Polis Akademisi Polis Amirleri Eğitimi Merkezi 6. Dönem Mezuniyet Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

01.11.2022

Polis Akademisi’nin Değerli Yöneticileri ve Hocaları,

Kıymetli Öğrencilerimiz,

Değerli Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.  Yeni bir mezuniyet töreninin heyecanını yaşadığınız bu özel gününüzde sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.

Polis Amirleri Eğitim Merkezimizde 6. Dönem olarak eğitimlerini tamamlayan 70’i misafir öğrenci toplam 681 komiser yardımcımızı tebrik ediyorum. Sizleri vatana, millete ve devlete onurla, gururla, sadakatle hizmet edecek, alından öpülesi kıymetli evlatlar olarak yetiştiren ailelerinize şükranlarımı sunuyorum. Dereceye giren komiser yardımcılarımızı da hassaten tebrik ediyorum.

Değerli Misafirler,

Türkiye’nin yakın dönemde yaşadığı en büyük felaketlerden birinin müsebbibi FETÖ ihanet çetesinin en çok zarar verdiği kurumlarımızdan biri de Emniyet Teşkilatımızdır. Bilindiği gibi bu amaçla Polis Akademisi’ni 2015 yılında yeniden yapılandırdık. Böylece FETÖ’sünden PKK’sına kadar tüm örgütlerin hedefi olan Emniyet Teşkilatımızın insan kaynağı tedarik ve eğitim sistemini sadece devlete ve millete hizmet edecek şekilde bir yapıya kavuşturduk. Bu adımın hemen ardından yaşanan 15 Temmuz darbe girişiminden bugüne kadar da 38 bin Emniyet mensubunu ihraç ederek teşkilatı FETÖ gölgesinden tamamen arındırdık. Geçtiğimiz 7 yılda Akademi bünyesinde yetiştirdiğimiz 18 bin 398 komiser yardımcımız, 116 bin 269 polis memurumuz ve 28 bin 742 çarşı-mahalle bekçimizle Emniyet Teşkilatımızı daha da güçlendirdik. Ayrıca, Akademiden mezun olan 13 bin 684 yüksek lisans ve 60 doktora öğrencisiyle teşkilatın insan gücünü akademik olarak da tahkim ettik. Kesintisiz devam eden hizmet içi eğitimlerle polislerimizin çağın ihtiyaçlarına, teknolojik donanımlarına, teknik yöntemlerine uygun bilgi ve becerilere sahip olmasını sağladık.

Türkiye her alanda olduğu gibi Emniyet Teşkilatı’nda da kendi insan gücü özellikle bu ihtiyacını karşılamanın ötesinde gönül coğrafyasındaki kardeşlerine de model olan, onların eğitim-öğretimlerine de katkı veren bir konumdadır. Nitekim tıpkı bugün olduğu gibi Polis Akademimizin eğitimlerinden uluslararası iş birliklerine kadar geniş bir alanda bu yaklaşımın tezahürlerini görmek mümkündür.

Geçmişte kasıtlı olarak faaliyetleri kısırlaştırılan polis eğitim sistemimizi Polis Akademisi çatısı altında yeniden inşa ettikten sonra suçla ve suçluyla mücadelede kat ettiğimiz mesafe doğru istikamette gittiğimizin işaretidir. Polis Akademimizin önümüzdeki dönemde başarısını ve uluslararası alandaki gücünü daha da artırarak kendi alanında dünyanın referans kurumu haline geleceğine inanıyorum.

Değerli Misafirler,

Türkiye yüzyılı vizyonumuzun öncelikli hedeflerinden biri de, ülkemizde huzurun kökleştirilmesidir. Bunun için insan hak ve özgürlükleriyle can ve mal güvenliğinin her türlü fiili ve potansiyel tehdide karşı güvence altına alınmasına önem veriyoruz. Türkiye yüzyılı şefkat ve merhamet yüzyılı olacaktır; bunun teminatı sizlersiniz. Şehir ve karayolu güvenliği gibi klasik hizmetleri zaten en iyi şekilde yürütmeyi sürdürüyoruz. Konvansiyonel güvenlik sistemimizi nitelikli insan gücüyle, yeni uzmanlık birimleriyle, teknik kapasitesiyle daha da geliştiriyoruz. Asıl üzerinde yoğunlaştığımız alanlardan biri, gençlerimizin terör ve uyuşturucu gibi belalara karşı korunmasıdır. Bizim ne terör örgütlerine, ne uyuşturucu baronlarına, ne sapkın ideolojik akımlara kaptıracağımız tek bir evladımız vardır.

Siyasetin içinde olup da hükümetimizi, iktidarımızı cari açığını özellikle uyuşturucu kaynaklarından temin ettiği gelirle kapatacağını söyleyen zavallılara bir sözüm var, onu yarın söyleyeceğim. Zira şu anda bizim iktidarımızın uyuşturucuyla mücadele etmekten başka herhangi bir şeyi olmadığı gibi, o tür kaynaklardan esinlenerek ülkeyi büyütmek gibi bir derdi de yoktur. Biz haramı iyi biliriz, helali iyi biliriz. Haram size kalsın ey siyasiler, bunu böyle bilin.

Sizlerin bu gurur gününde girmeyi hiç istemediğim bir husus da, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı’nın güvenlik güçlerimize dün attığı bu iftirayı cevaplandırmayı Cumhurbaşkanı olarak sorumluluğumun bir gereği böyle gördüğüm için değinmek mecburiyetinde kalıyorum.

Türkiye, geçmişte en iğrenç, en alçak irtifalarla ülkenin seçilmiş Başbakanını darağacına gönderecek kadar pespayeleşen tek parti devri zihniyetinin hezeyanlarına maruz kalmıştı. Şu anda siz kalkıp da, Güneydoğu’da, doğunun değişik yerlerinde uyuşturucu köklerini toplamak suretiyle bu mücadeleyi veren Emniyet Teşkilatıma bu tür bir harekette bulunamazsanız, bu tür bir iftirada bulunamazsınız. Bu tür uyuşturucu köklerini toplayan teşkilat işte karşımda. Böyle bir teşkilatı siz nasıl olur da Türkiye cari açığını uyuşturucu satmak suretiyle kapatıyor dersiniz ya? Bu ne insafsızlıktır, bu ne vicdansızlıktır. Yarın bu konuşmamı çok daha farklı bir şekilde Grup konuşmamda yapacağım, çünkü bu hazmedilir bir şey değil. Haramı-helali gayet iyi bilen bir iktidarı bu şekilde lekeleyemezsin, onu sen aynaya bak kendinde ara. Şimdi bizler polisiyle, jandarmasıyla, Sahil Güvenliğiyle, Emniyet güçlerimizin canları pahasına yürüttüğü uyuşturucuyla mücadeleyi hiçe sayarak, yalanlar ve iftiralar üzerinden benzer bir oyunun peşindedir. Hâlbuki biz, Batı ülkelerinin baş edemedikleri için resmen serbest bıraktıkları uyuşturucuyla mücadelede dünyaya örnek olacak bir başarıya sahibiz. Uyuşturucu satıcılarına öylesin göz açtırmıyoruz ki, cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin 3’te birinden fazlasını oluşturan 117 bini bu suçtan demir parmaklıklar arkasındadır. Sokaklardaki uyuşturucu satıcılarına karşı en küçük bir müsamahamız olmadığını bizzat İçişleri Bakanımız en çarpıcı ifadelerde defalarca söylemiştir.

Geçmişte uzun yıllar boyunca Güney Asya’da üretilen uyuşturucunun Avrupa’nın sevk merkezi ve pazarı olan Türkiye, artık bu kirli kanalları önemli ölçüde tıkamıştır. Hem yakalanan uyuşturucu miktarı, hem cezaevine atılan uyuşturucu satıcısı bakımından rekor başarılara sahibiz. Bu hakikatlere rağmen, hem güvenlik güçlerimiz, hem de ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanını, onun atığı İçişleri Bakanını ilzam ederek kendine siyasi alan açtıklarını sananlar, uyuşturucu baronlarına hizmet etmektedir. Meclis kürsüsünde uyuşturucu satıcılarından ve organ tacirlerinden vergi alarak ülke ekonomisini kurtaracağını hem de defalarca tekrarlayarak ciddi ciddi anlatan bu zatın hezeyanlarına artık şaşırmayı bile bıraktık. Genel Başkanı böyle yapan partinin milletvekilleri boş durur mu? Onlar da Yalova’da mahkeme basıp hâkimlere hakaret ederek, bu milletin değil, ya teröristlerin, ya hırsızların safında olduklarını göstermişlerdir.

Güvenlik güçlerimizin milletimizin huzuru ve özellikle uyuşturucuyla mücadele konusundaki fedakârlığının böylesine ucuz siyaset oyunlarına meze yapılmasına izin vermeyeceğiz. Milletimizin irfanına havale ettiğimiz bu tür iftiralara aldırmadan gençlerimizi her türlü tehdide korumak için elimizdeki imkânları sonuna kadar kullanmaya devam edeceğiz.

Böyle bir konuyla huzurunuzda bulunmaktan gerçekten üzüntü duyuyorum, ama bu tür saldırılar karşısında susmak da herhalde dilsiz şeytan olmayı gerektirir; biz dilsiz şeytan da olmayacağız.

Değerli Dostlar,

Türkiye’de huzuru kökleştirme çabalarımızdaki bir diğer önceliğimiz, insanımızı sadece fiziki değil, aynı zamanda dijital zorbalıklara karşı da güvenlik altına almaktır. İnternetin ve buna bağlı mecraların çoğalması, hayatı kolaylaştırmanın yanında siber suçlara ve yeni suçlu tiplerine de yol veriyor. Giderek asimetrik bir tehdit kaynağı haline gelen dijital terör, insanımızın huzuru ve haysiyetiyle birlikte devletimizin güvenliğini de hedef alıyor. Hiçbir sınırın ve etik kuralın olmadığı sosyal medya mecralarından yayılan sahte, yalan ve iftiralarla her gün binlerce kişi linç ediliyor, hedef gösteriliyor, milyonların hayatı kararıyor. Evinde, iş yerinde, sokakta koruduğumuz insanımızı dijital dünyanın dehlizlerinde tek başına çaresiz bırakamayız.

Dahası, Türkiye dünyada en fazla dezenformasyona maruz kalan ülkedir. FETÖ’den bölücü terör örgütüne Türkiye düşmanı pek çok karanlık odak, bu mecraları ülkemizi karıştırmak, insanımızı birbirine kışkırtmak, sosyal kaos oluşturmak için istismar etmektedir. Terörün hedefleri açısından Kızılay’da bomba patlatmakla yalanı bir silah olarak kullanmak arasında hiçbir fark yoktur. Türkiye gibi benzer tehditlerle yüzleşen gelişmiş ülkelerin siber suçlara ve terör propagandasına karşı çeşitli adımlar attığını görüyoruz. Kısa süre önce Meclisimizin takdiriyle hayata geçen yasal düzenlemenin, ülkemizin dijital teröre özellikle karşı hukuk ve demokrasi zemininde yürüttüğü mücadeleyi daha da kolaylaştıracağına eminim.

İnsanımızın, demokrasimizin ve devletimizin güvenliği noktasında gereken her türlü adımı atmakta en küçük bir tereddüt göstermeyeceğiz. Afet ve göç yönetimi gibi bu alanlarda sahip olduğumuz birikimi ülkemizi ve milletimizi gelecekteki muhtemel tehlikelere karşı daha iyi korumak için geliştirmeye devam edeceğiz. Türkiye, afet ve göç yönetiminde insani, ahlaki, hızlı, etkili yöntemlerle dünyaya örnek hale gelmiş bir ülkedir. Bu birikimi hep daha ileriye taşımak için gece-gündüz çalışıyoruz.

Hülasaten, ülkemizin fiziki ve dijital güvenlik şemsiyesini, insan gücü ve teknoloji desteğiyle mümkün olduğu kadar genişletiyoruz. Bu amaçla, sınırlarımızın güvenliğini teröristler yanında her türlü hukuk dışı sızma girişimlerine karşı da tahkim ediyoruz. Polisimizle, Jandarmamızla, Sahil Güvenliğimizle 780 bin kilometrekare vatan toprağıyla mavi vatan denizlerimizin her karışında insanlarının huzurla yaşadığı bir ülke vasfımızı sürekli güçlendiriyoruz, güçlendireceğiz.

Potansiyel tehditleri belirlemek ve vakitlice tedbir almak için risk analizine yönelik çalışmaları artırıyoruz. Güvenlik Acil Durum Merkezi GAMER’i bu amaçla yapay zekâ destekli sistemlerle güçlendiriyoruz. Plaka ve yüz tanıma gibi modern sistemlerden de yararlanarak, bu ülkede hiçbir suçlunun sokağa adım atamayacağı bir sistemi ülke geneline yaygınlaştırıyoruz.

Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalmalı anlayışıyla veri güvenliği konusunda yerli ve milli çözümler üretiyoruz. Kimlik belgelerinden pasaportların yenilenmesine, dijital arşivden çeşitli elektronik devlet uygulamalarına kadar attığımız her adımla insanımıza verdiğimiz hizmetin kalitesini sürekli yükseltiyoruz.

Elbette her iş gibi güvenlikte de asıl olan insandır, onun ihtiyaçları ve beklentileridir, bu hizmetleri sunan kamu görevlilerinin vasıflarıdır. Bu bakımdan Polis Akademimizin bünyesinde yürütülen çalışmaları çok ama çok önemli görüyorum. Amacımız; milletimizin her bir ferdine vatandaşı olmakla gurur duyduğu bir ülkede yaşadığını hissettirmektir. Bunu da Emniyet Teşkilatımızın siz kıymetli mensuplarının desteğiyle gerçekleştireceğiz.

Değerli Misafirler,

Biz milletimize insanı yaşat ki devlet yaşasın derken, aynı zamanda bu ülkenin her bir ferdini devletinin birinci sınıf vatandaşı haline getirmesi sözünü verdik. Hak ve özgürlüklerin kullanımından refahın tabana yayılmasına, ülkemizin dünyadaki itibarının yükseltilmesine kadar geniş bir alanı kapsayan bu sözü yerine getirecek adımları atmak tabii ki kolay olmadı.

Geçtiğimiz 20 yılda ülkemize kazandırdığımız her eserin, her hizmetin, her reformun, her sessiz devrimin önüne çıkartılan engelleri, kurulan tuzakları hatırlayın. Vesayetin faili meçhul cinayetlerden terör örgütlerinin önünü açmaya, kalkınma projelerini sabote etmeye kadar ülkeye yaptığı ihanetleri hatırlayın. Gabar’ı güvenlik güçlerimiz çökertti, Cudi’yi aynı şekilde güvenlik güçlerimiz çökertti. Tendürek’te aynı şekilde sizler vardınız. Bestler Deresi’nde aynı şekilde güvenlik güçlerimiz vardı. Hiç girilmeyen inlere tüm güvenlik güçlerimiz girdiler mi? Girdiler. Bundan sonra da girecekler mi? Allah’ın izniyle girecekler, oralar da çökecek. Buralarla omuz omuza olanlarla, Ankara’dan İstanbul’a yürüyenlerin bu ülkeye bir faydası olmaz. Onların derdi başka, bizim derdimiz başka.

Sınırlarımıza yığılan terör örgütleri üzerinden ülkemizi kaosa, kana, ateşe boğma girişimlerini hatırlayın. DEAŞ’la sahada göğüs göğse çarpışan tek NATO müttefiki olmamıza rağmen ülkemize atılan ahlaksız iftiraları hatırlayın. Uluslararası alanında sergilenen sinsi tecritlerle savunma sanayinden ekonomiye her konuda Türkiye’ye diz çöktürme çabalarını hatırlayın. Biz tüm bunlarla mücadele ederek ülkemizi bugünkü seviyesine getirdik. Bunu sizlerle beraber, sizlere güvenerek birlikte yaptık. Bedelini ödemediğimiz hiçbir eser, hiçbir hizmet, hiçbir kazanım, hiçbir ileri adım göremezsiniz.

Hamdolsun geçtiğimiz 20 yılda ülkemizde kurduğumuz bu güçlü demokrasi ve kalkınma altyapısı sayesinde bugün Türkiye yüzyılı vizyonunu konuşabiliyoruz. İşte Cumartesi günü açılışını coşkuyla yaptığımız ülkemizin ilk yerli ve milli otomobili TOGG’u Cumhuriyetimizin yeni asrının kıvılcımı olarak değerlendiriyoruz.

İnşallah ekonomide sağlayacağımız ilerlemelerle savunma sanayi başta olmak üzere çeşitli alanlardaki kalkınma projelerimizi hayata geçirmeyi sürdürerek yolumuza devam edeceğiz. İHA’larla, SİHA’larla, Akıncı’larla, evet Hürkuş’larla, Gökbey’lerle yolumuza devam edeceğiz, milli ve yerli olarak devam edeceğiz. Cumhuriyetimizin 100. Yılını bu şekilde karşılarken gençlerimize 2053 vizyonunu güvenle inşa edecekleri bir Türkiye bırakmak için de daha çok çalışacağız, bu bizim görevimiz. Ama unutmayın, siz burada önemli bir görevi üstleniyorsunuz ve vesayet güçlerine en ufak bir fırsat vermeyeceksiniz. Türkiye nasıl koalisyonlar devrini geride bıraktıysa, terör örgütlerinin kanlı tehditlerini sınırları dışına ittiyse, asırlık gecikmeyle de olsa altyapı eksiklerini tamamladıysa, siyasi ve ekonomik istiklaline sahip çıktıysa, devlet ve millet olarak özgüvenini güçlendirdiyse, Cumhuriyetini bir asır yaşatma başarısını gösterdiyse, Allah’ın izni ve 85 milyonun desteğiyle Türkiye yüzyılı da adım adım gerçeğe dönüşecektir.  Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu duygularla bir kez daha mezuniyet sevinçlerine ortak olduğumuz mezunlarımız ile onları yetiştiren akademik kadroyu şahsım ve milletim adına tebrik ediyorum. Komiser yardımcısı olarak teşkilata katılan sizlere görev yerlerinizde başarılar diliyorum.

Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Kalın sağlıcakla.