Mardin Gençlik Buluşması’nda Yaptıkları Konuşma

17.12.2022

Sevgili Mardinliler,

Sivil Toplum Kuruluşlarımızın Değerli Temsilcileri,

Saygıdeğer Hanımefendiler,

İstikbalimizin Teminatı Sevgili Gençler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Sizlerin şahsında tüm Mardin’e, Mardin’in tüm hanelerine bir kez daha selam ve sevgilerimi gönderiyorum.

Bugün bizi bir kez daha aşkla bağrına basan Mardin halkına şükranlarımı sunuyor, Rabbim dayanışmamızı daim eylesin diyorum.

Mardin ziyaretimiz vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan duyduğum memnuniyeti özellikle ifade etmek istiyorum. Bizleri böyle bir kardeşlik ikliminde buluşturan herkese teşekkür ediyorum. Allah’a hamdolsun bugün Mardin’de yine müjdelerle dolu, bereketli, verimli bir gün geçiriyoruz.

Az evvel 15 Temmuz Demokrasi ve Şehitler Meydanı’nda muhteşem bir buluşmaya imza attık. Mardinli kardeşlerimizle aramızdaki kelimelerin tarifte yetersiz kaldığı o muhabbete bu vesileyle bir kez daha şahitlik ettik. Ardından İl Başkanlığımızın yeni hizmet binasının açılışında dava ve yol arkadaşlarımızla hasret giderdik. Şimdi de medeniyetler beşiği Mardin’in çok kültürlü kimliğini en güzel şekilde yansıtan siz gönül dostlarımızla, gençlerimizle beraberiz.

Buradan bir kez daha resmi açılışını yaptığımız güncel yatırım bedeli 17,5 milyar lirayı bulan eser ve hizmetlerin şehrimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu yatırımları Mardin’imize kazandıran kurumlarımızı, belediyelerimizi ve özel sektörümüzü tebrik ediyorum.

Rabbim bizi Mardin’le birlikte tüm Türkiye’ye hizmet yolundan ayırmasın diye dua ediyorum.

Değerli Kardeşlerim,

Binlerce yıllık tarihiyle medeniyetler havzası olan Mardin’imiz Türkiye’nin adeta bir özeti gibidir. Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın, Süryani’nin, Ezidi’nin bir arada yaşadığı Mardin, İstanbul ve Hatay’la birlikte hoşgörü başkentlerimizden birisidir. Aynı şekilde Anadolu’nun dört bir yanında farklı mezheplerden Hristiyan ve Musevi vatandaşlarımız huzur içinde hayatlarını sürdürmektedir. Mardin, zamana meydan okuyan asırlık medrese ve camileriyle aynı zamanda medeniyetimizin aynasıdır. Böylesi bir değere, Mardin gibi muazzam bir hazineye sahip olmak, millet olarak hepimiz için büyük bir gurur kaynağıdır.

Mardin’i bu topraklardaki ebedi ve ezeli kardeşliğimizin kalesi olarak görüyoruz. Bu aziz şehre her gelişimizde Anadolu’nun beşeri, kültürel ve tarihi açıdan o büyük zenginliğine bizzat şahitlik ediyoruz. Sadece etrafa şöyle bir bakmak bile Mardin’in sahip olduğu hazineleri görmemiz için kâfidir. Hemen yanı başımızda Süryani vatandaşlarımızın 1600 yıllık şaheseri Deyrüzzaferan Manastırı var. Hemen ötede Hristiyan vatandaşlarımızın binlerce yıldır Yaradan’a dua ettiği Kırklar Kilisesi bulunuyor. Yaklaşık 8,5 asırdır minarelerinden Ezan-ı Muhammedilerin eksilmediği Ulu Camiimiz, tüm zarafetiyle bu iki ibadethaneye komşuluk yapıyor. Bu eserlerin hepsi Mardin’le beraber ortak vatanımız Anadolu’nun ahengini, barışını, hoşgörüsünü, köklü birikimini temsil ediyor.

Gençler;

Batılı ülkeler başta olmak üzere dünyada tahammülsüzlük artarken Mardin bir barış ve huzur şehri olarak tüm insanlığa örnek teşkil ediyor. Onca gelişmişliğe rağmen halen insanı dilinden, dininden, renginden, kültüründen dolayı ötekileştirenlerin Mardin’den alacağı çok dersler var. Lafa gelince sürekli insan hak ve özgürlüklerinden dem vurup kendileri dışında kimseye hayat hakkı tanımayanları buradaki hoşgörü ikliminden ibret almaya davet ediyorum. Güya din adına ibadethanelere saldıran gözü dönmüş canilerin de vahşi eylemlerine bahane aramak yerine, Mardin’in temsil ettiği insani ve İslami değerlere iyi bakması gerekiyor.

Mardin, bizim inancımızda ve medeniyetimizde insan onuruna, insan hayatına, din ve vicdan hürriyetine verilen önemin tarih ve estetikle yoğrulmuş mücessem sembolüdür. Ne İslam’ı kendi aşırılıklarına maske yapanlar, ne de bunlar üzerinden Müslümanlara husumet besleyenler bu hakikati asla değiştiremeyecektir.

Mardin asırlardır olduğu gibi bugün ve yarın da inancımızın aydınlık yüzü olmaya devam edecektir. Biz de bu şehirden aldığımız ilhamla ülkemizde, bölgemizde ve dünyada önce insan demeyi, insanı yaşat ki devlet yaşasın demeyi, mazlumların ve mağdurların umudu olmayı sürdüreceğiz.

Dünyanın siyasi ve ekonomik olduğu kadar sosyal kaosların sancıyla da kıvrandığı bir dönemde Mardin’in en mümtaz örneğini teşkil ettiği Türkiye’nin bu asil duruşu giderek daha kıymetli hale gelecektir. Gelişmiş diye sınıflanan ülkelerin aslında kendi güvenlik ve refahları dışında bir dertlerinin olmadığı görüldükçe, coğrafyamızın binlerce yıllık insan merkezli birikiminin önemi daha iyi anlaşılacaktır.

Ülkemizin yakın tarihinde yaşanan kimi üzüntü verici hadiselerin, bu muhteşem tabloya halel getirmesine izin veremeyiz. Çünkü bu ülkenin, bu toprakların üzerindeki her şeyi bizler birlikte inşa ettik. Tarih boyunca bu ülkeye, bu topraklara değer katan hizmetlerde bulunan tüm inançlardan insanlarımızı saygıyla, tazimle yad ediyorum.

Sevgili Gençler;

Dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın hala bu topraklarla ve bu toprakların değerleriyle gönül bağıyla olan herkese kucağımız da, kalbimiz de sonuna kadar açıktır. Anadolu’nun mümbit ve şefkatli kolları hepimizi sarıp sarmalamaya, yaşatmaya yeterlidir. Edirne’den Kars’a, Trabzon’dan Hatay’a hala bu ortak ve kadim tarihin sayısız mimari eserine, kültür varlığına, bestesine, türküsüne şahit oluyorsak eğer, geleceğimizi de beraberce kurabiliriz demektir.

Türkiye yüzyılı, bu vatan toprakları üzerinde hayatını sürdüren, ona sadakatle bağlı olan, geleceğini buradan gören her bir insanımızın yüzyılıdır.

Kıymetli Kardeşlerim,

Biliyorsunuz İstanbul’da, İstanbul’un köken ve inanç bakımından en zengin muhitlerinin birinde doğmuş, büyümüş, hayata atılmış bir kardeşinizim. Mahallemizde, semtimizde, ilçemizde, şehrimizde beraber büyüdüğümüz arkadaşlarımızı sadece insan olarak gördük. Hiçbirinin inancına ve kökenine bakmadık. Bu Roman’dır demektir, bu Kürt’tür demedik, bu Laz’dır demedik, bu Türk’tür demedik, bu Arap’tır demedik, hepsini Yaradan’dan ötürü sevdik.

Şimdi birileri helalleşmeye gelecekmiş. Ya sen önce helalleşmeye gideceksen gel Diyarbakır anneleriyle helalleş. Eğer helalleşmeye geleceksen, önce 10 yaşında, 11 yaşında, 12 yaşında, 13, 14, 15 yaşındaki kızları Kandil’e kaçıranlar var ya, onlarla kol kola gezmeyi bırak, onlarla beraber olmayı bırak. Bir taraftan onlarla dirsek temasında olacaksın, bir taraftan onlarla beraber seçime girmenin hazırlığında olacaksın, bir taraftan altılı masanın altına da onları sokmaya çalışacaksın. Bu nasıl helalleşme? Kimi aldatıyorsun ya, kimi kandırdığını zannediyorsun? Bu millet artık bunları yutmaz. Ve 2023 bunun cevabı olacak.

Ülkemizi yönetme sorumluluğunu üstlendiğimiz günden beri milletimizle hep gönül diliyle konuşabilmemizi, bu birikime ve tecrübeye borçluyuz. Çünkü biz şuna inandık: Türk’ün Arap’a, Arap’ın Kürt’e, Laz’a, Çerkez’e, Abhaz’a, Gürcü’ye kuru üzüm tanesi gibi başı incik-büncük olsa dahi biz insanları sadece Allah için severiz. Ve dikkat edin; üstünlük kimsenin etnik kimliğiyle alakalı değildir. Üstünlük, ancak takva iledir. Takva, nedir takva? Kim ki Allah’a daha yakındır, ha o en üstündür; bunun dışındakiler hikâye.

Şimdi biz 20 yıllık iktidarlarımız döneminde hiçbir zaman insanlarımız ve şehirlerimiz arasında ayrımcılık yapmadık. Hep bu kardeşiniz ne dedi? Batıda ne varsa doğuda da o olacak dedi ve bunu yaptık mı? Yaptık. Yapıyor muyuz?  Yapıyoruz.

İşte 26 havalimanıyla yola çıktık, şimdi 57 tane havalimanımız var. Şu anda Ağrı’da, Kars’ta, Hakkari’de, havalimanlarımız var mı? Var. Bizden önce niye yoktu? Onlar niye yönetmediler bu ülkeyi?  6 bin100 kilometre bölünmüş yol vardı, şimdi 28 bin kilometre bölünmüş yol var.

Gençler, ben de aşığım size ya. İnanıyorum ki, bu gençlik evvel Allah 2023’te sandıkları çökertecek. Ve biz gençlerimizle, kadınlarımızla, ana kademeyle gümbür-gümbür geliyoruz ve geleceğiz.

Hangi inanca, kültüre, kökene mensup olursa olsun, 85 milyonun tüm fertlerini samimiyetle bağrımıza bastık. Yasakların değil tüm vatandaşlarımızın inancını özgürce yaşayabildiği, kendini özgürce ifade edebildiği bir Türkiye’yi inşa etmeye çalıştık.

Şu anda tüm dünyada elhamdülillah altyapısıyla, üst yapısıyla örnek bir Türkiye var. Bunu ben söylemiyorum, dünyanın liderleri söylüyor. Halka hizmeti Hakk’a hizmet gören tasarrufumuzla milletimize hizmetkar olmayı en büyük şeref payesi saydık. Biz milletimize efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik.

Son 20 yıldır ekonomiyle birlikte demokrasimizi de güçlendirmek, özgürlüklerin önündeki engelleri kaldırmak için canla, başla çalışıyoruz. Türkiye’yi hak ve hürriyetler alanında dünyada parmakla gösterilen bir konuma getirmenin zorlu mücadelesini veriyoruz. Allah’a hamdolsun, bu uzun süreçte karşılaştığımız onca engele, maruz kaldığımız onca saldırıya rağmen milli iradeyi güçlendirme yolunda pek çok başarıya imza attık. Daha evvel bırakın fiiliyata dökmeyi, telaffuz etmenin bile büyük bir cesaret gerektirdiği adına sessiz devrimler dediğimiz reformları tek tek hayata geçirdik. Tek parti faşizminden başlayarak 27 Mayıs’tan 28 Şubat’a kadar toplum hafızamızda derin yaralar açan acıları iyileştirmenin çabasında olduk. Eski Türkiye’nin inkârcı, dışlayıcı, hak ve özgürlükleri kısıtlayıcı o nobran yaklaşımını tüm izleriyle ortadan kaldırmak için çalıştık. Bunun yerine, devlet-vatandaş ilişkisinde daha kucaklayıcı, daha kapsayıcı, daha saygılı bir bakış açısını ikame ettik.

Gayrimüslim vatandaşlarımızın dini vecibelerini yerine getirebilmeleri, ayrıca dini ve kültürel mirasın korunması için önemli çalışmalar yaptık. Cemaat vakıfları konusunda 2003 ve 2008’de kabul edilen yasal değişiklikler önemli iyileştirmeler gerçekleştirdik. Bu kapsamda şimdiye kadar 1015’ten fazla araziyi ve 21’den fazla taşınmaz malı gayrimüslim cemaatlerine ait kurumlara devrettik. Sadece Mardin’de 4 ayrı Süryani vakfımızı 55 taşınmazının mülkiyetine yeniden kavuşturduk. Ermeni cemaati vakfına iade ettiğimiz gayrimenkullerin sayısı 400’ü aştı.

Batman Gercüş’te yüz yıldır ibadete kapalı bir vaziyette duran Aziz Aho Manastırının restorasyonunu gerçekleştirerek 2018’de yeniden hizmete girmesini temin ettik. Trabzon Sümela Manastırında 95 yılın ardından yeniden dini ibadet yapılabilmesini biz sağladık. Van Akdamar Kilisesini 2010 yılındaki restorasyonunun ardından kullanıma açtık. Türkiye Cumhuriyeti’nin hazinesinden ödemek suretiyle bütün masrafını yaptık. Avrupa’nın en büyük Sinagogu olan Edirne Büyük Sinagogu’nu 46 yıl sonra restore ederek Yahudi vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Aralarında Aya Yorgi Kilisesi, bölücü örgütün saldırıları sonucu zarar gören Surp Giragos ve Mar Petyun Keldani kiliselerinin de bulunduğu 100’den fazla kilise ve sinagogu restore ederek tekrar ibadete açılmasını temin ettik.

Gençler,

Yeni kiliselerin inşa edilebilmesi için de bütçe ayırdık. Aynı şekilde 2012 yılında 50 yıllık aradan sonra bir Rum yayınevi faaliyete başladı. Vakıflar Genel Müdürlüğü idaresindeki kilise, sinagog gibi ibadethanelerin azınlık vakıflarına bedelsiz olarak tahsisine imkan sağladık. Gayretlerimiz neticesinde İstanbul Taksim’deki Kutsal Kalp Kilisesi, Süryani Katolik Kilisesi Vakfına 49 yıllığına bedelsiz olarak tahsis edildi. Ayrıca, Hatay’daki Mar Yuhanna Kilisesi de Arsuz Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı’na yine bedelsiz olarak verildi.

Artuklu Üniversitemiz bünyesinde yaşayan diller alanında lisansüstü eğitim-öğretim, bilimsel çalışma ve uygulama yapacak bir enstitü kurduk. Yine bu üniversitemizin edebiyat fakültesinde Kürtçe ve Süryaniceyle ilgili bölümleri faaliyet geçirdik.

Bunların dışında, gayrimüslim vatandaşlarımızın hak ve hukukunu koruyacak, ibadet özgürlüklerini genişletecek tarihi pek çok adım attık. İnşallah bundan sonra da 85 milyonun tamamı için çalışmaya devam edeceğiz. Yaptığımız her düzenlemenin, hayata geçirdiğimiz her reformun gerisinde, diğer inançlara mensup insanlarımıza bu ülkenin birinci sınıf vatandaşları olduklarını hissettirme ve gösterme gayreti vardır, asla istismar veya riyakârlık peşinde değiliz. Biz bu şekilde aslında kendi inancımızın gereğini de yerine getiriyoruz. Çünkü bizim inancımız, diğer inanç sahiplerine ortak insani temeller üzerinde saygı duymayı, hatta destek olmayı gerektirir. Peygamberimizden Aleyhissalatu Vesselam Hazreti Ömer’e, Selçuklu’dan Osmanlı’ya kadar tarihimizde bu anlayışın sayısız timsaline rastlamak mümkündür. Osmanlı’nın son dönemlerinde yaşanan acıların bir yansıması olarak gördüğümüz Cumhuriyetimizin ilk dönemlerindeki tereddütleri artık geride bıraktık.

Türkiye, tüm vatandaşlarına sahip çıkacak, onlara hak ve imkânları sağlayacak özgüvene sahiptir. Bunun son örneği de geçtiğimiz aylarda hayata geçirdiğimiz Alevi-Bektaşi vatandaşlarımızla ilgili düzenlemelerdir. İnşallah Türkiye yüzyılında geçmişin tüm sıkıntılarını aşmış bir şekilde ortak hedeflerimize kilitlenmiş olarak hep birlikte çalışacak, mücadele edeceğiz.

Sevgili Gençler,

Değerli Misafirler,

Türkiye Cumhuriyeti, devlet olarak artık emperyalistlerin içimizdeki bekçiliğini yapan vesayetçilerin değil, Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Sünni’si ve Alevi’siyle 85 milyonun tamamının devletidir. Gökyüzünde nazlı nazlı dalgalanan hilal ve yıldız, hepimizin bayrağıdır. Üzerinde özgürce yaşadığımız bu vatan, hepimizin ortak çatısıdır. Anadolu ve Trakya tüm güzellikleriyle hepimizin ortak yuvasıdır.

Hangi inanca, görüşe, kökene mensup olursak olalım hepimiz aynı gemide olduğumuzun bilinciyle hareket ediyoruz. Benim Kürt kardeşlerimin dilinden ve kültüründen dolayı, benim Alevi kardeşlerimin meşrebinden dolayı, benim mütedeyyin kardeşlerimin yaşayışından dolayı, benim gayrimüslim vatandaşlarımın inancından dolayı,  hasılı bir avuç seçkin azınlık dışında kalan milyonların farklı sebeplerle ayrımcılığa uğradığı eski devlet anlayışı tamamen mazide kalmıştır. Kendi insanına tepeden bakan jakoben zihniyetin günümüz Türkiye’sinde asla yeri yoktur ve olmayacaktır. Nasıl bugünün Türkiye’si dününkinden daha özgür, daha müreffeh ise, inşallah yarının Türkiye’si de bugünkünden daha iyi olacaktır.

Milletimizin gelecek asrına yön verecek Türkiye yüzyılı, bu vizyonumuz, işte bu hassasiyetle şekillenmiştir. Önümüzdeki asrı Mardin gibi Dünya Miras Listesine girmiş şehirlerimizin tamamını hak ettikleri seviyeye ulaştıkları bir yüzyıla dönüştürmekte kararlıyız. Bu kadim şehirlerimizin dokusundaki kültürel zenginlik, kültür ekonomisi üzerinden şehrin zenginliğinin ve refahının artmasına katkıda bulunacaktır.

Bu yıl turizmden elde ettiğimiz rekorların çok daha fazlasını; ki aldığım bilgilere göre Mardin’e bu yıl gelenlerin sayısı 3 milyon. Bu ne demek? Şu anda Mardin bir çekim alanı oluşturuyor, artık oteller filan yetmiyor, daha yeni yeni oteller inşa ederek burayı çok daha farklı bir hale getireceğiz. Kültür geliştirme ajanslarıyla bu potansiyeli hayata geçirecek ilk adımı atıyoruz.

Mardin’de 3 bin yıldır gümüşü ilmik-ilmik işleyen Süryani telkâri ustalarının maharetlerini tüm dünyaya tanıtacağız.

Kuşaklar boyunca mimarinin zirvesi sayılan eserler tasarlayan ve inşa eden sanatçılarımızı yeniden dünyaya mal edeceğiz. Bak, ben mesela geçenlerde bir Mardin taş ustasıyla görüşmemde, artık dedi usta kalmadı. Ustam dedim, o zaman sen yeni ustalar yetiştireceksin. İşte iki tane yanımda gördüğün çırak var dedi. Mardin’in taş ustacılığı sıradan bir olay değil. Valimize de takıldık gelirken, dedik ki, buraya Mardin taşıyla öyle bir kültür merkezi yap ki, toplantılarımızı artık o merkezde yapalım. Mardin’e yakışır değil mi? Bunun adımını da atmamız lazım.

Binlerce yıldır bu topraklara değer katan kadim inançların günümüzdeki temsilcilerinin zengin mirasını, insanlığın ortak hafızasına inşallah kazandıracağız. Velhasıl, coğrafyamızın binlerce yıllık emanetine hep beraber gençler, sahip çıkacağız. Bu emanetin sizlerin her biri olduğunun bilinciyle insani anlamak için en doğru yerde durduğumuzu herkese göstereceğiz. Yarın değil, hemen şimdi diyerek Türkiye yüzyılına beraberce yürüyeceğiz. Türkiye yüzyılı vizyonumuzun başlıklarından biri olan değerler yüzyılının yaşadığı ve yaşatıldığı yer Mardin, bizim hem ilham kaynağımız, hem yol arkadaşımız olacaktır.

Sözlerime son vermeden önce, gençlerimize seslenmek istiyorum. Gençler; tarihinizi ve kültürünüzü iyi öğrenin, değerlerinize zihninizle ve kalbinizle sahip çıkın. Şayet siz bu seviyede bir medeniyet bilincine sahip olmazsanız, birileri gelir sizi kendi geçmişinize, kendi kardeşinize, kendi insanınıza düşman yapar. 

Unutmayınız; Türk’ü Kürt’le, Sünni’yi Alevi’yle, Müslüman’ı Hristiyan ve Musevi’yle, doğuluyu batılıyla, kuzeyliyi güneyliyle, hangi sebeple olursa olsun insanımızın bir kısmını diğeriyle karşı karşıya getirmeye çalışan her proje, bu toprakların ve üzerinde yaşayanların düşmanlarının ürünüdür. Geçmişte bu oyuna defalarca geldik, bedelini maddi-manevi en ağır şekilde ödedik. Sadece son 10 yılda bunun pek çok örneğine beraberce şahit olduk. Hamdolsun, milletçe artık bu oyunu görür görmez tanıyabilen ve bozacak adımları hemen atabilen bir idrak seviyesine ulaştık.

Demokratik ve ekonomik kazanımlarımızdan aldığımız güç ve güvenle geleceğimize umutla bakıyoruz. Sizleri ve tüm vatandaşlarımızı Türkiye yüzyılı vizyonunun etrafında kenetlenmeye davet ediyorum.

Gençler;  tüm arkadaşlarınızla, arkadaşlarımızla kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Durmak yok…

 Hanım kardeşlerim, kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Hanımların sesi gençlerden daha fazla çıktı, maşallah.

Rabbim yar ve yardımcımız olsun.

Bu duygularla bir kez daha hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.