Uluslararası Petrol ve Doğalgaz Stratejileri Sempozyumu Galası’nda Yaptıkları Konuşma

10.12.2014

Türkiye Petrolleri’nin 60. Yıl Resepsiyonu ve Uluslararası Petrol ve Doğalgaz Stratejileri Sempozyumu Galası’nda Yaptıkları Konuşma

Değerli Misafirler,

Türkiye Petrolleri Ailesinin Kıymetli Mensupları,

Sizleri en kalbi duygularımla selamlıyor, ülkemizin güzide kuruluşlarından Türkiye Petrolleri’nin 60. Kuruluş Yıl Dönümünün hayırlı olmasını Allah’tan temenni ediyorum.

Türkiye Petrolleri’nin kurulduğu 1954 yılından bugüne kadar -demek ki Türkiye petrolleri ile yaşıtım. Ben de 54 doğumluyum, Türkiye petrolleri de 54 doğumlu. Bu da güzel bir tevafuk. Artık bu kuruluşu unutmayacağız demektir- bu kuruluşa emek veren, hizmet veren herkesi tebrik ediyorum. Ebediyete irtihal etmiş olanlara da Allah’tan rahmet diliyorum.

Bugün de ülke içinde ve uluslararası alanda petrol ve doğalgaz arama ve üretim çalışmalarını başarıyla sürdüren Türkiye Petrolleri’nin Genel Müdürü’nden sahadaki işçisine kadar tüm mensuplarını kutluyorum.

Değerli Arkadaşlar,

Bilindiği gibi, Türkiye petrol ve doğalgaz zengini bir ülke değil. Çevremizdeki ülkelerde zengin hidrokarbon yatakları olmasına rağmen, ülkemiz bu konuda maalesef aynı imkana sahip bulunmuyor. Ama öte yandan bakıyoruz, petrol ve doğalgaz zengini ülkelerin neredeyse birçoğunda huzur yok, refah yok. Yaşanan istikrarsızlıkların ve savaşların temelinde, sahip olunan petrol ve doğalgaz rezervlerinin yattığını görüyoruz. Aslında zenginliğin kaynağı olması gereken petrol ve doğalgaz, acının ve yıkımın sebebi haline dönüştürülüyor. Biz enerjiye asla bu şekilde yaklaşmadık. Türkiye için aslolan bu kaynakların toplumun tamamının refahına ve mutluluğuna katkı sağlayacak şekilde kullanılmasıdır. Öncülük ettiğimiz veya ortak olduğumuz projelerde de bunu ispatladığımıza inanıyorum. Bu anlayışla sınırlarımız içinde var olan rezervleri ekonomiye kazandırmak ve yeni rezervler bulmak için bilhassa son 12 yıldır yoğun bir çaba içindeyiz.

Türkiye Petrolleri ve özel sektör kuruluşları vasıtasıyla, petrol ve doğalgaz yurt içi arama yatırımlarımız, 2002 yılına oranla çok daha büyük oranda arttı. 2002 yılında 52 bin metre olan sondaj rakamı, 2013 yılında 305 bin metreye ulaştı. Bu yılsonunda da 339 bin metreye ulaşmayı hedefliyoruz. Sektörün son 12 yılda ulaştığı ekonomik büyüklük, yaklaşık 30 milyar dolardır. Bu alanda milli şirketimiz Türkiye Petrolleri yanında, yerli ve yabancı pek çok firma da faaliyet gösteriyor.

Türkiye Petrolleri’nin 60 yıllık tecrübesinden bilhassa yerli firmalarımızın çok istifade ettiklerini görüyoruz. Halen ülkemizin birçok yerinde özel firmalarımız, petrol arama ve üretimi yapıyorlar. Her alanda olduğu gibi, petrol arama ve üretimi konusunda da özel sektörün birikimini ve dinamizmini ekonomimize kazandırmış olmanın memnuniyeti içindeyiz.

Değerli Dostlar,

Enerji sektörü, ülkemiz dış politikasında da önemli yere sahip. Türkiye artık sadece kendi topraklarında değil, Azerbaycan’dan tutun Irak’a, Afganistan’dan Kazakistan’a, Rusya’dan Kırgızistan’a, Libya’ya, KKTC’ye, Kolombiya’ya varıncaya kadar dünyanın her yerinde petrol arıyor. Özellikle Kıbrıs’ın güneyinde, son dönemdeki gelişmeler, bilesiniz ki hiçbir zaman dışında kalacağımız bir gelişme değildir. Şu anda Barbaros Hayrettin Paşa orada da dolaşıyor. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Yunanistan, eğer burada kendilerine yaptığımız uyarıyı kaale almadıkları sürece, biz de oradaki çalışmalarımızı aynı şekilde devam ettireceğiz.

Zira münhasır ekonomik bölgedeki tüm çalışmalarda Kıbrıs’ta yaşayan Türklerin hakkı vardır. Eşit miktarda hakkı vardır ve bu hak, hukuka dayalıdır. Sonuna kadar bu hakkın da her zaman savunucusu olacağımızı bu akşam bu vesileyle de ifade etmek istiyorum.

Hamdolsun, artık petrol aramalarını kendi gemilerimizle yapıyoruz. Bir müddet sonra sondaj çalışmalarını da yine kendi platformlarımızda yapacak hale geleceğiz, onu da söylemek isterim. 2 yıl önce faaliyete aldığımız Barbaros Hayrettin Paşa sismik arama gemimizle, Karadeniz’de sismik aramalar gerçekleştirdik. Şimdi de bu gemimiz Akdeniz’de, Kıbrıs’ın güneydoğusunda arama çalışmalarına devam ediyor. Bu vesileyle Kıbrıs Adası’nın enerji kaynaklarında Ada’daki iki tarafın da hakkı olduğunu bir kez daha kendilerine hatırlatmak istiyorum.

Biz başından beri uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde bu işin çözülmesi gerektiğini söylüyoruz. Diğer yandan, uzun bir müzakere sürecinin ardından Irak’ın kuzeyindeki kaynakların Ceyhan üzerinden uluslararası piyasaya sevk edilmesi konusunda önemli bir aşamaya geldik. Bağdat ve Erbil’in de anlaştığı bu mekanizmada, öncü rolü biz oynadık. Enerji Bakanımız başta olmak üzere, bütün kurumlarımızla bu konuda çok titiz bir diplomasi yürüttük. Sonuçta nihayet tüm tarafların memnun olduğu bir noktaya geldik. Biz aynı anlayışı Kıbrıs Adası için de taşıyoruz. Ülkemiz, enerji diplomasisinin Irak’ta sergilediği başarıyı Kıbrıs’ta da tekrarlayacağına inanıyorum.

Halen Kıbrıs’ta faaliyet gösteren Barbaros Hayrettin Paşa sismik arama gemimiz yurt dışından satın alınmıştı. Şimdi Tuzla’da MTA tarafından yerli bir sismik bir arama gemisi inşa ettiriliyor. Bu gemi inşallah önümüzdeki ay denize indirilecek ve akabinde de faaliyetlerine başlayacaktır.

Türkiye Petrolleri, uluslararası şirketlerle ortaklık kurarak Akdeniz ve Karadeniz’deki sondaj faaliyetlerine hız veriyor. Ocak ayı içerisinde inşallah, Batı Karadeniz’de yeni bir sondaja başlayacağız. Bu noktada yerli bir petrol sondaj platformunun yapılması ihtiyacı da ortaya çıkabilir. Bu platformu da hamdolsun, tersanelerimizde yapabilecek güce sahibiz. Bunun da müjdesini vermek istiyorum. İhtiyaç durumuna göre, yaklaşık 1 milyar dolar maliyeti olan bir petrol sondaj platformunu, ilerleyen dönemde yüzde 100 yerli olarak inşa edebiliriz. Nereden nereye. 12 sene önce bunları konuşabilir miydik? Hangi platformu konuşacaktık, hangi sondaj gemisini konuşacaktık? Bunları konuşmak mümkün müydü? Ama şimdi bunları konuşuyoruz. Niye? Çünkü bu gücü yakaladık da onun için.

Değerli Arkadaşlar,

Türkiye, bölgesinde bir enerji üssü olma yolunda hızla ilerliyor. Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı sistemi ve Bakü-Tiflis-Ceyhan Ana İhraç Petrol Boru Hattı, Irak ve Azerbaycan petrollerini ülkemiz üzerinden dünya pazarlarına ulaştırıyor. Bunun yanı sıra, üretime bağlı olarak, Türkmen ve Kazak petrolleri de Bakü-Tiflis-Ceyhan Ana İhraç Petrol Boru Hattı üzerinden taşınıyor. Kerkük-Yumurtalık Petrol Boru Hattı Anlaşması’nın süresini 20 yıl uzattık. Bu hattan gelen petrol miktarı da inşallah önümüzdeki dönem peyderpey artacak.

Doğalgaz alanındaysa, 2007 yılında Bakü-Tiflis-Erzurum Doğalgaz Boru Hattı ve Türkiye-Yunanistan Doğalgaz Enterkonneksiyonu’nu faaliyete geçirdik. Azerbaycan ile 2018 yılından başlayarak, yıllık 6 milyar metreküp doğalgazın ülkemize arzını öngören bir anlaşma imzaladık. Ayrıca, yıllık 10 milyar metreküp Azeri gazının inşa edilecek yeni bir boru hattı ile ülkemiz üzerinden Avrupa’ya taşınması için TANAP Projesine ilişkin anlaşmaları yaptık. Az önce de izlediniz. TANAP’ın ana hat boruları alım sözleşmeleri de geçtiğimiz Ekim ayında imzalandı. Buna göre; yaklaşık 1800 kilometrelik ana hat borusunun tedarikinin yüzde 80’i yerli çelik boru üreticisi Türk firmaları tarafından yapılacak.

Şah Deniz Doğalgaz Boru Hattı ile sadece Türkiye’nin ihtiyacı olan doğalgazı tedarik etmekle kalmıyor, aynı zamanda Avrupa Birliği ülkelerinin de ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlıyoruz. Irak ve Doğu Akdeniz gazının ülkemize taşınması konusu da, hem iç piyasa, hem de uluslararası projelerimiz açısından önemini koruyor.

Şimdi önemli bir konuya geliyorum. Geçtiğimiz günlerde Sayın Putin ile yaptığımız görüşmelerde enerjideki işbirliği konularının önemli bir yer tuttuğunu da burada ifade etmek istiyorum. Diğer ülkelerle olduğu gibi, Rusya ile de bu alandaki işbirliğimizi karşılıklı fayda temelinde, kazan-kazan esasına dayalı olmak suretiyle devam ettirmek arzusundayız. Bir defa şunu görmemiz lazım. Son görüşmelerimizde şunu karar altına aldık. Neydi o? Hukuki bağlayıcılığı olmadan müzakerelere başlayıp bir ön mutabakat sağladık. Anlaşmamız halinde Güney Akım bitiyor, ki Sayın Putin “Bunun adını Türk Akımı koyabiliriz, Türk doğalgaz akımı koyabiliriz” gibi bir ifade de kullandılar. Karadeniz’den geçecek, Türkiye sınırında, Yunanistan sınırında, Türk topraklarında orada bir hub kurulacak. “Bunun adımını atabiliriz” dendi. Mutabık kalmamız halinde bir de bu hattı kuracağız ki, yıllık bunun da 63 milyar metreküp kapasitesi olacak. Biz de oradan alabildiğimizi alacağız, Avrupa da talep etmesi halinde oradan istediği kadar doğalgazı alma şansına sahip olacak.

Bir yandan gelişen ve büyüyen Türkiye’nin her geçen gün artan enerji ihtiyacını güvenilir şekilde karşılamak, öte yandan da ülkemizi bir enerji üssü haline dönüştürmek için tüm imkanları kullanıyoruz, kullanmaya devam edeceğiz.

Türkiye Petrolleri başta olmak üzere, bu konuda faaliyet gösteren milli kuruluşlarımıza çok büyük görevler, çok önemli sorumluluklar düşüyor.

Önümüzdeki dönemde inşallah daha çok çalışacak, daha çok üretecek ve hep birlikte Türkiye’yi 2023 hedeflerine ulaştıracağız.

Türkiye Petrolleri’nin 60. Kuruluş Yıl Dönümünü bir kez daha kutluyor, hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.

Kalın sağlıcakla.