Geleneksel MÜSİAD Türkiye’nin Gücü Ödülleri Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

09.05.2022

MÜSİAD Ailesinin Kıymetli Mensupları,

Değerli Misafirler,

Hanımefendiler, Beyefendiler;

Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. MÜSİAD, Türkiye’nin Gücü Ödülleri Tevcih Töreni münasebetiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bizleri böylesine anlamlı bir program vesilesiyle biraraya getiren MÜSİAD yönetimine şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum.

Şahsıma gösterdiğiniz teveccüh için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.  Türkiye’nin Gücü Özel Ödülü’nü hem sizlerin kadirşinaslığının, hem de köklü dostluğumuzun, dayanışmamızın, yol ve dava arkadaşlığımızın bir nişanesi olarak inşallah ömrüm boyunca iftiharla taşıyacağım. Aynı şeklide 9 farklı dalda ödülleri takdim edilen iş, akademi ve basın dünyamızın değerli temsilcilerini de canı gönülden tebrik ediyorum.

Atalarımız, marifet iltifata tabidir, iltifatsız emek zayidir, diyor. Hangi alanda olursa olsun başarının kendisi kadar, o başaranın arkasındaki isimlerin emeklerinin de takdir edilmesi, öne çıkartılması gerekir. Hakkı verilen her başarının hayatta daha büyük başarıların, iş dünyasında daha büyük yatırımların önünü açtığını yakinen biliyoruz. Kimi muhalefet aktörleriyle mandacı ekonomistlerin iş dünyamıza sabah-akşam karamsarlık aşıladığı bir dönemde bu yaklaşım çok daha önemlidir. Ülkemizin üretimine, ihracatına, istihdamına, sosyal ve akademik gelişimine katkı sağlayan cesur isimlerin ödüllendirilmesini bu bakımdan çok daha anlamlı buluyorum.

İstisnai örnekler üzerinden kötümser bir tablo çizmeye çalışan şeamet tellallarına verilen en güzel cevap, az önce ödül alan kardeşlerimizdir. Esasen bugün ödül tevcih ettiğimiz isimler Türkiye’nin farklı alanlarda yazdığı başarı hikayesinin kahramanlarından sadece küçük bir kısmıdır, küçük bir örneğidir. Edirne’den Hakkari’ye, Samsun’dan Gaziantep’e kadar vatanımızın dört bir yanında aralarında kadınlarımızın, gençlerimizin olduğu onbinlerce insanımız benzer başarılara imza atıyor.

Şu anda bir milyar dolar ve üstü değerlemeye ulaşan girişim sayımız 6’ya ulaştı. Türk girişimcilik ekosisteminden çıkan filiz işletmeler pek çok gelişmiş ülkeye teknoloji ihraç eder hale geldi. Fabrikalarımız çoğu zaman 3 vardiya çalışarak siparişlerini yetiştirmeye çabalıyor. Yerli ve yabancı müteşebbislerin yatırım iştahı sürekli artıyor. İstihdamda 30 milyonun üstüne çıktık. Sanayi üretimimiz ve ihracatımız her ay rekorlar kırarak yükseliyor. 2021 yılını 225 milyar dolar ihracatla kapatıp, bu yıl için daha büyük hedefler belirlemiştik. Nisan ayı itibarıyla da 12 aylık ihracatımız 240 milyar doları aştı. Enerji hariç ihracatımızın ithalatı karışlama oranı yüzde 100’ün üzerine çıktı. Bundan 20 sene önce 365 günde ancak 36 milyar dolar ihracat yapabilen Türkiye, bugün bu rakamı 30-35 günde gerçekleştirebilir seviyeye ulaştı. Yılsonu hedefimiz olan 250 milyar dolara emin adımlarla ilerliyoruz.

Türkiye’yi ve reel ekonomiyi yakından takip eden herkes muhalefetin yalanlarıyla sokak tiyatrolarının ötesindeki bu fotoğrafı çok net görüyor. Kim ne derse desin, başarı çıtasını sürekli yukarıya taşıyan, kendisini sürekli geliştiren iş dünyamızın yolu da bahtı da açıktır hiç endişe etmeyin.

Sayın Başkan’ın da ifade ettiği gibi, bu ödüllerin güçlü Türkiye’nin güçlü üreticilerinin takdir ve teşvik edildiği bir zemine dönüşeceğine, yeni girişimcilerimize, sanayicilerimize ilham kaynağı olacağına inanıyorum. Biz de tüm imkânlarımızla ülkemizin potansiyeline inanan, büyük ve güçlü Türkiye idealine gönül veren vizyoner, çalışkan, millet ve memleket sevdalısı iş adamlarımızın yanında olmayı sürdüreceğiz.

Türkiye’yi 2023 hedeflerine taşıyacak, 2053 vizyonuna kilitleyecek yolun katma değerli ve yenilik odaklı üretimden geçtiğinin çok iyi farkındayız. Bu amaçla başlatmış olduğumuz teknoloji odaklı sanayi hamlesi programımızı hamdolsun yeni alanlara teşmil ederek bütün bu alanlarda başarıya kilitlenmiş vaziyetteyiz.

Ar-Ge’sini ve üretimini ülkemizde gerçekleştireceğimiz, diğer bir deyişle yerlileştireceğimiz 919 yüksek teknolojili ürün belirledik. Hamle programının mobilite çağrısı kapsamında yapılan başvuruların değerlendirmesi sonucunda Türkiye’ye büyük kazanımlar sağlayacak 31 projenin desteklenmesine karar verdik. Bu projeler için 3,5 milyar lira sabit yatırım ile 161 milyon lira araştırma-geliştirme harcaması yapılacak. İleri sürüş destek sisteminden akıllı kamera sistemine, elektrikli araçların batarya taşıyıcılarından yenilikçi teknolojiye sahip hafifletilmiş parçalara kadar pek çok ürünü yerli imkânlarla üretmeyi hedefliyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde bu kapsama kimya, eczacılık, elektronik gibi yüksek teknolojili diğer sektörleri de ekleyerek hamle programımızı genişletmeyi sürdüreceğiz. Böylece Türkiye’yi kritik teknolojilerin pazarı yerine üreticisi haline getirme idealimizi sizlerin de desteğiyle adım adım gerçeğe dönüştüreceğiz.

Değerli Dostlar,

Bugün ödül törenimizin yanı sıra MÜSİAD’ın kuruluşunun 32.yılına kavuşmanın heyecanını ve haklı gururunu yaşıyoruz. Kurulduğu günden beri yılmadan, yorulmadan, engellere aldırmadan Türkiye’nin kalkınmasına, ekonominin büyümesine, Türk demokrasisinin gelişmesine verdiği eşsiz katkılar için MÜSİAD’a yine şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum.

MÜSİAD’ın güçlenmesi için samimiyetle çaba harcayan önceki başkanlarına, yönetim kurulu üyelerine, temsilcilerine ayrıca şükranlarımı sunuyorum. Elbette 32 yıllık çileli ve zorlu yolculukta pek çok kardeşimizi ebediyete uğurladık. Bu ülkeden kazandığını yine bu ülke için harcama prensibiyle hareket eden MÜSİAD’ın müteveffa üyelerini bir kez daha rahmetle yâd ediyorum. Rabbim hepsinden razı olsun, mekânlarını cennet eylesin. MÜSİAD’ın doğuşuna değerli fikirleriyle öncülük eden Profesör Doktor Necmettin Erbakan Hocamızı da burada tazimle anıyor, Rabbimden Hocamıza rahmet ve mağfiret diliyorum. MÜSİAD medeniyet değerlerimizden neşvünema bulan anlayışıyla iş adamı örgütlerimiz içinde şüphesiz özgün bir konuma sahiptir. Geride bıraktığımız 32 yıllık zaman zarfında Türkiye’nin karşılaştığı tüm kritik dönemeçlerde MÜSİAD bu duruşunu açıkça ortaya koymuştur.

Şöyle bir hafızamıza yokladığımızda 28 Şubat’ın sermayenin renklere ayrıldığı karanlık günlerinden vesayetin yeniden hortlatılma çabalarına. Cumhuriyet mitinglerinden Gezi olaylarındaki sokak terörüne. 17-25 Aralık girişiminden 15 Temmuz kanlı darbe teşebbüsüne. Türkiye’nin ekonomik ve siyasi bağımsızlığını hedef alan saldırılara kadar her kritik dönemde MÜSİAD daima milletin ve milli iradenin yanında saf tutmuştur. Sadece ekonomi ve siyaset de değil, mazlum ve mağdurlarla dayanışmada da MÜSİAD hep öncü bir rol üstlenmiştir. Sizler veren elin alan elden üstün olduğu inancıyla ülkemizin sınırlarını aşan yardımlar yaptınız. Kazancınızı çalışanlarınız yanında ihtiyaç sahipleri ile de paylaşarak, iş dünyasına örnek oldunuz. Dürüstlüğünüz ve güvenilirliğinizle dünyanın bir ucunda milletimizi en güzel şekilde temsil ettiğiniz. İşte Suriye’nin kuzeyinde olduğu gibi briket evlerde 600-650 briket evin orada inşa edilmesi sizin attığınız bu güzel adımlardan bir tanesidir. Tabii bu rakamı daha da yükseltebilirseniz bizleri çok daha mutlu edersiniz. Hedef en az 100 bin briket evi orada inşa etmek.

Helalinden kazanmak hassasiyetinizle asırlara sari ahilik geleneğimizi sizler ihya ettiniz. Daha pek çok örneğini sayabileceğimiz bu erdemli tavırlarınızdan dolayı her birinizi tebrik ediyorum. Mevla istikametinizi bozmasın, emeklerimizi zayi etmesin diyorum. Yani birilerinin kalkıp ülkemize hicret eden ama Suriye, ama Afganistan, ama Irak, İran fark etmiyor. Biz muhacirlik ve ensar olma kabiliyetinin ne olduğunu en iyi bilen bir kültürün mensuplarıyız. Muhacirlik nedir, ensar nedir, bunu anlamayan, bunu bilmeyenlerle bizim işimiz yok. Biz Sevgili Peygamberimizin evet muhacirliğini de biliriz, ensar olduğu dönemi de biliriz. Onun için de biz bu yolda aynı anlayışla devam ediyoruz. Suriye’den savaştan çıkıp ülkemize sığınan bu kardeşlerimize sonuna kadar sahip çıkacağız Bay Kemal siz ne derseniz deyin biz ordayız. Biz bu konutlarına onun için yapıyoruz. Kendileri arzu ettikleri zaman vatanlarına dönebilirler, ama biz onları asla bu topraklardan kovmayız ve koymayacağız bunu da bilesin.

Birileri çıkmış durmadan laf salatası yapıyorlar, yok ya. Biz asla, kapımız açık onlara, ev sahipliğimizi yapmaya devam edeceğiz. Ve onları katillerin eline, kucağına atmayacağız. Onun için de bu süreç içerisinde bu yardımseverliğimizi her zaman nasıl yapıyorsak, yapmaya devam edeceğiz. Zekattan bu millet anlar, sadakayı cariyeden bu millet anlar, ama onlar anlamaz. Dolayısıyla da biz bu yolda aynen yürümeye devam edeceğiz.

Kardeşlerim,

Çekilen çilelerin, yapılan fedakârlıkların, hukuk ve demokrasi zemininde yürütülen ısrarlı mücadelenin boşa gitmediğini görüyoruz. Milletin değerlerinin yok sayıldığı bir dönemdeki bizatihi milletin bağrından çıkan MÜSİAD her yıl biraz daha güçlenerek yoluna devam ediyor. Yurt içinde 83 irtibat noktasına, yurt dışın da ise 81 ülkede toplamda 164 temsilciliğe ulaşan MÜSİAD, bugün 12 binin üzerindeki üyesi ve 60 bine yakın firmasıyla ihracatımızın yüzde 20’sine imza atıyor. Doğrusu ödül alan kardeşlerimi yine şahsım, milletim adına özellikle tebrik ediyorum.

Afrika’dan Asya’ya, Amerika’dan Uzak Doğu’ya kadar pek çok yerde üyelerinizin Türk malı damgalı ürünleri rafları süslüyor. Ülkemizin 81 vilayetinde yaşayan milyonlarca vatandaşımız sizlerin vesilesiyle istihdam imkânı buluyor. Yönetim kurulu ile komisyonlarıyla, Genç MÜSİAD’ıyla, kadın çalışma grubuyla, düzenlediği fuarlar ve organizasyonlarla MÜSİAD’ın ülkemize katkılarını takdirle takip ediyorum. Ülkemizin yatırım potansiyelinin doğru tanıtılması, üretim sahalarının geliştirilmesi, ihracatının arttırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirilecek ve MÜSİAD Ticaret Ofisinin de önemli bir ihtiyacı gidereceğine doğrusu ben inanıyorum. Sayın Başkan’ın şahsında MÜSİAD yönetimini bu vizyoner projeleri dolayısıyla ayrıca tebrik ediyorum. Sizlerden önümüzdeki dönemde çok daha büyük hizmetler, atılımlar bekliyorum.

Değerli Dostlarım,

Kardeşlerim,

İnsanlık son asrın en büyük sağlık krizi olarak nitelenen koronavirüs salgını geride bırakırken, artçı sarsıntılarıyla mücadelesini sürdürüyor. Salgının özellikle ekonomide arz talep dengesini altüst ettiğini, küresel ticaretin işleyişini bozduğunu, tedarik zincirlerinde kırılmalara yol açtığını, emtia ve enerji fiyatlarında çok ciddi artışlara sebep olduğunu görüyoruz. Bu olumsuz küresel ekonomik görünüm Ukrayna ve Rusya arasında sıcak çatışmaların başlaması ile beraber daha da kötüleşti. Örneğin, 2022 Mart ayı itibariyle Avrupa’da doğalgaz fiyatları bir önceki yılın aynı ayına göre yaklaşık yüzde 600 oranında arttı, yani 6 katına çıktı. Benzer fiyat yükselişlerini gıdadan petrole, navlun fiyatlarından ara mamullere kadar hemen her alanda görmek mümkündür. Katlanarak artan enerji, gıda ve hammadde fiyatları ne yazık ki tüm dünyada enflasyonu körüklüyor. Aşırı yüksek enflasyon bugün Avrupa ve Amerika bölgesi başta olmak üzere herkesin ortak sorunu haline gelmiştir. Enflasyon oranı Amerika Birleşik Devletleri ve Almanya’da son 40 yılın, Fransa’da son 36 yılın, İngiltere’de son 30 yılın, Avro Bölgesinde son 25 yılın zirvesine ulaşmıştır. Dahası birçok ülkede üretim yavaşlamakta, istihdam düşmekte, iç talep zayıflarken bütçe açıkları ve kamu borçluluğu rekora koşmaktadır. Elbette tüm bu olumsuz gelişmelerden küresel ekonominin bir parçası olan Türk ekonomisi de ister istemez etkileniyor. Üstelik biz bir de kur baskısı ve eskiden beri en önemli sorunumuz olan rasyonaliteden uzak fiyatlandırma alışkanlığıyla mücadele ediyoruz. Bilhassa artan enerji ve hammadde maliyetlerinin sanayicilerimiz üzerinde ciddi baskı oluşturduğunun farkındayız. Aynı şekilde piyasa fiyatlarında oluşan şişmenin de temel bahanesi petrol ve enerji fiyatlarındaki aşırı dalgalanmadır. Ancak enerji fakiri olan bir ülke Türkiye. Buna rağmen kullanıcılara yansıyan fiyat bakımından Avrupa dahil en düşük enerji maliyeti Türkiye’dedir.

Hükümet olarak vatandaşımızın ve işletmelerimizin kesintisiz enerjiye en uygun fiyatlarla erişimi için tüm imkânları seferber etmiş durumdayız. Kendi kaynaklarımızdan enerji üretimini de teşvik ediyoruz. Muhalefetin sabotajlarına rağmen nükleer güç santrallerimizi devreye almak için gece-gündüz demeden çalışıyoruz. Akkuyu devam ediyor, inşallah nükleer güç santralimiz olarak Akkuyu’yu 2023 sonuna kadar inşallah bitireceğiz. Bunun yanında işte 18 Mart Çanakkale Köprümüzü bitirdik ve milletimizin, tüm insanlığın emrine sunduk.

Bütün bunlarla beraber bir hafta aralıklarla Tokat Havalimanı’nın açılışını da yaptık ve onu da yine şu anda hizmette bile yarış halinde elhamdülillah. O da sadece Tokatlıların değil, tüm insanlığın emrine amade. Bitti mi? Hayır bitmedi, yola devam ediyoruz. Dünyada 5 tane deniz üzerinde havalimanı var bunun 2 tanesi bizde. Birisi Giresun-Ordu Havalimanı, şimdi ikincisini de Rize-Artvin Havalimanı olarak Cumartesi günü açılışını yapıyoruz.  Durmak yok, yola devam ediyoruz. Ama birileri de maalesef sadece boş boş konuşup duruyorlar. Yani bütün bu yapılanlar ortada ve artık benim Artvinli, Rizeli vatandaşım İstanbul’dan uçağa binecek 1 saat 45 dakika da hemen Rize-Artvin Havalimanı’na inecek. Oradan da yarım saatte, bilemedin 45 dakika da evine ulaşacak. Bu modem bir toplumun sağladığı imkânın daniskasıdır.

Göreve geldiğimizde Türkiye genelinde 26 tane havalimanı vardı, ama şimdi 57 tane havalimanı var. Okullarımız, 76 tane üniversitemiz vardı, şimdi 207 tane üniversitemiz var, üniversitemizin olmadığı il yok, 81 vilayetimizin tamamında üniversitemiz var. Yola çıkarken ne dedik? Eğitim dedik, sağlık dedik ve sağlıkta da şu anda sadece şehir hastanesi olarak söylüyorum 19 tane şehir hastanemiz var ve şehir hastanelerimizin yapımı da devam ediyor. Hastanelerimizin olmadığı il yok, büyük ilçelerimizde de yine hastanelerimizin yapımı devam ediyor. Eğer bunlar olmamış olsaydı biz bu koronavirüs belasını öyle rahat rahat atlatabilir miydik? Elhamdülillah bunların varlığı işimizi kolay kıldı.

Karadeniz’de keşfettiğimiz doğal gazı bir an önce ülkemiz sistemine bağlamak için yoğun çaba harcıyoruz. Ayrıca, yeni sahalarda sismik arama ve sondaj faaliyetlerimizi aralıksız sürdürüyoruz. Şu anda 4 tane sondaj gemimiz, 2 tane de sismik araştırma yapan gemimiz var, göreve geldiğimizde bizim böyle gemilerimiz yoktu, ama şimdi artık kendimize ait gemilerimiz var, bunlarla hem sismik araştırmalarımızı yapıyoruz, hem sondaj çalışmalarını yapıyoruz.

Bütün bunların yanında, asgari ücretten memur ve emekli maaşlarına kadar her alanda insanımızın hayat standardını koruyacak adımlar atıyoruz. Asgari ücret artışının işverenlerimiz üzerindeki yükünü azaltmak için de tamamı işverenlerimizden çıkan Gelir ve Damga Vergilerini kaldırdık. İşverenlerimize çalışan başına 450 lira avantaj sağlayan bu uygulamayla devlet olarak elimizi taşın altına koyduğumuzu göstermiş olduk. Gerek KDV indirimleriyle, gerek destek paketlerimizle, gerekse pek çok alanda yaptığımız sübvansiyonlarla 85 milyonun her bir ferdinin fiyat artışlarından asgari düzeyde etkilenmesini sağlıyoruz.

Bir taraftan küresel ve bölgesel istikrarsızlıklarla mücadele ederken, diğer taraftan da ekonomide yakaladığımız ivmeyi artırmanın çabası içindeyiz. Bu süreçte temel önceliğimiz, hem çevremizdeki ateşi sınırlarımız dışında tutmak, hem de insanımızın işini, aşını, can ve mal emniyetini garanti etmektedir.

Vatandaşımızın özellikle belini büken fahiş artışların bir kısmının ekonomik gerçeklerle bağlantısının bulunmadığını da elbette biliyoruz. Serbest piyasa ekonomisi sınırları içinde kazanmak yerine gayri ahlaki yöntemlerle milletimizin aşına kan doğrama peşinde koşan fırsatçıların olduğunu da görüyoruz. Bakanlıklarımız ve diğer kurumlarımızla tamahkarlık yapanlara karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz.

Bugün Kabine Toplantımız var ve bu Kabine Toplantımızda bu meseleleri tekrar konuşacak, tartışacak, hukuki ve idari anlamda alınması gereken ilave önlemler varsa bunlarla ilgili adımlarımız da inşallah süratle hayata geçireceğiz.

Son 20 yılda insanımızı nasıl enflasyona ezdirmediysek, açgözlü piyasa cambazlarının fiyat oyunlarına da vatandaşlarımızı kurban etmeyeceğiz. Ülkemiz, milletimiz, ekonomimiz ve aydınlık geleceğimiz adına verdiğimiz bu kutlu mücadelede MÜSİAD’ın da hak ettiği yeri alacağına inanıyorum.

Sizlerden sürekli milletimize karamsarlık aşılayan müflis siyasetçilere aldırmadan çalışmaya, üretmeye, ihraç etmeye, yatırımlarınıza yenilerini eklemeye devam etmenizi bekliyorum.

Rabbim yar ve yardımcımız olsun, diyor, 32. Kuruluş Yıl Dönümüzü bir kez daha tebrik ediyorum.

Türkiye’nin Gücü Ödüllerine layık görülen isimleri tekrar kutluyor, mobilite çağrısı kapsamında seçilen 31 projemizin sahiplerine başarılar diliyorum. MÜSİAD’ın şahsında ülkemizin kalkınması, hedeflerine ulaşması için çaba gösteren tüm sanayicilerimize teşekkür ediyor, sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum.

Kalın sağlıcakla.