Kadın Emeği Zirvesi’nde Yaptıkları Konuşma

19.12.2022

Değerli Hanımefendiler,

Kıymetli Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Bir fikri olan, çalışan, üreten, yaşamak için olduğu kadar yaşatmak için de emek veren her kadının yanındayız, diyerek başlattığımız Kadın Emeği Türkiye’nin İstikbali programının bir kez daha ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

Arkadaşlarımız proje kapsamında ülkemizin dört bir yanında iş kurmak, işini geliştirmek, meslek edinmek isteyen 45 binden fazla kadınımızla bir araya gelerek onlara moral verdi, yol gösterdi, destek oldu. Bu çerçevede yapılan toplantılarda öyle hikâyeler ortaya çıktı ki insanımızın, özellikle de kadınlarımızın azmine, gayretine, kararlılığına hayran olmamak elde değil. Kadınlarımızın ülkemizin demokrasi ve kalkınma atılımlarının hepsinde olduğu gibi son 20 yılda hayata geçirdiğimiz reformların tamamında da emeği ve katkısı vardır. İnşallah Türkiye yüzyılını da sizlerle birlikte kuracağız.

İşte az önce 6 hanım kardeşimizin girişimci ruhunu, özellikle de bizim malum 5 temel ilkemiz var; yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyüme, işte onların eserleri. Bunun için kadınlarımıza daha fazla destek vermekte kararlıyız. Girişimcilik destekleri ve kırsal kalkınma hibeleri gibi programların önemli bir bölümünü kadınlarımızın kullandığını görmekten memnuniyet duyuyoruz.

Bu vesileyle kadınlarımız başta olmak üzere reel sektörümüze bir de müjde vermek istiyorum; Hazine destekli kefalet sistemiyle firmalarımıza tahsis edilen kredilerin 200 milyar liralık kaynakla daha etkin kullanımını sağlayacak yeni bir adım attık. Özellikle fatura iptallerinden kaynaklanan sorunları çözecek yöntemleri de devreye alarak sistemin etkinliğini artırıyoruz. Yeterli teminata sahip olmayan, ama kredibilitesi yüksek firmalarımıza en az yüzde 75 oranında Hazine destekli kefalet sağlıyoruz. Elbette kadınlarımızı da unutmadık, bu kapsamda kadın girişimcilerimize ve kadın kooperatiflerimize de 2 milyar liralık kefalet paketi tahsis ettik. İşletmeden projeye, enerjiden teknolojiye, dijital dönüşümden konuta kadar geniş bir yelpazeye yayılan yeni destek paketimizin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

Hazine ve Maliye Bakanlığımızın öncülüğünde uyguladığımız Türkiye ekonomi modelini sürekli yeni adımlar ve açılımlarla güçlendirmeyi sürdürüyoruz. Görüldüğü gibi kadınlarımıza her alanda pozitif ayrımcılık yaparak onların enerjilerini ve emeklerini hayalleriyle buluşturmaya da özel önem veriyoruz.

Ailesine kol kanat geren kadınlarımızın üretimdeki başarılarıyla ülkelerinin kalkınmasına da daha çok omuz vereceklerinden şüphe duymuyorum. Kadını yaratılışından gelen zenginliklerinden soyutlayıp sadece bir meta haline getirmek isteyenlere verilecek en güzel cevabın da bu olacağına inanıyorum.

Kadın Emeği Programı’nı hayata geçiren AK Parti Kadın Kolları Başkanımıza ve ekibiyle destek veren tüm kurumlarımıza teşekkür ediyorum.

Değerli Misafirler,

Kadınlarımızla her buluşmamızda ifade ettiğim samimi bir inancımı burada sizlerle tekrar paylaşmak istiyorum. İnsanoğlunun yarısını oluşturan kadınları dışlayan, yok sayan bir toplum, potansiyelinin ve gücünün yarısından vazgeçmiş demektir. Bugün defaatle dinledik. Türkiye olarak bizim böyle bir lüksümüz de, böyle bir kısır düşüncemiz de olamaz. Bizim erkeğiyle kadınıyla, genciyle yaşlısıyla, engellisiyle her bir vatandaşımızın enerjisine, üretkenliğine, katkısına, birikimine ihtiyacımız var. İşte bu inançla AK Parti’yi kurarken toplumun istisnasız tüm kesimlerine ulaşacak bir teşkilatlanma yapısı oluşturduk. Bugün Türkiye’nin siyasi hareketleri içerisinde kadın kollarının bizim gibi güçlü olan bir parti yok. Gerek Ana Kademesiyle, gerek Kadın Kollarıyla, gerek Gençlik Kollarıyla en güçlü parti biziz.

Nasıl oldu bu? Yüzde 17,4’e AK Parti iktidarlarıyla geldik. Konuşuyorlar, peki sorun şimdi bu muhalefete; sizin kadın milletvekili sayınız kaç, kadın üyeniz ne kadar? Göreceksiniz ki hepsi patır-patır dökülüyor, böyle bir dertleri de yok zaten. Ama bizim derdimiz var, çünkü biliyoruz ki kadının yer almadığı bir siyasi hareket yok olmaya mahkûmdur. Gençlik Kollarımızın aynı şekilde yer almadığı bir siyasi hareket yok olmaya mahkûmdur. İşte bizim siyasetimize Kadın ve Gençlik Kollarımızın getirdiği zenginliğe şahit oldukça, ne kadar doğru bir iş yaptığımızı tekrar tekrar görüyorum.

Nitekim artık son günlerine yaklaştığımız 2022’deki siyasi faaliyetlerimizin neredeyse yarısı Kadın ve Gençlik Kollarımızın programlarıdır. AK Parti’nin bugüne kadar girdiği 15 seçimin tamamından açık ara birinci çıkmasında teşkilatlarımızın evlere girerek gönüllerini kazandığı hanımlarımızın çok önemli payı bulunuyor.

Geçmişte ülkemizde sözde modernlik, ilericilik, çağdaşlık iddiasıyla kadınlarımızı inançlarından, kıyafetlerinden, esasen de doğrudan doğruya cinsiyetlerinden dolayı dışlayan bir zihniyetin biz bu ülkede nobranlıklarına şahit olduk. Okullara, iş yerlerine, kamu binalarına sokulmayan kadınların gözyaşları bile, bu tek parti artığı faşistlerin yüreğini yumuşatmaya yetmemişti. Türkiye’nin artık hatırlamak bile istemediği bu karanlık günlerini AK Parti’nin demokrasi reformları sayesinde hamdolsun geride bıraktık.

Bununla beraber geçtiğimiz aylarda bir gece yarısı videosuyla yeniden gündeme getirilen başörtüsüyle ilgili yasal düzenleme teklifi, hepimize yeniden o meşum günleri hatırlattı. Üstelik bu tartışma vesilesiyle gördük ki birileri hala o karanlık dönemin özlemiyle yanıp tutuşuyor. Biz de; madem öyle dedik, temel hak ve özgürlüklerin bu tür düzenlemelere konu edilemeyeceği inancımıza rağmen meseleyi yüreğiniz sıkıyorsa gelin anayasal düzeyde kalıcı olarak çözecek bir teklifte bulunduk. Tabii Anayasa değişikliği Genel Kurulda üçte iki çoğunluk gerektirdiği için tabii olarak teklifimizi önce Meclis’te grubu bulunan partilere götürdük. Onlardan kayda değer bir geri dönüş alamadığımız teklifimizi Cumhur İttifakı milletvekillerinin imzalarıyla Meclis’e sunduk. Şimdi Meclis’teki komisyon ve Genel Kurul süreçlerini bekliyoruz. Kimlerin kadın haklarının istismarcısı olduğu, kimlerin de kadınların haklarına samimiyetle sahip çıktığı bu süreçte bir kez daha belli olacaktır.

Tam da bu süreçte yeni bir istismar konusu ortaya atılmış, daha doğrusu uzunca bir süredir idari ve hukuki takibi yapılan bir husus bir anda ülkenin gündeminde öne çıkartılmıştır. Biz hiçbir zaman kız evladımızın fiziki ve ruhi olgunluğa erişmeden, hukuki olarak reşit hale gelmeden evlendirilmesini tasvip etmedik, tasvip etmiyoruz. Zaten kendi aile hayatımızda da hamdolsun bunun bir örneği yok, böyle davrandık. Hele hele çocuk yaşta cinsel istismar ne İslami, ne insani olarak asla kabul edilebilecek bir davranış değildir.

Gündeme gelen hadise konusunda da en başından itibaren tüm kurumlarımız gerekli takipleri yapmış, gereken süreçleri hassasiyetle işletmiştir. Aslına bakılırsa, ülkemizde küçük yaşta evlilikle ilgili sıkıntılar maalesef eskiden beri yaşanıyor. Ancak, son dönemde her alanda olduğu gibi bu hususta da çok istisnai örnekler dışında sorun önemli ölçüde çözülmüştür. Ama bu arada başka sorunlar yaşamaya başladık, mesela sosyal medya başta olmak üzere internet mecralarının televizyonlardaki kimi programların etkisiyle çocuk yaştaki evlatlarımızın görünüşlerinden diğer insanlarla ilişkilerine kadar her alanda ciddi savrulmalar yaşadıklarına şahit oluyoruz. Üstelik bu sancılı durum sadece İstanbul gibi büyük şehirlerimizle sınırlı kalmayıp, ülkemizin her köşesine yayılıyor. Çocuk gelin sorununu çözen Türkiye, çocukların daha büyük felaketlerin kucağına itildiği bir başka tehditle karşı karşıyadır.

Şimdi buradan ben tekrar muhalefetin geneline sesleniyorum, ana muhalefet, yavru muhalefet, hepsine sesleniyorum; Kandil’in hesabını bugüne kadar sordunuz mu? Diyarbakır anneleri acaba hangi partinin kapısında gözü yaşlı olarak bunca süredir ağlıyor ve gözü yaşlı olarak oradan birilerine lanetler okuyorlar? Kandil’de 10-11-12-13-14-15 yaşındaki o kız çocuklarımızı kaçıranlar kimler? Ya sizin dirsek dirseğe yürüdüğünüz, seçimlere beraber girmeyi düşündüğünüz partinin mensupları değil mi? PKK’nın Parlamentodaki uzantıları değil mi? Bay Kemal, senin bunlara söyleyecek bugüne kadar bir sözün oldu mu, en ufak bir şey söyledin mi?

Bir kere, ya bir vicdansız yapma ya, git de şu Diyarbakır annelerine geçmiş olsun de ya. Diyemez, dediği anda seçim ortağını ne yapar? Kaybeder, bunu biliyor. Hatta Meclis kürsüsünden devamlı bir malum partiden milletvekili biz olmasaydık siz şu anda Parlamentoda olmayacaktınız, diye onlara meydan okuyor. Niye? Çünkü Kandil’den sinyali alıyor. Kandil’dekiler ne diyor? Sayın Kılıçdaroğlu’na methiyeler düzüyor, onların methiyesiyle yürüyorsun; Ankara’dan İstanbul’a onlarla beraber yürüdün. Önce sen oradaki bütün hasarı bir gider, ondan sonra konuş.

Münferit bir hadise üzerinden milletimizin inancına ve değerlerine saldıranlar, Meclis kürsüsünden gönüllü kuruluşlarımızı alenen tehdit edenler, vakıf ve derneklerimize alçakça iftira tanlar, esasen çıkardıkları gürültüyle gerideki bu vahim tabloyu gizlemeye çalışmaktadır. Bu kesimlerin terör örgütlerinin istismar ettiği çocuklarla ilgili tek kelime ettiklerini ben duymadım, sizler duydunuz mu bilmiyorum.

Yine bunları taciz ve tecavüz iddialarının ayyuka çıktığı parti teşkilatlarının Türkiye’nin değişik yerlerindeki illerinde yönetimlerinde olan ilçe başkanından belde başkanına kadar, bunların hesabını verdiniz mi ya? Bakıyorsunuz ilçe başkanı taciz yapmış, belde başkanı tecavüzde bulunmuş, bunları Aile Bakanım benim hepsini belgeleriyle anlattı. Hepsi şu anda sizin sicil dosyanızda var, bunları gayet iyi biliyoruz, yakından da takip ediyoruz ha. Sicil dosyalarımız elimizde, seçime kadar da bunları meydanlarda anlatacağız.

Sosyal medya mecralarındaki rezaletleri bunların dile getirdikleri vaki mi? Değil. Bunca rezalete sırtını dönenlerin hep birlikte kınadığımız bir hadise üzerinden yürüttükleri kirli kampanyanın gerisindeki gayenin farkındayız. Ne kız çocuklarımızın istismarına izin vereceğiz, ne de kin ve nefret kokan hezeyanlarla milletimizin rencide edilmesine göz yumacağız.

Ülkemizde kadınların, gençlerin, çocukların sorunlarıyla ilgilenenlerin asıl üzerinde durmaları ve çözüm aramaları gereken mesele, evlatlarımızı topyekûn tehdit eden sapkın akımlardır. Ne demek istediğimi anlıyorsunuz değil mi? Açık konuşacağım, LGBT denilen olay; bizim kitabımızda yok. Fakat CHP’nin kitabında var mı? Var. Diğer yavru muhalefetin kitabında var mı? Var. Onlarla beraber yürüyorlar mı? Yürüyorlar. Bizim böyle bir şeye ihtiyacımız yok. Şimdi buradan nereye geliyorum? İnşallah önümüzdeki dönem bakanlıklarımızla, tüm ilgili kurumlarımızla, sivil toplum kuruluşlarımızla bu büyük tehlikeye, tehlikelere karşı daha müteyakkız şekilde mücadele edeceğiz.

Şimdi değerli kardeşlerim; nereye geliyorum? Birilerinin gündemi farklı da olsa, altını kalın hatlarla çiziyorum, aile kurumunun temel direği olan kadınların üretim yanında siyasetteki varlık ve etkinliklerinin arttığı bir gerçektir. Güçlü aile olmadan güçlü bir millet olmaz. Kadın olmadan siyasetin, üretimin, büyümenin olamayacağı anlayışımızın en somut örneklerinden biri de Meclisteki temsil düzeyidir. Az önce arkadaşlarımız söyledi, et-tekraru ahsen velev kane yüzseksen, şimdi ben de söyleyeceğim, nedir o? Meclis ilk defa 1935’te milletvekili olarak görev almaya başlayan kadınlarımızın temsil düzeyi genellikle çok düşük oranda seyretmiş, hatta yüzde 1’ler seviyesine kadar inmiştir. Hatta 1999 seçimlerinde milletin oyuyla Meclise gelen bir kadın milletvekilimize bu Ana Muhalefetin geçmişteki temsilcisi durumunda olanlar ne demişti? Bu kadına haddini bildirin, demişti; ne demek bu ya Yani bir kadına, Parlamentoya milletin oylarıyla seçilerek gelen bir başörtülü kadına, bu kadına haddini bildirin ne demek ya? Ey CHP, siz onların devamısınız, hiçbir farkınız yok. Hadi sıkıyorsa şimdi de had bildirin bakalım.

Buralara kolay gelmedik, dolayısıyla benim bütün hanım kardeşlerimin çok çektiği eza, cefalar var. Diyarbakır annelerinin gözleri nasıl yaşlıysa, evet, bizim de ailelerimizin gözleri çok yaşlıydı. Okullarından maalesef kovulan ve bu Ana Muhalefetin şu anda başındaki zatın Genel Başkan Yardımcısı olan bir kadın, ikna odalarında o bizim kızlarımızın başlarındaki örtüleri çıkartarak onları odaya alıp, orada onlara manevi işkenceyi yapıyorlardı. Hâlâ utanmadan, sıkılmadan konuşuyorlar ya, biz sizin cemaziyülevvelinizi gayet iyi biliriz, çünkü aynı acıyı ben de yaşadım,  birçok yakınlarım yaşandı. Ve adeta sanki farklı bir ülkede yaşıyormuş gibi kızımı İstanbul’daki okuldan alıp, ondan sonra Türkiye’nin farklı bir iline adeta kaçırmak zorunda kaldım. O okulun müdürü de benim sınıf arkadaşım olduğu için, ya gönder bana ve oraya gönderdim arkadaşıyla beraber. Bu çileleri biz yaşadık. Bay Kemal, sen bunları yaşamadın, zaten senin böyle bir derdin de yok.

Ve biz öyle bir mücadele verdik ki, 2002’den itibaren Meclisteki kadın temsil oranı düzenli olarak yükselerek bugün yüzde 17,4 seviyesine kadar yükseldi. Kadınlarımızın temsil düzeyindeki olumlu gelişmeleri öğretmenlerden akademisyenlere, iş hayatından spora kadar her alanda görmek mümkündür. Önümüzdeki seçimlerde kadınlarımızın hem AK Partinin kendilerine sağladığı kazanımlara, hem de Türkiye yüzyılına sahip çıkacaklarına inanıyorum.

Diğer alanlardaki sorunları çözülen, önlerindeki engeller kalkan kadınlarımızdan artık daha büyük adımlar bekliyoruz. İşte az önce gördünüz neleri ispat ettiler, neleri ispat ediyorlar. Kadını ismiyle ve varlığıyla istismar etmek dışında bir müktesepleri olmayanlara aileden iş hayatına kadar her alanda beraberce sergileyeceğimiz birlik, beraberlik, kardeşlik ve dayanışma ile en güzel cevabı vereceğimize inanıyorum.

Bu duygularla AK Parti Kadın Kolları Başkanlığımızı başarıyla yürüttükleri Kadın Emeği Türkiye’nin İstikbali Programı için tekrar tebrik ediyorum. Türkiye yüzyılını birlikte kalkınmanın, üretimin, huzurun, şefkatin, merhametin, insanı insan yapan tüm değerlerin yüzyılı yapacağımıza olan güvenimi tekrar ifade etmek istiyorum.

İşte bu hafta, evet Mardin’deydik. Mardin’de açılışları yaptık, meydanı gördük, gümbür gümbür maşallah 2023’e hazırlanıyorlar. Ondan önce Şanlıurfa’daydık, aynı şekilde gümbür gümbür. Gaziantep’teydik, aynı şekilde. Cumhur İttifakı’nın diğer kanadı, o da dün Mersin’deydi, orada da yine Cumhur İttifakı gümbür gümbür geliyor. Ve bu dayanışmamız, bu birlikteliğimiz altılı masanın birlikteliğine benzemez, o çöktü çöküyor, yürümeye mecalleri yok. Yeter ki biz birbirimizi yaratılanı severiz Yaratan’dan ötürü anlayışıyla sevelim. Hayatın her alanındaki emeğiyle ülkemize ve milletimize katkı veren tüm kadınlarımızı sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Bir anekdotla bitireyim. Dün akşam malum Katar’daydım, Dünya Kupası finalinde bana rehberlik eden Katarlı Bakan kardeşimle giderken annesine olan hayranlığını, annesine olan ilgi alakasını, onları bana anlattı; oralara girmeyeceğim. Ben de kendisine kısaca dedim ki; Sayın Bakan, malum siz bunları bilirsiniz, Cennet annelerin ayakları altındadır. Bak babaların ayakları altında değil. Onun için de ben anacığıma zaman zaman, anacağım derdim ayağının altını öpeyim. Annem gülerek ayağını çekerdi. Anacığım, Cennet’in kokusunu almak istiyorum, müsaade et derdim, o çekerdi. Bizde anne, bizde kadın bu kadar muhteremdir; ey muhalefet bunu bilin, onun için inancımıza saldırmayın, haddinizi bilin.

Ben Kadın Kollarımıza tekrar teşekkür ediyorum, tebrik ediyorum. Rabbim yar yardımcınız olsun. Kalın sağlıcakla.