105 Yeni Yurt Binası Resmi Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

14.09.2022

Gençlik ve Spor Bakanlığımızın Değerli Mensupları,

Sevgili Genç Kardeşlerim, Kıymetli Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Sizlerin şahsında ülkemin bütün gençlerini, bütün üniversite öğrencilerini canıgönülden selamlıyorum.

Sözlerimin hemen başında dost ve kardeş Azerbaycan’ın vatan topraklarını müdafaa için yürüttüğü mücadelede verdiği son şehitlerimize Allah’tan rahmet dilemek istiyorum. Ermenistan’ın Azerbaycan’ın zaferiyle neticelenen savaşın ardından varılan anlaşmayı ihlali sonucu yaşanan bu durumu kabul edilemez buluyoruz. Her zaman olduğu gibi bu gelişme karşısında da Azerbaycanlı kardeşlerimizin yanında olduğumuzu tüm dünya bilmelidir. Karabağ Savaşının akabinde imzalanan anlaşmanın şartlarını yerine getirmediği gibi, sürekli saldırgan tavırlar sergileyen Ermenistan tarafı için bu tutumun elbette sonuçları olacaktır. Temennimiz; Ermenistan’ın bu yanlış yoldan bir an önce dönmesi, mutabakat şartlarını süratle yerine getirmesi, vaktini ve enerjisini barışı güçlendirme yönünde kullanmasıdır. Bir kez daha şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, yaralılarımıza Rabbimden acil şifalar diliyorum. Kardeşim İlham Aliyev başta olmak üzere tüm Azerbaycan halkına başsağlığı dileklerimi iletiyorum.

Değerli Misafirler,

Bugün ülkemiz genelinde inşası tamamlanan yurt binalarımızın açılış töreni münasebetiyle bir aradayız. Türkiye’nin dört bir köşesinde hizmete açtığımız 105 yeni yükseköğrenim yurdumuzun ülkemize ve öğrencilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Yurtlarımızın ülkemize kazandırılmasına vesile olan Bakanlığımızın ve Genel Müdürlüğümüzün mensuplarından, inşasında görev alan mimar, mühendisinden işçisine kadar tüm emek sahiplerini yüklenici firmayla beraber yürekten kutluyorum. Bu yurtlarda kalarak eğitim-öğretimlerini sürdürecek evlatlarımıza, geleceğimizin mimarı sevgili gençlerimize okullarında ve hayatlarında başarılar temenni ediyorum. Bugün hizmete aldıklarımızla birlikte toplam yurt sayımızı 800’e ve yatak sayımızı da 850 bine çıkardık.

Bay Kemal, bu iş lafla olmuyor. Şöyle yurt yaparız, böyle yurt yaparız; elini-kolunu tutan mı var? Büyükşehir belediyelerine yaptır bakalım ya, yaptır. Lafla olmuyor bu iş.

Göreve geldiğimizde bu rakam yalnızca 190 yurt binası ve 182 bin yatak kapasitesinden ibaretti. Üstelik bu yurtların hemen hepsi eski sisteme göre inşa edilmiş, gençlerimizin ihtiyaçlarına cevap vermekten uzak köhne yapılardı. Bu binanın yerinde olan eski binada gençlik yıllarımda Ankara’ya gelişimde arkadaşlarımla beraber kalmıştık, bende de böyle bir hatırası var. Ama şimdi maşallah muhteşem bir yurt binasına sahip olduk.

Bu düşük standartlı yurt binaları, üniversite öğrencilerimizin en son çare olarak başvurduğu yerlerdi. Gençler, gençlerimiz en iyisine, en güzeline layıktır, diyerek hemen kolları sıvadık. Attığımız adımlarla ülkemize ve gençlerimize yakışmayan bu kötü tabloyu tamamen tersine çevirdik. Otel konforunda odalara sahip yeni yurt binaları inşa ettik. Yeni iş birliği modelleri geliştirerek bu süreçte özel sektörümüzün dinamizminden de faydalandık. Üniversitelerimizin yaygınlaşmasına paralel olarak 81 vilayetimizin tamamına, 254 ilçemize ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne bu imkânı götürdük.

Gençler,

Bugün Türkiye, yurtlar ve üniversite öğrencilerine tanınan fırsatlar bakımından dünyanın en iyi ülkeleri arasında yer alıyor. Konforuyla, çalışma alanlarıyla, spor sahalarıyla, kütüphaneleriyle, güvenlik, temizlik, ücretsiz internet gibi hizmetleriyle yurtlarımız, öğrencilerimiz için donanımlı birer yaşam merkezi haline gelmiştir. Kendini sosyal devlet addeden pek çok Avrupa ülkesinde bile bu seviyede bir altyapı yoktur. Amerika ve Avrupa dahil pek çok ülkenin ciddi meblağlar talep ederek verdiği hizmetleri biz gençlerimize ya tamamen ücretsiz, ya da sembolik ücretlerle sunuyoruz. Bu gerçeği uluslararası kuruluşların bilimsel çalışmaları da ortaya koyuyor. Türkiye’nin yurt kapasitesi İspanya, Hollanda, Almanya ve Fransa’nın toplamından daha fazladır. Bu ülkeler, öğrenci konaklama taleplerinin yüzde 6’sı ile yüzde 15’i arasındaki kısmını ancak karşılarken, Türkiye geçen sene başvuru taleplerinin yüzde 90’ından fazlasını karşılamıştır. Sadece bu yıl 415 bin 305 üniversiteye yeni başlayan ve ara sınıf öğrencisinin yurt başvurusu yaptığı düşünüldüğünde, bu hizmetlerin önemi ve büyüklüğü daha iyi anlaşılacaktır. Yapılan her başvuru 12 ayrı kamu kurumunun dijital altyapısı üzerinden kontrol edilerek değerlendirilmektedir. İlk yerleştirmede yüzde 80’lik rekor bir talep karşılama oranıyla tarihimizin en yüksek yerleştirmesi seviyesine ulaşılmıştır. Öyle ki 41 il merkezimizde başvuran her öğrenci yurda yerleştirilmiştir. Diğer illerdeki yerleştirme oranlarının da zaman içinde artmasını bekliyoruz.

Salgın döneminde yurt ücretlerinde herhangi bir artışa gitmedik. Şimdi burada aylık 250 lira ile 450 lira arasında değişen yurt ücretlerinde bu yıl da değişiklik yapılmayacağının müjdesini paylaşmak istiyorum. Rakamlar apaçık ortadayken, her kim yurtlar üzerinden, yurt kapasitesi üzerinden başka ülkeleri örnek göstererek bizi eleştiriyorsa; ya cahildir, ya art niyetlidir ya da öğrencilerimizi tahrik etmeye çalışan bir provokatördür. Kredi ve yurtlar meselesinde Türkiye’nin son 20 yılda kat ettiği mesafe bir eleştiri konusu değil, hepimiz için gurur vesilesi olmalıdır. Devlet, çocuklarımızın ve gençlerimizin hayallerini gerçekleştirebilmeleri için gereken her türlü desteği en ileri seviyede vermektedir. Üstelik bu imkânı sadece okul dönemiyle sınırlı tutmayarak yılın tamamına yaygınlaştıracak projeler de geliştirdik. Az önce de kızımız ifade etti; yaz dönemi için uygulamaya başladığımız Seyahatsever Genç Projesi’yle yurtlarımızı 18-30 yaş arasındaki gençlere ücretsiz olarak açtık. Gençlerimiz hem 81 ilimizi gönüllerince gezdiler, hem de bu seyahatlerinde devletimizin yurtlarında ücretsiz bir şekilde konakladılar. Toplamda 150 binden fazla gencimiz bu projeden faydalanarak, yeni yerler görme, tatil ve seyahat yapma imkânı buldu. İnşallah bu ve benzeri projeleri önümüzdeki yıllarda sürekli geliştirerek gençlerimizin hizmetine sunmayı sürdüreceğiz.

Değerli Kardeşlerim,

Sevgili Gençler,

Bir dönem ülkemizin en büyük sorunlarından birisi neydi? Üniversite harçlarıydı. Daha üniversiteler açılmadan marjinal örgütler bu meseleyi istismar eder, sokakları ve üniversiteleri karıştırmanın vasıtası olarak kullanırlardı. Biz 10 sene önce üniversite harçlarını tamamen kaldırarak sürekli provokasyon vesilesi yapılan bu meseleyi kökünden çözdük.

Elbette sadece bununla kalmadık, üniversite öğrencilerimiz için kredi ve burs imkânlarını da genişlettik. Göreve geldiğimizde 451 bin öğrenci burs veya kredi alabiliyorken, bu sayı geçtiğimiz yıl 503 bini burs, 880 bini kredi olmak üzere 1 milyon 383 bine çıktı. Bugün artık başvuran her öğrencimize ya kredi, ya burs muhakkak veriyoruz. Bakın burası, anneler-babalar, gençler, çok önemli; 2002’de sadece 45 lira olan burs veya kredi meblağını da biz her yıl arttırdık. Şu anda lisans öğrencilerine 850 lira, yüksek lisans öğrencilerine 1700 lira, doktora öğrencilerine de 2 bin 550 lira kredi veya burs veriyoruz. Bunun yanında yurtlarda kalan öğrencilerimize aylık 11 lira olan beslenme yardımını da 750 liraya çıkartarak hiçbir gencimizi mağdur etmedik. Yılbaşında kredi, burs ve beslenme yardımı rakamlarını günün ihtiyaçlarına göre yeniden belirleyeceğiz. Önümüzdeki dönemde hem yurt, hem burs imkânlarını genişletmeyi sürdüreceğiz. Küresel ekonomik sarsıntılardan dolayı artan hayat pahalılığı ve enflasyon karşısında gençlerimize yeni destekler de sağlıyoruz. Temmuz ayındaki Kabine toplantımızda kredi geri ödemelerinin herhangi bir enflasyon farkı veya faiz uygulaması olmaksızın sadece alınan kredi rakamı üzerinden yapılması kararını aldık. Bu uygulamadan halen kredi geri ödemesi yapan tüm gençlerimiz yararlanabilecek. Böylece kredi geri ödemlerinde toplamda 26 milyar liradan fazla bir yükü gençlerimizin üzerinden kaldırmış olduk.

Ekim ayında Meclis faaliyetleri başlayınca yapılacak kanuni düzenlemeyle hayata geçecek bu uygulamayla mezun olup geri ödemesi başlayacak 1 milyon 49 bin, kredi almış, ancak henüz mezun olmamış 812 bin, geri ödemesi vergi dairelerince takip edilen 1 milyon 295 bin, yani toplamda 3 milyon 157 bin gencimizin öğrenim kredisi sorununu ortadan kaldırıyoruz. Önümüzdeki yıldan itibaren kredi ödemesi başlayacak öğrencilerimiz de sadece aldıkları kredi rakamı kadar geri ödeme yapacaklar. Dünyadaki yükseköğrenim kurumlarına olan borçlarını bankadan kredi alarak ödeyen gençlerin çok uzun yıllar boyunca bunun yükü altında ezildiğini oralarda yaşayan herkes çok iyi bilmektedir.

Biz sadece eğitimi ücretsiz yapmakla kalmıyor, üzerine bir de öğrencilerimizin hayatlarını idame ettirebilecekleri kaynağı da karşılıksız veya rahatça geri ödenebilecek şartlarda kendilerine sunuyoruz. Milyonlarca gencimize rahat bir nefes aldıran, dünyada eşi benzeri olmayan bu uygulamanın şimdiden gençlerimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Birileri gençlerimizi gündelik siyasetlerine malzeme yapmanın peşinde koşarken, biz onları geleceğe hazırlayacak adımlar atıyoruz.

Kardeşlerim,

Bu ülkenin evlatlarının ufkunu karartmaya çalışanlar kendi kin ve nefret bataklıklarında çırpına dursun, biz gençlerimize umut aşılamaya, vizyon kazandırmaya, destek olmaya devam edeceğiz. Yalan ve çarpıtmalar üzerinden gençlerimizi provoke etmeye çalışanların oyunlarını birer birer bozarak hiçbir ayrım yapmadan her evladımızı bağrımıza basmayı sürdüreceğiz, çünkü biz gençlerimize güveniyoruz, gençlerimize inanıyoruz, gençlerimizi istikbalimizin teminatı görüyoruz.

Sevgili Genç Kardeşlerim;

Bizlere vatandaşı olmaktan gurur duyacağınız bir ülke bırakmak için gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Bizim hangi kökene, hangi meşrebe, hangi mezhebe, siyasi görüşe sahip olursa olsun bu ülkenin tek bir gencinin bile heba olmasına, yitip gitmesine gönlümüz razı değildir. Her evladımız bizim için paha biçilmez değerdedir, üzerine titrememizi hak edecek kıymettedir, geleceğimizi aydınlatan birer ışık hükmündedir. Maalesef millet olarak yakın geçmişte gençlerimiz üzerinden oynanan oyunlar sebebiyle çok acılar çektik, çok bedeller ödedik, ülkemizin en kıymetli sermayesinin, yani gençlerinin bir bölümünü kirli oyunlarla provokasyonlara, sinsi hesaplara kurban verdik; PKK’ya, FETÖ’ye, buralara kurban verdik. Öyle günler yaşadık ki, bu ülkenin gençleri sağ-sol diye birbirine kurşun sıktı. Öyle dönemlerden geçtik ki, bu ülkenin kimi kandırılmış gençleri sokaklarda, meydanlarda birer piyon gibi kullanıldı. Bu ülkenin nice gençleri, Kandil’de kurulan insan pazarında bozuk para misali terör baronları tarafından insafsızca harcandı. Bu ülkenin nice gençleri, PKK’dan FETÖ’ye farkı görünüm altındaki terör örgütlerinin kanlı çarkları arasında öğütüldü. Bu ülkenin nice gençleri, vesayet odaklarının kısır hesaplarına, marjinal yapıların kirli emellerine kurban edildi.

Gençlerimiz belki bizzat duymamıştır, ama orta yaş ve üzeri kuşak çok iyi hatırlar, bu ülkede başörtülüden doktor olmaz dediler, işçinin çocuğundan diplomat olmaz, dediler, imam hatipliden hâkim, savcı olmaz, dediler. Meslek liselerinden vali, kaymakam, bilim adamı çıkmaz, dediler, esnafın çocuğundan iş adamı olmaz, dediler, köyden sanatçı, kasabadan aydın, varoşlardan adam çıkmaz, dediler, velhasıl yıllarca bu ülkenin insan kaynağını saçma sapan bahanelerle heba ettiler, ruhlarını sattıkları efendilerine peşkeş çektiler. İşte karşınızda imam hatip mezunu bir Cumhurbaşkanı, Kabinemin içerisinde imam hatip mezunu bakanlar, aynı şekilde meslek lisesi mezun bakanlar, demek ki oluyor, onlarla beraber yola devam ediyoruz. Bunlar öyle alçak, öyle ahlaksız bir tezgah kurdular ki, kendi çocuklarıyla milletin çocukları arasında devasa bir uçurum oluşturdular.

İşte İzmir’de Belediye Başkanı çıkıyor, Osmanlı’ya hakaret ediyor. Be haddini bilmez, be ahlaksız, ya İzmir’i sen sel afetlerinden kurtaramıyorsun, İzmir’i pislikten, lağım sularından kurtaramıyorsun, İzmir’i, Körfezi o pis kokulardan kurtaramıyorsun. Acaba diktiğin ne var, dikili taşın ne? onu söyle. Sen Osmanlı’ya hakaret edebilecek hadde ne zaman ulaştın, be hadsiz. Bunun babası da aynıydı, kendisi de aynı. Ama bu millet, bu gençlik, inanıyorum ki ilk seçimlerde bunlara haddini bildirecektir. Kendi evlatlarını Paris’e, Londra’ya, Brüksel’e, Washington’a, gönderip en iyi eğitim kurumlarında okutup, lüks ve şatafat içinde yaşattılar, Anadolu’nun ve Trakya’nın pırlanta gibi çocuklarını ise fakirliğe, cahilliğe, yokluğa, yoksulluğa, hatta göz göre göre ölüme mahkûm ettiler; biz bu oyunu bozduk. Şu anda 81 vilayetimizin tamamında üniversitelerimiz var mı? Artık Güneydoğu, Doğu, bütün Anadolu’da öğrenciler İstanbul’a, Ankara’ya gelmiyor, ya?.. Artık okullar onların ayaklarına gidiyor, üniversitede orada, profesörlerimiz, doçentlerimiz, hepsi orada gidip yavrularımızı yetiştiriyorlar; işte biz bu oyunu böyle bozduk. Çetin mücadeleler verdik, çok ciddi zorluklarla karşılaştık, çok büyük engelleri aştık, ama biz meseleye hep şöyle baktık: Katsayı diye bir ucube ortaya atarak üniversite kapılarını kapattıkları çocuklarımızın yıkılıp giden hayallerinin enkazı da bizim yüreğimizdedir. Başörtülü kızlarımıza üniversite önlerine kurdukları ikna odalarıyla yaptıkları zulmün utancı da bizim yüreğimizdedir. Kendi ideolojilerinden, kendi zihniyetlerinden, kendi elit çevrelerinden olmayan gençlerimizin eğitim ve istihdam haklarına karşı sergiledikleri hoyratlığın izleri de bizim yüreğimizdedir. Terör örgütlerinin içinde hayatları kararan, hayatlarını kaybeden evlatlarımızın acıları da bizim yüreğimizdedir.

Cudi’yi o terör örgütlerinin başına çökerttik. Gabar’da aynı şekilde terör örgütlerinin başına çökerttik. Tendürek Dağları’nı onların başına çökerttik, Bestler Deresi’ni hakeza. Ve bir zamanlar akşam saatlerinden sonra dışarıya çıkamayan Güneydoğu’daki kardeşlerim, Doğu’daki kardeşlerim şimdi rahatlıkla, evet, akşam saatlerinde de dışarı çıkabiliyor. Eğitimden sağlığa, yurt ve kredi imkânlarından teknolojiye, güvenlikten adalete kadar geniş bir alanda yaptığımız asırlık yatırımları, ülkemize kazandırdığımız eser ve hizmetleri işte tüm kayıpların telafisi, tüm bu acıların dindirilmesi için hayata geçirdik.

Kardeşlerim;

Anayasamızda kayıt altına alınan fırsat eşitliğini bu ülkede hiçbir zaman tam manasıyla uygulamayanların tezgâhlarını bozarak Türkiye’yi her alanda en üst lige çıkardık. Son 20 yılda yaptığımız demokrasi ve kalkınma devrimleriyle ülkemizde adaletsizlik, baskı ve milletin hakkını gasp etme üzerine kurulan harami düzeni kökten değiştirdik. Sizler için hayal kurabileceğiniz, kendinize hedef koyabileceğiniz, çok daha önemlisi bu hayalleri gerçeğe dönüştürebileceğiniz müreffeh, özgür ve istikrarlı bir Türkiye inşa ettik.

Mümeyyiz görmedikleri gençlerimizi seçme ve seçilme yaşını 30’dan 18’e biz indirdik biz. Neredeydi bunlar, niye kendileri yapmadılar? Ama biz yaptık.

Her platformda kendilerini ifade etme ve gerçekleştirme fırsatı vererek hem söz, hem etki sahibi yaptık. Sizlere güvendiğimizi, sizlere inandığımızı açıkça ortaya koyduk.

Şimdi önümüzde Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. Yılı’na adadığımız 2023 hedeflerimiz var. İnşallah sizlerin desteğiyle 2023 imtihanını da Cumhur İttifakına vereceğiniz destekle, başarıyla bu işi hallederek ülkeye ve millete hizmet yolculuğumuzu devam ettirmek istiyoruz. Amacımız 2053 vizyonunu hayata geçirebileceğimiz büyük ve güçlü Türkiye’nin kapılarını sizler için sonuna kadar açmaktır. Sizlerden bu vizyona sahip çıkmanızı, fitne tüccarlarına prim vermemenizi, kardeşliğinize gölge düşürmemenizi bekliyorum.

Hazır mısınız?

Tek millet… Ses az geldi bana. Tek bayrak… Tek vatan… Tek devlet…

Bir olacağız… İri olacağız… Diri olacağız… Kardeş olacağız… Hep birlikte Türkiye olacağız… İşte şimdi derslerinize dört elle sarılmakla kalmamalı, birikiminizi ve enerjinizi harekete geçirerek hedeflediğiniz alanda en iyi olmak için mücadele etmelisiniz.

Milli mücadele ruhunu anlatan şair ne diyor biliyor musunuz?

“Kazanmak istersen sen de zaferi,

Gürleyen sesinle doldur gökleri.

Zafer dedikleri kahraman peri,

Susandan kaçar da coşana gider.”

Rabbim yolunuzu, bahtınızı açık etsin diyorum. Bu düşüncelerle açılışını yaptığımız 105 yurdumuzun bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum. Bu yatırımlarda emeği olan herkesi tekrar tebrik ediyorum.

Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.