30 Ağustos Büyük Zafer'in 100. Yılı Etkinlikleri ve Kütahya Toplu Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

29.08.2022

Aziz Milletim,

Sevgili Kütahyalılar,

Değerli Kardeşlerim,

Sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Maşallah maşallah, barekallah, bu ne mutluluk böyle, bu ne büyük coşku. Kütahya, bugün kendine yakışanı farklı bir şekilde, evet bu Büyük Taarruz’un yıldönümünde yerine getiriyor. 2023 taarruzuna hazır mıyız? Hazır mıyız? Hazır mıyız? Maşallah.  Sizlerle en son 2019 Mart’ında yüzde yüze kucaklaşmıştık, sonra araya salgın girdi ve yaklaşık 3,5 yıl aradan sonra evet şimdi sizlerle bir aradayız.

Dumlupınar Zaferi’mizin 100. Yılı vesilesiyle Kütahya’ya gelerek, hem sizlerle hasret gidermek, hem zafer sevincimizi paylaşmak, hem de tamamlanan eser ve hizmetlerin açılışını yapmak istedik. İnşallah birazdan bu eserlerin bazılarının açılış ve temel atmalarını canlı bağlantı yoluyla gerçekleştireceğiz. Geçtiğimiz Perşembe günü Ahlat’ta, Cuma günü de Sayın Bahçeli’yle birlikte Malazgirt’teydik. Sultan Alparslan, Bizans’ın gururlu hükümdarı Diyojen’in sayıca üstün ordusunu yenerek Anadolu’nun kapılarını milletimize Malazgirt’te açmıştır. Milli mücadeleyle asırlardır bitip tükenmeyen bir kin ve hırsla bizi bu topraklardan söküp atmak isteyenlere Anadolu’nun ebedi vatanımız olduğunu bir kez daha ilan ettik. Selçuklu ve Osmanlı’nın mirasını devralan Cumhuriyetimizin kuruluşuna giden yolda ter ve kanla döşenmiştir.

Birinci Dünya Savaşında dört bir yanda yedi düvele karşı savaşan, Çanakkale’den Kut’ül-Amare’ye kadar pek çok yerde zaferler kazanan Osmanlı, İstanbul’un işgali ve Sevr dayatmasıyla adeta dermansız bırakılmıştı. Vatan topraklarını dört bir yandan işgale başlayan düşman, Adana, Antep, Maraş direnişleriyle pabucun pahalı olduğunu görünce sinsi amaçlarının taşeronluğunu Yunan’a bırakmıştır. İstiklal mücadelesini Gazi Mustafa Kemal’in önderliğinde Anadolu’ya taşıyan milletimiz, varını-yoğunu ortaya koyarak hazırladığı ordusuyla Kocatepe ve Dumlupınar’da yeni bir destanın girizgâhını yapmıştır.

Samsun’da başlayıp Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nin açılışıyla dünyaya resmen ilan edilen bu sürecin her aşaması, küllerinden yeniden doğan bir milletin uyanışının sembolüdür. Oldukça zor ve zahmetli bir sürecin ardından ordumuz yine bir Cuma günü 25 Ağustos’ta nihai zafer için son hazırlıklarını tamamlamıştır. Birliklerin tertiplendiği cephelerde o gece gençler, o gece ezanlar okundu, namazlar kılındı, dualar edildi, son sıcak yemekler yendi ve ertesi sabah gün ağarırken hücum emri verildi. Kocatepe’den başlayıp Dumlupınar’a, oradan İzmir’e kadar süren Büyük Taarruz, epeydir savunmada olan Türk ordusunun uzunca bir aradan sonra yaptığı ilk büyük saldırı harekâtıydı. Düşmanın belki makinelisi, topu, kamyonu, arabası, uçağı bizden çoktu, ama bizim askerimizin iman dolu yüreği bu eksikliklerin hepsini fazlasıyla telafi ediyordu.

Nitekim Yunan ordusu çekilirken 200 bin kişilik kuvvetinin yüzde 65’ini Afyon-Kütahya hattında zayiat olarak bırakmıştır. “İmandır o cevher ki ilahi ne büyüktür. İmansız olan paslı yürek sinede yüktür.” Evet, bu millet o imanlı yürekleriyle imansızları İzmir’den denize döktü. Aşağı-yukarı aynı sayıya sahip Türk Ordusu’nun bu savaştaki kaybı ise, sadece yüzde 6,5 civarındadır. Büyük Taarruz ve akabindeki çatışmalar, dünya askeri tarihine en başarılı topyekûn savaş örneği olarak geçmiştir. Türk’ün ölüm fermanı olarak tedavüle sokulan Sevr’i, milletimiz işte bu topraklarda dişiyle, tırnağıyla, kanıyla, canıyla yırtarak, müstevlilerin suratına çarpmıştır. Türk’ün esir edilemeyeceğini, Türk’e kefen biçilemeyeceğini 26 Ağustos’ta Afyon’da başlayıp 9 Eylül’de İzmir’de sona eren bu kıyamla tüm dünyaya ilan ettik. Milletimiz ebedi vatanı, Anadolu’daki istiklaline ve istikbaline sahip çıkmakta kararlı olduğu bir kez daha dosta-düşmana göstermiştir

Gençler; unutmayın, lideriniz de gençliğini bırakmaz. Ana Kademesiyle, Kadın Kollarıyla, Gençlik Kollarıyla 2023’e hazır mıyız 2023’e hazır mıyız? Kapı-kapı, inşallah yeni bir fethe hazır mıyız?

İşte sevgili kardeşlerim; bu dönemde İslam dünyasının dört bir yanından kendileri de bin bir yokluk ve zulüm altında yaşayan dostlarımızdan da ülkemize yardım yağmıştır. Büyük Taarruz öncesi de tıpkı bugün olduğu gibi ülkenin askeri gücünden mali kaynaklarına kadar tüm imkânlarını sorgulayarak, bu işin olmayacağını söyleyenler vardı. Ama sonuçta mücadelenin sadece silahla, sadece parayla değil, asıl imanla, inançla, azimle, kararlılıkla kazanıldığını herkes gördü.

Gençler, şunu unutmayın: Hindistan Müslümanlarının ciddi fedakârlıklarıyla toplayarak gizlice Ankara’ya gönderdiği 600 bin altın, Büyük Taarruz için gereken ekonomik kaynağın nüvesini teşkil etmiştir. Bana müsaade ederseniz şu ceketi çıkarabilir miyim?

Büyük Taarruz öncesi 100 bin kişilik bir kuvveti düşmana hissettirmeden Ahır Dağları üzerinden cephenin gerisine ulaştırma başarısı bile başlı başına dünya harp tarihine geçecek bir taktiktir. Mehmetçiklerimiz, “Allah Allah” nidalarıyla başlattıkları hücumla iki gün içinde Afyon çevresindeki tüm cepheleri yerle bir etmişlerdir. Akşama doğru şehrin semalarında yükselen sala sesleri, Yunanlılar tarafından yakılıp-yıkılan Afyon şehrinin kurtuluşunun müjdesini veriyordu. Aynı muhteşem tablo, Türk birliklerinin şehre girmesiyle 30 Ağustos günü Kütahya’da yaşanmıştır, yani burada yaşanmıştır. Yunan ordusu 4 gün içinde komutanlarının da esir düşmesiyle tamamen dağılmış ve Türk kuvvetleri karşısında bozguna uğramıştır. Bir yandan İzmir’e doğru ilerleyen ordumuz, diğer yandan da Yunan ordusunun Eskişehir’in kuzeyine doğru kaçan birliklerini kovalamayı sürdürmüştür. Bu amansız takip, 9 Eylül’de İzmir’in kurtuluşuyla nihai amacına ulaşmıştır. Düşmanın geri çekilirken geçtiği tüm şehirlerimizi yakıp-yıkmasını ise, kendi alçak karakterinin bir ispatı olarak görüyoruz, aynen bugün olduğu gibi. Şairin diliyle ifade edersek:

Bu Ağustos günü tarihte hayat, şan günüdür,

Bu Ağustos günü hürlük günüdür, tan günüdür!

Bu Ağustos günü bir kurtuluşun ilk güneşi,

Bu Ağustos günü bir hürriyetin ilk ateşi!

Bu Ağustos günü dünyalara bildirdi ki yurt,

Sokmaz arslan doğuran toprağa bir yırtıcı kurt!

Evet, işte bu Ağustos gününün 100. Yıl Dönümü vesilesiyle Büyük Taarruz’u zaferle sonuçlandıran ordumuzun Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’yı,  Genel Kurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak Paşa’yı, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa’yı, Birinci Ordu Komutanı Sakallı Nurettin Paşa’yı, İkinci Ordu Komutanı Yakup Şevki Paşa’yı, Beşinci Süvari Kolordusu Komutanı Fahrettin Altay Paşa’yı, subayından erine her bir kahraman askerimizi rahmetle, şükranla yâd ediyorum.

Değerli Kardeşlerim,

Milletimizin son iki asrı kayıplarla, yeniden ayağa kalkmalarla, varlığına ve ruhuna yönelik saldırılar karşı direnmekle geçmiştir. Altı asırlık cihan devleti Osmanlı’yı tarihin tozlu raflarına uğurlarken de, Cumhuriyetimizi yeniden kurarken de, vesayetle, darbelerle, krizlerle yoğrulurken de, hep inancımızı kavi, umudumuzu diri tuttuk. Maşallah, işte bugün aynı sembolü ben Kütahya’da görüyorum. Bu sayede her badireyi atlattık, her saldırıyı savuşturduk, her oyunu bozduk, hep sabrettik, hep mücadele ettik, ama bir şeyi biliyorduk, neydi o? “Men sabera zafera” sabreden kimse zafere ulaşır.

Milli mücadeleyi kazanan milletimiz, Cumhuriyet’in kuruluşunun ardından hayal ettiği, gelişmiş, kalkınmış, müreffeh Türkiye’ye ulaşmak için epeyce beklemek mecburiyetinde kalmıştır. Uzunca bir süre kalkınma hamlelerimizin, demokrasi girişimlerimizin, sanayileşme gayretlerimizin önü kesilirken, milli ve manevi değerlerimizi tehdit eden her türlü gelişmenin önü sonuna kadar açılmıştır.

İkinci Dünya Savaşı sonrası bizden daha zor şartlarda kalkınma ve demokrasi mücadelesine giren ülkeler kısa sürede yol alırken, biz her 10 yılda bir yaşadığımız darbelerle sürekli patinaj yaptık. Hiç şüphesiz, bu sadece kendi eksiklerimizden, hatalarımızdan kaynaklanan bir durum değildi. Türkiye’nin her alanda geri kalması için kurulan o mekanizmalar, öylesine güçlüydü ki iyi niyetli kimi girişimler bunun üstesinden gelmeye yetmiyordu. Bu süreçte rahmetli Menderes’in ve rahmetli Özal’ın gösterdiği kalkınma çabalarını, rahmetli Erbakan’ın ve rahmetli Türkeş’in sergilediği yerli, milli duruşu hep takdirle anıyoruz.

Hükümete geldiğimizde iki asırdır altyapısı ihmal edilmiş, demokrasi zayıf, ekonomisi güdük bırakılmış, siyasi ve askeri gücü sürekli törpülenmiş bir Türkiye devraldık, hatırlayın. Hemen kolları sıvadık, Türkiye’nin asırlık altyapı eksiklerini 20 yılda tamamlayacak bir büyük kalkınma hamlesi başlattık. Eğitimden sağlığa, güvenlikten adalete, ulaştırmadan enerjiye, sanayiden tarıma her alanda ülkemizi Cumhuriyet’in hedefi olan muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkardık. Kalkınma hamlemizin önemi ve gücü, salgın dönemiyle onu takip eden küresel güvenlik ve ekonomik krizi sırasında çok daha iyi anlaşılmıştır. Gelişmiş ülkeler dahil tüm dünyanın dengeleri alt-üst olurken, biz hedeflerimize doğru yürüyüşümüze asla ara vermedik. Aynı şekilde demokraside de her kesimden vatandaşlarımızın hak ve özgürlük alanlarını genişleterek, sosyal gerilimlere ve terör örgütlerinin zemin bulmasına fırsat veren tüm çarpıklıkları ortadan kaldırdık.

Sevgili Kardeşlerim,

Terörle mücadele, Türkiye’nin sorunlarında ilk sırada mıydı? Gabar’a girdik mi? Cudi’ye girdik mi? Tendürek’e girdik mi? Beslerderesi’ne girdik mi? Bütün terör inlerini bunların kafalarına-kafalarına geçirdik mi? Yurt içinde-yurt dışında bunu başardık mı? Bundan sonra da başarmaya aynen devam edeceğiz. Bu mücadele elbette kolay gerçekleşmedi. Attığımız her adımda dışarıdan ve içeriden kaynaklanan nice engellerle karşılaştık; nice kavgalar verdik, nice bedeller ödedik, ama hamdolsun, Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle hepsinin de üstesinden geldik.

Gençler,

Milletimize kazandırdığımız eser ve hizmetler yanında küresel ve bölgesel gelişmelerde Türkiye’yi her bakımdan dünyanın en stratejik ülkelerinden biri haline getirdik. Bugün Türkiye’yi dünyanın en büyük 10 ülkesi arasına girmeyi hedefleyen bir vizyona kavuşturduysak, bunu son 20 yılda kurduğumuz altyapıya ve verdiğimiz mücadeleye borçluyuz. Son dönemde milletimizin canını yakan bazı sıkıntılar, ama bu dünyanın da sorunu. Siz bakmayın Avrupa’sından, Amerika’sına kadar tüm gelişmiş ülkelerin sanki böyle bir sorunları yokmuş gibi davrandığına. Emin olun, onların başındaki kara bulutların taşıdığı felaket yağmurları bizim yaşadıklarımızla mukayese bile edilmez. Bak doğal gaz bulamıyorlar, şu anda marketlerin rafları Avrupa’da boş. Şimdi biz Tarım Kredi Kooperatifleriyle inşallah vatandaşımıza daha ucuza ürünlerimizi satmaya başladık ve bu atarak devam edecek. Ve 1300 tane marketi süratle 2000, 2500, 3000’e çıkartacağız ve benim vatandaşım Tarım Kredi Kooperatifleri’nden ucuz ürün almaya devam edecek.  Türkiye yıllar önce tercihini istihdam ve üretimden yana yaparak ekonomik modelini değiştirdiği için bu küresel fırtınadan en az kayıpla çıkacaktır, öyle de oluyor. İnşallah yılbaşından sonra aldığımız tedbirlerin, uyguladığımız politikaların vatandaşlarımızın günlük hayatlarındaki olumlu yansımalarını daha iyi göreceğiz. Hep söylediğim gibi, kardeşlerim, biraz sabır ve daha çok destek istiyorum, çünkü bizim en büyük gücümüz birliğimizdir, beraberliğimizdir, kardeşliğimizdir.

İnsanlarını güvenlik ve refah şemsiyesi altında yaşamaya alıştırmış ülkelerin asıl kriziyse daha yeni başlıyor. Üretim ve tedarik kanallarındaki bozulmayı, finans alanındaki dalgalanmayı, işsizlikle birlikte sosyal çalkantılar izlemeye başladığında hepsinin de nasıl çaresizse sağa-sola yalpaladığını göreceğiz. Biz ise kimi küçük sarsıntılara rağmen mücadeleyi bırakmadan, istikameti bozmadan yolumuza devam ediyoruz.

Bundan 11 yıl önce 2011 seçimlerinde milletimize Cumhuriyetimizin 100. Yılı’na adadığımız 2023 hedeflerimizi ilan ettiğimizde, birileri kendi kıt akıllarınca bizimle dalga geçmişti. Gençler, yaşadığımız onca hadiseye rağmen bu hedefleri adım adım hayata geçirdik, eksiklerini de süratle tamamlıyoruz. Şimdi 2023 hedeflerimizden aldığımız güçle 2053 vizyonumuzu oluşturuyoruz, ardından da 2071 idealimiz gelecek hep söylediğimiz gibi içinde bulunduğumuz asrı, hazır mısınız, Türkiye yüzyılı haline getirmekte kararlıyız. Şimdi Kütahya’dan öyle bir ses verin ki, bu hedefimizi, bu özlemimizi duymayan kalmasın. Hazır mıyız? Kütahya, büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa etmeye hazır mısın? Kütahya, 2053 vizyonuna sahip çıkmaya hazır mısın? Kütahya, ülkemize diz çöktürmenin, milletimize boğun eğdirmenin peşinde olanların heveslerini bir kez daha kursaklarında bırakmaya var mısın? Rabbim hepinizden razı olsun.

Kardeşlerim,

Bir asır önce Büyük Taarruz’u ve ardından ülkemizi nasıl istiklaline kavuşturduğumuzu konuşmuştuk. Türkiye’yi bugünlere nasıl getirdiğimizi ve nereye götürdüğümüzü konuşmuştuk, dünyayı konuştuk. Peki, Kütahya’nın bu tablo içinde yeri nerede, gelin şimdi onu da konuşalım.

Yaptığımız yatırımlarla, inşa ettiğimiz eserlerle, getirdiğimiz hizmetlerle Türkiye’nin diğer 80 vilayetiyle birlikte Kütahya’nın da çehresini değiştirdik. Son 20 yılda Kütahya’ya toplamda ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? 26 milyar liralık yatırım yaptık, bunu biz yaptık. Eğitimde 2 bin 685 adet yeni derslik inşa ettik. Şehrimizde ikinci devlet üniversitesi olarak Kütahya Sağlık Üniversitesini kurduk. Gençlik ve sporda, yükseköğrenim yurt yatak kapasitesini 12 bin 493’e ulaştırdık. Toplam 46 adet spor tesisi inşa ettik; nerede? Kütahya’da. Sosyal yardımlarda Kütahyalı ihtiyaç sahiplerine toplamda 1,7 milyar lira tutarında kaynak aktardık. Sağlıkta toplamda 1050 yataklı 11 hastaneyle birlikte 43 sağlık tesisi inşa ettik. 610 yataklı Kütahya Şehir Hastanemiz ile Domaniç entegre ilçe hastanemizin inşaatı sürüyor. Çevre ve şehircilikte Kütahya’da TOKİ kanalıyla 10 bin 783 konutun yapımını tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik, 2189 konutun yapımı devam ediyor. Şehrimizde 6 millet bahçesi projemiz var bunlardan birini tamamlayıp hizmete sunduk, 2’sinin yapımı, 3’ünün de proje çalışmaları devam ediyor.

Kütahya, Afyonkarahisar, Uşak ve Eskişehir illerimizi kapsayan Frigya Vadisi’ni Anadolu’nun açık hava müzesine dönüştürüyoruz. Bu bölgede kültür ve termal turizme dayalı olarak turizmin geliştirilmesi için kapsamlı çalışmalar yapıyoruz. Ulaştırmada Kütahya’da 24 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol uzunluğunu ne yaptık, 317 kilometre ilaveyle toplamda 341 kilometreye çıkarttık. Halen yapımı süren çok sayıdaki yol çalışmasının bir kısmını önümüzdeki yıl, bir kısmını da sonraki yıl tamamlıyoruz. İl sınırları içindeki tüm demir yollarını sıfırdan yapmışçasına yeniledik.

Gençler, tarım ve ormanda Kütahya’ya 20 baraj, 6 gölet inşa ettik, 7 baraj ile 2 gölet daha yapıyoruz. Son 20 yılda inşa ettiğimiz sulama projeleriyle Kütahya’da 168 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtık. Yapımı devam eden 13 sulama tesisimiz ile toplam 130 bin dekar araziyi daha sulamaya açacağız. Kütahyalı çiftçilerimize, Bay Kemal diyor ya ne verdin diye, Bay Kemal, çiftçilerimize toplamda 1,5 milyar lira tutarında tarımsal destek verdik. Sanayi ve teknolojide Kütahya’da 3 yeni organize sanayi bölgesi, bir teknopark, 9 araştırma-geliştirme merkezi ve 3 tasarım merkezi kurduk.

Enerjide Kütahya’ya, buraya dikkat edelim, Çavdarhisar’a, Emet’e, Gediz’e, Hisarcık’a, Kuruçay’a, Simav’a ve Tavşanlı’ya doğalgazı getirdik. Önümüzdeki yıllarda Altıntaş, Çitgöl, Demirci, Domaniç, Eskigediz, Naşa, Seyitömer ve Tunçbilek’e de doğalgaz arzı sağlamayı hedefliyoruz.

Görüldüğü gibi özetin özeti olarak bile anlatsak Kütahya’ya yaptıklarımızı saymaya vakit yetmiyor. Bugün de burada Kütahya’da son yıllarda yapımı tamamlanan tam 344 ayrı projenin resmi açılışını yapıyoruz. Bakanlıklarımıza ve belediyelerimize ait bu yatırımların tutarı güncel rakamla 5,5 milyar lirayı buluyor.

Eğitimden sağlığa, ulaşımdan altyapıya, enerjiden güvenliğe geniş bir alana yayılan bu yatırımların da şehrimize hayırlı olmasını diliyorum. Ayrıca, temeli atılan tesisler var, onların da Kütahya’mıza hayırlı olmasını temenni ediyorum. Kütahya’nın gelişmesine, büyümesine, kalkınmasına katkıda bulunan bu yatırmaları gerçekleştiren bakanlıklarımızı, kurumlarımızı, belediyelerimizi, özel sektörümüzü tebrik ediyorum.

Büyük Taarruz’un ve Kütahya’nın Düşman İşgalinden Kurtuluşunun 100. Yıl Dönümünü tebrik ediyorum. Anadolu’yu ebedi vatanımız olarak bir kez daha tescilleyen şehitlerimize ve gazilerimize Allah’tan rahmet diliyorum.  Ordularımızın Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere bu zaferde emeği geçen herkesi, şehitlerimiz, gazilerimiz hepsini şükranla yâd ediyorum.

Sizlere sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.