevgili Dostlar,

Lütfen yalanlara bakmayın. Siz kuyruğuna basıldığı için feryadı figan ortalığı velveleye verenlere hiç itibar etmeyin. Türkiye’de, hamdolsun çok güzel gelişmeler yaşanıyor. İnşallah çok daha iyi, çok daha güzel gelişmeler yaşanacak. Bütün bu yaşananlar normalleşme sürecidir. Şunu kesinlikle unutmayalım ki: Bütün bu yaşananlar, Türkiye’nin, o Yeni Türkiye’ye yönelik tohumlarının atılış sürecidir. Bunu özellikle ifade etmek isterim. Türkiye’nin eski günlere döneceği umuduyla kirli işlere, kirli ilişkilere yeltenenler, kirli ittifaklara girenler bunun cevabını alıyorlar ve almaya da devam edecekler.

Değerli Kardeşlerim,

Ekonomimizden bahsettim. İşte bu yatırımlar, ekonomimizin nereden nereye geldiğinin, nereye geleceğinin en güzel ifadesidir. Şunu da yine açıkça söylemek istiyorum: İnşallah medya dünyası bu girdiği kirli ilişkilerden bir an önce sıyrılacaktır diye düşünüyorum. Kendisini bu tehlikeli vesayetten kurtaracaktır diye inanıyorum. Bu kirli odaklara boyun eğenler milletin karşısında kaybetmeye mahkumdur. Bunu böyle bilmeleri gerekir. Şantaja, tehditlere, uluslararası çevrelerin ülkemiz üzerinde, milletimiz üzerinde kurdukları kumpaslara bu millet gelmiyor ve gelmeyecektir. İşte onun için, vatanını seven insaf sahibi, vicdan sahibi herkesin bu kirli odaklara, bu kirli çevrelere cesur bir duruşla cevap vermesini özellikle hatırlatmak istiyorum.

Her zaman söylüyorum; “Bitaraf olan, bertaraf olur.” Onun için tarafımızı çok iyi belirlememiz lazım. Duruşumuz çok önemli. Ama yalpalayan değil, omurgalı duruşlar çok önemli. Omurgalı durduğumuz zaman bilesiniz ki, millet kazanacaktır. Millet kazandığı zaman Türkiye kazanacaktır. Ülkesinin bağımsızlığı tarafında saf tutmayan, milletin kararı karşısında yok olup gitmeye mahkumdur. Maşalara, taşeronlara, paralel yapılara kol kanat gerenler, müsamaha gösterenler, er ya da geç onlar da mahcup olacaklardır. Ekonomi, siyaset ve medya dünyasının hiç tereddüt etmeden ülkenin istiklali tarafında saf tutacaklarına ben şahsen gönülden inanıyorum.

Değerli Dostlarım,

Bu vesileyle, dün bağımsız savcılar tarafından başlatılan ve tamamen hukuk içinde yürütülen operasyon karşısında içeride ve dışarıda haddi aşan, insafı aşan, asıl niyetleri ortaya koyan bazı tepkiler sergileniyor. Eski Türkiye’nin bütün aktörleri, eski Türkiye’yi özleyen tüm taraflar ittifak halinde, koro halinde savcılarımıza, hakimlerimize, emniyet görevlilerimize, belli merkezlerden idare edilen bir baskıyı uygulamaya çalışıyor. Düşünebiliyor musunuz, adımlar atıldığı anda Avrupa Birliği’nden hemen birisi çıkıyor, açıklama yapıyor. Sen neye göre bu açıklamayı yapıyorsun, neyi biliyorsun? 50 yıldır bu ülkeyi Avrupa Birliği kapısında bekletenler, acaba bu atılan adımın ne olduğunu biliyor musunuz? Ulusal güvenliğimizi tehdit eden unsurlar ister basın mensubu olsun, ister şu olsun, ister bu olsun gerekli cevabı alacaklardır. Onları bizim bu ülkede egemen duruma getirmemiz mümkün değildir. Böyle bir adımı atarken de “Acaba Avrupa Birliği ne der?”, “Acaba Avrupa Birliği bizi alır mı, almaz mı?” diye bir derdimiz yok. Biz kendi göbeğimizi kendimiz keseriz. Lütfen siz kendi aklınızı kendinize saklayın. Şunu da söyleyeyim: Avrupa Birliği eğer bu noktada çok dürüstse, burada Sabancı Grubu’nun biliyorsunuz, kardeşini çıkıp da iş yerinde katleden bir Fehriye Erdal’ı bir kapıdan alıp bir kapıdan bırakanlar, acaba hukuk adına bu ülkeye bir cevap verebilirler mi? Aynı şekilde, yine Avrupa’da 7 tane vatandaşımızı öldürenler, hâlâ basın mensupları dahi yargıya sokulmadılar. TRT dahi sokulmadı. Bunun hesabını bize verebilirler mi? Hâlâ cevabı ortada yok. Aynı şekilde Sindelfingen’de, kundaklanarak bizim oradaki kardeşlerimizin evleri yakıldı ve 7 kişi öldü. Bunun failleri hakkında hâlâ bir cevap yok. Bunlara cevap verin. Ben bir ülkenin başındaki şahısla görüşüyorum. Kendisine dosyaları veriyorum, Türkiye’deki terör örgütüyle ilgili. Diyor ki, “4 bin tane şu anda açtığımız dava var.” “Netice?” diyorum. Netice yok. Avrupa’nın şu anda en güçlü ülkesi, Almanya’dan bahsediyorum. Peki, böyle bir ülke, PKK terör örgütüyle alakalı bu dosyalar veriliyor, hiçbir netice yok diyorsunuz, ama kalkıp benim ülkeme yönelik operasyon yürütmek istiyorsunuz. Kusura bakmayın. Avrupa Birliği kalkıp ulusal güvenliğimizi tehdit eden bu unsurlarla ilgili şu anda güvenlik güçlerimizin attığı bir adıma, hukukun attığı bir adıma kendisinde müdahale yetkisi aramasın; lütfen kendi işine baksın.

Değerli Dostlarım,

Şunu herkesin bilmesi lâzım: Hâkim ve savcılarımızın, görevlilerimizin korkutulmasına, sindirilmesine, etki altına alınmasına asla ve asla biz fırsat vermeyiz, vermeyeceğiz. Atılacak olan her adım hukuk içinde atılacak, bütün işleyiş hukuk içinde olacak; karar da inşallah hukuk içinde, demokrasi içinde, yasalar ve vicdan çerçevesinde verilecektir. İnanıyorum ki artık, normalleşen, normalleşmeye başlayan hukuk sistemi hiçbir masumun ceza almasına, hiçbir suçlunun da elini kolunu sallayarak dolaşmasına müsaade etmeyecektir. Yapılanın ve yapanın yanına kâr kaldığı Türkiye eskide kalmıştır.

Şunu da söyleyeyim: Olay bir basın özgürlüğü meselesi değildir. İşte, açıkça zaten söylüyorlar; 17 ay, iki gözü dahi görmeyen bir insanı bütün bir operasyonun başı diye yakalayıp, 122 kişiyi içeriye alanlar işte bunlardı. O insanların şikayeti üzerine açılmış bir süreç ve bu sürecin şu anda bedelini ödüyorlar ve ödeyecekler. Zulüm ve ihanet, tarihin hiçbir döneminde, hiçbir yerde karşılıksız kalmamıştır ve Türkiye’de de kalmayacaktır. Onlar bağıracaklar, feryat edecekler, belki de ağlayacaklar. Onlar da arkalarına güneydeki sevdikleri ülkeyi alarak, o belli uluslararası çevreleri, uluslararası medyayı alarak ihanetlerini tescillemeye devam edeceklerdir.

İşte yine söylüyorum: “Basın özgürlüğü” diyorlar, alakası yok. Biz, bunların basın özgürlüğü ifadesinden ne demek istediklerini anlarız. Bize zaman zaman gelirler, uluslararası camiadan da gelirler. Bir ay kadar önce de geldiler. Çok enteresandır, dediler ki, “İşte içeride gazeteciler var.” İçeride gazeteciler var derken bize yığınla sayı çıkardılar. Adet ne biliyor musunuz? 7 tane. Bunu açacaklarını bildiğim için ben de Adalet Bakanlığı’ndan bütün belgeleri aldırdım. Ve bu 7 kişinin suçları; bekçi öldürmekten tutun, polis öldürmeye varıncaya kadar, ellerinde silah bulundurmaya varıncaya kadar, DHKP-C terör örgütünün mensubu olduklarına varıncaya kadar her şeyi önlerine koyduk. Şimdi ne diyorsunuz? Cevap yok. İşte bunların avukatlığına soyunuyorsunuz. İlginçtir, bunların davalarının bizden yeniden açılmasını istiyorlar. Böyle bir yaklaşım tarzı. Türkiye, artık eski Türkiye değil, Yeni Türkiye. Burada adalet egemen olacaktır, hâkim olacaktır.

Dostlar,

Biz işimize bakacağız. Biz iftiralara, yalanlara, algı operasyonlarına boyun eğmeden Türkiye’yi büyütmeye inşallah devam edeceğiz. Ne yaparlarsa yapsınlar ekonomimizi daha da büyüteceğiz. Çünkü güçlü bir Türkiye, inanıyorum ki gündemi belirleyen bir Türkiye olacaktır; gündemi belirlenen bir Türkiye olmayacaktır.

Aynı şekilde, ne yaparlarsa yapsınlar biz Çözüm Süreci’ni de daha da güçlendireceğiz. Onların algı operasyonlarına inat, biz demokrasiyi, kardeşliği, birlikte yaşama kültürünü daha da çoğaltacağız. Onlar, Türkiye’yi çukura çekmek isteyecekler, Türkiye’yi eskiye götürmek isteyecekler, ama biz Yeni Türkiye’ye böyle büyük eserler, böyle büyük yatırımlar kazandırmaya devam edeceğiz.

Az önce helikopterle gelirken, Körfez geçişinin kulelerini gördüm. Temelini atmıştık, şimdi kulelerin yükselişini gördüm. İnşallah, Yılbaşı itibariyle artık kulelerin yükselişi bitecek ve ondan sonra tabliyelere başlanacak. Körfezi artık dolaşmaya son verip, zamanla nasıl yarıştığımızı, vakit nakittir anlayışını nasıl değerlendirdiğimizi, işte bu eserde göreceğiz.

Aynı şekilde Boğaz’daki 3. köprünün de artık kuleleri yine bitmek üzere. Ve orada da artık yine tabliyeler inşallah inşa edilmeye başlanacak.

Bütün bunlar, Yeni Türkiye’nin sinyalleridir.

Aynı şekilde Boğaz’ın altından otomobillerin geçeceği tünel de hızla devam ediyor. Orada da artık Ahırkapı’dan Anadolu yakasına bağlantı da hızla devam ediyor, o da bitmek üzere. Oradan da yine otomobiller gidip gelecekler.

Marmaray bitmişti, şimdi de inşallah Otoray sistemi, hatta hatta otobüslerin geçmesine uygun bir şekilde hızla devam ediyor. Türkiye artık böyle bir Türkiye. Bunu hafife almaya kimsenin gücü yetmeyecek.

Ben, bir kez daha Türkiye’ye bu büyük gururu, bu büyük iftiharı yaşattığı için KOÇ Grubu’na, TÜPRAŞ’a gönülden tebriklerimi sunuyorum. TÜPRAŞ’ın tüm çalışanlarını kutluyorum.

Bu büyük tesiste çalışacak kardeşlerime kolaylıklar diliyorum. Türkiye’ye, milletimize, ekonomimize hayırlı olsun diyorum.

İspanyol ortaklara yine milletim adına şükranlarımı ifade ediyorum.

Emeği geçenleri kutluyorum. Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Kalın sağlıcakla.