1915 Çanakkale Köprüsü ve Malkara-Çanakkale Otoyolu Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

18.03.2022

Sayın Başbakan,

Değerli Çanakkaleliler,

Değerli Misafirler,

Bu tarihi günde sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Coşkunuz, coşkumuzdur ve bu ilginiz inanıyorum ki bugün açılışını yaptığımız bu eserin ne anlama geldiğini en güzel şekilde ifade etmektedir. Binlerce yıl boyunca farklı medeniyetlerin, kültürlerin, toplumların göz bebeği olmuş Çanakkale, bugün yepyeni bir geleceğe kucak açıyor. Evet, Çanakkale Boğazı’na taktığımız, yakut bir gerdanlık olarak gördüğümüz 1915 Çanakkale Köprüsünün açılışını yapmak üzere bir aradayız.

Bugün önce Çanakkale şehitlerimize gittik, Fatiha’mızı okuduk, anmamızı yaptık. Ne diyor şair:

“Sen ki asara gömülsen, taşacaksın… Heyhat!

Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat…

Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber

Sana âğuşunu açmış duruyor Peygamber...”

Evet, biz de Peygamber yoldaşı şehitlerimize layık olabilmek için çalışıyoruz, mücadele ediyoruz. Şehitlerimizin aziz hatıralarına, ecdadın 107 yıl önce kazandığı muhteşem zafere adadığımız 1915 Çanakkale Köprüsü’nü bir hilal uğruna ya Rab, batan güneşlere, Bedr’in aslanları kadar şanlı, tarihe gömülemeyecek kadar büyük ecdada ithaf ediyoruz.

Hani hep maziden atiye köprü kurmak diyoruz ya, işte bugün bu sözü hem lafzıyla, hem ruhuyla hayata geçiriyoruz. 1915 Çanakkale Köprüsü’nün ülkemize, milletimize, şehrimize, tüm insanlığa hayırlı olmasını diliyorum. Bu köprümüz de tıpkı İstanbul Boğazı’ndaki 15 Temmuz Şehitleri Köprüsü, Fatih Sultan Köprüsü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Marmaray, Avrasya Tüneli ve şimdi de işte burada özellikle Çanakkale’de altıncı köprüyü açıyoruz. Fakat unutmayın, 140 yıl önce Sultan Abdülhamit Han az önce ifade ettiğim o köprülerin eskiz çalışmalarını yapmıştı ve o hazırlıkları yapmıştı. Osmanlı’nın ardı ardına yaşadığı savaşlar sebebiyle hayata geçirilemeyen Abdülhamit Han yadigârı bu projelerin bir kısmını hayata geçirmek de bize nasip oldu.

Tabii 1915 Çanakkale Köprüsü her bir teknik özelliğiyle de farklı anlamlar taşıyor. Ve şimdi de hamdolsun Cumhur İttifakı olarak bunu açmak bize nasip oldu. Köprümüzün isminin başındaki 1915, Birinci Dünya Savaşının en kanlı, en ibretlik, en canhıraş mücadelelerine sahne olan Çanakkale’de Deniz Zaferi’ni kazandığımız yılı, kule yüksekliği 318 metre de Mart’ın 18’ini ifade ediyor; 3 Mart ayı, 18 bugün. Dolayısıyla orta açıklığın uzunluğu 2023 metre ise, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. Yılı olan 2023’ün ve o tarihe atfettiğimiz büyük hedeflerimizin remzidir, işaretidir.

Ecdadımız 1 asır önce burada Çanakkale geçilmez sözünü kanıyla tarihe nakşetmişti. Neydi o? Haçlı-Hilal mücadelesiydi. Ve ecdadımız kınalı kuzularıyla, Gazi Mustafa Kemal’in riyasetinde, Paşa’nın riyasetinde o kınalı kuzularla, Seyit Onbaşı’larla, evet, “Çanakkale Geçilmez” demiş ve burada tarih yazmıştı. İşte o Çanakkale’deki mücadeleyi verenlerin torunları olarak bugün biz burada mıyız? Buradayız. Ama biz şimdi bugün başka bir adım atıyoruz, biz de işte 18 Mart Çanakkale Köprüsü’nü açıyoruz. İnşa ettiğimiz bu köprüyle ecdadın mirası aynı mesajı mühendisliğin ve teknolojinin imkânlarıyla tarihe yeniden kazıdık.

Ve az önce Güney Kore Başbakanı’nı dinledik, heyecanını gördünüz değil mi? Aşkını gördünüz değil mi? Ve Kore, herhangi bir anlaşma, şu-bu yokken o zaman da işte bizim büyüklerimiz ne yaptılar, Kore’de savaşa gittiler ve orada şehit olanlar oldu. Şu anda orada kabristanları var, Kore’ye gittiğimizde hep o kabristanı ziyaret ederiz. Ve bunlar sıradan bir olay değil bunlar aşktır ve aşk kişinin sevdiğinde yok olmasıdır. İşte hep beraber şu anda Kore ile attığımız bu adımlar inşallah en kısa zamanda ticaret hacmimizi inanıyorum ki 20 milyar dolara çıkaracağız. Ve yatırımlarıyla, köprülerimizdeki bu dayanışmayla adımlarımızı atıyoruz. Türkiye’nin, Türk milletinin istediğinde başaramayacağı hiçbir şey olmadığını dosta düşmana gösterdik, gösteriyoruz.

Hiç şüphesiz burada sadece bu köprüden bahsetmiyoruz, karşımızda İstanbul’u Tekirdağ ve Çanakkale üzerinden Balıkesir’e bağlayacak dev bir ulaşım projesi var. Bugün köprüyle birlikte Malkara’dan Çanakkale’ye kadar uzanan 101 kilometrelik otoyolun da açılışını gerçekleştiriyoruz. İş bilenin, kılıç kuşananındır. Türkiye’nin en yoğun araç güzergâhlarından birisi olan bu yolda Lapseki-Gelibolu arasında feribotlarla ulaşım sağlanıyordu. Burası saatlerce feribot sırası beklenen, ardından 1,5 saatlik bir yolculukla karşıya geçilebilen bir yerdi. Şimdi aynı yolculuk 1915 Çanakkale Köprüsü üzerinden sadece 6 dakikada tamamlanacak; nereden nereye. Yapar mıyız? Beraber yapar mıyız? Eyvallah.

Köprümüzün temelini işte 4 yıl önce yine bir 18 Mart günü atmıştık. Firmalarımız Güney Koreli iş ortaklarıyla birlikte kolları sıvadı, evet 5 binin üzerinde personelin, 740 iş makinesinin geceli-gündüzlü çalışmasıyla köprümüzü söz verdiğimiz tarih olan bugünkü açılışa hazır hale getirdi. Dünyada böylesine devasa bir eseri bu kadar kısa sürede tamamlayabilecek bir başka ülke var mıdır bilmiyorum. Türkiye, orta açıklığı itibarıyla dünyanın en uzun köprüsüne sahip Japonya’yı geride bırakarak, bu alanda ilk sıraya yerleşti. Tabii orta açıklık uzunluğu bakımından dünyadaki ilk 10 köprünün üçünün ülkemizde olduğunu da hatırlatmak isterim.

Değerli Kardeşlerim,

Marmara’yı oto yollarıyla, köprüleriyle, tünelleriyle, çepeçevre kuşatan otoyol projemizin bugünkü açılışını yapacağımız kısmı, evet, burayı söylüyorum, 2,5 milyar avroluk bir yatırım bedeline sahiptir. Peki, bu 2,5 milyar avroluk yatırım bize ne kazandıracaktır? Ülkemizin bu yatırımla sadece zamandan, akaryakıt tüketiminden ve karbon salınımı azalımından kazancı yıllık ne olacak biliyor musunuz? 415 milyon avro. Şehirlerimiz arasında güvenli, konforlu, hızlı bir şekilde yapılacak seyahatin kolaylığına, rahatlığına, huzuruna değer biçilir mi? Yapılan hesaplamalar bu projenin ekonomimize üretimde 5,3 milyar avro, istihdama 118 bin kişi, milli gelirde 2,4 milyar avro ilave katkısının olacağına işaret ediyor. Velhasıl, neresinden bakarsanız bakın ülkemiz için kazanç, milletimiz için iftihar kaynağı bir eserin açılışını yapıyoruz.

Avrupa ve Asya kıtalarını daha önce İstanbul’da yaptığımız 3 köprü ve değerli kardeşlerim, denizin altından 2 geçişle birleştirmiştik, Marmaray, Avrasya Tüneli, iki kıtayı şimdi 6’ncı defa birleştiren 1915 Çanakkale Köprüsü’nün hangi zorluklar açılarak, hangi gayretler sarf edilerek inşa edildiğinin belgesel haline getirilen hikâyesini bu akşam TRT’de seyredebilirsiniz, ihmal etmeyin, belgesel. Projesinden finansmanına, inşaatından işletmesine kadar bu güzel eserin ülkemize kazandırılmasında emeği geçen Bakanlığımızdan firmalarımıza, mühendislerimizden işçilerimize kadar herkese şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum.  Çok emek sarf ettiler, biraz sonra kendilerini sahnede yanıma davet edeceğim.

Artık Çanakkale şehitlerimizin aziz hatıralarını sadece mezar taşlarında, sadece anıtlarda, sadece müzelerde değil, işte bu abide eserin tüm görkemiyle Boğazın üzerinde de yaşatacağız. Bizlere canları pahasına bu vatanı emanet eden tüm şehitlerimizi bir kez daha rahmetle, minnetle, şükranla yâd ediyorum.

Değerli Misafirler,

1915 Çanakkale Köprümüz kamu-özel iş birliği de denilen yap-işlet-devret modeliyle inşa ettiğimiz en son eserdir. İnşallah bunun devamı gelecek, burada kalmayacağız. Ülkemizde bu modelin 30 yıllık bir geçmişi olmakla birlikte, en başarılı örnekleri bizim dönemimizde ortaya çıkmıştır. Dünyada da 134 ülke bu modeli farklı sektörlerdeki yatırımlarında kullanıyor. Kamu-özel iş birliği modeli performansında Avrupa’da 3’üncü, dünyada 13’üncü sırada yer alıyoruz. Mesela Almanya son 4 yılda 15 milyar dolarlık kamu-özel iş birliğine dayalı otoyol projesi yaptı. Amerika’nın açıkladığı 1,5 trilyon dolarlık altyapı projelerinin önemli bir kısmı bu modelle gerçekleştirilecek. Asya ve Ortadoğu ülkelerinde de kamu-özel iş birliği projeleri oldukça yaygın. Türkiye bu yöntemle sadece ulaştırma sektöründe son 20 yılda 37,5 milyar dolarlık yatırımı hayata geçirmiştir, yani kendi kasamızdan değil, dışarıdan getirmek suretiyle bunu başarmıştır.

Bu dönemde yaptığımız projelerin milli gelirimize katkısı ne biliyor musunuz? 395 milyar dolar, üretime katkısı 838 milyar dolar, istidama katkısı 1 milyon kişi. Şayet aynı yatırımları sadece bütçe kaynaklarıyla yapmaya kalksaydık on yıllar boyunca beklememiz gerekecekti. Biz programımıza aldığımız yatırımları bütçeyle ve kamu-özel iş birliğiyle yapılacaklar olarak 2’ye ayırarak ülkemize en kısa sürede en çok hizmeti kazandıracak bir yol izledik.

Rahmetli Arif Nihat’ın içimizden biri köprü olmaya razı gelmezse, biz kıyamete kadar bu suyun kıyılarında bekleriz serzenişe cevap verecek eserler inşa ettik Merhum Cemil Meriç’in cümleler vardır, kıtaları birbirinden ayırır, uçurumlara köprü atan cümleler de vardır, sözünden ilhamla kıtaları birleştirerek gönülleri yakınlaştırdık Allah’a hamdolsun.

Özellikle buradaki gibi stratejik öneme sahip yüksek bütçeli projeleri kamu-özel iş birliğiyle kısa sürede tamamlayarak hizmete açtık. Master plan hazırlıkları süren 2053 vizyonumuzdaki altyapı projelerinin önemli bir kısmını da aynı modelle gerçekleştirmeyi düşünüyoruz.

Hava yolu, kara yolu, denizcilik alanlarındaki kamu-özel iş birliği yatırımlarına baktığımızda, 2024’te başa baş noktasına geleceğimizi, 2025’ten itibaren ise kamuya çok ciddi nakit akışı sağlayacağımızı görüyoruz.

Kardeşlerim,

Sevgili Vatandaşlarım,

İstanbul Havalimanı, İstanbul-İzmir Otoyolu ve Osman Gazi Köprüsü, Kuzey Marmara Otoyolu ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Avrasya Tüneli, Ankara-Niğde Otoyolu, Malkara-Çanakkale Otoyolu ve 1915 Çanakkale Köprüsü gibi dev projelerimiz ülkemize katma değer ve bütçemize gelir sağlayan eserler olarak kalkınma tarihimizdeki yerlerini almışlardır. Aslında bugün burada bu kamu-özel iş birliği projelerinin her birinin yatırım ve bakım maliyetleri, garantileri ve devlete sağlayacakları kazançlarını teker teker anlatmayı planlıyordum, ancak bu soğuk havada sizleri uzun süre bekletmemek için sadece şunu söylemekte yetinmek istiyorum: Türkiye, babasının temelini attığı eserin bitimini ancak torununun görebildiği dönemlerden aldığı dersle bu modeli geliştirerek, uzun yıllara yayılacak yatırımlarını kısa sürede bitirmeyi tamamlamıştır. Garantili işletme döneminde bile kamuya kaynak aktarmaya başlayan bu eserler, sonrasında da uzun yıllar boyunca devlete kazanç sağlamayı sürdürecektir. Mesela bütçeden tek kuruş çıkmadan 10 milyar avroluk bir yatırımla tamamlanarak 200 bin kişiyi istihdam eden İstanbul Havalimanı daha ilk yılında garanti yolcu sayısını aşarak kamuya 22 milyon avro ilave gelir getirmiştir.

Bölünmüş yolların ve otoyolların yüzde 170 artan araç trafiğine rağmen kazaları yüzde 80 azaltarak, insanımızın sadece mal değil, can güvenliğine de hizmet ettiğini unutmamalıyız. Basitçe ifade edecek olursak, bu modelle peşin parayla zaten yapamayacağımız, bütçe imkânlarıyla da bitirmesi uzun vakit alacak projeleri kısa sürede ve taksitle milletimizin hizmetine sunuyoruz. Hastaneleri böyle yapıyoruz, yolları böyle yaptık, yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz. Sağladığı zaman, yakıt, emisyon kazanları yanında hayata geçirildiği bölgelerde yol açtığı ekonomik ve sosyal ivme ile bu projeler Türkiye’nin kalkınmasına çok önemli destekler vermektedir. Küresel ekonomik sistemin yeni baştan düzenlendiği şu dönemde ülkemizin yatırım, insan gücü, üretim, ihracat potansiyeliyle öne çıkmasında bu projelerin payı çok büyüktür. Bu modele karşı çıkanlara sadece ülkenin kalkınması için gereken yatırımları yapma konusunda hangi teklifleri olduğunu sorun. Bu soru tek başına onların ne derece boş konuştuklarını, ne derece hazırlıksız, ne derece riyakâr olduklarını göstermeye yetecektir.

İşte bunun için diyoruz ki, biz burada sadece Boğazın iki yakası arasındaki bir köprüyü hizmete açmıyoruz, biz burada Türkiye’nin bugünüyle geleceği arasında giderek daha da güçlenen bir kalkınma köprüsü kuruyoruz. Biz bugün burada Türkiye’nin büyüme, güçlenme, gelişme bölgesinde ve dünyada huzurun, refahın, adaletin, hakkaniyetin sembolü haline gelme vizyonunun yeni bir halkasına kavuşuyoruz. Evet, Türkiye’nin tamamladığı her eser, her proje, her yatırım, her hizmet üstat Necip Fazıl’ın deyimiyle, surda açılmış bir gediktir. Bundan sonra biz rüzgarın ne yandan estiğine değil, kırdığımız zincire, bitirdiğimiz esarete ve zillete, kavuştuğumuz hürriyete, kulak kesildiğimiz masumun sesine, ram olduğumuz milletimizin istikametine, şaha kaldırdığımız ülkemizin kazanımına bakacağız.

Kardeşlerim,

Bu duygularla bir kez daha 1915 Çanakkale Köprüsünün şehrimize, ülkemize, milletimize, bölgemize, dünyaya hayırlı olmasını diliyorum. Hazır mıyız? Şöyle bir kaldıralım bakalım ellerimizi. Hep birlikte tüm dünya duysun.

Tek millet… Tek bayrak… Tek vatan… Tek devlet.

Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.  Çanakkale’nin yeni abidesi bu eserin ülkemize kazandırılmasında emeği geçen bakan arkadaşlarımı, kurumlarımızı, yüklenici ve işletici firmaları, çalışanları tekrar tebrik ediyor ve kendilerini sahneye davet ediyorum, buyursunlar.

Sevgili Kardeşlerim,

Tabii bir şeyi unuttuk, şimdi tabi Sayın Bakan bir fiyat söyledi, ama ben tabii burada otomobil geçişleriyle alakalı fiyatı bizler 200 lira olarak belirledik, fiyat 200 lira. Pahalı mı? 200 lira. Ancak, buradan tabii feribotların geçiş fiyatlarını biliyorsunuz, beklentileri biliyorsunuz. Şimdi bir hafta ücretsiz, bir hafta ücretsiz; iyi mi? Bir hafta ücretsiz, ondan sonra 200 lira. Çünkü buradan biliyorsunuz yap-işlet-devret ve yüklenici firma buradan aldığı parayla eğer buradaki aylık, yıllık bedel eğer onun aleyhineyse farkı kim ödeyecek? Onu bizler devletin kasasından biz ödeyeceğiz. Aziz milletim, sevgili kardeşlerim; bir hafta dediğim gibi ücretsiz ve ondan sonra geçişler 200 liracık.

Hayırlı olsun diyoruz, duamızı yaptık ve şimdi de bütün gerek siyasiler, gerek burada emeği geçen yüklenici firmalar, hep birlikte kurdeleyi kesiyoruz ve makaslar bugünün hatırasına kendilerinde kalıyor.

Bismillahirrahmanirrahim.