E-İnsan Programı’nda Yaptıkları Konuşma

18.10.2022

Değerli Misafirler

Sevgili Gençler,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisimiz tarafından düzenlenen E-İnsan Programı’na hoş geldiniz.

Biz insanı yaşat ki, devlet yaşasın, düsturuyla tüm çalışmalarının merkezine insanı yerleştirmiş bir hükümetiz. Ülkemize kazandırdığımız demokrasi ve kalkınma devrimlerinin gerisinde hep önce insan anlayışı vardır. İktisadi kalkınmanın bir ayağı fiziki altyapı ve hizmet unsurları ise, diğer ayağı da yetişmiş insan kaynağıdır. Bu ikisi bir araya gelmeden kalkınma gerçekleşmez. Dolayısıyla Türkiye’nin kalkınmasını sadece yollarda, köprülerde, barajlarda, tünellerde, binalarda aramak eksik bir yaklaşımdır ki bunu başarıyla icra etmiş bir hükümetiz. Asıl büyük kalkınma atılımını eğitimiyle, öğretimiyle, sağlığıyla, sporuyla, sosyal destekleriyle ve diğer tüm unsurlarıyla insan kaynağımızı geliştirmekte gösterdik. Esasen ülkemizin geçmişte yaşadığı sıkıntıların da en önemli yansımaları insan kaynağımız üzerinde ortaya çıkmıştı. Vesayet dediğimiz anlayış, insanlarımızın çoğunluğunun sadece karar alma ve yönetim mekanizmalarından değil, aynı zamanda temel hak ve özgürlüklerden de mahrum bırakmanın adıdır. Milletimizin kahir ekseriyeti uzunca bir süre eğitim-öğretim hizmetine ulaşamayarak fırsat eşitliği, sağlık hizmetine ulaşamayarak yaşama hakkı, temel altyapı hizmetine ulaşamayarak kaliteli hayat sürme, sosyal desteklere ulaşamayarak sosyal devlet güvencesine kavuşma, velhasıl insan olmanın gerektirdiği pek çok imkândan faydalanamamış olmasıdır.

Geçtiğimiz 20 yılda ülkemize kazandırdığımız ve asırlık kayıplarımızı telafi ettiğine inandığımız her bir eser ve hizmet, işte bu eksikleri giderme amacı taşıyordu. Hamdolsun bugün 81 vilayetimizdeki 85 milyon vatandaşımızın her biri eğitim-öğretimden sağlığa, ulaşımdan spora tüm alanlarda belirli bir standardın üzerinde hayat kalitesine sahiptir. Çocuğunu okutmak isteyen için anasınıfından üniversiteye kadar tüm eğitim-öğretim kanalları ücretsiz olarak sonuna kadar açıktır. Sağlık hizmetlerini ilk nefesten son nefese kadar hayatın her alanını kapsayacak şekilde, gelişmiş ülkelerin dahi çok üzerinde standartlarda veriyoruz. Artık biz şehir hastanelerimizle hamdolsun Cleveland vesaire buraları aşmış bir ülke duruma geldik. Şu anda bu noktada hocalarımız çok çok başarılı operasyonlar gerçekleştiriyorlar.

İşte en son malum Bartın’daki Amasra olayında 41 şehidimiz var. Ancak bu 41 şehidimizin dışında bütün oradaki yaralılarımıza anında müdahaleyle onları sağlıklarına kavuşturmak, 6 tane de ağır olan ki bir tanesi şuuru açıktı, hastanede ziyaret ettim, diğer 5 tanesinin durumu biraz sıkıntılı ve onlarla Belediye Başkanlığım döneminde İstanbul’da –isim vermeyeceğim- yanık için bir hastane veya hastanede böyle bir bölüm yoktu. Bir tane söylediler, orayı gezdim, gezdiğimde maalesef paslı küvetler vardı, ama biz şimdi bunları aştık. Şu anda şehir hastanelerimizde böyle bir sıkıntı yok ve İstanbul’daki Çam Sakura Hastanemizde tedavi gören, bu yanık durumları ağır olan, yüzde 60-yüzde 80 konumundaki bu hastalarımız şu anda Türkiye’de adeta bir numara konumunda olan profesörlerimiz tarafından tedavileri yapılıyor. Estetikte şu anda yine aramızda olan değerli hocalarımız Türkiye’de çok çok ciddi operasyonlar gerçekleştiriyorlar. Nereden nereye geldiğimizi söyleme bakımından bunlar çok önemli.

Terörle mücadeleye geldiğimizde, terörle mücadeleden sınır emniyetine ve asayişe kadar tüm alanlarda huzuru tesis ederek insanların gece-gündüz güven içinde hayatlarını sürdürebilmelerini sağladık. Hatırlayın, Güneydoğu’da belli saatten sonra dışarı çıkmak mümkün değildi, ama şimdi gece saat 12’ye 1’e kadar vatandaşlarımız dışarıda bütün kafeteryalarda, restoranlarda geziyorlar, böyle bir durumları var; buralara geldik, bu durumu gördük. Bunlar durup dururken olmadı, büyük bir azmin, kararlılığın neticesinde bunu gerçekleştirdik. Ülkenin dört bir yanında eğer bu huzur varsa, bu konfor varsa, güvenli ulaşımı temin eden uçak seferleri başladıysa ki göreve geldiğimizde Türkiye’de 26 havalimanımız vardı, ama şimdi 58 havalimanına ulaştık. Türkiye’nin dört bir yanına havalimanından indikten sonra yarım saat, bilemediniz 45 dakikada evinize ulaşabiliyorsunuz.

Göreve gelirken şunu söylemiştim: Batıda ne varsa, Doğu’da da, Güneydoğu’da da o olacak demiştik ve bunu başardık. Zira burası Türkiye, artık geri kalmış ülkeler silsilesi içerisinde değil, az gelişmiş de değil, ya? Türkiye de artık gelişmiş ülkeler programı içerisinde yerini aldı.

Türkiye, dijitalleşme sürecinde 900’den fazla kurumunun 6 bin 800’den fazla hizmetiyle 61 milyon kullanıcı sayısına ulaşan e-Devlet Kapısı uygulamasıyla dünyada ilk sıralara yerleşmiştir. Her alanda Cumhuriyet tarihinde yapılanların tamamını 5’e, 10’a katlayan benzer atılımları saymak mümkündür. Gelişen, büyüyen, modernleşen Türkiye’de diğer alanlar gibi özel sektörü ve kamu kesimiyle çalışma hayatı da büyük değişme uğramıştır. Kamu personel rejiminin hükümetlerimiz döneminde değiştirmekte en çok zorlandığımız, halen de istediğimiz seviyeye getiremediğimiz alan olduğunu itiraf etmek isterim. Ülkemizde kamu, diğer huşularda olduğu gibi insan kaynakları yönetiminde de lokomotiftir, modeldir, belirleyici role sahiptir. Bu anlayışla yeni yönetim sistemimizi tasarlarken doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı bir İnsan Kaynakları Ofisi kuralım dedik ve kurduk. Amacımız, bu yapının öncülüğünde hem kamunun, hem de genel olarak ülkenin insan kaynağı projeksiyonunu ve yönlendirmesini yapmaktır. Birleşmiş Milletler kalkınma hedefleriyle de uyumlu bir şekilde yürüttüğümüz çalışmalarımızda fırsat eşitliği, şeffaflık, hesap verilebilirlik, yenilikçilik ve liyakat gibi değerleri esas alan bir insan kaynağı kültürü oluşturmanın peşindeyiz, şu anda bunu kovalıyoruz. İnsan Kaynakları Ofisimiz tarafından bu amaçla geliştirilerek uygulamaya konulan sistemlerin tamamı da yerli ve milli olarak hazırlanmıştır.

Atılan her adımla gençlerimizin ve çalışanlarımızın umutlarını güçlendirecek, özgüvenlerini yükseltecek, becerilerini ve yetkinliklerini arttıracak, devletimizi ve özel sektörümüzü başarıdan başarıya taşıyacak bir yetenek yönetim modelinin inşasını hedefliyoruz. Özellikle işte hemen yanı başımızdaki Millet Kütüphanesi, şu anda dünyada müstesna olan kütüphanelerden bir tanesidir. 24 saat 7’den 70’e tüm insanımıza hizmet veren bu kütüphanemizde biliyorsunuz her türlü imkânları hazırladık, çayıyla-kekiyle vesaire oraya gelip dersini çalışanlar, kitap okuyanlar vesaire bunları yapıp dünyadan gelen liderlere de burayı gezdirdiğimizde hepsi, acaba bu projeyi bize de verir misiniz dediklerinde, seve seve diyerek, biz projeleri verebileceğimizi de söylüyoruz. Çünkü ilmi ve bu tür projeleri biz kendimize has değil, tüm insanlığa has olarak düşünüyoruz, insanlığın emrindedir diyoruz.

Değerli Misafirler,

Ülkemizdeki üniversite sayısını 81 ilimizin tamamına yayarak artırırken bize yöneltilen kimi eleştiriler vardı. Ne gerek var, 76 tane yetmiyor mu, 81 ile niye? Değerli arkadaşlar, şimdi kimsenin söyleyecek sözü kalmadı. Niye? Yani Iğdır’dan oradaki biz gencimiz üniversiteye gidecekse ta İstanbul’a veya Ankara’ya niye gelsin? Biz dedik ki, hocalarımızı biz Iğdır’a gönderelim, oradaki üniversiteye gönderelim, Muş’a gönderelim, Ağrı’ya gönderelim. Ve oradaki üniversitelerimizi yaptık ve şimdi ne oluyor, hocalarımız o üniversitelere gidip, orada dersi veriyor ve oradaki gencimiz Ankara, İzmir, İstanbul, buralara gelme meşakkatini çekmiyor. Yani biz ilmi tahsil etmek için artık hocalarımızı seferber ettik, sağ olsun hocalarımız oralarda bu dersleri vermek suretiyle gençliğimiz çok daha özgüvenle yetişme sürecine başladı. 76’dan nereye çıktık? 208’e çıktık, şu anda 208 tane üniversitemiz var. Ve bütün bu üniversitelerle birlikte oralarda ister istemez anaokulundan ilk, ortaöğretime kadar hepsini de güçlendirerek ayrı bir statüyü yerleştirmiş olduk, artık ilmin adeta ulaşamadığı yer bırakmadık.

Bunların en çok dile getirilenlerinden biri de, bazı üniversitelerimizde boş kalan kontenjanlardı. Gerçi yapılan son düzenlemeyle bu sorun da önemli ölçüde çözüldü, bu sene böyle bir sorun olmadı.

Burada asıl üzerinde durmak istediğim husus şudur: Bizim üniversite sayısını artırma sebeplerimizden biri, geçmişte en büyük sıkıntı kaynağı olan yükseköğretime ulaşılabilirlik sorununu çözmekti. Hamdolsun, bu amacımıza ulaşarak yükseköğretimde sadece ulaşılabilirliği değil, fırsat eşitliğini de temin ettik. Böylece üniversitelerimizi seçkinci bir bakış açısıyla belli zümrelerin, belli gelir seviyesindeki insanların eriştiği bir alan olmaktan çıkardık. Bugün artık ortaöğretimden mezun olan her öğrencimize yetecek seviyede üniversite kontenjanına sahibiz. Şimdi tüm dikkatimizi ve kaynaklarımızı eğitimin kalitesinin yükseltilmesine, üniversitelerden mezun olan gençlerimizin istihdam alanlarının çoğaltılmasına veriyoruz Öncelikle üniversiteye hazırlanan evlatlarımızın doğru bölüm ve meslek tercihi yapabilmelerini temin için 40 bini aşkın rehber öğretmenimizle danışman bilgi sistemi üzerinden iş birliği yapıyoruz.

Ayrıca, üniversitelerimizin mezun iş gücüne katılım performanslarını düzenli olarak ölçen bir sistem kurduk. Yapılan ölçümlere göre hazırlanan raporlar, hem üniversitelere, hem de rehber öğretmenlere gönderilerek ilgili tüm tarafların gerçek fotoğrafı görmesini sağlıyoruz.

Yine tüm üniversitelerde faaliyete geçen kariyer merkezleri gençlerimizle reel sektör arasında bir köprü vazifesi görüyor. Reel sektörün talebiyle gençlerimizin kariyer hayallerini buluşturmaya yönelik Yetenek Kapısı hizmetini devreye aldık. Hâlihazırda 1,2 milyonu aşkın öğrenci ve mezun ile 8 bini aşkın işveren ve kariyer danışmanı Yetenek Kapısı üzerinden ücretsiz bir şekilde bir araya gelebilmektedir.

Öğrencilerimizin yaşadıkları bir diğer önemli sorunu ulusal staj programıyla adil ve verimli bir şekilde çözüme kavuşturduk. Kişisel bilgilerin gizli tutulduğu yetenek havuzu, kurumlarımızın stajyer öğrenci temininde giderek daha çok rağbet gösterdiği bir diğer önemli programımızdır. Böylece, herhangi bir aracıya ve onun getirdiği şüpheye mahal bırakmadan, stajyer insan kaynağı arzıyla talebini buluşturma imkânı elde ettik. Bu sistemde herkesin referansı kendi kabiliyeti, birikimi ve vizyonudur. Son 2 yılda 160 bini aşkın gencimiz ücreti ve sigortası devlet tarafından karşılanan bu program üzerinden kamu kurumlarında staj yapma imkânı bulmuştur. Programın OECD tarafından örnek uygulama olarak gösterilmiş olması, doğru istikamette gidildiğinin işaretidir.

Bugüne kadar 23 ayrı yerde 400 bini aşkın kayıtlı gencimizi 5 binden fazla işverenle bir araya getiren bölgesel kariyer fuarları da bir diğer önemli çalışmamızdır. Yurt dışında eğitim gören Türk vatandaşı veya mavi kart sahibi yetenekleri kazanmaya yönelik uluslararası kariyer fuarlarımızı da 10 ayrı ülkede gerçekleştirdik. Türkiye artık iyi eğitimli evlatlarının kariyer için yurt dışına gittiği değil, yurt dışında eğitim gören evlatlarını kendine çeken bir cazibe merkezi olmuştur. Hatta diğer ülke vatandaşlarından yetenekler de küresel marka haline gelen şirketlerimizde çalışmak üzere Türkiye’ye yönelmektedir. Dikkat ederseniz, binlerce Türk vatandaşı istihdam etmek için çağrı açan yabancı şirketler mevcut, bu noktaya geldik. Birkaç başvuruyla yetinmek zorunda kalıyordu birileri, çünkü kendini iyi yetiştirmiş bir gencimiz için ülkemizde çalışmak yurt dışında çalışmaktan her bakımdan çok daha caziptir.

İnsan kaynakları alanında yaptığımız düzenlemeler, kurduğumuz sistemler, hayata geçirdiğimiz uygulamalar, liyakat, eşitlik, yenilikçilik temeli üzerinde her gencimizin önünde tüm kapıları açıyor. Birilerinin yalan-yanlış, çarpıtma üzerine kurulu karalama kampanyalarına lütfen hiç kimse aldırmasın. Şu veya bu sebeple yapılmış istisnai bir uygulamayı genelleştirmeye kalkanlar, aslında kendi kifayetsizliklerini örtmeye çalışıyorlar. Ülkemizin en gözde, en itibarlı kurumlarının insan kaynağı yapısını bilenler, bir bardak suda kopartılmaya çalışılan fırtınaların ne kadar anlamsız olduğunu zaten görmektedir.

Gençlerimizden, bu tür hezeyanlara asla itibar etmeden kendilerine sunduğumuz fırsatları en güzel şekilde değerlendirerek tüm enerjilerini ve yeteneklerini aydınlık geleceklerinin inşası için kullanmalarını istiyorum.

Değerli Kardeşlerim,

Kamunun personel alımları konusunda e-devlete entegre yenilikçi bir sistem olan Kariyer Kapısı platformunu geçtiğimiz yıl hizmete sunmuştuk. Başvurudan yerleştirmeye kadar tüm süreçlerin dijital ortamda yürüdüğü bu sistemin etkinliği giderek artmaktadır. Platforma bugüne kadar 100’ü aşkın kamu kurumu entegre olmuş, 3 milyon başvuru yapılmış, açılan 2130 pozisyonla ilgili işlemler başarıyla yürütülmüştü. Ayrıca, kamudaki görevde yükselme ve terfi işlemleri de Kariyer Kapısı üzerinden yapılmaya başlanmıştır.

Kamu çalışanlarının gelişimi de üzerinde önemle durduğumuz bir diğer husustur. Merkez, taşra ve yurt dışı teşkilatlarındaki tüm kamu görevlilerinin zaman ve mekân bağımlılığı olmadan dijital platformlar üzerinden eğitim almasını sağlayacak bir sistemi bu arada hayata geçirdik. Uzaktan eğitim kapısı dediğimiz bu hizmetten binin üzerinde kurumumuza ve 659 yerel yönetimimize bağlı 3,8 milyonu aşkın kamu personelimiz istifade etmiştir. Bünyesinde 30 bini aşkın eğitim materyalinin yer aldığı bu platformdan kamu çalışanlarının yarısının hizmet alabilmesini sağladık. Yaptığımız eğitim ihtiyaç analizinden çıkan sonuçlar ışığında, bu sistemi bir üst seviyeye yükseltmenin hazırlıklarını şu anda yapıyoruz.

Uzaktan Eğitim Kapısı başta olmak üzere faaliyete geçirdiğimiz platformların 2 yıldaki ziyaretçi adedi 400 milyonu geçmiştir. Bu nereden nereye geldiğimizi göstermesi bakımından çok çok önemli, bu hizmetlerin ülkemize sağladığı katma değer 20 milyar lira, karbon emisyonu salınımına faydası yılda 136 bin ton olarak hesaplanmaktadır. Tabii bu anlattıklarımız, geçmişte yaptıkları sınavların kâğıtlarını koydukları çuvalların ağzını bile açmadan kamuya personel yerleştiren, halen yüzdelik oranlarla ittifak ortaklarına personel taksimatı yapan zihniyetin aklının alamayacağı devrimlerdir.

Elbette sadece bu kadarla kalmıyoruz, önümüzdeki yıl Ulusal Staj Programımızdaki stajyer öğrenci sayısını 150 bine çıkartıyoruz. Staj sürelerinin de öğrenci ve kurum arasındaki karşılıklı rızaya bağlı olarak üç aya kadar uzatılabilmesini sağlıyoruz.

Özel sektörümüzden beklentimiz; şimdi biz devlet olarak, kamu olarak bunu yapıyoruz, şimdi burada aramızda özel sektörün devleri var. Evet, özel sektörde 150 bin öğrenciye benzer şartlarda staj imkânı vererek toplamda bu sayıyı 300 bine ulaştırmamıza destek vermeleridir. El ele vereceğiz, dayanışma içinde olacağız ve sıçramamızı bir anda gerçekleştireceğiz.

Bu vesileyle gençlerimize bir de müjde vermek istiyorum; Ulusal Staj Programı’nın 2023 yılı başvurularını bugün itibariyle açıyoruz. Ayrıca, yaz stajları için ödediğimiz asgari ücretin yüzde 30’una tekabül eden rakamı 2023’ten itibaren asgari ücret seviyesine yükseltiyoruz.

İlave olarak, staj sonrası öğrencilerimizin yarı zamanlı çalışmaya devam edebilmelerini temin amacıyla geliştirdiğimiz Yetenek Yönetim Modelini de yaygınlaştırıyoruz.

Hem kamu, hem özel sektör tarafının uzun zamandır beklediğini bildiğimiz Türkiye’nin insan kaynakları envanterinin hazırlıklarını tamamladık. Bir sonraki adım olarak kamu ve özel sektörün gelecekte ihtiyaç duyacağı beceri ve yetkinlikteki insan kaynağının belirlenmesi amacıyla 2023-2027 stratejik insan kaynağı planlamasının çalışmalarına başladık. Amacımız; Türkiye’nin 2053’e kadar ihtiyaç duyacağı insan kaynağını yetiştirmemizin önünü açacak kapsamlı bir planlamayı tüm tarafların katılımıyla gerçekleştirmektir.

Ülkemizin ürettiği her modelin Balkanlar’dan Orta Asya’ya kadar geniş bir coğrafyadaki dostlarımızın da önünü aydınlattığının bilinciyle bu çalışmaları yürütüyoruz.

Her faaliyetimizi “Zorlaştırmayınız, kolaylaştırınız” öğüdüne uygun şekilde hayata geçiriyoruz.

Bugünkü toplantımızın konusu olan E-İnsan Projemiz, sizlerle paylaştığımız tüm bu araçların ve daha fazlasının tek çatı altında sunulduğu, bütünleşik bir dijital hizmet noktasıdır. Verilen hizmetler ve kullanılan teknolojik altyapı itibariyle bu proje, dünyanın en gelişmiş mobil dijital platformu özelliğine haizdir.  E-İnsan’a entegre edilen –burası çok önemli- blockchain teknolojisi sayesinde verilen her hizmet, insanlarımızın sisteme emanet ettiği her beceri ve bilgi koruma altındadır. Ülkemizin en önemli yetenek havuzunu burada oluşturarak, uluslararası akreditasyon da sağlamak suretiyle insan kaynağımızı dünya çapında rekabet edebilecek seviyeye çıkartmak istiyoruz. Gençlerimizi, kurumlarımızı, reel sektörümüzü E-İnsan üzerinden sunduğumuz tüm hizmetleri etkin şekilde kullanmaya davet ediyorum.

Türkiye yüzyılını inşa ederken en büyük desteği alacağımız kaynaklardan birinin de işte burada verilecek hizmetler olacağına inanıyorum.

“Dünya koşuyorken yolun üstünde yatılmaz;

Davranmayacak kimse bu meydana atılmaz.

Müstakbeli bul, sen de koşanlarla bir ol da;

Maziyi fakat yıkmaya kalkışma bu yolda.”

Evet, biz geçmişte dünya koşarken ülkemizin önüne yatanlardan çok çekmiş bir milletiz. Onun için bugün davranmayacak olanlara meydanı bırakmamakta kararlıyız. Ben hocalarımıza güveniyorum, gençlerimize güveniyorum ve bu işi başaracağımıza inanıyorum.

Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi’miz tarafından sunulan E-İnsan Dijital Hizmet Noktasının hayırlı olmasını diliyorum. Bu projenin hayata geçirilmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.