Muğla Sivil Toplum ve Muhtarlar Buluşması'nda Yaptıkları Konuşma

14.01.2023

Değerli Oda Başkanlarımız,

Sivil Toplum Kuruluşlarımızın Kıymetli Temsilcileri,

Aziz Kardeşlerim,

Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Sizlerin vasıtasıyla Muğla’nın tüm ilçelerine, tüm mahallelerine, oralarda yaşayan bir vatandaşımıza selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Muğla ziyaretimiz vesilesiyle sizlerle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Böyle güzel bir muhabbet sofrasının etrafında gönüllerimizi buluşturan herkese teşekkür ediyorum.

Bugün hem yapımı tamamlanan eser ve hizmetlerimizin açılışını yapmak, hem de Muğlalı ve Fethiyeli kardeşlerimizle kucaklaşmak için buradayız. Önce Menteşe Atatürk Bulvarı’nı tıklım-tıklım dolduran kardeşlerimizle birlikte toplu açılış törenimizi gerçekleştirdik. Bakanlıklarımızın ve belediyelerimizin toplam yatırım bedeli5 milyar 744 milyon lirayı bulan eser ve hizmetlerinin Muğla’mıza ve siz Muğlalı kardeşlerimize hayırlı olmasını diliyorum.

Muğla’yı ekonomik bakımdan daha da büyüten tüm bu eser ve hizmetlerin şehrimize kazandırılmasında katkısı, alın teri ve emeği olan herkesi canı gönülden tebrik ediyorum. Sizlerle sohbetimizin ardından Fethiye ilçemize geçecek, inşallah orada da bizleri bekleyen vatandaşlarımızla ve gençlerimizle hasret gideceğiz.

Biz, şehirlerimizi ve insanlarımızı seçimden seçime hatırlayanlardan asla olmadık, olmayız. Aşağı yukarı her hafta bir ilimizin misafiri olmaya, vatandaşlarımızla, gençlerimizle, kadınlarımızla, esnaflarımızla ru be ru, yüz yüze muhabbet etmeye özel önem veriyoruz. Çünkü bizim için aslolan, milletimizin ne dediği, ne yaşadığı, ne istediğidir. Varsın birileri onbinlerce kilometre ötede benzin istasyonlarında karanlık görüşmeler yapsın, biz 81 vilayetimizi adım adım dolaşıyoruz, kimseyi ayırmadan, kimseyi dışlamadan 85 milyonun her bir ferdini samimiyetle bağrımıza basıyoruz.

Son 20 yıldır olduğu gibi, bugün de aşkla çalışarak 780 bin kilometre vatan toprağını eserlerimizle, ilmek-ilmek dokuyoruz. Allah ömür ve milletimiz de yetki verdikçe, Muğla ile birlikte tüm şehirlerimize hizmet etmeyi sürdüreceğiz. Rabbim yol arkadaşlığımızı ve beraberliğimizi daim eylesin diyorum.

Kıymetli Dostlar,

Muhtarlarımızla ve oda başkanlarımız demokrasimizin yereldeki en önemli temsilcileridir. Mahalle sakinlerinin veya oda mensuplarının teveccühüyle göreve gelen bu kardeşlerimiz, sorumluluk duygusunun ne kadar ağır bir yük olduğunu gayet iyi bilirler. Kimi zaman bu vazifeler siyasette çok daha büyük makamların ilk adımı, başlangıcı, girizgahı konumundadır. Siyasete bu görevlerden Bismillah, deyip akabinde ilçesine, iline, hatta tüm Türkiye’ye hizmet etmiş pek çok mümtaz isim vardır. Buradaki siz kardeşlerimizden de inşallah bu şekilde temayüz edecek, siyaset merdiveninin üst basamaklarına çıkacak dostlarımız olacaktır. Millete, milletle bağını muhafaza eden, emanete ihanet etmeyen, temsilcisi olduğu insanlara karşı mesuliyetini hakkıyla yerine getiren her bir kardeşimizin önünde kapılar sonuna kadar açıktır. Hangi makamda olursa olsun, aşkla, tutkuyla, fedakârlıkla ülkesine ve milletine hizmet edenlerin aşamayacağı hiçbir engel yoktur.

Bizim milletimiz basiret ve feraset sahibidir, kimin kendine hizmetkâr olduğunu, kimin de göz boyamayla vakit öldürdüğünü çok iyi bilir ve görür, yarım asrı bulan siyasi hayatımız boyunca bu hakikate defalarca şahitlik ettik. “Muhtar bile olamaz” manşetlerinin atıldığı karanlık günlerden, milletimizin iradesiyle hamdolsun işte Cumhurbaşkanlığı makamına geldim. Aslında bu başlığı atanlar benim muhtar kardeşlerime hakaret ediyorlardı, muhtar bile olamaz, yani muhtarlık öyle yüce bir makam değil ve olamazsın. Ama Rabbim öyle bir makam nasip etti ki, milletimin lütfuyla işte Cumhurbaşkanlığı makamına geldik.

Allah’ın yardımı ve insanımızın desteğiyle belediye başkanı, başbakan ve cumhurbaşkanı olarak ülkemize hizmet etme şerefine nail olduk. Ülkemize tarihinin en büyük yatırımlarını, en kapsamlı demokrasi reformlarını kazandırma imkânı bulduk. Sağlıkta, eğitimde, adalette, güvenlikte, ulaştırmada, turizmde, tarımda, hasılı her alanda Muğla’yı ve diğer 80 vilayetimizi 20 sene öncesiyle mukayese dahi edilemeyecek seviyelere getirdik. Vesayetin, yasakların, baskıların kol gezdiği bir ülkeden, millet iradesine vurulan zincirlerin tek tek parçalandığı demokratik bir Türkiye’ye kavuştuk.

Halka ve halkın seçtiklerine tepeden bakan eski Türkiye zihniyetine son vererek, halkın seçtiklerinin el üstünde tutulduğu bir anlayışı hakim kıldık. Bu süreçte milli iradenin uç beyleri olarak gördüğümüz muhtarlarımızın yetkilerini güçlendirmeye, özlük haklarını genişletmeye özel önem verdik.

Sadece valiliklerimizin, kaymakamlarımızın, belediyelerimizin kapısını değil, Cumhurbaşkanlığının kapısını da muhtarlarımıza ardına kadar biz açtık. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde 2015 yılından bugüne ülkemizin dört bir köşesinden 38 bin muhtarımızla 52 ayrı buluşma gerçekleştirdik. Böylece muhtarlarımız dertlerini, taleplerini, tekliflerini devletin zirvesiyle doğrudan paylaşma zemini buldu. Bu toplantılarımızda sadece hasbihal etmedik, muhtarlarımız aracılığıyla pek çok vatandaşımızın, mahallemizin problemlerini de çözdük.

İçişleri Bakanlığımızda ihdas ettiğimiz Muhtarlar Daire Başkanlığı’nın yanı sıra, illerimizde vali yardımcısı, büyükşehirlerde genel sekreter yardımcısı, diğer belediyelerde başkan yardımcısı düzeyinde muhataplar belirledik. Muhtarlarımızdan gelen talep doğrultusunda 29 Ekim tarihini Muhtarlar Günü olarak ülkemizde ilan ettik. Muhtarlarımızın özlük ve mali haklarının iyileştirilmesi noktasında Sosyal Güvenlik Kurumu primlerinin devlet tarafından ödenmesinden maaşlarının asgari ücret miktarına yükseltilmesine, silah ruhsatı harcı muafiyetinden tek tip muhtar kimliği uygulamasına, muhtarlıkların elektrik faturalarının konut tarifesine çevrilmesinden Ankara’da hizmete açtığımız Muhtarlar Evi’ne kadar pek çok adım attık. Göreve geldiğimizde sadece -burası önemli- 97 lira olan muhtar ödeneğini, son artışla birlikte 8 bin 506 liraya yükselttik. Bunların haricinde, yaptıkları vazifenin önemine mütenasip sayısız düzenlemeyi hayata geçirerek, muhtarlarımızın yanında olduk. İnşallah bundan sonra sizlerle birlikte yol yürümeye devam edeceğiz.

Aynı şekilde esnaf ve sanatkârlarımızın temsilcileri oda başkanlarımızla da hep yakın teşviki mesai içinde olduk. Daha geçtiğimiz günlerde Ankara’da binlerce esnafımızla beraber coşkulu bir buluşma gerçekleştirdik. Bu buluşmada, hem geçmişten esnaflarımıza sunduğumuz hizmetlerin değerlendirmesini yaptık, hem de yeni müjdeleri kendileriyle paylaştık. Kendisi de esnaflıktan gelen bir Cumhurbaşkanı olarak, bundan sonra da esnaflarımızla birlikte ülkemize hizmet mücadelesine devam edeceğiz.

Kıymetli Kardeşlerimizin,

Devletimizin asli görevi olan vatandaşa hizmet sorumluluğunu son 20 yıldır layıkıyla yerine getirebilmesinin sırrı, istikrar ve güven ortamıdır. Uzun yıllar sonra ilk defa ülkemizde siyasi istikrarın sağlanmasıyla birlikte yatırımlar hızlanmış, ekonomimiz büyümüş, vesayet gerilemiş, demokrasimiz güçlenmiş, uluslararası alanda ülkemizin itibarı artmıştır. Türkiye iç siyasetinde istikrarı sağladıkça, dışarıda da daha etkili ve sonuç alıcı politikalar yürütme kabiliyetine kavuşmuştur.

Bugün terör örgütlerinin başını içeride ve dışarıda ezebilmemizin, Ege ve Doğu Akdeniz’deki çıkarlarımızı cesurca savunabilmemizin, yurt dışındaki vatandaşlarımızın haklarını koruyabilmemizin, yakın komşularımızdan başlayarak mazlum ve mağdurlara el uzatabilmemizin, velhasıl kazandığımız tüm başarıların en başta gelen sebebi, güçlü bir yürütmenin, güçlü bir siyasi iradenin varlığıdır.

Önce cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini sağlayarak, ardından 16 Nisan halkoylamasıyla cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçerek, ülkemizin bu kazanımını daha da perçinledik. Bu önemli demokrasi hamlesiyle sadece milli iradeyi güçlendirmekle kalmadık, aynı zamanda milletimize çok ağır bedeller ödetmiş yürütmede çift başlılık sorununu da kesin ve kalıcı olarak çözüme kavuşturduk. Koronavirüs salgını başta olmak üzere, son dönemde karşılaştığımız tüm krizlerde bu reformların ne kadar isabetli olduğunu bizzat tecrübe ettik. Bu gerçeği sadece biz ve dostlarımız değil, rakiplerimiz ve düşmanlarımız da görüyor, kabul ediyor. Gezi olaylarından 15 Temmuz’a kadar Türkiye’yi kaosa sürüklemeyi amaçlayan her adımın doğrudan yürütmeyi ve siyasi istikrarı hedef almasının sebebi, işte budur. Hangi ambalaja sarılırsa sarılsın, ülkemizde siyasi istikrarı zedelen bir adımın milletin ve memleketin hayrına olabilmesi mümkün değildir. Siyasi istikrarın alternatifi çok seslilik değil kargaşadır, kavgadır, herkesin ayrı telden çaldığı bir cümbüş masasıdır. Ülkemizde güven ve istikrarın teminatı olan kazanımların kaybedilmesi demek, Türkiye’nin tekrar eski kötü günlerine geri dönmesi, tekrar batağa saplanması demektir. Giderek daha belirgin şekilde kavganın, entrikanın eksik olmadığı bir kriz masasına dönüşen 6’lı masanın ülkemize vaat ettiği sistem işte böyle bir yönetim modelidir.

Değerli Kardeşlerim,

Tamamen siyaset mühendisliği ürünü olan bu derme çatma yapı, her hafta patlak veren kavgalarıyla tasavvur ve taahhüt ettiği yönetim modelini uygulamalı olarak milletimize göstermektedir. Türkiye’yi nelerin beklediğini, ülkemizin nasıl bir girdaba sürükleneceğini bu tabloya bakarak anlamak mümkündür. Halbuki bunların bir araya gelme amacı, seçimlerde bizimle yarışacak bir aday belirlemekti, aylardır yaptığımız samimi çağrılara rağmen bizimle aşık atacak, er meydanında bizimle yarışacak birisini bir türlü karşımıza çıkaramadılar. Bir ara adayımız hazır, ancak yıpranmasını istemiyoruz, dediler, sonra erken seçim olursa adayımızı hemen açıklarız dediler, ardından seçim tarihi belli olsun ondan sonra bakarız dediler, her şeyi söylediler, bir tek adaylarının ismini söyleyemediler. Sözlükte ne kadar bahane varsa hepsini tükettiler, ancak göğüslerini gere gere işte adayımız, diyecekleri birini hâlâ bulamadılar. Onca toplantının sonunda şimdi de çıkmışlar, uzaktan kumandayla yönetilecek bir cumhurbaşkanından bahsediyorlar. Sandıkta en az 25-30 oy milyon oy alarak seçilecek bir cumhurbaşkanını çoğu tabela partisinden hallice bir grup genel başkanın emir eri yapmaya, millete eşitlikçe demokrasi diye yutturmaya çalışıyorlar. Biz ülkeyi ve milleti vesayetin boyunduruğundan kurtarmakla övünüyoruz, bunlar ülkeyi ve milleti yeni bir vesayetin boyunduruğuna sokma vaadiyle ortaya çıkıyorlar. Halkın huzuruna vaat olarak kriz senaryolarıyla çıkmak, dünyada ancak bizim kafası karışıklar kulübü kıvamındaki muhalefetimizin göze alabileceği bir kifayetsizliktir.

Millete, sen oy ver, ama ülkeyi ve cumhurbaşkanını biz yönetelim demek, insanımızın aklıyla, irfanıyla, izanıyla resmen alay etmek demektir. Böyle bir teklifin muhtarlarımıza, seçimi sen kazan, fakat mahalleyi veya köyü başkaları yönetsin demekten hiçbir farkı yoktur. Böyle bir teklifin oda başkanlarımıza, sen çalış, uğraş, didin, ama seçimi kazandıktan sonra odaya karışma demekten hiçbir farklı yoktur. Böyle bir teklifi yapabilmek için, insanın ya milleti hiç kaale almaması, ya ülkesine bir kastının olması ya da aklını hırsının emrine vermesi gerekir. Zira milletle ve memleketle zerre kadar bağı ve irtibatı olan, insanımıza bu absürt teklifi yapmaya utanır, hicap eder.

Nefesleri daha ne kadar yeter, o günleri görebilirler mi bilmiyoruz, ama Allah’ın izniyle 4-5 ay sonra yapılacak seçimlerde bu menfaat ortaklığı, bu kapkaç siyaseti tamamen tasfiye olacaktır.

Ama biz bunlardan da, şimdiden itibarını 5 paralık ettikleri adaylarından da ülkemize ve milletimize hiçbir hayır gelmeyeceğini çok iyi biliyoruz. Bunun için de tüm gücümüzle Türkiye yüzyılı vizyonumuzu inşa etmenin mücadelesini veriyoruz.

Cumhuriyetimizin 100. Yılı’nı yeni bir dönemin yepyeni bir atılımın sıçrama noktası haline getirmek için harıl harıl yeni programlar, yeni projeler, yeni reformlar üzerinde çalışıyoruz. Rekor kıran istihdamımızla, üretimimizle ve ihracatımızla, çalışanlarımıza yaptığımız yüksek oranlı gelir artışlarıyla, her kesime yönelik teşvik ve destek paketlerimizle, her gün bir yenisini açıkladığımız müjdelerimizle milletimizin huzuruna çıkıyoruz.

Savunma sanayi projelerimizi, enerji hamlelerimizi, ulaşım ve altyapı yatırımlarımızı kararlılıkla devam ettiriyoruz. İnşallah bundan sonra da aşkınan koşan yorulmaz inancıyla ülkemiz ve milletimiz için çalışmayı sürdüreceğiz. Muğla’yla birlikte diğer 80 vilayetimizi de hedeflerine ulaştırana kadar bize durmak, dinlenmek, soluklanmak haramdır. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum.

Bu duygularla sözlerime son verirken, bir kez daha gönüllerinizin kapılarını bizlere araladığınız için teşekkür ediyorum. Açılışını yaptığımız eser ve hizmetlerin şehrimize tekrar hayırlı olmasını diliyorum.

Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.