Darülaceze Sosyal Hizmet Şehri Temel Atma Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

20.05.2022

Darülaceze Ailesinin Kıymetli Mensupları,

Değerli Misafirler;

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Kimsesizlerin kimsesi olması için bu güzide kurumu milletimize armağan eden Sultan Abdülhamid-i Sani’den bugüne Darülacezeye emeği geçen herkesi rahmetle ve şükranla yâd ediyorum. İnanç, köken, ırk, cinsiyet, yaş dâhil hiçbir ayrım gözetmeden tüm acezeyi, yani tüm düşkünleri kucaklayan bu müessese, medeniyetimizin ve milletimizin insana bakışının en güzel örneklerinden biridir. Biz de ecdattan aldığımız ilhamla, üstlendiğimiz her görevde çalışmalarımızı insanı yaşat ki, devlet yaşasın, anlayışıyla ve yaratılanı severiz yaratandan ötürü ilkesiyle yürüttük, yürütüyoruz.

Darülaceze’nin 127 yılı bulan geçmişinde 30 bini çocuk, 100 bin insanımıza şefkat yuvası olması benzer çalışmalarımızda bize ilham vermektedir. Gönülleri, çalışanları ve acezeleriyle bir büyük aile olan bu müessesenin yaşatılması ve geliştirilmesi için katkıda bulunan herkese, bakanlarımızdan tüm yanlarındaki elemanlara kadar herkese şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum.

Bugün Darülacezemizin hizmetleri yeni bir boyuta taşıyacağına inandığım sosyal hizmet şehri projesinin temelini atmak üzere biradayız. Burada bir duruma dokunmadan geçmeyeceğim. Bu işler bizim işimiz. Belediye Başkanlığımda Kayışdağı’nda bir Darülaceze’nin temelini atmış, açılışını yapmıştık. Şu andaki malum, iktidar aynı şekilde bugün temelini atacağımız adımlarla süreci devam ettiriyor.

Tabii bir şeyi sormam lazım; İstanbul’un şu anda İstanbul’un şu anda Büyükşehir Belediye Başkanlığını üstlenmiş olan kişi veya kişilerin, acaba bu alanlarda attıkları bir adım var mı? Ya bir şey yapın. Yani bir suyu akmayan musluğu açmakla biz hizmet ettik diyemezsiniz; milleti aldatmayın. Gelin bu tür eserleri yapın, bu ülkenin darda kalmışına elinizi uzatın, bu tür şeyleri yapın, biz de sizleri alkışlayalım; ama yok.

Bakın, burada şimdi yatay mimari anlayışıyla inşa edilecek projemiz, bağışçılar, sağlıklı ve yatağa bağlı sakinler, koruma altındaki çocuklardan oluşan bine yakın sakiniyle insanımıza hizmet verecektir. Rehabilitasyon ünitesinden cami, kilise ve havranın da yer aldığı ibadethanelerine kadar tüm birimleriyle bu proje, Darülaceze’nin kuruluş amacına ve tarihine yakışır bir eser olacaktır. Tabii Darülaceze, gayrimenkul gelirleri ve eğlence vergisi payı yanında, asıl hayırseverlerin bağışlarıyla faaliyetlerini yürüten bir yerdir ve bu dönemde milli bütçeden de katkı vermek suretiyle Darülacezeyi çok daha güçlü bir karaktere ve yere kavuşması noktasında adımımızı attık. Sosyal hizmet şehrimizin inşasında da en büyük desteği devletin yanında bağışçılardan bekliyoruz. İnşallah, el birliğiyle bu güzel projeyi kısa sürede tamamlayarak, milletimizin hizmetine sunacağız.

Rabbimden, Darülacezemize yapılan tüm bağışların huzurunda kabulünü, hayra, sevaba ve mağfirete tebdilini niyaz ediyorum.

Değerli Dostlar,

Milletimizin asırlardır yaşadığı nice saldırıları, sıkıntıları, kaosları metanetle göğüsleme başarısının gerisinde, sahip olduğu şu birlik, beraberlik, dayanışma hasletinin gücü vardır. Medeniyet ve kültür birikimiyle, aile yapısıyla, sosyal müesseseleriyle, bireysel inisiyatifleriyle tecessüm eden bu haslete sıkı sıkıya sahip çıkmamız gerekiyor. Ekonomik bakımdan güçlü, gelişmiş ülkelerin sosyal bakımdan en kırılgan ve geleceği tehdit altında nüfuslara sahip olmalarının sebebi de aynıdır. Bunun örneği bizden başka hiçbir ülkede yok, bu sadece bizde var.

Kurallar önemlidir, maddi imkânlar önemlidir, bireylere değer vermek önemlidir, ama bunlar sadece günü kurtarır. Ailenin merkezinde olduğu güçlü bir sosyal yapı olmadan bunların hiçbiri geleceği kurtarmaya yetmez. Bizim önceliğimiz, medeniyet mirasımıza, inanç ve kültür değerlerimize sarılarak, dezavantajlı gruplar dediğimiz engellerimizi, yaşlılarımızı, kimsesiz çocuklarımızı, garip gurebamızı sosyal yapımız içinde yaşatmaktır. Buna rağmen, kimsesiz kalan, yardıma veya desteğe muhtaç olan vatandaşlarımızı da kurduğumuz müesseseler ve oluşturduğumuz mekanizmalar vasıtasıyla, insani hayat sürebilecekleri imkânlara kavuşturmaktır. İnşallah Darülaceze Sosyal Hizmet Şehri, inanarak söylüyorum, dünyada bu işin tek örneği olacak bittiği anda.

Hamdolsun, bugün Türkiye, dünyanın en iyi işleyen, en kuşatıcı sosyal destek sistemine sahip ülkelerinden biridir, benzeri yok. Eğer şu dünyayı tanımışsam, biliyorsam, ülkemiz gibi bir başka örnek dünyada yok. Hükümete geldiğimizde yılda 2 milyar lira olan sosyal yardım bütçesini 100 milyar lira sınırına getirdik; 2 milyar-100 milyar. Bu rakamın milli gelirimize oranı da yüzde 0,38’den yüzde 1,36’ya yükseldi. Eskiden daha ziyade ayni olan yardımları hem insanımızın onurunu korumak, hem ihtiyaç önceliklerini kendisine bırakmak için nakde döndürdük, böylece ülkemizde günlük harcama düzeyi dünya standardı olan 5,5 doların altında kalan nüfus oranını yüzde 34’ten yüzde 10 seviyesine gerilettik.

Altyapımızı güçlendirmek ve sosyal destekleri en etkin şekilde yürütmek için ayrı bir bakanlık kurduk.

Nüfusun bir ülkenin en büyük gücü olduğu gerçeğinden hareketle, anneleri ve çocukları koruyacak, destekleyecek çalışmalara özellikle önem veriyoruz. İstihdam, sağlık ve eğitime kadar her alanda bu çerçevede pozitif ayrımcılık yapıyoruz.

Devlet korumasındaki çocukların bize Allah’ın ve milletin birer emaneti olduğu anlayışıyla, bunları kendi ailelerinin yanında veya aile iklimine yakın şartlarda yetiştirecek bir modele geçtik.

Engellilerimizi, evde bakımıyla, rehabilitasyon merkezleriyle, özel bakımıyla, umut evleriyle, istihdamıyla, her alanda hayatın içine katan bir yaklaşım sergiledik.

Yaşlılarımızı, 65 yaş maaşıyla, gündüz bakım hizmetleriyle, evde bakım hizmetleriyle, aileleri yanında desteklemeyi, huzurevleriyle sahipsiz bırakmamayı hedefleyen programlar uyguladık.

Kadınlarımızı, şiddetten istihdama, annelik hizmetlerinden siyasi teslime, kılık kıyafet özgürlüğünden eğitim seferberliğine kadar her alanda, Cumhuriyet tarihinin en ileri haklarına biz kavuşturduk.

Şehit yakınları ve gazilerimizi de tarihimizin en büyük destekleriyle sahiplendik.

Görüldüğü gibi devletin imkânlarını milletimizin her kesimine, özellikle de desteğe ihtiyaç duyan insanlarımıza sunuyoruz.

Değerli Arkadaşlar,

Buradan bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum ki, asıl olan kadınlarımızdan çocuklarımıza, yaşlılarımızdan engellilerimize tüm kesimlerin aileleri bünyesinde sosyal yapı içinde sahiplenilmeleri ve yaşatılmalarıdır. Kendi evi, imkânı, vakti varken annesini, babasını, engelli aile üyesini, korunmaya muhtaç evladını kamuya veya özel sektöre ait bir kuruma yerleştirmek bizim aile kültürümüzle taban tabana zıttır. Huzurevlerinde kalan yaşlılarımızın önemli bir kısmının iyi eğitimli, iyi kariyerli, yüksek geliri olan çocuklara sahip olmaları düşündürücüdür. Büyükanne, büyükbaba, anne-baba ve torunların aynı evde oturmasalar bile aynı ortamda hayatlarını sürdürdükleri büyük ailelerin giderek azalıyor olması da üzüntü vericidir. Aile yapısındaki bu dağılma ve aşınma nesilden nesle aktırılan değerlerimizin geleceğinde de bir belirsizliğe ne yazık ki yol açmıştır.

Eğitim, önce ailede başlar, daha ileri gidiyorum, ana karnında başlar, oradan başlayıp doğumla gelişen bir eğitimden dünyası. Okul tek başına bunu yapamaz, ailede atılan temelin üzerinde inşasını yürütür. Ailede verilmesi gereken değerler eksik kaldığı zaman, okullar arzu ettiğimiz mille, manevi, ahlaki, insani medeni hasletlere sahip çocuklar yetiştirme konusunda zorlanıyor. İşte bunun için önümüzdeki dönemdeki önceliklerimizin başına ailenin güçlendirilmesini, eğitimin içeriğinin buradaki eksikleri telafi edecek şekilde geliştirilmesini, kültürümüze sahiplenilmesini yerleştirdik. Gelişmiş ülkelerin, Batının düştüğü hataya, değerli kardeşlerim, inşallah biz düşmeyeceğiz.

Batı tarzı bir güvenlik ve refah anlayışı uğruna aileden başlayarak tüm sosyal yapımızı, medeniyet ve kültür değerlerimizi, inancımızı feda edecek şekilde köklerimizle bağımızı koparmayacağız. Tam tersine, maziden atiye kurduğumuz köprüden yürüyerek demokraside ve kalkınmada dünyanın en ileri ülkeleri arasındaki yerimizi alacağız. Medeniyet mirasımızdan taviz vermeden hedeflerimize ulaşacak yöntemlerle vizyonlarımızı genişletiyoruz. Şu anda bugün temelini atacağımız bu perspektif işte bu genişlemenin bir uygulamasıdır.

Bunun için milletimizin karşısına, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. Yıl dönümüne atfen 2023 hedeflerimizle, İstanbul’un fethinin 600. Yıl dönümüne atfen 2053 vizyonumuzla, inşallah bu sene fetih şenliklerimizi Atatürk Havalimanı’nda yapacağız, İstanbul’a yakışır bir fetih şenliğini Atatürk Havalimanında hep birlikte yapacağız. Bir sorayım bakayım, hazır mısınız? Şöyle muhteşem bir Fetih Şenliği’ni öyle yapalım ki inşallah cennet mekân Fatih Sultan Mehmet Han’a layık olalım. Malazgirt’in bininci yıldönümüne atfen 2071 hayallerimiz var bizim, bu hayallere de ona göre yürüyeceğiz.

Velhasıl, tarihimizin en önemli sembolleriyle çıktık bu yola, inşallah diğer alanlarda birlikte acezemize sahip çıkacak projelerimizi de bu anlayışla hayata geçirmeyi sürdüreceğiz.

Bu duygularla bir kez daha temelini atmak üzere bir araya geldiğimiz Darülaceze Sosyal Hizmet Şehri’nin ülkemize, şehrimize, sakinlerimize hayırlı olmasını diliyorum.

Peygamber Efendimizin Aleyhissalatu Vesselam “hayr-ün-nâs men yenfau-n-nâs” hadisinde buyurduğu gibi,  insanlara hayrı dokunan kişinin büyüklüğünü ortaya koyacağız.

Bu müjdeye muhatap olmak üzere bu projeye destek veren, katkıda bulunan herkese yine şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum.  İnşallah bu örnek projenin açılışın da beraber yapacağız. Şimdi müteahhit firmamızı şöyle bir yanıma çağırayım. Burayı ne kadar zamanda bitireceksin?

YETKİLİ- 36 ay.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ne diyor bu ya? Sen nasıl Fatih torunusun?

BİR YETKİLİ- 30 ayı bulur.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ne yapıyorsun sen? Hamza Bey, 36 aydan başladı 30 aya indi, ne diyor bu? Bu müteahhidi değiştirelim biz. Sen Kanuni Sultan Süleyman’ı duydun mu, tanıdın mı? Süleymaniye’yi ne kadar zamanda bitirdi? Mimar Hamza Bey, Süleymaniye’yi ne kadar zamanda bitirdi? Bir yılın altına düşürdü mü?

Şimdi 24 saat anlayışıyla çalışacaksınız ve burayı bir defa kesinlikle önümüzdeki yıl bugünlerde burayı bitirmeniz lazım. İcabında vardiya sistemlerini değiştireceksin. Burada kimse rahatsız olmaz, sen merak etme, gece-gündüz ful time çalışacaksınız.

YETKİLİ- Söz Cumhurbaşkanım.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şahit olun, söz diyor, yoğun bir çalışma. İnşallah aldığımız söz yerine gelir.

Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.