Artvin Yusufeli Barajı ve HES Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

22.11.2022

Artvin’in Saygıdeğer Güzel İnsanları,

Kıymetli Yusufelili Kardeşlerim,

Değerli Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Bugün Cumhuriyet tarihinin en gurur verici eserlerinden Yusufeli Barajı’nın yanı sıra, bu eserin mütemmim cüzleri olarak gördüğümüz bağlantı yolları ve tünelleriyle yeni yerleşim bölgesinin açılış töreni vesilesiyle sizlerle birlikteyiz. Barajımızın, yollarımızın, tünellerimizin ve yerleşim yerimizin ülkemize, milletimize, bilhassa da siz Yusufelili kardeşlerime hayırlı olmasını diliyorum.

Yusufelili kardeşlerimiz bu eserin ülkemize kazandırılması için doğdukları, büyüdükleri evlerini, iş yerlerini, geçmişlerini geride bıraktılar. Her ne kadar kendilerine daha modern evler, iş yerleri, yepyeni bir ilçe inşa etmiş olsak da bunların hiçbirinin Yusufelili kardeşlerimizin yaptıkları fedakârlığın karşılığı olmayacağını biliyoruz.

Öncelikle her bir Yusufelili kardeşlerimize ülkemizin ve milletimizin geleceği için sergiledikleri takdire şayan fedakârlık sebebiyle şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum.

Kardeşlerim,

Yeni Yusufeli 2 bin 698 konut, 507 köy evi,  296 iş yeri, 37 dükkânlı bir sanayi sitesi, 25 yataklı hastane, ana sınıfından lisesine kadar 9 okul, yurt, spor salonu, 7 köy, ayrıca tüm kamu ve hizmet binaları ile sıfırdan kuruldu. Her türlü altyapısı ve üstyapısıyla oldukça ferah bir şekilde tasarlanan yeni Yusufeli, eskisinin iki katı büyüklükte bir alana sahiptir. İlçenin ulaşım ihtiyacı için bünyesindeki 39 tüneli ve 21 köprüsüyle 110 kilometre yeni yol yapılmıştır. Bundan 20 yıl önce Türkiye’nin toplam tünel uzunluğu 50 kilometreyken, biz sadece Yusufeli’nde köy yollarındakilerle birlikte 62 kilometre tünel inşa ettik.

Gençler; ben kimin yanındayım? Biz beraber yürümedik mi bu yollarda? Beraber ıslanmadık mı yağan yağmurda? Eyvallah, yine beraber yürüyoruz. Maşallah bu karşımdaki ihtişamı görünce, şu muhteşem katılımı görünce Artvin’in, Yusufelilinin nasıl gönülden beraber olduğunu yaşamanın huzuru içindeyim ve Allah’ıma hamd ediyorum, ya Rab, şu kuluna böyle yol arkadaşları lütfettiğin için sana sonsuz hamdüsenalar olsun.

Yusufeli için yaptığımız yollarla Kafkaslar ve Karadeniz Bölgesi’nin kuzey-güney aksındaki trafiğin de güvenliğini ve konforunu artırdık. Dikilen 20 bin ağacı, 75 binin üzerinde fidanı ve serilen 40 bin metrekareyi geçen çimleriyle yemyeşil bir Yusufeli ortaya çıktı. Baraj gölü içinde kalan 800 bin metreküp verimli toprak da yeni yerleşim yerine taşınarak ilçenin hiçbir imkânı heba edilmemiştir. Elbette böylesine devasa bir projede bazı eksikler olabilir, bunların da süratle giderileceğinde şüpheniz bulunmasın.

Yusufeli Barajı ve hidroelektrik santrali 100 katlı bir gökdelene denk olan 275 metre yüksekliğiyle ülkemizde ilk, dünyada da kendi sınıfında 5’inci sırada yer almaktadır. Kurulu gücü 558 megavat olan bu barajda üretilecek yıllık 1 milyar 900 milyon kilovatsaat enerji, ekonomimize senelik 5 milyar liralık katma değer temin edecektir. Allah göstermesin, bir enerji sıkıntısı olsa sadece burası 1,5 yıl enerjiyi temin eder. Bu baraj aynı zamanda Çoruh Nehri’nin devamındaki Artvin, Deriner, Borçka ve Muratlı barajlarının en yüksek verimli çalışmasını sağlayacaktır. Su depolama kapasitesi 2,3 milyar metreküp olan Yusufeli Barajı’nın enerji üretim kapasitesi 2,5 milyon konutun veya 750 bin TOGG otomobilinin enerji ihtiyacını tek başına karşılayacak düzeydedir.

Velhasıl, Türkiye’nin en çetin coğrafyasında barajı, santrali, yeni yerleşimi ve yollarıyla birlikte 34 milyar liralık bir maliyetle, dikkat edin, buraya ne yatırdık biliyor musunuz? 34 milyar lira, böyle bir yatırımla Türkiye yüzyılına yakışır bir eseri milli bütçeden karşılayarak Artvin’imize, Yusufeli’mize kazandırdık. Her aşaması kayda alınarak belgesel haline dönüştürülen barajımızın hikâyesi bu akşam TRT ekranlarında yayınlanacaktır. Projesinden inşasına kadar tamamı yerli ve milli tasarımla, projelendirmeyle, üretimle ortaya çıkan bu eserin gururu milletimizin tamamına aittir. Böylesine devasa bir eserin ülkemize kazandırılmasında emeği geçen bakanlarımızı, bakanlıklarımızı, kurumlarımızı, yüklenici firmaları, mühendisinden işçisine tüm çalışanları canı gönülden tebrik ediyorum.

Değerli Kardeşlerim,

Türkiye’nin son 20 yılında ülkemize kazandırdığımız eser ve hizmetlerle asırlık eksikliklerini gidermekle kalmadık, ülkemizi daha büyük hedefleri yöneldiğimiz bir geleceğe de hazırladık. Dikkat ederseniz, hemen her konuşmamda 2002 Türkiye’siyle bugünkü Türkiye’nin mukayesesini rakamlarla, örneklerle yapmaya özel önem veriyorum. Eğitimden sağlığa, adaletten güvenliğe, ulaşımdan enerjiye, tarımdan spora, şehircilikten sosyal desteklere kadar tüm uzanan bu mukayeseli anlatım belki bazılarına sıkıcı geliyor olabilir. Ama işte az önce bir örneğini ifade ettim, bu ülkenin ilk 80 yılında sahip olabildiği toplam tünel uzunluğu 50 kilometreydi, bugün sadece Yusufeli ilçemizin yeni yerleşimi için yaptığımız tünellerin uzunluğu 62 kilometreyi buluyor; fark bu kadar açık ortada. İnşallah önümüzdeki sene toplam tünel uzunluğumuz ne olacak biliyor musunuz? 720 kilometreye ulaşmış olacak. Hangi alana bakarsanız bakın benzer düzeylerde artışlar görürsünüz.

Peki, bunca yatırımı, bunca emeği, bunca çabayı niye gösterdik? Ya biz sizi seviyoruz be, biz bu milleti seviyoruz be. Bizim bu millete bir aşkımız var aşkımız. Biz bu vatan için varız, bu millet için varız, Türkiye için, Türkiye sevdalısı olarak, Türk milletinin sevdalısı olarak bu yolda yürüdük, yürüyoruz. Üstelik sadece altyapıyla kalmadık, demokrasimizi, hak ve özgürlüklerimizi geliştirmek için de destansı bir mücadele yürüttük. Hâlbuki biz de daha önceki 80 yılda hep yapılageldiği gibi günlerimizi, aylarımızı, yıllarımızı sadece siyasi polemiklerle, çekişmelerle, lafla geçirip hiç riske girmeden hayatımızı sürdürebilirdik. Tam tersine, ülkemizin demokrasi ve kalkınma atılımlarını gerçekleştirirken önümüze hangi engellerin çıkartıldığını, hangi tuzakların kurulduğunu en iyi sizler biliyorsunuz.

Bundan 11 yıl önce 2023 hedefleri sözüyle milletimizin huzuruna çıkarken birileri dudak bükmüş, kendi akıllarınca dalgalarını geçmişlerdi. Aradan geçen yıllarda her ne kadar birileri sürekli enerjimizi ve vaktimizi heba etmek için çabalasa da, Türkiye bölgesel liderliği aşıp küresel düzeyde söz sahibi olma konumuna gelmiştir. Çeyrek asır önce hayal dahi etmekte zorlandığımız demokrasi ve kalkınma standartları bugün günlük hayatımızın tabii birer parçasıdır.

Dünyanın gündeminde sadece krizler ve bunların getirdiği ekonomik, sosyal, siyasi sorunlar vardır. Buna karşılık biz, ülkemizde yatırımları, üretimi, istihdamı, turizmi, ihracatı, bunlardaki olumlu yükselişleri konuşuyoruz. Çünkü Türkiye artık bırakınız kendi bünyesinde ortaya çıkanları, küresel dalgalanmalar karşısında dahi güçlü duruş sergileyebilecek bir altyapıya sahiptir. Ziyaret ettiğimiz ülkelerde bize ülkemizin bu başarıyı nasıl yakaladığı soruluyor. Her ne kadar muhataplarımıza diplomatik cevaplar veriyor olsak da, bu başarıyı milletimizle bir olmamıza, iri olmamıza, diri olmamıza, kardeş olmamıza, hep birlikte Türkiye olmamıza borçlu olduğumuzu biz biliyoruz. Bir süredir doğrudan birliğimizi ve beraberliğimizi daha çok hedef almalarının sebebi de budur.

Şimdi ben soruyorum; bir miyiz? İri miyiz? Diri miyiz? Kardeş miyiz? Hep beraber Türkiye miyiz? Mesele bu, işte bunu hazmedemiyorlar. Aslında son 20 yıldır bunu defalarca vesayetle, terörle, darbeyle, ekonomik tetikçilikle, sosyal ve siyasi mühendislik çabalarıyla denediler, hamdolsun her seferinde başarısız oldular, bu defa da başaramayacaklar. Çünkü artık tarihiyle barışık, toplumuyla barışık, siyasi ve ekonomik gücünün farkında, bölgesinde sözü dinlenen, dünyada itibar sahibi bir Türkiye var. Şimdi ülkemizi bir adım daha öteye taşıyarak hep beraber, her birlikte yeni bir dönemin kapılarını aralamanın eşiğindeyiz, buna hazır mıyız? Hazır mıyız? Allah’ın izniyle bu süreci de kazasız, belasız geride bıraktığımızda artık evlatlarımıza huzuru kalple miras bırakacağımız Türkiye yüzyılının yolunu tümüyle açmış olacağız. TOGG’u teknoloji ve markalaşma alanında, Yusufeli Barajını da altyapı konusunda Türkiye yüzyılına girişin sembol projeleri olarak değerlendiriyorum.

Değerli Kardeşlerim,

Tabii biz bu kutlu mücadeleyi verirken, büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasını engelleme çabaları da her gün yeni tezahürleriyle kesintisiz sürüyor. Esasen bu topraklar asırlardır terör eylemi kılıfı altında sergilenen ihanete maruz kalmıştır. Balkanlar’dan Kafkaslara kadar uzanan geniş bir coğrafyada örnekleri görülen bu ihanetlerin bedellerini belki biz de ödedik.

Şurası bir gerçek ki, asırlardır bu ülkeye, bu millete ihanet edip de sonrasında iflah olan hiç kimse yoktur. Hâlâ kapanmamış hesaplar belki olabilir, ama onların görüleceği günler de mutlaka gelecektir. Önceki hafta İstanbul’da yaşanan bombalı saldırıyı da mertçe karşımıza çıkmaya yüreği yetmeyenlerin alçakça giriştikleri bir eylem olarak görüyorum. Aralarında çocukların da bulunduğu 6 masumun hayatına mal olan bu alçak saldırıya cevabımızı Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyindeki terör örgütü hedeflerini yerle yeksan ederek verdik. Kendilerini en güvenli hissettiği yerlerde başına yağan bombaları hazmedemeyen terör örgütü, bu defa da sınır bölgelerimizdeki sivil yapıları ve insanları hedef almıştır. Bu vesileyle, Karkamış’ta hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. 4 yaşında çocuk ya, 4 yaşında şehidimiz, 22 yaşında öğretmenimiz rahmetli oldular. İnşallah bu kardeşlerimizin dökülen tek damla kanı dahi boşa gitmeyecektir.

Ülkemiz sınırlarına ve vatandaşlarına yönelik saldırıların kaynakları bellidir. Bu bölgedeki teröristlerin her birinin kimliğini, yerini, sicilini biliyoruz. Aynı şekilde bu teröristleri kimlerin himaye ettiğini, silahlandırdığını, cesaretlendirdiğini de çok iyi biliyoruz. Sabrımız, çaresizliğimizden veya kifayetsizliğimizden değildir. Sabrımız bir hukuk devleti olarak diplomasiye, yaptığımız anlaşmalara, ülke olarak bize verilen sözlere sonuna kadar riayet etme hassasiyetimizdendir.

Buradan, Yusufeli’nden açıkça ilan ediyorum; biz Suriye sınırlarımızın güvenliğe kavuşturulması hususunda verdiğimiz her söze, yaptığımız her anlaşmaya riayet ederek üzerimize düşenleri ziyadesiyle yerine getirdik. Türkiye’yi harf oyunlarıyla, terör örgütünün ismini değiştirerek, teröristlerin yanında kendi askerlerine görüntü verdirerek oyalayacaklarını sananlar için yolun sonu gelmiştir. Artık bu saatten sonra bizim için tek bir ölçü vardır, tek bir sınır vardır, o da kendi ülkemizin, kendi vatandaşlarımızın güvenliğidir. Bu güvenlik nereden başlayacaksa oraya kadar gitmek en meşru hakkımızdır. En başta kendi güvenlikleri için binlerce kilometre öteden gelip fütursuzca güç kullananların bu hakkımızı anlayışla karşılamaları gerekiyor. Irak ve Suriye sınırlarımızın bir kısmında bu güvenlik çizgisini olması gereken yere zaten çektik. Halen sınırlarımıza ve vatandaşlarımıza saldırıların devam ettiği yerlerde de bu çizgiyi olması gereken yere kadar çekmemize kimse mani de olamaz, karşı da çıkamaz. Birkaç gündür uçağımızla, topumuzla, SİHA’mızla teröristlerin tepesindeyiz. İnşallah en kısa sürede tankımızla, askerimizle, bizimle birlikte yol yürüyen ve yürüyecek olan dostlarımızla birlikte hepsinin de kökünü kazıyacağız, bunu da böyle bilin.

Bu duygularla bir kez daha açılışını yaptığımız Artvin Yusufeli Barajı ve Hidroelektrik Santrali’nin, Yusufeli ilçemizin yeni yerleşiminin bağlantı yolları ve tünellerinin hayırlı olmasını diliyorum. Ülkemize bu eserin kazandırılmasında emeği geçen herkese tekrar şükranlarımı sunuyorum.

Yusufelili kardeşlerime yeni ilçeleri ve evlerinin hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Bu vesileyle biz şunu biliriz: alimin ölümü alemin ölümü gibidir. Bu sabah çok sevdiğim, çok saydığım, Siyer-i Nebide, hadiste hocamız, üstadımız Profesör Doktor Raşit Küçük’ü Hakk’a uğurluyoruz bugün. Ve kendisine buradan Allah’tan rahmet diliyorum, ailesine, tüm öğrencilerine başsağlığı diliyorum. Gelin diyorum Yusufeli’nden hep beraber birer Fatiha okuyalım. Ruhu için el Fatiha.

Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

İnşallah Yusufeli Barajı da, biliyorsunuz su medeniyettir. Burada sadece su olmayacak, aynı zamanda enerji olacak ve güçlenerek Yusufeli’yle Türkiye’ye ayrı bir güç katacağız.

Kalın sağlıcakla.