Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı Subay ve Astsubay Öğrencileri Mezuniyet Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

22.08.2022

Kıymetli Misafirler,

Saygıdeğer Velilerimiz,

Anneler-Babalar,

 Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Jandarma Genel Komutanlığımız ile Sahil Güvenlik Komutanlığımızın bu gurur gününde sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. 2021-2022 yılı eğitim-öğretim dönemini başarıyla bitiren tüm evlatlarımızı canı gönülden tebrik ediyor, her birinin alınlarından öpüyorum. Bugün 763’ü subay, 2 bin 937’si astsubay olmak üzere toplam 3700 evladımızı görev yerlerine uğurlamanın heyecanını yaşıyoruz.

Bu mezunlarımız arasında kendi öğrencilerimizin yanı sıra dost ve kardeş ülkelerden gençlerimiz de bulunuyor. Her biri milletimizin gönül elçisi olan misafir öğrencilerimizi de kutluyor, kendilerine ülkelerinde üstlenecekleri görevlerde başarılar diliyorum. İnşallah bu öğrencilerimiz hem kendi toplumlarına hizmet edecek, hem de münasebetlerimizin gelişmesine önemli katkılar sağlayacaktır.  Subay ve astsubaylarımızı en donanımlı şekilde yetiştiren hocalarımıza, komutanlarımıza ve elbette ailelerimize şahsım, ailem ve milletim adına teşekkür ediyorum.

Değerli Arkadaşlar,

Kuruluş tarihi 2016 olan ve bugüne Jandarma Sahil Güvenlik Akademimizden 33’ü uluslararası öğrenci olmak üzere toplam 23 bin 546 evladımızı mezun ettik. Bugün mezuniyet sevinci yaşayan her öğrencimiz, tıpkı selefleri gibi Türkiye’nin en gözde eğitim kurumlarından birinde eğitim aldılar. Bu çatı altında bulundukları süre boyunca evlatlarımız mesleki becerileri yanında akademik, sosyal ve entelektüel yönlerini de geliştirdiler. Pratik ve teorik açıdan yoğun bir eğitimi alınlarının akıyla bitirerek üstlenecekleri vazifeye hazır hale geldiler. Yeni mezunlarımız Jandarma ve Sahil Güvenlik teşkilatlarımızın farklı kademelerinde görev alarak yüksek vazife şuuru içinde milletimize aşkla hizmet ettiler, bundan sonra da hizmet edeceklerdir.

Sizlerin üstlendiğiniz sorumluluğu şartlar ne olursa olsun hakkıyla yerine getireceğinize yürekten inanıyorum. Jandarma ve Sahil Güvenlik teşkilatlarımızın gelecekteki komutanlarını yetiştiren bu akademide özellikle alınan eğitimi son derece önemsiyorum. Buradaki gençlerimizin en nitelikli şekilde yetişmesini, milletimizin huzuru yanında vatanımızın bekası açısından da hayati ehemmiyette görüyorum. Öyle ki şu gördüğünüz akademinin her yönden, fiziki mekân olarak inanıyorum ki herhalde dünyada çok-çok nadide ülkede belki benzeri var. Burası bambaşka, bu fiziki mekâna sahip olan böyle bir akademi yok ve buradan da işte eserleri görüyorsunuz, bu şekilde dip diri, imanıyla, itikadıyla bir nesil yetişecek, komutanlar ordusu yetişecek. Onlar da ne Gabar’da, ne Cudi’de, ne Tendürek’te, ne Beslerderesi’nde bugüne kadar nasıl terörist bırakmadıysalar, bundan sonra da bırakmayacaklar. Yangın mı var; jandarmamız, polisiyle, güvenlik korucularıyla, hepsi oradalar. Sel felaketi mi var, oradalar. Helikopterlerle o çatıların üzerinden o mağdur durumda olan felaketzedeleri nasıl kurtardıklarını sizler de herhalde televizyon ekranlarında izlediniz. İşte onlar bizim polisimizdi, jandarmamızdı ve hepsi her türlü fedakârlığı ortaya koydular, fedayı can ettiler ve gözü yaşlı anneleri-babaları kurtardılar.

Her gün şahit olduğumuz hadiseler bize şu gerçeği hatırlatmaktadır: Türkiye, üç kıtanın kesişme noktasına yer alan, stratejik önemi fevkalade yüksek bir coğrafi konuma sahiptir. Asya’dan Afrika’ya, Kafkasya’dan Avrupa’ya uzanan geniş bir bölgede yaşanan her olay bizi doğrudan etkilemektedir. Afganistan’da 40 yıldır devam eden iç karışıklıkların, Libya’daki ardı arkası kesilmeyen kardeş kavgasının, Yemen’de çözüme kavuşturulamayan çatışmaların, Suriye’de 11 yıldır devam eden zulüm ve saldırıların, Balkanlar’da yeniden alevlenmeye başlayan gerilimlerin, Afrika’da her yıl 100 binlerce cana mal olan açlık ve fakirliğin, Kafkasya’da körüklenmeye çalışan fitne girişimlerinin, velhasıl komşularının yanı sıra çok geniş bir alanda ortaya çıkan krizlerin menfi yansımalarını en fazla hisseden ülke, hiç şüphesiz şu ülkemiz, vatanımız Türkiye’dir.

Birileri ne derse desin, coğrafi konumu, kültürel ve beşeri bağları itibariyle ülkemizin buralara sırtını dönme lüksü yoktur. Komşularınıza ateş düşmüşse kapılarımızı-pencerelerimizi kapatıp, bana ne diyemeyiz. Yüzyıllar boyunca cihana adalet dağıtmış bir ecdadın torunları olarak, bize ne Kudüs’ten, bize ne Filistin’den, bize ne Suriye’den, Irak’tan, Yemen’den, Türkistan’dan diyemeyiz. Hele hele Batılılar gibi bana ne başkalarının acısından, gözyaşından hiç diyemeyiz. Çünkü biz tarihiyle, kültürüyle, değerleriyle nam salmış büyük bir devletiz. Biz vicdanıyla, merhametiyle temayüz etmiş büyük bir milletin evlatlarıyız.

Ne diyor şair:

“Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz

Gelmişiz dünyaya millet, milliyet nedir öğretmişiz”

Zorluklara aldırmadan gereği neyse onu yapmak, onu yerine getirmek, mazlum ve mağdura kucak açmak bizim vicdani görevimizdir. Dahası dili, kültürü, kökeni, meşrebi ne olursa olsun bu bölgenin tüm halkları birbirlerinin kardeşleridir, birbirlerinin akrabalarıdır. Birinin yaşadığı acıya diğerinin kayıtsız kalması her şeyden önce bu kadim kardeşlik ve akrabalık hukukuna aykırıdır. Bizim Filistin’le, Suriye’yle, Irak’la, diğer dost ve kardeş halklarla ilişkimizi eleştirenler, Türkiye’nin sadece coğrafi konumundan değil, aynı zamanda işte bu tarihi ve beşeri derinliğinden de bihaber olan gafillerdir. Şayet birisi zerre kadar tarihi bilgisi olup da hâlâ Türkiye’nin Suriye’de ne işi var diyorsa, emin olun ülkemizin kötülüğünü istiyordur. Haritayı önüne koyup da hâlâ Irak’la niye yakından ilgileniyoruz diye soran kimse varsa, Türkiye’nin fenalığını düşünüyordur. Yunanistan’a yapılan askeri yığınağı gördüğü halde hala savunma sanayi atılımlarımızı eleştiren varsa, stratejik öngörüsünü kaybetmiş demektir. Başkaları 10 bin kilometre öteden gelip Suriye’ye, Irak’a, Libya’ya müdahil olurken ses çıkarmayanların, Türkiye’nin sınır ötesi harekâtlarını hedef alması, eğer husumetten kaynaklanmıyorsa basiretsizliğin işaretidir.

Kardeşlerim,

On bin kilometre öteden ülkeme ve ülkemde teröristlere tırlarla eğer mühimmat getiriyorsa, eğer buraya bütün araç-gereç getiriyorsa ve onlarla sınır ötesi bize operasyon yapıyorlarsa, onlara da bir gereken cevabı sınır ötesinde yaptığımız anlaşmayla sınır çizgisinin 30 kilometre ötesine kadar gereken cevabı veriyor, bundan rahatsız oluyorlarsa, hiç kusura bakmasınlar onlar rahatsız olacak, biz de yolumuza devam edeceğiz. Elbette gün gelecek tarih bunları yargılayacak ve hükmünü verecektir. Yabancı basına Türkiye’yi, ülkemizin savunma sanayi hamlelerini şikâyet edenlere biz sadece acıyoruz. Biz İHA’larımızı da yapacağız, SİHA’larımızı da yapacağız, Akıncı’larımızı da yapacağız, savaş uçaklarımızı da yapacağız, helikopterlerimizi de yapmaya devam edeceğiz.

Son 20 yıldır olduğu gibi bugün de onları kendi hırsları, kendi sığ hesaplarıyla baş başa bırakıp işimize bakıyoruz. Kimse Yunanistan’da 10-15 Amerikan üssü var diye eleştirmiyor, kimse Batı Yunanistan’a yığınak yapıyor diye eleştirmiyor, ama en ufak bir ses çıktığı zaman Türkiye Yunanistan’ı tehdit ediyor. Hayır, eğer bize yan bakan olduğu zaman yan bakana kusura bakmasınlar herhalde biz de düz bakmayız. Biz kimseye, hiçbir ülkeye husumet beslemiyoruz. Tam tersine, her ülkeyle, her toplumla mümkün olan en iyi, en ileri, en samimi ilişkileri kurmak ve geliştirmek istiyoruz. Amacımız; yakın komşularımızdan başlayarak, çevremizde bir barış ve iş birliği kuşağı tesis etmektir. Birileri tarafından bilinçli olarak bölgemize giydirilen kardeş kavgası ve husumet üzerine kurulu deli gömleğini yırtıp artmakta kararlıyız. Özellikle son dönemde bu yönde pek çok olumlu adım attık. Kimi konularda anlaşmazlık yaşadığımız ülkelerle ilişkilerimizi kazan-kazan ve karşılıklı saygı temelinde yeniden rayına oturttuk. Türkiye’nin arabuluculuk rolünü Rusya-Ukrayna Savaşında çok daha güçlü bir biçimde öne çıkardık. Ülkemizi bölgesel ve küresel meselelerde söz ve yetki sahibi yaptık. Çözümün anahtarını elinde tutan stratejik bir konuma yükselttik. Çatışmaların, istikrarsızlıkların eksik olmadığı sancılı bir bölgede Türkiye diplomatik, ekonomik ve askeri başarılarıyla göz doldurmaktadır. İçimizdeki birileri anlamasa da, akıl ve izan sahibi herkes Türkiye’nin bu hamlelerini görüyor, takdir ediyor. Ülkemizin güvenlik politikalarında mevcut paradigmaları değiştiren başarıları inkâr edilemez bir gerçektir. Artık terörün kapımıza dayanmasını beklemiyor, terör tehdidi nereden geliyorsa, nerede bir terörist varsa kaynağında etkisiz hale getiriyoruz.

Türkiye’nin operasyon derinliğini Suriye’den Irak’a kadar uzattık. Kendilerini en emniyette hissettikleri bölgelerde bile bölücü terör örgütüne tarihinin en ağır darbelerini indiriyoruz. Bunu da başkaları gibi sivil-terörist ayrımı gözetmeden toptan imha yerine, adeta bir kuyumcu titizliğiyle kılı kırk yaran bir hassasiyetle yürütüyoruz. Askerimiz, polisimiz, jandarmamız, istihbaratçımız, güvenlik korucumuz tam bir koordinasyon içinde hareket ederek terör örgütlerine nefes aldırmıyor. Öyle ki bir dönem teröristlerin cirit attığı dağlarda artık vatandaşlarımız terör tehdidinin korkusunu hissetmeden aileleriyle birlikte piknik yapmanın huzurunu yaşıyor. Teröristlerin saldırılarından dolayı yatırım alamayan bölgelerimiz bugün turizmden sanayiye her alanda zirveleri zorluyor, ihracatta, istihdamda rekorlar kırıyor. Türkiye sadece terörle mücadelede değil suç örgütleri ve düzensiz göçle mücadelesinde de başarı çıtasını sürekli yukarıya taşıyor.

Sahil Güvenliğimizin olağanüstü çabalarıyla Ege’de ölümlerin önüne geçtik. Son 2 yılda Yunanistan tarafından botları batırılıp ölüme terk edilen çoğu kadın ve çocuk 41 bin insanın hayatını, evet biz kurtardık. Sahil Güvenlik Teşkilatımız tarafından yakalanan düzensiz göçmen sayısı 245 bine ulaştı. Jandarma Teşkilatımız da sınır bölgelerimiz başta olmak üzere düzensiz göçle ve insan kaçakçılarıyla mücadelesini kararlılıkla sürdürüyor. Aynı şekilde uyuşturucu baronlarına ve gençlerimizin geleceğini çalan zehir tacirlerine de göz açtırmıyoruz. İnsanımızın huzuruna, vatanımızın birlik ve bütünlüğüne kast eden tüm odaklara karşı gereken her türlü tedbiri alıyoruz. İnşallah, sizlerin de katılımlarıyla birlikte farklı cephelerde verdiğimiz bu zorlu mücadelemizi artık çok daha başarılı ve etkin şekilde yürüteceğiz.

Kıymetli Dostlar,

Bugünden itibaren artık –genç kardeşlerime sesleniyorum- yeni bir hayata başlayacaksınız. Farklı rütbelerde teşkilatımızın farklı sınıf ve birimlerinde ülkemize ve milletimize hizmet edeceksiniz. Tahsil hayatınız boyunca edindiğiniz bilgi, birikim, tecrübe ve yeteneklerin bu süreçte sizlere daima yol göstereceğine inanıyorum. Sizlerden devletimize büyük bir aşkla hizmet ederken, şu kadim ülkeyi asla aklınızdan çıkarmamanızı istiyorum. Devleti korumanın yegâne yolu, bağrından çıktığınız milleti korumaktır. İnsanımıza tepeden bakanların, insanlarımızı hor-hakir görenlerin, kendini toplumdan izole edenlerin ne bu ülkeye, ne de millete faydası dokunur. Türkiye, kendini kanunların, hukukun ve demokratik prensiplerin üstünde görenlerden çok çekmiş bir ülkedir. Bizler aynı zamanda demokrasi dışı yöntemlerle milli iradenin ve siyasetin dizayn edildiği acı günler yaşadık. Hamdolsun, 2002’den itibaren hayata geçirdiğimiz reformlarla Türkiye’nin bir daha vesayet girdabına sürüklenmesine müsaade etmedik. 15 Temmuz ihanetinde milletimizle birlikte omuz-omuza verdiğimiz mücadele sayesinde ülkemizde merkezinde hukukun, sivil iradenin, insan haysiyetinin olduğu yepyeni bir sistemi inşa ettik. Sizlerden bu yeni dönemin ruhuna uygun şekilde insanımızın canına, malına, temel hak ve hürriyetlerine el uzatanlara karşı tavizsiz bir duruş sergilemenizi bekliyorum. Yine sizlerden görevinizi kanunlar ve mevzuat çerçevesinde yaparken, vatandaşlarımıza karşı daima müşfik davranmanızı bekliyorum. Milletimizin hakkını koruma noktasında en küçük bir zafiyet göstermeden sorumluluklarınızı yerine getireceğinize inanıyorum. Devletin ve milletin emri, hizmeti, hiyerarşisi dışında bir yerin tasallutuna girmeyeceğinizden şüphe duymuyorum. Sizlere güveniyorum ve diyorum ki; hep birlikte, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Rabbim sizleri her türlü kazadan, beladan, saldırıdan, görünür-görünmez her türlü musibetten muhafaza buyursun diyorum.

 Bu vesileyle vatanımızın bekası uğrunda can veren şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademimizin tüm hocalarını, tüm komutanlarını, mezunlarımızın kıymetli ailelerini tekrar tebrik ediyorum.

Yolunuz, bahtınız açık olsun. Mevla yar ve yardımcınız olsun. Kalın sağlıcakla.