Etik Eğitimi ve Etik Eğitici Yetiştirilmesi İş Birliği Protokolü İmza Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

26.05.2022

Değerli Misafirler,

Hanımefendiler, Beyefendiler;

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Ülkemize 2004 yılında kazandırdığımız önemli kurumlardan biri olan Kamu Görevlileri Etik Kurulumuzun, kamuda etik kültürünü yerleştirmek gayesiyle yürüttüğü çalışmaları takdirle takip ediyorum. Kuruluşundan bugüne Kurulumuzda görev yapan tüm üyelerimize özellikle teşekkürlerimi sunuyorum. Kurul Başkanımız Zerrin Hanım, etik kavramı ve bunun kamu faaliyetlerindeki yeri konusunda zaten oldukça kapsamlı değerlendirmeler yaptı. Etik kurulumuzun kurumlarla yaptığı iş birliği protokollerini çalışmaların yaygınlığı ve etkinliği bakımından çok çok önemli görüyorum. Kamu görevlilerinin etik kurullara bağlı olarak çalışması, tepeden tırnağa toplumun tüm kesimlerine dalga dalga yayılacak sonuçlar doğuracaktır.

Bilindiği gibi, Fransızca kökenli bir kelime olan etik kavramını töre veya ahlak ifadeleriyle de karşılamak mümkündür. Ahlak, en basit şekliyle iyiyle kötü olan arasında iyiyi tercih etmek, edep ve adap sahibi olmak demektir. Rabbimiz nefsine fücurunu da, takvasını da vererek yarattığı insanın fıtratını esasen güzel ahlaka meyyal olarak şekillendirmiştir. Bu ölçülerin hayatın her alanı gibi kamuda da korunmasını sağlamak hepimizin ortak sorumluluğudur. Etik Kurulumuzun bu doğrultuda giderek artan çabalarını Cumhurbaşkanı olarak daima destekledim, desteklemeyi sürdürüyorum.

Değerli Misafirler,

Türkiye, dünyanın en köklü devlet geleneğine sahip ülkelerin başında gelmektedir. Geçtiğimiz yıllarda tarihinin en iddialı yönetim değişikliğini gerçekleştiren Türkiye, bu vasfını geleceğe taşıma iradesine sahip olduğunu da göstermiştir. Ecdadın, insanı yaşat ki devlet yaşasın, şiarını hayata geçirme sorumluluğu en başta kamu görevlilerine aittir. Ülkemiz geçmişte uzunca bir vakit vesayetle, darbelerle, istikrasızlık ve terör ikliminin zehirlediği yapısal sorunlarla uğraşmak zorunda kalmıştır. Toplumun her kesimi gibi kamuda da kimi zaman ideolojik bağnazlık, kimi zaman ahlaki aşınma, kimi zaman vurdumduymazlık diyebileceğimiz zafiyetler yaşanmış olabilir. Ama bu milletin mayası sağlam, bu devletin geleneği güçlü olduğu için hepsinin de zamanla üstesinden geldik. Tüm bu zorlu sınamaların ardından artık tüm dikkatimizi büyük ve güçlü Türkiye hedefine yöneltebileceğimiz kritik bir sürece girdik.

Geçtiğimiz 20 yılda ülkemiz her alanda olduğu gibi kamu hizmetlerinin kalitesi ve yaygınlığı hususunda da çok önemli mesafe kat etmiştir. Kurumlarımızın fiziki altyapılarının geliştirilmesinden mevzuatın hizmet alanlar lehine kolaylaştırılmasına, elektronik devlet uygulamalarından uzlaşma yollarının artırılmasına kadar, pek çok reformu hayata geçirdik. Asırlık ihmalleri ve eksiklikleri bu kadar kısa bir sürede telafi etmek, elbette kolay olmadı. Demokrasi ve

Hepsini de hesaba kattığınızda, aslında Türkiye’nin bu dönemde, nesiller boyunca iftiharla anlatılacak bir başarı hikâyesi yazdığını söylemek herhalde yanlış olmaz.  Eğitimden sağlığa, ulaşımdan sosyal desteklere, tarımdan sanayiye her alanda ülkemize kazandırdığımız güçlü altyapı ve kurduğumuz yeni yönetim sistemleri sayesinde çok daha büyük vizyonlara yönelme imkânı bulduk.

Milletimizin devletine olan güveni ne kadar güçlü olursak, bu vizyonu hayata geçirme şansımız da o derece yükselecektir. Etik Kurulumuz, milletle devlet arasındaki ilişkinin ahlak, adalet, hakkaniyet ve saygı çerçevesinde yürümesine verdiği katkıyla büyük ve güçlü Türkiye vizyonundaki yerini alacaktır.

Değerli Misafirler,

Ülkemiz yönetim sisteminde kamu personeli olmak, uzunca bir süredir belirli kurallara, sınavlara ve süreçlere bağlı olarak yürümektedir. Her bir kamu personeli anayasa ve yasalar çerçevesinde kendisine verilen görevi hakkıyla yerine getirmek için çalışmaktadır. Bunun dışına çıkarak, terör örgütlerinin güdümüne giren veya meşru olmayan yollara yönelenlerde de yine hukuk eliyle tasfiye edilmektedir. FETÖ’den PKK’ya kadar çeşitli terör örgütleriyle iltisağı yüzünden kamudan ihraç edilen çok sayıda personel oldu. Aynı şekilde hukuk dışı yollara tevessül ettikleri belirlenen her bir kamu personeli için de gereken işlemler kendi prosedürü içinde yapılmaktadır.

Ancak, son dönemde giderek sıklaşan bir şekilde Ana Muhalefet Partisi’nin başındaki zatın kamu görevlilerine hakaret ettiğini, bürokratları hedef aldığını, hatta açıkça tehdit ettiğini görmeye başladık. Elbette herkes, kamu görevlileri de yaptıkları işlerden eleştirilebilir. Biz de geçmişte valisinden hakimine, müsteşarından müfettişine pek çok kamu görevlisini hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını düşündüğümüz iş ve işlemleri sebebiyle tenkit ettik. Evet, yapılan iş ve işlemleri eleştirdik, gerektiğinde hukuk yoluna da başvurduk, ama şeriatın kestiği parmak acımaz, diyerek ortaya çıkan iş ve işleme de riayet ettik, çünkü demokratik, hukuk devletinde olması gereken budur. Yani eleştirerek demokratik hakkımızı kullandık, iş ve işleme uyarak da hukuka saygımızı gösterdik.

Ana Muhalefetin başındaki kişinin kullandığı yöntem kesinlikle demokratik, hukuk devletine uygun bir yöntem değildir. Bu kişi kendisine oy vermedi diye kimi zaman işçiye, kimi zaman çiftçiye, kimi zaman esnafa hareket ettiği gibi, kimi zaman da kamu görevlilerini alenen hedef göstermektedir. Hadi siyasi hırsına verip bu tavrı da anlayışla karşılayalım. Peki, verdiği karar için hakimi, yaptığı işlem için polisi, yürüttüğü operasyon için askeri, attığı imza için genel müdürü tehdit etmek ne demek? Devletteki teamüllere zıt bir şekilde baskın yapar gibi kamu kurumlarının kapısına dayanmak ne demek? Demokraside böyle bir usul olabilir mi? Hukuk devletinde böyle bir tarz olabilir mi? Devletin teamüllerinde böyle bir yöntem olabilir mi? Asla.

Kamu görevlilerinin etik meselesini konuştuğumuz şu platformda, aynı zamanda kamu görevlilerinin hakkını, hukukunu, onurunu savunmak da görevimizdir. Buradan açıkça ilan ediyorum, kamu görevlilerimize demokratik, hukuk devleti sınırları dışında söz söyleyen herkes, bu devletin de, bu milletin de düşmanıdır. Çünkü bu çirkefliğin amacı, devleti işleyemez hale getirmek, dolayısıyla milleti hak ettiği hizmetlerden mahrum etmektir. Böyle bir rezilliğe, böyle bir kepazeliğe, böyle bir ahlaksızlığa asla izin veremeyiz. Kaldı ki, bir Cumhurbaşkanının ailesini hedef alarak böyle bir süreci işletmek akıl karı değildir.

Kamu görevlilerimizin vazifelerini yürütürken tek bakacakları yer anayasa ve yasalardır. Hariçten gazel okuyanların naralarıyla bu devlet iş yapmaz, bu devletin memuru da pozisyon almaz. İşini yapan her bir kamu görevlisinin teminatı hukukun ta kendisidir. Biz de memurundan Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı’na kadar mesai arkadaşımız olarak gördüğümüz her bir kamu görevlisinin yanındayız. Tüm kamu görevlilerimiz müsterih olsunlar, Türkiye’nin bu tür arkası karanlık operasyonlarla kaybedecek tek bir anı dahi yoktur.

Türkiye’nin kendi insanını tehdit eden değil, kendi insanına hizmet eden anlayışla yapılan ahlaklı, ilkeli, üretken siyasete ihtiyacı vardır. Aksi yönde konuşanların ve davranış sergileyenlerin hesabı da hiç şüpheniz olmasın ki kendi mecrasında görülecektir.

Biz kamu görevlilerimizle birlikte ülkemize eser kazandırmak, milletimize hizmet etmek, Türkiye’nin çıkarlarını korumak, kazanımlarını çoğaltmak için daha çok çalışacak, daha çok gayret göstereceğiz. Bu kutlu hedefimizle aramıza kimsenin, hiçbir kifayetsiz muhterisin girmesine de müsaade etmeyeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum.

Bu duygularla bir kez daha kamu görevlilerimizin Etik Haftasını tebrik ediyorum. Kurulumuz ile Milli Eğitim Bakanlığımız arasında biraz sonra imzalanacak iş birliği protokolünün tüm taraflar için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.