Devlet Övünç Madalyası Tevcih Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

16.03.2022

Değerli Şehit Yakınlarımız,

Değerli Gazilerimiz,

Kıymetli Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Vatanımız, bayrağımız, bağımsızlığımız, ezanımızı uğrunda can veren kahramanların hatıralarını yâd etmek, şehit yakınlarımıza ve gazilerimize olan şükran borcumuzu ifade etmek üzere biraraya gelmiş bulunuyoruz. Devlet Övünç Madalyası Tevcih Törenimiz vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.

Sözlerimin hemen başında aziz şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet, siz yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum. Rabbim şehitlerimizin ruhlarını şad, makamlarını âli, mekânlarını cennet eylesin. Kahraman gazilerimize mücadeleleri ve cesaretleri sebebiyle en kalbi teşekkürlerimi iletiyorum.

Bugün burada, Ankara’da ikamet eden 26 şehit yakını ve gazimizin Devlet Övünç Madalyası’nı tevdi ediyoruz. Diğer illerimizde de 350 hak sahibine bizim adımıza valilerimiz tarafından madalyaları takdim ediliyor. Böylece ülkemiz genelindeki 376 şehit yakını ve gazimize Devlet Övünç Madalyalarını tevcih etmiş oluyoruz. Türkiye Cumhurbaşkanı ve Başkomutan olarak siz kardeşlerimin nezdinde tüm şehit yakınlarımıza ve gazilerimize şükranlarımızı sunuyorum. Rabbim bizi şehitlerimizin kutlu ve mübarek yolundan ayırmasın diyorum.

Milletçe çok ama çok iyi biliyoruz ki, ne yaparsak yapalım şehitlerimizin ve gazilerimizin üzerimizdeki haklarını tam manasıyla ödeyemeyiz. Bu topraklar bize can verip, canından aziz bildiği vatanını namahrem ellere teslim etmeyen kahramanların emanetidir. Şayet bugün ay-yıldızlı bayrağımız 780 bin kilometrekare üzerinde nazlı nazlı dalgalanıyorsa, ezanlarımız gök kubbeyi günde 5 vakit çınlatmaya devam ediyorsa, milletçe tarih sahnesinde varlığımızı özgürce idame ettirebiliyorsak, hiç şüphesiz bu önce Allah’ın yardımı, sonra da şehit ve gazilerimizin fedakarlığı sayesindedir.

İstiklal ve istikbalimiz uğrunda ölüme yürüyen şehitlerimizin, aynı ulvi dava yolunda yaralanan gazilerimizin bu fedakârlıklarının maddi karşılığı yoktur. Bizler bu madalyalarla sadece onların aziz hatıralarına olan hürmetimizi, şehit yakınlarına ve gazilerimize olan minnet duygularımızı ifade ediyoruz. Şehitlerimizin ve gazilerimizin asıl mükâfatlarının ebedi âlemde Allah katında verileceğini de biliyoruz. Zira Rabbimiz şehitlerimizle ilgili, şüphesiz onların kötülüklerini örteceğim ve onları altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağım buyuruyor. Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim’de şehitlerimizi şu ifadelerle tasvir ediyor: ‘Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma, bilakis onlar diridirler. Rableri katında Allah'ın lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandıralım. O kattadırlar' buyuruyor. Peygamber Efendimiz de pek çok hadisi şerifinde şehitliğin faziletlerine, şehitlere verilecek ilahi mükâfatlara işaret etmektedir. Aynı şekilde gazilerimiz için de çok büyük müjdeler vardır. İnancımıza göre şehitlik ve gazilik herkese nasip olmayan büyük bir şeref payesidir. Kuşkusuz şahadet mertebesine ulaşmak ne kadar yüce bir mertebeyse, arkada kalanlar için de sabretmek, metanet içinde olmak,  rıza-ı ilahiye ittiba etmek de o kadar büyük, o kadar ulvi bir derecedir. Şehit yakını olmanın vakarını, gazilikle müşerref olmanın onurunu layıkıyla taşıyan her bir kardeşimi tebrik ediyorum.

Aziz şehitlerimizin geride bıraktıkları emanetlerine sahip çıkmayı devlet olarak en öncelikli vazifelerimizden biri olarak görüyoruz. Gazilerimizin gönül huzuru içinde kimseye muhtaç olmadan, hiç kimseye boğun eğmeden hayatlarını sürdürmeleri için çaba harcıyoruz. Tazminattan maaşa, kamuda işe yerleştirmeden, diğer haklara kadar şehit yakınlarımıza ve gazilerimize tanınan birçok imkân bulunuyor. Bu hakları ve imkânları burada tek tek saymayı açıkçası zül addediyorum. Devletimiz iyi ve kötü günlerinizde her daim sizlerin yanındadır. Şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin meselelerinde ben de her zaman yanlarındayım. Son 20 yıldır olduğu gibi gelecekte de sizleri en iyi, en mükemmel şartlarla buluşturmaya devam edeceğiz.

Kıymetli Misafirler,

Türkiye, yaklaşık 40 yıldır vatanımızın bekasına, insanlarımızın huzuruna kast eden terör belasıyla mücadele halindedir. Geride bıraktığımız bu 40 yıllık dönemde emniyet mensuplarımızdan sivil vatandaşlarımıza her kesimden binlerce insanımızı, binlerce canımızı şehit verdik. Yüreği kıpır kıpır çarpan gencecik öğretmenlerimizi, helal rızık peşinde koşan işçilerimizi, emekçilerimizi, şehrinin kalkınması için uğraşan, yatırım yapan, istihdam sağlayan iş insanlarımızı, terör örgütü yerine halkına hizmet etmek için koşturan siyasetçilerimizi, ihtiyaç sahiplerine kurban eti dağıtan daha 15 yaşındaki delikanlılarımızı, askerimizi, polisimizi, güvenlik korucularımızı, sağlıkçılarımızı, din görevlilerimizi, muhtarlarımızı, çiftçilerimizi, ev hanımlarımızı, kundaktaki bebeklerimizi bölücü terör örgütünün vahşi eylemlerinde kaybettik. Ama yaşadığımız onca acıya rağmen terörün insanlarımız arasına nifak tohumları ekmesine, bizi birbirimize düşürmesine hamdolsun müsaade etmedik.

Kandan ve gözyaşından beslenen bu cinayet şebekesinin ülkemizin şahlanışını engellenmesine izin vermedik. Onlar tehdit ettiler, biz tek bir geri adım dahi atmadık. Onlar yaktılar, biz inatla daha iyisini yaptık. Onlar yıktılar, biz hep daha güzelini, daha sağlamını inşa ettik. Onlar zulmettiler, biz insanlarımıza şefkatle, muhabbetle yaklaştık. Onlar sadece öldürmenin, katletmenin, kan dökmenin mücadelesini verdiler, biz sabırla, kararlılıkla yaşatmanın mücadelesini verdik. Onlar milletimizi bölmek için hamle yaptıkça, biz 85 milyon olarak ebedi ve ezeli kardeşliğimize çok daha sıkı sarıldık. İnsanımızı ayrıştırmadık, kutuplaştırmanın değil, kucaklaştırmanın peşinde koştuk. Kendilerinden olmayan herkese kurşun sıkanların, hayatı insanlara zehir edenlerin karşısına millet ve devlet olarak hep birlikte dikildik. Teröre karşı sınırlarımız içinde ve dışında yürüttüğümüz bu tür operasyonlarla bölgedeki vatandaşlarımızla beraber tüm Türkiye’nin geleceğini koruduk.

Kardeşlerim,

Rabbimiz, her zorlukla beraber bir kolaylığın olduğunu bizlere müjdeliyor. Biz de terörle mücadelede çektiğimiz onca çilenin, verdiğimiz onca mücadelenin, gösterdiğimiz onca sabrın neticelerini almaya başladık. Ülkemiz terörün her türlüsüyle bu mücadelede sınırlarımız içinde ve dışında gerçekten önemli başarılara imza atıyor. Bir dönem çakalların gezdiği dağlarda bugün artık kınalı kuzular geziyor. Teröristlerin tasallutundan dolayı ekilemeyen arazilerimiz, yaylalarımız artık bölgedeki kardeşlerimize ekmek kapısı oluyor. Türkiye, bölücü terör örgütünün baskı, şiddet ve zulmünden kurtuldukça her tarafta yatırımlar hız kazanıyor. Terörün karanlık gölgesi üzerimizden kalktıkça gençlerimiz, sokaktaki vatandaşlarımız yarına çok daha güvenle, daha bir umutla bakıyor. Türkiye’nin geleceğine, teröre ve terör destekli siyasete yer olmadığı gün özellikle gün geçtikçe daha iyi anlaşılıyor. Gerek yaz-kış demeden yılın 365 günü sürdürdüğümüz operasyonlarımızla, gerek kapasitesini ve imkânlarını artırdığımız istihbarat teşkilatımızla, gerekse en nitelikli, en donanımlı şekilde yetiştirdiğimiz askerlerimiz, polisimizle terör örgütünün üzerine üzerine gidiyor, teröristlerin tepelerine tepelerine biniyor, nerede olursa olsun inlerini tek tek başlarına geçiriyoruz.

Dünya harp tarihini yeniden yazan yerli ve milli insansız hava araçlarımızla Irak’taki, Suriye’deki terör baronlarına nefes aldırmıyoruz. Milletimize yaşattıkları acıların bedelini, kanını döktükleri her masumun hesabını bu katil sürülerine misliyle ödetiyoruz. Şehitlerimizin kanını yerde bırakmadık, bundan sonra da bırakmayacağız. Şehitlerimizin ruhunu muazzep etmedik, bundan sonra da etmeyeceğiz. Terör örgütlerine yoldaşlık yapanlara, oy uğruna bölücü örgütün uzantılarıyla ittifak kuranlara, Kandil’in siyasetteki piyonlarının kuyruğuna takılanlara, Yozgat’ta farklı Diyarbakır’a gidince çok farklı konuşan mürailere, şehit yakınlarına hakaret eden edepsizlere inat, biz milletimizle birlikte, sizlerle birlikte yürümeye devam edeceğiz.

İstiklal Marşı’mızda ne diyor:

“Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın

Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın!”

Evet, bugünümüz nasıl dünümüzden daha aydınlık ise, yarınlarımız da bugünlerimizden çok daha parlak, huzurlu ve güvenli olacaktır. 21. yüzyıla –altını çizerek söylüyorum- İnşallah, Türkiye ve Türk milleti damgasını vuracaktır. Bu kutlu yürüyüşü engellemek için milletimizin birliğine, beraberliğine, kardeşliğine kastedenler hezimete uğramaya devam edecektir.

Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum.

Bu duygularla bugün Devlet Övünç Madalyalarını tevcih edeceğimiz şehit yakınlarımızı ve gazilerimizi bir kez daha tebrik ediyorum. Tüm şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, gazilerimize Allah’tan sağlık ve afiyet diliyorum. Devletim ve milletim adına her birinize ayrı ayrı şükranlarımı ifade ediyorum. Mevla bizleri şehitlerimizin yolundan ayırmasın diyor, hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.

Kalın sağlıcakla.