2. Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi Açılış Oturumunda Yaptıkları Konuşma

21.11.2014

2. Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi Açılış Oturumunda Yaptıkları Konuşma

Saygıdeğer Devlet Başkanları,

Saygıdeğer Hükümet Başkanları,

Değerli Bakanlar ve Heyet Başkanları,

Hanımefendiler,

Beyefendiler,

Sizleri şahsım, heyetim ve Türkiye Cumhuriyeti’nin aziz vatandaşları adına sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Dost ülke Ekvator Ginesi'nde, bu güzel şehirde, İkinci Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi’nin açılışını yapmaktan büyük bir memnuniyet duyduğumu ifade etmek istiyorum.

Ev sahibi olarak gösterdikleri sıcak misafirperverlik dolayısıyla Ekvator Ginesi Cumhurbaşkanı Sayın Obiang’a teşekkür ediyorum. Değerli Hanımefendilerine teşekkür ediyorum. Aynı şekilde, bu anlamlı zirve için emeklerini esirgemeyen Afrika Birliği Dönem Başkanı Moritanya Cumhurbaşkanı Abdülaziz’e,  Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Doktor Dlamini Zuma’ya da şükranlarımı sunuyorum. Zirveye katılan, katkı verecek olan tüm dost ülkelerin devlet/hükümet başkanlarına, bakan ve heyet başkanlarına aynı şekilde teşekkür ediyorum.

Değerli Dostlar,

2008 yılı Ağustos ayında İstanbul’da yaptığımız 1. Türkiye-Afrika zirvesinde, Afrika’yı geleceğin önemli cazibe merkezlerinden biri olarak değerlendirdiğimizi belirtmiştim. Geride bıraktığımız 6 yıl içerisine yaşanan gelişmelerin, bugünümüzü haklı çıkardığını görmek bizleri ziyadesiyle memnun ediyor. Gerçekten de Afrika bugün sosyal, ekonomik ve siyasi alanlarda kaydettiği dikkat çekici ilerlemeyle, tekrar dünyanın ilgi odağı haline gelmiştir. Afrika Kıtası’nın yaşamakta olduğu büyük dönüşümden Türkiye olarak çok büyük mutluluk hissettiğimizi burada özellikle vurgulamak isterim.

Şunu samimiyetle ifade etmeliyim: Afrika, Türkiye için her zaman dostlarının ve kardeşlerinin toprağı olmuştur. Binlerce yıllık tarihi olan, en az iki bin yıllık bir devlet geleneğine sahip olan, insanlığın ortak birikimine de eşsiz katkılar sağlamış olan Türkiye, Afrika Kıtası’na her zaman hürmet nazarıyla bakmıştır.

Burada bir noktanın altını özellikle çizmek isterim: Türkiye, son bin yıl içinde Büyük Selçuklu Devleti ve Osmanlı Devleti gibi iki büyük devlete sahip olmuştur. Selçuklu Devleti, Asya kıtası üzerinde geniş bir coğrafyaya hükmetmiştir. Osmanlı Devleti ise Asya, Avrupa ve Afrika olmak üzere üç kıta üzerinde hüküm sürmüştür. Atalarımız olan, selefimiz olan bu iki büyük devlet de ne bölgelerindeki ülkelere, ne de Afrika’ya asla ve asla ırkçı, köleleştirici ya da sömürgeci nazarla bakmadı. Biz Afrika halklarını her zaman gönüldaşlarımız, kader arkadaşlarımız olarak gördük. Dillerimiz, değerlerimiz, etnik kökenlerimiz ve harici görünümlerimiz farklı da olsa biz kendimizi Afrika ile aynı geminin yolcuları olarak hissettik. Afrika Kıtası’nın kadim medeniyetine her zaman takdirle baktık. Afrika’nın yaşadığı acılara politik, stratejik, çıkar odaklı bakanlardan olmadık. Her zaman insani, vicdani nazarla yaklaştık. Aynı şekilde Afrika’nın sevincini, Afrika’nın başarılarını da hep kendi sevincimiz, kendi başarımız olarak gördük ve bununla da iftihar ettik. Tıpkı Selçuklu ve Osmanlı devletleri gibi 1923’te kurulan Türkiye Cumhuriyeti de Afrika’ya hep bu nazarla bakmıştır. Afrika ülkelerinin bağımsız, özgür, barış ve emniyet içinde olabilmeleri; kendi istikametlerini tayin hakkına sahip olabilmeleri Türkiye’nin dış politikasının merkezinde yer almıştır.

Başbakanlık görevini ifa ettiğim 2002-2014 yılları arasında Afrika ile ilişkilere büyük önem atfettik. Kıta ile ilişkilerimizi yoğunlaştırmanın gayreti içinde olduk. 2005 yılını Türkiye’de Afrika yılı ilan ettiğimizde yürüttüğümüz politikayı Afrika Açılım Politikası şeklinde tanımlıyorduk. 2009 yılında Türkiye’nin kıtada 12, Afrika ülkelerinin ise Ankara’da 10 büyükelçiliği bulunuyordu. Bugün itibariyle Afrika’da 39 büyükelçilik ve 4 başkonsolosluk ile temsil ediliyoruz. Aynı şekilde Afrika ülkelerinin Ankara’daki diplomatik temsilcilik sayısı da 32’ye yükseldi. Kalkınma ortaklığından siyasi diyalog mekanizmalarına, eğitim-kültür faaliyetlerinden ekonomik işbirliğine, ticaret hacminden yatırımlara, müteahhitlik hizmetlerinden ulaştırma alt yapılarına kadar birçok alanda birlikte büyük ilerlemeler sağladık. Böylece karşılıklı olarak açılım sürecini tamamlamış olduk. Artık eşit ortaklığa dayalı yeni ve daha ileri bir aşamaya geçmemizin gerekli olduğunu gördük.

Evet, şimdi ortaklığımızın sağlam temeller üzerinde ilerletilme zamanıdır. Bu anlayışla, bugün zirvede kabul edeceğimiz bildiri ve uygulama planının bu ortaklığımızın köşe taşlarını teşkil edeceğine ve gelecek dönemdeki hedeflerimize yön vereceğine inanıyorum. Bu önemli belgelerin Afrika Birliği ve üye ülkelerin öncelik verdiği konulardaki işbirliği alanlarını kapsadığını; bu noktada özellikle tarım, enerji, sağlık, eğitim, küçük ve orta ölçekli işletmeler, istihdam, yatırımların teşviki, enerji ve ulaştırma gibi konularda dayanışmaya ve daha verimli, daha derin bir işbirliğine hazır olduğumuzu belirtmek istiyorum. Zirvenin temasında da vurgulandığı gibi; kalkınma ve bütünleşme yolunda yeni bir ortaklık modeli hedefinde birlikte ve kararlılıkla yürüyeceğiz.

Değerli Dostlarım,

Türkiye Afrika’da çok yönlü, çok boyutlu bir politika izliyor. Sahra altı Afrika ülkeleri ile ticaret hacmimiz son 10 yılda 10 kat artış kaydetti. Afrika’daki yatırımlarımızın toplamı 6 milyar dolara ulaştı. THY -az önce de izledik- bugün itibariyle Afrika kıtasında 40 farklı şehre tarifeli sefer yapıyor. Bu seferlerin ve sürekli genişleyen uçuş ağının da katkısıyla her yıl Türkiye ile Afrika arasında turizm, kültür, iş ve ticaret amacıyla karşılıklı olarak seyahat edenlerin sayısı yılda 200 bini aşan rakamlara ulaştı. Bu sayının her geçen yıl artmakta olduğunu da belirtmekte fayda görüyorum.

1991-2013 döneminde, Afrika ülkelerine, lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde toplam 3254 burs kontenjanı açtık. Son 2 yılda ise Afrikalı genç kardeşlerimize Türkiye’deki üniversitelerde, binin üzerinde yeni burs tahsis ettik. Bu sayıyı daha da arttıracağız. Zira bu gençlerin Türkiye’de alacakları kaliteli eğitim ve edinecekleri yüksek becerileri, buralara geri dönüp, ülkelerinin ve içinden çıktıkları toplumların hizmetine sunacaklarına güveniyoruz.

Sağlık sektörünün Afrika ülkeleriyle işbirliğimizde önemli bir alan olarak belirgin hale geldiğini özellikle görüyoruz. Bundan da büyük memnuniyet duyuyoruz. Sudan’da açılan 150 yataklı hastanenin ardından, Somali’de de 200 yataklı, tam teşekküllü bir hastanenin açılışına hazırlanıyoruz. Kendi kendine yetebilir şekilde Türk ve yerel sağlık personeli tarafından ortak işletilen ve sunduğu sağlık hizmetleri bakımından örnek uygulamalar arasına giren benzeri projeleri gerçekleştirmeye devam edeceğiz. Son dönemde ebola salgını dolayısıyla zor bir dönemin yaşanmakta olduğu bu günlerde, sağlık alanındaki işbirliğinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görüyoruz. Bu vesileyle, Türkiye’nin ebola salgınıyla mücadele için Afrikalı dostlarımıza şimdiye kadar yaptıklarımıza ek olarak 5 milyon dolarlık ilave bir kaynak ayırdığını açıklamak istiyorum. Bu konuda yuvarlak masa toplantısı sırasında, daha ayrıntılı bilgi sunacağım.

Bu arada Türkiye’nin somut işbirliği teklifleri olarak, 5 yıl içinde, bin uzmanı Türkiye’ye meslek öğretmek için -3 aylık, 6 aylık periyotlarla- getirebiliriz ki bu her yıl 200 uzmanın eğitilmesi anlamına gelmektedir. Bir diğeri 5 yıl içinde 10 ülkede birer model olmak üzere, tarım hayvancılık projesi birlikte geliştirebiliriz. Ki her yıl 2 ülkeyi alabiliriz. Bu konuda deneyimimiz, çok ileri derecede, bunu da özellikle hatırlatmak istiyorum.

Değerli Dostlarım,

Afrika, artık küresel alandaki ağırlığı giderek artan, siyasi ve ekonomik bir kıta olarak geleceği görüyor. Dünyanın yüzölçümü bakımından, en büyük ikinci kıtası olan Afrika’nın, önümüzdeki yıllarda zengin doğal kaynakları ve insan kapasitesiyle uluslararası sistem içerisinde giderek daha etkin rol oynayacağı açıktır. Diğer yandan, Afrika’da ekonomik ve sosyal kalkınma, çatışmaların önlenmesi, demokrasi, insan haklarıyla sorunların barışçıl çözümü alanlarında önemli başarılar kaydediliyor. Bu kazanımların muhafazasını ve daha ileri noktalara ulaştırılmasını önemsiyoruz.

Afrika Birliği’nin ve bölgesel örgütlerin belirlenen ortak hedefler doğrultusunda, siyasal ve ekonomik bütünleşmenin sağlanmasında öncü rol oynamaya devam edeceklerine inanıyorum.

Afrika Birliği’nin temsil gücünün ötesinde, siyasi ağırlığının günden güne artmasını ve üye ülkelerde ortaya çıkan sorunların çözümünde oynadığı etkin rolü not ediyor ve memnuniyetle karşılıyoruz.

Afrika Birliği bütçesine son beş yılda yapmakta olduğumuz, nakdi bütçe katkısını önümüzdeki yıllarda da devam ettireceğimizi belirtmek isterim.

Terörizm, organize suçlar ve uyuşturucu ile mücadelenin yanı sıra, yoksulluk, eğitimsizlik ve salgın hastalıklara karşı yürütülen çalışmalarda Afrika ülkeleriyle sonuç odaklı ve projelere dayalı güçlü bir işbirliğine hazır olduğumuzu tekraren vurgulamak istiyorum.

Burada bir hususa da özellikle dikkatlerinizi çekmek isterim. Bazı Afrika ülkeleriyle Türkiye arasına sivil toplum örgütü ya da eğitim gönüllüsü maskesiyle çeşitli tehlikeli yapılanmaların nüfuz etmeye çalıştıklarını görüyorum. Bunu da dikkatle izliyoruz. Faaliyet gösterdikleri hemen her ülkede, gizli yapılanma içine giren ve ajanlık faaliyetleri artık daha da somutlaşan bu örgütlere karşı, devlet ve hükümet başkanı dostlarımızın daha hassas olacaklarını umuyoruz. Eğitim ve insani yardım görüntüsü altında Türkiye dahil olmak üzere faaliyet gösterdikleri her ülkede ciddi tehdit teşkil eden bu örgüt veya örgütlere karşı, her türlü bilgi paylaşımına ve ortak mücadeleye hazır olduğumuzu da burada özellikle vurgulamak isterim.

Değerli Dostlar,

Bu ikinci zirvenin Türkiye ile Afrika ülkeleri arasında yeni bir dönüm noktası teşkil edeceğine yürekten inanıyorum.

3. zirve için İstanbul 2019 biliyorsunuz hazır. Orada sizlere ev sahipliği yapmak için sabırsızlanıyoruz.

Ben, zirvemizin başarılı geçmesini ümit ediyor, Türkiye-Afrika ortaklığının geleceği için en iyi dilek ve temennilerimi sunuyorum.

Zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen ve katılan herkese özellikle teşekkür ediyor, şahsım, ülkem ve milletim adına sizleri en kalbi muhabbetlerimle selamlıyorum.