19. MÜSİAD Expo Fuarı’nda Yaptığı Konuşma

04.11.2022

MÜSİAD Ailesinin Değerli Üyeleri,

İş Dünyamızın Kıymetli Mensupları,

Saygıdeğer Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. MÜSİAD EXPO Ticaret Fuarının 19’uncusunda sizlerle birlikte olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Ülkemizin 80 vilayetiyle çok sayıda dost ve kardeş ülkeden İstanbul’umuzu teşrif eden misafirlerimize hoş geldiniz diyorum.

Fuarın ülkemiz, iş dünyamız ve katılımcılar için hayırlara vesile olmasını Allah’tan diliyorum. Her iki yılda bir düzenlenen MÜSİAD EXPO’da bu sene 24 farklı sektörden 500’ün üzerinde firmanın ürün ve hizmetleri sergileniyor. Dünyanın 125 ülkesinden 100 bini aşkın ziyaretçiyi ve 5 milyar dolarlık ticaret hacmini hedefleyen fuarımızın başarılı geçmesini temenni ediyorum.

Çarşamba günü başlayan ve inşallah yarın sona erecek fuara ülkemiz içinden ve dışından ilginin gayet yoğun olduğunu öğrendim. Fuar kapsamında bu yıl ilk kez D8 Büyükelçileri Zirvesi’nin gerçekleştirilmesini de takdirle karşıladım. Gerek iştirakçiler, gerek sergilenen ürünler, gerekse etkinlikler bakımından oldukça zengin içeriğe sahip fuarın hedeflerine ulaşacağına inanıyorum. MÜSİAD Yönetimi başta olmak üzere fuarın tertibinde emeği geçen, katkısı olan herkese teşekkür ediyorum.

Kıymetli Dostlar,

Dünyamız son 3 yıldır küresel salgınla başlayan, ardından sıcak çatışmalar ve bölgesel gerilimlerle devam eden sancılı bir süreçten geçiyor. Salgın döneminde alınan sert tedbirlerin tedarik zincirleriyle uluslararası ticaretin işleyişinde yol açtığı tahribatın etkilerini halen hissediyoruz. Gelişmiş ülkeler dahil pek çok ekonomi son 50-60 yılın en yüksek enflasyon rakamlarıyla baş etmeye çalışıyor. Bilhassa aşırı artan enerji, gıda ve ham madde fiyatlarının ekonomiler üzerindeki baskısını bir müddet daha sürdüreceği anlaşılıyor. Gıda ve enerji kriziyle birlikte sosyal refah kayıplarını da derinleştiren bu yeni gerçeklik karşısında çoğu ülke yalpalamakta, çaresiz kalmaktadır.

Krizi herkes çeşitli derecelerde hissetse de, yıkıcı sonuçlarını en ağır şekilde yaşayanlar Afrika ve Asya’daki kırılgan devletlerdir. Krizin ekonomik yönü konuşulurken ne yazık ki milyonlarca insanın çektiği sıkıntılar göz ardı edilmektedir. Sahra Afrika’sındaki kardeşlerimizin zaten çok kötü olan durumları artık katlanılamaz bir hal almıştır. Somali başta olmak üzere Afrika’da bir lokma ekmeğe, bir tas suya ulaşamadığı için can veren her çocuğun, her masumun acısı yüreklerimizi dağlıyor, vicdanlarımızı kanatıyor. Milyonlarca insanı ölümün eşiğine getiren bu trajedilerin sona erdirilmesi noktasında maalesef kayda değer hiçbir çaba gösterilmiyor. Uluslararası toplumun salgın döneminde ortaya çıkan trajedilerden gereken dersleri çıkarmadığına üzülerek şahit oluyoruz. Özellikle ağızlarını her açtıklarında dünyanın geri kalanına insan hakları ve özgürlük dersi veren Batılı kurumların ve ülkelerin bu vahim tablo karşısındaki kayıtsızlığı utanç vericidir.

Nitekim dün akşam Sayın António Guterres’le yaptığım konuşmada da dedim ki; G-20’de bunu gündeme getirelim ve G-20 Zirvesinde de özellikle dünyada neler yapacağız, Rusya-Ukrayna arasındaki bu savaşla birlikte özellikle biz gelişmiş ülkelere mi bu tahılı-gübreyi göndereceğiz, yoksa az gelişmiş, fakir, garip-gureba ülkelere mi göndereceğiz? Bunun için orada bir adım atalım, kesinlikle az gelişmiş, fakir fukara ülkelere bu desteği verelim. Zira Sayın Putin, evvelsi günkü görüşmemde bana şunu söyledi: Biz ücretsiz olarak bu tahılı bu ülkelere, Cibuti, Somali, Sudan, buralara gönderelim dedi. Hemfikir olduk ve bunu da dedik G-20’de geniş çaplı görüşelim, mutabık kaldık. Atmamız gereken adım bu, yapmamız gereken de bu. İnşallah bu ayın 13-14’ünde Bali’de bir araya geleceğiz ve orada da bu görüşmeleri yapacağız.

Avrupa’yı bahçe, dünyanın geri kalanını ise vahşi otlar olarak tanımlayan zihniyetin bu şekilde davranmasına elbette şaşırmıyoruz, ama kabul de etmiyoruz. Bunlar için medeniyet sadece Batıyı, insan sadece beyaz adamı, hak ve özgürlükler de sadece Avrupalı bireyleri ifade etmektedir. Afrikalı, Asyalı ve Latin Amerikalılar ise, ancak ucuz iş gücüyle, altınıyla, petrolüyle ve diğer tüm doğal kaynaklarıyla bunlara hizmet ettiği ölçüde değerlidir. Şayet böyle bir durum yoksa bu insanlar görkemli Avrupa bahçesini istila eden birer ayrık otundan ibarettir.

İnsanı diline, ten rengine, kökenine, ülkesine göre ayıran bu çarpık bakış açısının dünyamızı nasıl bir felakete sürüklediğini yakın geçmişteki acı tecrübelerden gayet iyi biliyoruz. Sömürgeciliği yeni yol ve yöntemlerle devam ettirenlerin krizler karşısında vicdani tavır takınmasını da beklemiyoruz. Bizi asıl üzen; İslam dünyasındaki kardeşlerimizin, en azından bir kısmının mazlum ve mağdurların çığlıklarına sağır kesilmesidir. Türkiye, pek çok alanda olduğu gibi bu hususta da farkını ortaya koymaktadır ve koyacaktır.

Değerli Kardeşlerim,

Şunu özellikle bilmenizi istiyorum: Dünyanın milli gelire göre en fazla insani yardım yapan ülkesi olarak şimdi yeni bir adım daha atıyoruz. Muhataplarımızla yaptığımız son görüşmelerde, özellikle az önce de ifade ettiğim gibi Karadeniz’deki tahıl koridorundan özellikle Afrika’daki ihtiyaç sahiplerinin daha fazla istifade ettirilmesine yönelik anlayış birliğine vardık ve bunu geliştiriyoruz. Şu an ciddi gıda krizi ve kıtlıkla boğuşan Somali, Cibuti, Sudan başta olmak üzere tüm ihtiyaç sahibi ülkelere tahıl gemilerinin öncelikle ulaşmasını temin edeceğiz.

Ayrıca, Türkiye olarak 11 yıldır tüm imkânlarımızla yanlarında olduğumuz Somali halkına bu son günlerinde daha fazla destek vereceğiz. Bu noktada bir iş adamı derneği olmanın ötesine geçerek, mazlum ve mağdurlara da sahip çıkan MÜSİAD’ın çabalarını takdirle takip ediyorum.

Suriye İdlib’de 600 haneden oluşan MÜSİAD köyünü tamamlayan derneğimizi ve hayırseverlerimizi şahsım, milletim adına tebrik ediyorum. Rabbim yaptığınız yardımları katında kabul ve makbul eylesin diyorum.

Değerli Misafirler,

Ülkemizin ekonomi politikasını, yaşadığımız tecrübeler ve değişen şartlar ışığında yeniden inşa ettiğimiz bir süreçten geçiyoruz. Amacımız, Türkiye’yi, yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyüterek küresel ticaret ve finansman sisteminin sadece belirli odaklara hizmet eden cenderesinden kurtarmaktır. Bu doğrultuda yürüttüğümüz zorlu mücadelenin meyvelerini toplamaya başladık. Yaşanan her küresel kriz Türkiye’nin bu tercihinin ne kadar doğru olduğunu teyit etmektedir. Hiç şüphesiz bu başarının lokomotifi siz iş insanlarımızsınız, girişimcilerimizsiniz, sanayicilerimizsiniz, ihracatçılarımızsınız.

Bilhassa iş dünyamızın yeni ürünler geliştirme ve yeni pazarlar bulma konusunda sergilediği başarı gerçekten takdire şayandır. Türkiye’nin küresel düzeyde en yaygın teşkilatlanma ağına ve faaliyet çeşitliliğine sahip iş kuruluşu MÜSİAD’ın bu doğrultuda gösterdiği gayretin ve yaptığı katkının yakın şahidiyiz.

Son dönemde küresel krizi fırsata dönüştürme hususunda kat edilen mesafeyi ihracat ve istihdam rakamlarımızda zaten görüyoruz. Bununla birlikte, enerji ve emtia fiyatlarındaki dalgalanmaların üzerine gelişmiş ülkelerde giderek yayılan resesyonun eklenmesi işimizi güçleştiriyor. Bilhassa, petrol, doğalgaz, nükleer güç, hatta kömür gibi kendine yeterli enerji kaynaklarına sahip ülkeler küresel düzeydeki fiyat artışlarından sınırlı seviyede etkilendikleri avantajlı duruma geçiyorlar. Resesyonla birlikte daralan pazarın daha çok bizim yoğun olarak ihracat yaptığımız bölgelerde olmasının, ihracatçılarımızı zorlamaya başladığı anlaşılıyor, nitekim kimi alanlarda bunun emarelerini görüyoruz. Ancak bizim asıl maharetimiz, zaten böyle dönemlerde kendimize yeni çıkış yolları bulmamız değil mi? Öyleyse şikayet etmeyeceğiz, hep birlikte çözüm yollarına bakacağız.

Türkiye orta ve yüksek teknolojiye, yüksek katma değere dayalı ürünlerin üretimi ve ihracatı konusunda yoğun gayret göstermekle birlikte, sanayimizin ana omurgasını hala temel ihtiyaç maddeleri oluşturuyor. İnsanlar yemekten, giyinmekten, günlük hayatları için gerekli temel ürünleri almaktan vazgeçmeyeceklerine göre, bizim pazarımız kolay kolay bitmez, küçülmez.

Herhangi bir yerde enerji gibi elimizde olmayan girdi artışlarına dayalı rekabet sebebiyle kaybettiğimiz avantajı bir başka yerde hızla telafi etme imkânına sahip olduğumuzu düşünüyorum. Tabi bunu söylerken enerji konusundaki çözüm arayışlarımızı da kesintisiz sürdürdüğümüzün altını bilhassa çizmek istiyorum. Hidroelektrik kaynaklarımızı sonuna kadar değerlendirirken, güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir kaynakların yaygınlaşmasını da teşvik ediyoruz. Sürekli ve sürdürülebilir enerji için yenilenebilir enerjiye dayalı üretimde oluşan dalgalanmaları dengeleyecek diğer araçları da hızla ülkemize kazandırıyoruz.

Unutmayın, artık Türkiye inşallah doğalgazda bir hub olacak. Ve Rusya doğalgazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya sevki konusunda Sayın Putin’in herhalde açıklamalarını dinlediniz, duydunuz ve bu çalışmayı dayanışma içerisinde sürdüreceğiz. Ayrıca, Karadeniz’de bulduğunuz doğalgazı sisteme verdiğimizde konutların ihtiyacını karşılama yanında, elektrik üretiminde de rahatlama sağlayacağız. Bitmedi, inşallah Akkuyu Nükleer Güç Santralimizin üniteleri etap-etap devreye girdikçe Allah’ın izniyle bu sıkıntıyı tamamen çözmüş olacağız. Ardından Sinop nükleer enerji noktasında bizim ikinci etabımız olacak ve şu anda Enerji Tabii Kaynaklar Bakanlığımız üçüncü etapla ilgili de çalışmalarını sürdürüyor.

Bu süreçte sanayicilerimizin kendi ihtiyaçlarını karşılayacak enerji üretimine yönelik yatırımlara ağırlık vermeleri gerekiyor. Enerji Bakanlığımızın ve diğer ilgili kurumlarımızın bu doğrultu da yürüttükleri çalışmalarda herhangi bir eksiklik, aksaklık tespit edersek hemen çözüm yoluna gidiyoruz.

Finansmana erişim meselesinde de iş insanlarımızın yanındayız. Sürekli birinci derecede kamu bankalarımızın bu konudaki desteklerini artırmaları uyarısında bulunuyorum, bulundum. Geçmişte bu konuda sağladığımız imkânların istismarından kaynaklanan sonuçların bedelini hep birlikte ödedik, ödüyoruz. Ekonominin dengelerinde benzer savrulmalara yol açmayacak şekilde iş dünyamızın finansman talebini karşılayacak mekanizmaları oluşturmanın hazırlıkları içindeyiz. Öncelikle küçük ve orta ölçekli işletmelerden başlayarak sanayicilerimizin ve ihracatçılarımızın hepsine hitap edecek finansman araçlarını sizlerin hizmetine sunacağız. Böylece 20 yıldır hep yaptığımız gibi omuz omuza, gönül gönle vererek ülkemiz ekonomisini dünyada hak ettiği seviyeye çıkartacak mücadeleyi hep beraber hedeflerine ulaştıracağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum.

Bir kez daha MÜSİAD 19. EXPO Fuarı’nın hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.