TÜGVA 5. Olağan Genel Kurulu ve 6. Gençlik Buluşması’nda Yaptıkları Konuşma

09.10.2022

Sevgili Gençler,

Türkiye Gençlik Vakfı’nın Kıymetli Mensupları,

Değerli Kardeşlerim,

Sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. TÜGVA 5. Olağan Genel Kurulu ile 6. Gençlik Buluşması’nın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Kuruluşundan bugüne kadar vakfımızın faaliyetlerinde emeği geçen tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum. Genel Kurulda görev alacak kardeşlerime şimdiden başarılar diliyorum.

Bugün TÜGVA 81 il ve 571 ilçedeki temsilcilikleriyle bünyesindeki 41 yurt, 40 icathane, 80 kıraathane, 300 gençlik merkeziyle, 300 bini aşkın üyesiyle ülkemizin en büyük gençlik hareketi haline gelmiştir.

Vakfımızın burslarıyla, yurtlarıyla, eğitim-öğretim çalışmalarıyla, kamplarıyla, kültür, sanat ve spor faaliyetleriyle gençlerimizin hayatlarının her alanında verdiği hizmetleri takdirle takip ediyorum. Ülkemizin yanı sıra yurt dışında da faaliyet gösteren vakfımızın kuruluş gayesine uygun şekilde iyiyi, güzeli, hakkı, adaleti esas alan çalışmaları geleceğimize güvenle bakmamızı sağlıyor. Tabii bu tablonun bilhassa bizim neslimiz için ayrı bir önemi vardır. Türkiye’nin en kıymetli hazinesi olan gençliğinin bir kısmını küresel güç baronlarının emperyalist hezeyanlarına kurban verdiğimiz dönemlerin acıları hâlâ yüreklerimizde tazedir. TÜGVA, bu ülkenin ve dostlarının gençlerini milletimizin ve onunla birlikte tüm insanlığın hayrına çalışmalar yürütecek bilince ve birikime sahip kılmak için verdiğimiz mücadelenin en önemli kurumsal markalarından biri haline gelmiştir. Bu çatı altında yürütülen mücadeleden rahatsız olanların, yalan ve iftira çıtasını sürekli yükseltmesinin gerisinde işte bu hakikat vardır. Artık bu ülkenin gençlerini PKK gibi, FETÖ gibi, DEAŞ gibi terör örgütleri, fikri ve cinsi sapkınlık akımları üzerinden heba edemediklerini görenler elbette TÜGVA’ya saldırmaya devam edeceklerdir.

Ne diyorlar? Gençlik olarak çok güçlüymüşler. Ne alaka? İşte gençlik burada, gençlik burada. Hamdolsun Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştaki siz gençler, inancınızdan, medeniyetinizden, ecdadınızdan aldığınız ilhamla tüm bu saldırıların üstesinden gelecek, hedeflerinize kararlılıkla yürüyecek azme, iradeye, güce, kabiliyete sahipsiniz. Hazreti Mevlana sorar, kişinin değeri nedir? Sonra kendisi cevaplar; aradığı şeydir. Evet, sizler ilimden sanata, spordan teknolojiye kadar her alanda ne aradığınızı bildiğiniz için değerlisiniz.

Gençler, aradığımız şey; Hazreti Adem Aleyhissalatu Vesselam’dan bugüne insanlığın iman ve hikmet ocağında şekillenmiş tüm birikimdir. Aradığımız şey; Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam’dan bugüne İslam medeniyetinin inanç ve ilim membaından süzülüp gelen tüm hazinelerimizdir. Aradığımız şey; milletimizin Malazgirt’ten bugüne coğrafyamıza bilek gücü ve gönül enginliğiyle ilmik ilmik okuduğu tüm değerlerimizdir. Aradığımız şey; asırlık kayıplarımızın ardından her alanda yeniden yükselişimizin ifadesi olan, hep birlikte verdiğimiz işte bu mücadeledir. Arapçada bir tabir var; artık gerisini sen kıyas et. Bu söze uygun şekilde saatlerce, günlerce konuşsak bitiremeyeceğimiz asıl meramımı sizlere aktarabildiğime inanıyorum.

Türkiye, bir asır önce istiklali ve istikbali uğruna gençlerinin önemli bir kısmını cephelerde feda etmişti. Cumhuriyet tarihi boyunca da vesayetten darbelere, yokluklardan siyasi kavgalara kadar nice badireler geçiren ülkemizde bunların faturasını en çok ödeyen gençlerimiz olmuştu. Yıllarca birilerinin kirli siyasetinde bu ülkenin daha ömrünün baharındaki nice genci araç olarak kullanıldı, tıpkı bir bozuk para gibi harcandı. Siyasi parti tabelası arkasına gizlenmiş fitne yuvalarında kandırdıkları gençlerimizi bölücü örgütün elebaşlarına, Kandil’deki terör baronlarının sinsi emellerine kurban ettiler. Bunun için biz sorumluluk üstlendiğimiz her yerde ve her vakit attığımız adımları gençlerimizle birlikte planladık ve hayata geçirdik. İşte bu gençlik burada, tavizsiz bir gençlik. Sıradan bir gençlik değil, attığı adımı bilen, istikametini bilen.

“Yol O'nun varlık O'nun, gerisi hep angarya

Yüzüstü çok süründün ayağa kalk Sakarya...” diyen bir gençlik.

İktidarlarımız boyunca yaptığımız her faaliyetin de odağında gençlerimiz var. Hamdolsun bugün de gençlerimizle birlikte yol yürümeye devam ediyoruz. Gittiğimiz her ilde Ankara ve İstanbul’daki programlarımızın her safhasında gençlerimizle bir araya gelmeye önem veriyoruz. Sizlerin enerjisi gücümüze güç katıyor.

Gençler, ben size inanıyorum, size güveniyorum. Sizin ufkunuz ve hayalleriniz, vizyonumuzu genişletiyor. Sizlerin sadakati ve samimiyeti saflarımızı sıklaştırıyor. İyi ki sizler gibi yol arkadaşlarına sahibiz. İyi ki sizler gibi milletimizin aydınlık geleceğini temsil eden fidanlara sahibiz. İyi ki sizler gibi ülkemizi huzuru kalple emanet edeceğimiz kadrolara sahibiz. Sizleri görünce Üstat gibi diyoruz ki;

“Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes!

Ey kahpe rüzgâr, artık ne yandan esersen es!..”

Gençler, şunu unutmayın: Biz varız, bir de karşımızda malum düşmanlar var. Ne diyor Üstat:

“Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın,

Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın.”

Bu anlayışla bu yolda yürüyoruz. Varsa eğer birileri, oldukları gibi görecekleri de vardır.

Sevgili Gençler,

Değerli Misafirler,

Siyasi, ekonomik, askeri, diplomatik olarak kendi iradesini ortaya koyan, kendi hedeflerine doğru yürüyen Türkiye fotoğrafı şekillendikçe yeni durumlarla karşılaşıyoruz. Bu tarihi süreçte yaşadığımız her hadise, karşımızdakilerin gerçek yüzünü ortaya koymaya başladı.

Şimdi gençler, burayı iyi dinleyin; demokrasi diyenlerin maskeleri inince altından barbar suratları çıktı. Özgürlük diyenlerin maskeleri inince altından faşist suratları belirdi. Hak-hukuk diyenlerin maskeleri inince altından zalim suratları fırladı. Hoşgörü, çoğulculuk, öteki diyenlerin maskeleri inince altından bencil suratları görüldü. Biz insanlığın tüm birikimi gibi demokrasiye de, özgürlüklere de, hak ve hukuku da, hoşgörüye de sahip çıkmayı elbette sürdüreceğiz, bunu biz başarırız. Çünkü bu kavramlarla ifade edilen değerler tüm insanlığa aittir. Onların bu kavramların ardına gizledikleri çirkin suratları bize emsal teşkil edemez. Medeniyetimizin bize çizdiği sınırlar, onlar gibi olmamıza asla izin vermez. Bu toprakların, bu kültürün evlatlarıysak, barbar olamayız, faşist olamayız, zalim olamayız, bencil olamayız. Biz yaratılanı Yaradan’dan ötürü seven bir medeniyetin mirasçıları olarak kendi milletimizi yükseltmek için çalışırken kalbini ve gözünü bize yöneltmiş hiçbir insanı dışlayamayız. Biz, irfansız ilimden Allah’a sığınan bir kültürün mensupları olarak kendi gönül coğrafyamızdaki hiçbir şeye, hiçbir kimseye sırtımızı dönemeyiz. Biz kurtuluşu Allah’ın ipine sarılmakta gören bir inancın müntesipleri olarak asırlardır içimize yerleştirilen Truva atlarının oyunlarına artık gelemeyiz. Öyleyse bir yandan ülkemizin ve milletimizin yükselişinin maddi temellerini inşa ederken, onunla beraber yeni nesillerin kalplerini, gönüllerini, ruhlarını doyuracak iman çatısını da kurmalıyız. Ecdadımız bu şekilde üç kıta, yedi iklimde barışın, adaletin, huzurun, refahın bayrağını dalgalandırmıştır.

Gelin bu toprakları kendimize nasıl vatan yaptığımızı şairin dilinden dinleyelim:

“Anlar Diyar-ı Rum’a tac-ü teberle geldiler

Kimi Yunus

Kimi Tapduk

Kimi Hacı Bektaş-ı Veli

Gökte rahmet

Yerde nimet

Dört yana serpildiler

Anlar gelende bir avuc buğdaydılar

Oluklar yetmedi dolup taştı

Bir ucun anda kaldı

Bir ucun beller aştı

Çokluğun gökte yıldızlar ile bir saydılar

Kimisi hisar oldu kimisi burç

Kimisi oldu sahib-ül huruç

Ulû emre pir oldular

Şol Diyâr-ı Rum mülküne saltanatsız kuruldular.”

Evet, bu toprakları bizlere eline, beline, diline sahip olma düsturuyla verdikleri mücadele sayesinde vatan olarak bırakan ecdadın her birini rahmetle, şükranla, tazimle yâd ediyoruz. Rabbim bizlere de onlar gibi bu topraklara imanın, ilmin, irfanın, cihadın buğdaylarını ekmeyi, onlar gibi bu buğdayları gönül pazarında kavurarak harmanlamayı nasip eylesin diyorum.

Maziden atiye kurduğumuz köprünün her bir rengi, her bir değeri bizim için önemlidir. Hep söylediğimiz gibi, bu ülkenin 85 milyon insanının her biri birinci sınıf vatandaşımızdır. Yine hep altını çizerek ifade ettiğimiz gibi, bizim ne terör örgütlerine, ne sapkın akımlara, ne de diğer ülkelere kaptıracak tek bir evladımız yoktur.

Yasin Börü’nün katillerinin nerede olduğunu biliyoruz. Yasin Börü gibi yavrularımızı maalesef Diyarbakır’da katledenleri biliyoruz. Ve onlar adına şu anda onların kurtuluşu için can simidi atan Bay Kemal’i de biliyoruz, onun yandaşlarını da biliyoruz, ama bunlara asla prim vermeyeceğiz.

Kardeşlerim; nasıl hep birlikte Türkiye’ysek, nasıl hep birlikte Türk milletiysek, nasıl hep birlikte tüm mazlumların ve mağdurların umuduysak, Anadolu kıtası büyülüğündeki dava taşını gediğine de yine hep birlikte koymaya var mıyız? Var mıyız?

Türkiye yüzyılını kurarken izleyeceğimiz yol haritamız medeniyetimizin ve tarihimizin önümüze serdiği işte bu müktesebattır. Bu yolda bizimle yürümek isteyen her bir insanımıza, her bir gencimize, kollarımız da, yüreğimiz de sonuna kadar açıktır. Tabi gençlerin bize gelmesini beklemeyecek, biz onlara gideceğiz. İşte bu salonu dolduran TÜGVA mensupları da ülkemizdeki tüm gençlerimize ulaşma kanallarımızdan biridir, en önemlisidir. Rabbim yolunuzu, bahtınızı açık etsin, gayretinizi artırsın diyorum.

Sevgili Gençler,

Değerli Misafirler,

Ülkemizi geçtiğimiz 20 yılda nasıl asırlık eser ve hizmetlere kavuşturduysak, inşallah Türkiye yüzyılının inşasına da sizlerle birlikte gerçekleştireceğiz. Bizim gençliğimiz, hep Ayasofya’nın açılması, inançlarımız ve değerlerimiz üzerindeki baskıların kalkması, bu özlemle, mücadeleyle geçti; ah ah Sultan Ahmet’in dili olsa da konuşsa. Hep öyle konuştuk, oradaki Dikilitaş’ın önünde Ayasofya’nın açılacağı günü konuştuk. Ama Rabbim o açılışı bize nasip etti, Rabbime sonsuz hamdüsenalar olsun. Bunun daha gerisi de olur mu? İnşallah o da olur, yeter ki biz bir olalım, iri olalım, diri olalım, kardeş olalım, hep birlikte Türkiye olalım.

Türkiye, maddi kalkınma unsurlarıyla birlikte manevi dünyasını gölgeleyen bu zincirlerden de ne yaptı, kurtuldu. Gerçi birileri hala ülkemizde yasakçılığın istismarını ve ticaretini yapmayı sürdürmeye çalışıyor. Ama hamdolsun, Türkiye artık bu zihniyetin hezeyanlarını aşmış olarak çok daha büyük hayallerin, çok daha büyük hedeflerin peşindedir. Bu anlayışla kendi yaklaşımlarımızı, kendi tekliflerimizi, kendi icraatlarımızı milletimizin takdirine sunuyoruz.

Türkiye yüzyılının inşası konusunda en çok siz gençlerimize güveniyoruz. Sizlerin de kendinize güvendiğinizi biliyoruz. Bu özgüven için de her türlü imkânı sağladık. Eğitimden sağlığa, güvenlikten adalete, ulaştırmadan enerjiye, sanayiden spora her alanda kendinizi gerçekleştirebileceğiniz altyapıyı kurduk. Gençler, kökenden inanca, kılık kıyafetten eğitime her konuda insanlarımızın özgürlük alanlarını kısıtlayan yasakları kaldırdık. Dünyayı tanıyan, ülkesini tanıyan, kendine güvenen bu gençlerimize onlara emanet edeceğimiz 2053 vizyonunu şekillendirmek için çok daha fazla gayret bekliyoruz.

Ne demek istiyorum? 2023 için gece-gündüz demeden kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Ana Kademe, Kadın Kolları, gençler; kapı-kapı dolaşmaya var mıyız?

Unutmayın, elbette her yenilik, her devrim, her reform türlü engellerle karşılaşacaktır. Benim karşımda şu anda muhafazakâr devrimciler var. Ben muhafazakâr devrimcilerle 2023’ü evvel Allah başarıyla bitireceğimize inanıyorum. Ama gençlerimizde bunların hepsini de aşacak azmi, iradeyi, enerjiyi görüyorum. Tarih boyunca da hep böyle olmuştur. Tarımda en büyük devrimlerden biri olan traktörü icat eden Henry Ford taşlanmıştı, ama yoluna devam etmişti. Dünyanın yuvarlak olduğunu söyleyen Galilei zindana atılmıştı, ama tezinden vazgeçmemişti. Engelli olduğu için yarışamayacağı söylenen Enzo Ferrari pes etmemiş, dünyanın en iyi yarış arabasını yapmıştı. Büyüme hormonu yetersizliği sebebiyle spor yapamayacağı söylenen Messi, mücadeleye devam ederek dünyanın en iyi futbolcusu olmuştu. Oyun pistinde araba kullanırken beceriksiz, diye alay edilen Schumacher dünyanın en iyi yarış pilotu seçilmişti. Bir ara duyma yetisini kaybeden Beethoven besteleriyle müzik tarihinin zirvesine yerleşmişti. Uçma denemeleri alay edilerek karşılanan Hazerfen, Galata Kulesi’nden Üsküdar’a uçarak tarihe geçmişti. Haliç’in önüne gerilen demirleri aşamayacağı söylenen Fatih, gemilerini karadan yürüterek İstanbul’u fethetmişti. Velhasıl dünyaya ve insanlığa büyük hizmetleri olan bu isimlerin hiçbiri de kendilerine dayatılan yapamazsın, edemezsin, başaramazsın telkinlerine kulak vermeyip hedeflerine ulaşmışlardı. Sizlerden de ricam şu: Hayallerinizden vazgeçmemenizi, kendinize inanmanızı, çalışmanızı ve azmetmenizi istiyorum. Unutmayın, “Lâ taknetû min rahmetillâh” Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin ve bu inançla yola devam edin. Yine unutmayın, mermeri delenin suyun gücü değil sürekliliği olduğunu asla unutmayın. Büyüklerimiz, azimle iman –ne derlerdi- tekeden süt çıkartır derlerdi. Vaka bu, tabiatın kurallarını değiştirmeyi değil çok çalışarak hedefe ulaşmayı kastediyorlar.

Gençlerimizin bu dinamizmlerini, bu potansiyellerini sapkın akımları öne çıkarmak suretiyle heba ettirmek isteyenlerin hangi sinsi hesaplar peşinde koştuklarını gayet iyi biliyoruz, bu oyunların hepsinin de farkındayız. Geleceği tehdit altında olan toplumların düştüğü hataya ülkemizin de sürüklenmesine izin vermeyeceğiz. Aile kurumunun korunması ve güçlendirilmesi başta olmak üzere bu doğrultuda gereken her türlü tedbiri alacak, her türlü teşviki yapacağız.

Ülkemizin her köşesinde yaydığımız üniversitelerle, yaptığımız yurtlarla, spor tesisleriyle, kültür merkezleriyle, kurduğumuz atölyelerle, kütüphanelerle gençlerimizi hayallerine yaklaştırmak için her türlü çabayı gösteriyoruz. Gümbür gümbür gelen TEKNOFEST gençliğinin heyecanı bize de sarıyor. Ve yılsonuna kadar inşallah, önümüzdeki yılı kastediyorum; İstanbul, Ankara, İzmir’de de TEKNOFEST zirvelerini yapacağız.

Dünyanın dört bir yanından farklı alanlarda başarı haberlerini aldığımız gençlerimizin sevinci de bizi kuşatıyor. Böyle evlatlara sahip olduğumuz için en az anne-babaları kadar gurur duyuyoruz. TÜGVA gençliği, işte bu gençliktir.

Bu duygularla, şimdi şöyle bir ayağa kalkalım. Hep beraber inşallah şimdiden 2023’e mesajımızı verelim.

Gençler, hazır mıyız?

Tek millet… Gençlere bu yakışmaz, böyle ses çıkmaz.

Tek millet… Tek bayrak… Tek vatan… Tek devlet…

Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.

Sizleri saygıyla selamlıyorum.

Genel Kurulumuzun hayırlara vesile olmasını diliyorum. Yeni görev alacak kardeşlerime başarılar temenni ediyorum. Ve inanıyorum ki çok daha ileri, çok daha ileri, çok daha ileri devam edeceğiz.

Kalın sağlıcakla.