Hacı Bektaş Veli'yi Anma Programı’nda Yaptıkları Konuşma

13.08.2022

Hacı Bektaş Veli Hazretleri’nin Gönüldaşı Kıymetli Kardeşlerim,

Değerli Misafirler,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.

Hazreti Hünkârın yaşadığı ve vefat ettiği toprakların bereketini, feyzini paylaşarak bu sevgi, barış, kardeşlik ve muhabbet kapısında sizlerle birlikte durmanın memnuniyeti içindeyim. Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi daim eylesin diyorum. Bundan 751 yıl önce Hakk’a yürüyen Hacı Bektaş Veli Hazretleri başta olmak üzere bu toprakları imanlarıyla yoğurarak Anadolu’yu vatanımız haline getiren tüm alpleri, erenleri, gönül sultanlarını rahmetle anıyorum. Ahmet Yesevi Ocağı’ndan başlayıp Kafkaslara ve Anadolu’ya, oradan Balkanlar’a ve dünyanın dört bir yanına yayılan Hacı Bektaş Veli irfanı bugün de yolumuzu aydınlatmayı sürdürüyor.

Bizlerin burada cem olmasına vesile olan Hazreti Hünkârın ifadesiyle; tevhidimiz “bir olalım, iri olalım, diri olalım” üzerine kuruludur. Hiç şüphesiz Hacı Bektaş Veli Taif’te kendisini taşlayanlara, “Ya Rabbi, bunlara merhametinle muamele et, çünkü bunlar bilmiyorlar, ola ki soylarından Hakk yolu bulacak insanlar gelir” diyen Hazreti Peygamberin Aleyhissalatu Vesselam varisi olarak tayin ettiği âlimlerimizdendi. Yine hiç şüphesiz Hazreti Hünkâr, Sıffin’de Cemel Vakası sırasında kendisine kılıç çekenlerin daha sonra cenaze namazlarını kıldırıp, onlar için dua eden Hazreti Ali Radıyallahu Anh Efendimizin yolundan gidenlerdendi. Hacı Bektaş Veli Hazretleri’nin irfanına talip olmak öyle kolay değildi. Her şeyden önce Peygamber Efendimizin Aleyhissalatu Vesselam, insanların Hazreti Adem ve Hazreti Havva’dan beri soy üzere olduğu gibi din üzere de kardeş oldukları öğüdüne uygun şekilde birliğimize sarılmak ve ayrılıktan uzak durmak mecburiyetindeyiz. Hamdolsun yaşadığımız kimi acılara rağmen millet olarak Peygamberimizin bu öğüdünü en samimi şekilde biz sahiplendik. Bunu da Allah'ın milletimize nasip ve ikram ettiği hasretlere, önderlere, lütuflara borçluyuz.

Hoca Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş Veli, Lokman-i Perende, Ahi Evran, Mevlana, Seyyid Mahmud Hayrani gibi Hakk dostu önderlerimizin bize bıraktığı mirasa ne kadar sıkı sarılırsak, geleceğimize de o derece güvenle bakabiliriz. Bu Hakk dostlarının en önemli özelliği, Hazreti Peygambere Aleyhissalatu Vesselam sarsılmaz bir bağlılık ve Ehlî Beyt sevgisi yanında, inançlarını hayatlarının her anına yansıtarak birer irfan abidesi hâline gelmek suretiyle insanların gönüllerini kazanmış olmalarıdır.

Hazreti Hünkârın kaynağını Kur'an-ı Kerim’den alan 4 kapı 40 makam esasıyla yaptığı hizmetler, bugün bizim de hayatımıza yön veren, vermesi gereken ilkeleri ifade etmektedir. Milletimiz en sıkıntılı dönemlerinde dahi her bir kapının imanla, tövbeyle, tevazuuyla, edeple başlayan makamlarını hayatlarında yaşatarak aşmayı başarmış maddi ve manevi kurtuluşa ermiştir.

Moğol istilasından Çanakkale Savaşına, Milli Mücadele'den son 40 yılımıza damgasını vuran terörle mücadeleye kadar maruz kaldığımız tüm hayati sınamaları bu inanç ve azimle geride bıraktığımıza inanıyorum. Verdiğimiz mücadelelerin hayırla neticelenmesini, “Gönül Allah'ın göründüğü ve baktığı yerdir” diyen Hazreti Hünkâr başta olmak üzere erenlerin, gönül sultanlarının dualarına borçlu olduğumuzu da biliyoruz. Öyleyse Hazreti Hünkârı rahmetle anarak ikrarımızı verelim.

“Allah, eyvallah kapısında

Döktüğün varsa doldur

Ağlattığın varsa güldür

Yıktığın varsa kaldır

Doğru gez

Dost gönlünü incitme

Yalan söyleme, kovu kollama

Haram yeme, zina etme

Elinle koymadığını alma

Gözünle görmediğini söyleme

Gelme gelme, dönme dönme

Gelenin malı, dönenin canı

Bu yol kıldan köprüdür geçemezsin

Demirden leblebidir çiğneyemezsin

Ateşten gömlektir giyemezsin

Riya ile ibadet, şirk ile taat olmaz

Söylediğin meydanın, sakladığın senin

Allah eyvallah…”

Evet, milletimiz işte bu şuurla bize iki dünyada da saadet kapısını, “marifet nefsi silmek değil, bilmektir” diyerek gösteren Hazreti Hünkârın irfanını gittiği her yere taşınmıştır. Tarihimizde bunun Timur'un, “Sizden de ölen oldu, bizden de, peki kim şehit” sorusuna; “Vatanımızı savundukları için bizim ölülerimiz şehittir” diyen Baba İlyas gibi örnekleri vardır. Yine Hazreti Peygamberin Aleyhissalatu Vesselam emanetini korurken askerleriyle birlikte çekirge yiyerek hayatta kalan Fahrettin Paşa’ya bu cesareti ve azmi veren de aynı irfandı. Hamdolsun, bugün de ayak bastığımız, bayrak gösterdiğimiz her yerde bu irfanın yol göstericiliğinde yürüttüğümüz faaliyetlerle farkımızı ortaya koyuyor, gönüller kazanıyor, kalıcı izler bırakıyoruz.

Sevgili Canlar,

Değerli Kardeşlerim,

Vefatının 750. yıldönümü vesilesiyle 2021’i UNESCO ile beraber tüm dünyada Hacı Bektaş Yılı olarak değerlendirdik. Hazreti Hünkârın, “Gelin canlar bir olalım” çağrısını, dünyanın dört bir yanında düzenlediğimiz etkinliklerle tüm insanlıkla paylaştık. Bu etkinlikler vesilesiyle koronavirüs salgınının yükü altında ezilen insanlığın gönlünde bir ışık, bir çıra yakabildiysek ne mutlu bize.

Bilindiği gibi Hacı Bektaş Veli Dergâhı, Cumhuriyetle birlikte diğer tüm benzeri kurumlar gibi kapatılmıştı. Bu sevgi, barış, kardeşlik ve muhabbet kapısının müze statüsüyle fizikken yeniden açılmasını sağlayan şehit Başbakan rahmetli Adnan Menderes’tir. Etap-etap süren çalışmaların tamamlanmasının ardından bu külliye dört bir yandan gelen Hacı Bektaş dostlarının iştirakiyle tümüyle hizmete girmiştir. Böylece Hazreti Hünkârın, “Sevgi, saygı üzerine kurulmuştur yapımız, ta ezelden ebede açık durur kapımız” sözüne uygun şekilde bu kapı yeniden gönülleri aydınlatmaya devam etmiştir. Ayrıca, geçen sene Hacı Bektaş Veli'nin Suluca Karahöyük’e geldiğinde sofrasına oturduğu Kadıncık Ana Evi’nin restorasyonunu tamamlayıp, yeniden ziyarete açmıştık. Bu yıl da Hazreti Hünkârın komşusu, onun mihmanı olan Bektaş Efendi Türbesi’nin restorasyon işlemlerini bitirerek tekrar ziyarete açıyoruz. Geçtiğimiz günlerde Muharrem Orucu vesilesiyle Ankara'da Hüseyin Gazi Vakfı Türbesi’nde canlarla bir araya gelip hem Kerbela şehitlerimizi rahmetle yâd ettik, hem de samimi bir muhabbet gerçekleştirdik.

Bir süredir İçişleri ve Kültür bakanlıklarımızın koordinasyonunda milli birlik ve beraberlik çalışması yürütüyoruz. Ülkemizdeki 1585 cemevinin tamamı ziyaret edilerek Alevi Bektaşi vatandaşlarımızın toplam 8 bin 740 talebi belirlendi. Bu taleplerin 5 bin 600’ü hızla karşılandı. Diğer taleplerle ilgili olarak İçişleri, Kültür ve Adalet bakanlarımız müşterek bir çalışma yapıyor, inşallah bu da yakında neticelenecek. Ayrıca, çeşitli illerimizde temeli atılan ve yapımı tamamlanan sekiz cemeviyle ilgili toplu bir töreni de yakında gerçekleştireceğiz.

Hep söylediğimiz gibi, bu ülkenin 85 milyon vatandaşının tamamı da Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin birinci sınıf, aynı hak ve imkânlara sahip, hiçbirinden asla vazgeçmeyeceğimiz mümtaz fertleridir. Anadolu’daki bin yıllık varlığımızı hâlâ hazmedemeyenlerin her dönem olduğu gibi bugün de milletimiz arasında ayrılık tohumları ekerek, vatanımızı parçalama niyetleri elbette vardır. Bunun için mezhep ve meşrep farklılıklarını körüklemekten, köken ve ideolojik kamplaşma fitnelerine kadar her türlü gayreti gösteriyorlar. Birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi güçlendirme yönünde attığımız en küçük bir adıma bile tahammül edemeyenlerin aslında neyi amaçladıklarını, sufleyi nereden aldıklarını gayet iyi biliyoruz. Özellikle kimi Avrupa devletlerinin ülkemizdeki her kesim gibi Alevi Bektaşi vatandaşlarımız üzerinde oynamaya çalıştıkları kirli oyunu sizlerin de gördüğüne ben inanıyorum. Alevi Bektaşi toplumunu İslam'dan kopartmaya çalışarak atılan ilk adımın devamı, insanlarımızı birbirine düşman etmek olacaktır. Nitekim bu yönde sergilenen pek çok oyunun ve provokasyonun örneklerini her gün takip ediyoruz. İnşallah birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize, müştereklerimize daha sıkı sahip çıkarak bu sinsi ve alçak oyunu hep birlikte bozacağız.

Bu duygularla bir kez daha Hakk'a yürüyüşünün 751. yıldönümünde Hacı Bektaş Veli Hazretleri’ni tazimle yâd ediyoruz. Bu kapı sevgi, barış, kardeşlik, muhabbet kapısıdır, diyerek Hacı Bektaş Veli irfanı etrafında bir araya gelen herkese şükranlarımı sunuyorum. Unutmayalım ki “Muhabbetten Muhammed oldu hasıl, Muhammed’siz muhabbetten ne hasıl.”

Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Kalın sağlıcakla.