Şiddet Mağduru Kadınların Yakınlarıyla İftar Programı’nda Yaptıkları Konuşma

15.04.2022

Başı rahmet ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan Mübarek Ramazan ayında bizlerle aynı iftar sofrası etrafında bir araya geldiğiniz için her birinize şükranlarımı sunuyorum.

Yakınları aramızda bulunan kardeşlerimiz başta olmak üzere şiddet mağduru tüm kadınlarımızı tazimle yâd ediyorum. Şule’ye, Nuray’a, Azra’ya, Dilek’e, Sıla’ya, Dilara’ya, Başak’a, Sezen’e, Emine’ye, Pınar’a, Müzeyyen’e, Özgecan’a, Hatice’ye, Hafize’ye ve diğer tüm şiddet mağduru kızlarımıza, kadınlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum.

Anneleri, babaları, kardeşleri ve diğer yakınları olarak sizlerin yaşadığı kaybın acısını tarif etmek elbette mümkün değildir. Ülkemizde şiddet mağdurları ve kadın cinayetleri konusunda hayli yüksek bir hassasiyet oluşmaya başlaması ise tek teselli kaynağımızdır. Bununla birlikte, büyük bir üzüntüyle belirtmek isterim ki, dünyanın hemen her yeri gibi ülkemizde de kadına yönelik şiddet vakaları ve bunun sonucu ortaya çıkan cinayetler halen sürmektedir. Temelde insanın insana şiddet uygulaması, can yakması, hele hele can alması kabul edilemez. Konu kadın olduğunda bu durum çok daha vahim, çok daha adaletsiz, çok daha yürek yaralayıcı bir hal almaktadır.

Esasen bizim medeniyetimizde kadın, merhametin, sevginin, özverinin sembolüdür. İnancımızın muhatabı da erkek veya kadın değil, cinsiyeti, rengi, ırkı, dili ve diğer tüm farklıların ötesinde bizatihi insanın kendisidir. Yükümlükler de, cezalar da, ödüller de bireyle ilgilidir. Her ne kadar geçmişinden bihaber kimileri farklı fotoğraflar çizmeye çalışsa da, bizim tarihimizde kadınlar sosyal hayatta daima çok önemli belirleyici, saygıdeğer bir yere sahip olmuştur.

Peki, nasıl oluyor da böyle bir toplumda kadın cinayetleri bu derece öne çıkabiliyor? Diğer pek çok mesele gibi bunun da tek bir cevabı vardır, o da cehalettir. Cehaleti sadece okuma-yazma bilmeme, üniversite eğitim görmeme olarak düşünmeyin. Bugün gelişmiş olduğunu, medeni olduğunu, modern olduğunu söyleyen Batı ülkeleri kadına şiddet ve cinayet listelerinde ilk sıralarda yer alıyor. Demek ki, eğitim ve refah seviyesinin ötesinde bir sorunla dünyada karşı karşıyayız.

Burada sözünü ettiğimiz, bizi biz yapan değerleri, inancımızı, medeniyetimizi bilmemekten kaynaklanan cehalettir. Biz kadına şiddetin kaynağı olan işte bu cehaletle mücadele ediyoruz. Aileden başlayıp toplumun tüm kademelerine ve devlete kadar uzanan bu topyekun mücadelede en önemli adımlar bizim dönemimizde atılmıştır. Hukuki, adil, idari ve en önemlisi zihinleri ve kalpleri kuşatacak kapsamlı adımlarla ülkemizi kadına şiddet ve kadın cinayetleri ayıbından kurmakta kararlıyız. Şiddetin kendisiyle birlikte şiddeti doğuran sebepleri ortadan kaldırana kadar, ama’sız, fakat’sız bu şekilde mücadeleyi inşallah sürdüreceğiz. Kadına şiddetin karşısında yer almayı, yöneticilik görevimizin bir parçasını teşkil etmesinin ötesinde insani bir vebal, rahmetli annem ile eşime ve kızlarıma karşı sorumluluğumun gereği olarak görüyorum. Hatırlarsanız, bölücü terörü kökünden bitirmek için yola çıkarken analar ağlamasın demiştik. Şimdi aynı sözü kadına şiddet ve kadın cinayetleri konusunda söylüyoruz. Anaların, babaların, kardeşlerin, çocukların, bu sebepten ağlayamayacağı günler inşallah çok uzak değildir.

Değerli Kardeşlerim,

Kadına şiddetin ve kadın cinayetlerinin önüne geçmek için, hukuki ve idari olarak pek çok yeni düzenlemeyi geçtiğimiz 20 yılda ülkemize kazandırdık. Anayasamızda 2004 ve 2010 yıllarında yaptığımız değişikliklerle bu mücadeleyi hukuki açıdan en güçlü zemine kavuşturduk. Mecliste kurulmasını teşvik ettiğimiz Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’yla da yasama tarafının da meseleye sahip çıkmasını sağladık.

Bakanlıklarımızın her biri kendi görev alanlarıyla ilgili olarak tarihi önemde reformları hayata geçirdiler. Mesela 2005 yılında yürürlüğe giren yeni Türk Ceza Kanunu kadın cinayetlerine verilen cezaların arttırılması konusunda çok önemli bir dönüm noktası olmuştur. Hiç şüphesiz bu konudaki en büyük devrim 2012 yılında çıkarttığımız Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddettin Önlenmesi Kanunu’dur. Bu kanunla ilk defa şiddet, ev içi şiddet, kadına yönelik şiddet gibi kavramlar tanımlanarak hayatın her alanında kadının korunması sağlanmıştır. Özellikle şiddet önleme ve izleme merkezleri ŞÖNİM’lerin yaygınlaşmasıyla bu konuda kadınlarımıza rehberlik edecek, destek verecek mekanizmalar da oluşturulmuştur. Son 10 yılda kadın konukevlerinde toplam 325 bin kadının ve 190 bin çocuğun misafir edilmesi hem sorunun büyüklüğünün, hem de yürütülen mücadelenin ne derece etkin ve yaygın olduğunun işaretidir.

Bugüne kadar hazırladığımız, 4 ayrı kadına yönelik şiddetle mücadele eylem planında yer alan hedef, strateji ve faaliyetlerin harfiyen uygulamasını sağlamaya çalıştık.

Koruyucu ve önleyici hizmetlerden toplumsal farkındalık çalışmalarına kadar her alanda çok önemli ilerlemeler yaşadığını görüyoruz. Emniyet Teşkilatımız bünyesinde 81 ilimizde ve ilçelerimizin tamamında kurulan aile içi ve kadına yönelik şiddetle mücadele büroları vasıtasıyla ihtiyaç duyan kadınlarımızın hep yanındayız.

Kısa adı KADES olan kadın acil destek uygulaması şiddet mağduru kadınlarımıza tek tuşla Emniyet Teşkilatımıza ulaşma ve hızla müdahale imkânı veren dünya çapında takdir gören bir yeniliktir. Üstelik bu uygulamanın 5 ayrı dilde çevirisi de yapılarak, ülkemizdeki yabancı uyruklu kadınların da hizmetten faydalanabilesi temin edilmiştir. Geçtiğimiz 4 yılda bu uygulamayı indiren kişi sayısı 3,5 milyonu ve ihbarda bulunan kişi sayısı da 360 bini geçmiştir.

Yargıya intikal eden konuların etkin bir şekilde soruşturulması ve hızla neticeye bağlanması için de özel savcılar görevlendirilmiştir. Aynı şekilde koruyucu ve önleyici tedbir kararları hususundaki ihtisaslaşmayı sağlamak için de tedbir mahkemeleri belirlenmiştir. Sadece geçtiğimiz yıl mahkemelerimiz tarafından 281 tedbir kararı verilmiştir. Kadına karşı işlenen suçlarla ilgili tutuklama kararlarının da yüzde 200’e varan oranlarda arttığı görülmektedir. Bir başka ifadeyle, kolluktan savcılığa ve mahkemelere kadar kadına yönelik şiddet konusunda her kurumdaki muhataplar teke indirilerek güçlü bir koordinasyon sağlanmıştır.

Son olarak geçtiğimiz haftalarda attığımız yeni bir adımla takdiri indirim başta olmak üzere bu çerçevede pek çok konuda daha ileri düzenlemeler getiriyoruz. Tabii sadece müdahaleleri ve cezaları artırarak bu sorunun çözülemeyeceğini biliyoruz. Şiddetin neden değil sonuç olduğu gerçeğini asla unutmuyoruz. Şiddeti doğuran sebepleri tüm boyutlarıyla ortadan kaldırana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.

Bu duygularla, cinayete kurban giden tüm kızlarımıza, kadınlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet, sizlere sabrı cemil niyaz ediyorum. Rabbimden bizleri Ramazan’a ulaştırdığı gibi hayırla, huzurla, sağlıkla, esenlikle bayrama da kavuşturmasını diliyorum.

Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.