Türk Futbol Tarihi Sergisi’nin Açılışında Yaptıkları Konuşma

02.11.2022

Değerli Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Şut ve Gol Türk Futbol Tarihi Sergisi, bu vesileyle sizleri Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum.

Bugün burada ülkemiz liglerindeki futbol kulüplerinin tamamının temsilcilerinin de içinde yer aldığı sizlerle gerçekten keyifli ve bilgilendirici bir serginin açılışını yapmak üzere bir aradayız. Sergimiz, 19. Yüzyıldan bugüne Türk futbolunun serencamını, erişebilen sembolleriyle sizlerin beğenisine sunuyor. Bu sergi, kulüplerimizden, futbolcularımızdan veya onların ailelerinden arşivlerden toplanan objelerin, eserlerin, belgelerin bir araya getirilmesiyle ortaya çıktı.

Pek çoğunuzun muhtemelen ilk defa göreceği eser ve belgelerin zenginliği, futboldaki mazimizin derinliğine de işaret ediyor. Mesela bunlar arasında Cumhuriyetimizle yaşıt kulüplerimizin, Futbol Federasyonumuzun nüvesi olan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı’nın kuruluşlarına ilişkin belgeleri var. Milli Takımımızın dünya üçüncülüğünü, yurt dışında ülkemizi gururla temsil eden kulüplerimizin başarılarını gösteren malzemeler var. Bir asırdır ay-yıldızlı formayı giyen hafızımızda unutulmayacak hatıralar bırakan futbolcularımızla ilgili eşyalar, resimler var. Kısacası, Türk futbolu adına ülkemizde ne varsa hepsi burada.

 Sergimiz, futbol kardeşliktir temasıyla oluşturulmuştur. İnsanları renk, köken, inanç, cinsiyet, meslek, eğitim, gelir gibi tüm ayrımlardan bağımsız olarak bir araya getiren futbolun kuşatıcılığıyla karşılaştırılabilecek pek az şey vardır. Sahadaki oyunu tribünlerde ve bulundukları yerlerde medya vasıtasıyla adeta yaşayarak izleyen insanların heyecanını, dostluğa ve kardeşliğe tahvil etmek gerçekten kolay değildir. Hele sahadaki yüksek nabızlı rekabeti bu kardeşliği bozmayacak şekilde sürdürmek, ancak sporculara ve sporseverlere mahsus bir özelliktir. İstisnaların kaideyi bozmayacağı ilkesi elbette burada da geçerlidir.

Bizim için esas olan, rekabeti sahada bırakan futbolcuların ve seyircilerin sair vakitlerde sergiledikleri dostluk görüntüleridir. Kulüplerimizin çeşitli platformlarda bir araya gelerek futbolun özünde zaten var olan çentilmek ruhunu kurumsallaştırma gayretlerini takdirle takip ediyorum. Esasen nesilden nesle miras kalan futbol birikimimize sahip çıkmak hepimizin görevidir. Sergimizle vücut bulan karşımızdaki bu nadide tablonun hepimizde çok güzel duygular uyandırdığına inanıyorum.

Aylarca süren bir çalışmayla bu serginin hazırlanmasında emeği geçen arkadaşlarımızı tebrik ediyorum.

Öyle ki, gördünüz veya göreceksiniz, bir kupayı ortadan bölmek suretiyle adeta barışa selam çakan bir anlayışın bu sahalarda vücut bulduğuna şahit olduk.

Değerli Misafirler,

Tabi futbol deyince bizim dünyamızda ayrı ve çok özel bir pencere açılır. Az önce ifade edildiği gibi, kâğıttan futbol toplarını yaptığımız ve taşlardan iki tane kale direği diker gibi adeta direkler oluşturduğumuz, bütün bunların yanında şimdiki futbol topları nere, böyle dikişle topların hazırlandığı, kafayı vurduğun zaman kafanı paramparça eden o günleri tabii unutmak mümkün değil; oralardan artık buraya geldik.

Aklı ermeye başladığından beri futbolla hem sahada yer alarak, hem seyirci olarak ilgilenmiş bir kardeşinizim. Hele hele çamur, batak o sahalarda oynadığımız günleri unutmak mümkün mü? Değil. Mazisi 60 yılı aşan bu futbol aşkımızdan geriye ne kaldı derseniz, onu söyleyeyim, geriye kalan tek şey, çalımlarla, asistler, şutlarla, olursa gollerde 90+ uzatma… Tabii o zaman hakemler de sağ olsun uzatma filan pek vermiyorlardı, 90. dakika doldu mu iş bitiyordu. 90 dakikaya sığdırılmış muhteşem görsel şölenlerdir ve onların kahramanlarıdır.

Bizim dönemimizde öyle futbolcular vardır ki, biz onları sadece yetenekleriyle ve golleriyle hatırlamakla kalmıyoruz. Biz onları asıl dürüstlükleriyle, tevazularıyla, efendilikleriyle, takım arkadaşlarıyla olan örnek ilişkileriyle, velhasıl insanlıklarıyla rahmetle, saygıyla, hasretle yad ediyoruz.

Mesela belki de dünyanın en kabiliyetli oyuncularından ve bizim elimizdeki açık tribün kartıyla o zaman Dolmabahçe’ye ücretsiz giriyorduk ve o açık tribün kartıyla Lefter üstadımızı seyrediyorduk. Ama birileri mesela Lefter’i kaleye yerleştiriyor, o ayrı mesele de, biz tabii Lefter’i kalede tanımadık. Lefter’i biz orta sahadan gole varıncaya kadar o alanlarda Lefter dediğiniz zaman akla ne gelir belliydi. Tüm takımların taraftarlarınca nasıl anılıyordu? Futbolun ordinaryüsü diye anlatılıyordu. Tek başına takım olarak bilinen rahmetli Baba Hakkı, tabii Lefter de artık o da rahmetli oldu, futbolcuların tamamının ağabeyi olarak görülüyordu. Yıllarca hiçbir maddi kazanç gözetmeden top koşturan Sarıyerli Dozer Cemil, tutkuyla bağlı olduğu takımının renklerine o da ömrünü vermişti. Efsane futbolcumuz yine bu arada rahmetli Metin Oktay, sadece gözlerin bile yakalaması mümkün olmayan hızdaki şutlarıyla ve özellikle tabii hava toplarına yükselişteki özellikleriyle Metin Oktay ayrı bir unvanı hak etmişti.

Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz ve rahmetle andığımız Halit Kıvanç’ın futbol anlatımları bile başlı başına bir zarafet misaliydi. Dünyada da Pele’den Zidan’a, Cruyff’tan Müller’e kadar bu şekilde nam salmış nice oyuncular vardı. Futbol endüstrisi büyüdükçe bu vasıfların yerini başka özelliklerin ve önceliklerin aldığının da farkındayız. Ancak bu durum bizim dünyamızdaki futbolu futbol yapan hasletleri unutmamızın gerekçesi olamaz. Tam tersine, futbol kardeşliktir mesajını tüm gönüllere nakşetmek için daha çok çabalamamız, daha çok emek vermemiz gerektiğine olan inancımız güçleniyor. Bunun yollarından biri de, ülkede güçlü bir spor altyapısı kurmaktır. Evlatlarımız bizim gibi toz, toprak, çamur içinde debelenmek zorunda kalmasın diye mahallelere kadar uzanan bir altyapı seferberliği gerçekleştirdik. Ülkemizdeki spor tesisi sayısını toplamda 1575’den 5290’a çıkardık. Her biri ayrı abide hüviyetindeki, seyirci kapasiteleri 10 bin ile 70 bin arasında değişen 36 stadyumla da futbolun görsel şölen vasfını tahkim ettik. Çocuklarımızı okul öncesinden başlayıp üniversite mezuniyetine kadar her aşamada spora yönlendirecek mekanizmaları güçlendiriyoruz. Ayrıca, her yaştan insanımızın spordan kopmamasını sağlamaya çalışıyoruz.

Futbolun insan fıtratında var olan o görsel zevkini ve rekabet duygusunu tatmin ederken dostluk iklimini de güçlendirecek her adımı bizzat destekliyorum. Açılışı vesilesiyle bir araya geldiğimiz Şut ve Gol-Türk Futbol Tarihi Sergisi’ni de bu doğrultuda önemli bir hizmet olarak görüyorum.

Serginin hazırlanmasında emeği geçenleri tekrar tebrik ediyorum. Bu vesileyle burada küratör görevini üstlenen kardeşimizin ufak bir kaza geçirmesi de bizleri tabi bugün hüzne bir yerde boğdu. Zannediyorum, inşallah iki parmağındaki çatlakla kalır, Rabbim şifalar versin.

Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.