Milli Teknolojiler ve Yeni Yatırımlar Toplu Açılış ve Tanıtım Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

06.01.2022

Türkiye Havacılık ve Uzay Sanayimizin Kıymetli Mensupları,

Savunma Sanayi Sektörümüzün Kıymetli Temsilcileri,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum.

Savunma sanayimiz için çok önemli tesislerin açılış töreni vesilesiyle sizlerle birlikte olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.

Sözlerimin hemen başında yaklaşık iki ay önce elim bir trafik kazasında kaybettiğimiz TUSAŞ Kurumsal Pazarlama ve İletişim Müdürü Serdar Demir kardeşimizi rahmetle yâd ediyorum.  Merhum Serdar Demir, çalışkanlığıyla, dürüstlüğüyle, ülkesine ve milletine olan sevdasıyla temayüz etmiş genç bir kardeşimizdi. Görevleri sırasında TUSAŞ’ın hem kurumsal vizyonunun gelişimine, hem de yurt dışında gerçekleştirdiği atılımlara önemli katkılar sağladı. Bir kez daha kendisine Allah’tan rahmet, ailesine, sevdiklerine ve TUSAŞ’taki siz mesai arkadaşlarına sabr-ı cemil niyaz ediyorum.

Kıymetli Misafirler,

Milletimiz için yeni bir kavram olmayan harp endüstrimizin kökü tarih öncesine kadar dayanıyor. Mesela Milattan önce 3. yüzyılda Hunların menzil ve darbe gücü yüksek çift kavisli yayları imal ettiğini biliyoruz. Gaznelilerin savaş fillerine zırh giydirmesinden Selçukluların donanma inşasına kadar birçok alanda tarihimizde kendi döneminin ilki mahiyetinde çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Osmanlı da, ilk yıllarından itibaren tersaneciliğini geliştirmiş, Avrupa ordularında henüz yokken topçu ocağı kurmuş, Baruthane, Tophane-i Amire, Tersane-i Amire gibi kurumları faaliyete geçirmiştir. Asırlar boyunca dünyaya top, tüfek, gemi başta olmak üzere pek çok ürün ihracatı yapan Osmanlı, 18. yüzyıldan sonra bu alandaki öncülüğünü yitirmeye başlamıştır.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Gazi Mustafa Kemal’in liderliğinde başlatılan kalkınma hamlesinde savunma sanayimiz özel bir yere sahiptir. Bu dönemde Vecihi Hürkuş, Nuri Demirağ, Şakir Zümre, Nuri Killigil gibi müteşebbislerin çabalarının maalesef iç ve dış engellemeler sebebiyle akamete uğradığını görüyoruz. Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu bünyesinde kurulan fabrikalar da arzu edilen etkinlikte çalıştırılmamıştır. Sonuçta savunma sanayimiz neredeyse tamamen dışa bağımlı hale getirilmiştir.

Kıbrıs Barış Harekâtı döneminde önce tehditle başlayan, ardından ambargoyla devam eden gelişmeler, kendi kendine yeten bir savunma sanayine olan ihtiyacımızı bir kez daha ortaya koymuştur. Halkımızın destek ve teveccühleriyle kurulmuş olan Silahlı Kuvvetlerimizi Güçlendirme Vakıfları eliyle hayata geçen Aselsan, TUSAŞ, Havelsan, Roketsan gibi kurumlar bu sürecin ürünleridir. Rahmetli Turgut Özal döneminde de yerli ve modern savunma sanayinin gelişmesine katkı sağlamak amacıyla Savunma Sanayi Müsteşarlığı kurulmuştur. Bu çerçevede 2000’li yıllara kadar yerli üretim yanında offset projeleri vasıtasıyla ülkelerarası ortak programlara ağırlık verilmiştir.

Hükûmete geldiğimizde her alanda olduğu gibi savunma sanayinde de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak dedik ve adımları atmaya başladık. Kendi kendine yeten, ülkemizi kimseye muhtaç etmeyecek, yerli ve milli sistemleriyle dostlarına da elini uzatan tam bağımsız bir savunma sanayi kurmak için tüm imkânları seferber ettik.

Savunma Sanayi İcra Komitemizin 2004 yılı Mayıs Toplantısı, dışarıdan hazır alımların terk edilmesi ve milli savunma sanayimizin öncelikli kaynak olarak yapılandırılması konusunda adeta bir dönüm noktası olmuştur. Bugün Türk savunma sanayi Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Savunma Sanayi Başkanlığımızın koordinasyonunda yüklenicileri, araştırma kuruluşları, üniversiteleri, geliştirdiği özgün ürünleri ve ihracatıyla ülkemizin en önemli sektörlerinden biri haline gelmiştir. Nitekim ülkemizde 20 yıl önce sadece 62 olan savunma projesi sayısı bugün 750’yi geçerken, bu alanda faaliyet gösteren firmalarımızın sayısı da 56’dan 1500’e çıkmıştır. Aynı şekilde savunma sanayi projelerinin bütçesi 5,5 milyar dolardan 75 milyar dolara, sektörün yıllık cirosu 1 milyar dolardan 10 milyar dolara, ihracatımız 248 milyon dolardan 3 milyar 224 milyon dolara yükselmiştir.

Kara ve deniz araçlarında sadece kendimizin değil, dost ve müttefik ülkelerin de ihtiyaçlarını karşılayan bir ülke haline geldik. Kendi savaş gemisini tasarlayan, inşa eden ve idamesini gerçekleştirebilen 10 ülke arasında yer alıyoruz. İHA, SİHA ve TİHA üretiminde ise artık dünyanın ilk üç ülkesi içindeyiz. Türkiye, küresel tedarikçilerin çıkardığı tüm zorluklara, maruz kaldığı gizli-açık ambargolara, dışarıdan ve içeriden yürütülen sabotajlara rağmen bu seviyeye gelmiştir. Şöyle bir geriye dönüp baktığımızda neler görüyoruz neler. İnsansız hava aracı istedik vermediler, biz de Bayraktar’ı kurduk, Anka’yı kurduk, Akıncı’yı kurduk, Aksungur’u yaptık. Mühimmat istedik vermediler, biz de MAM’ı, SOM’u, TEBER’i yaptık. Füze istedik vermediler, biz de Bora’yı, Atmaca’yı, Bozdoğan’ı yaptık. Hava savunma sistemi istedik vermediler. İlk etapta başka ülkeden aldık, şimdilik HİSAR’ları yaptık, yakında SİPER’i ve daha ötesini de tamamlayacağız. İHA’larda kullandığımız kameraya ambargo koydular, sandılar ki böyle yapınca biz İHA’ları kullanamayacağız, onu da kendimiz yaptık.

Sınırlarımız içinde terörle mücadele operasyonlarını rahatça yürütebilmeyi, sınır ötesi barış harekâtlarımızı istediğimiz gibi gerçekleştirebilmeyi işte bu başarılara borçluyuz. Artık çıtayı daha yukarıya çıkararak geleceğin harp ortamına da ülkemizi hazırlıyoruz. Araştırma, geliştirme yatırımlarımızı artırarak yüksek teknoloji gerektiren sistemleri birer-birer hayata geçiriyoruz.

Sürü İHA’lar ve deniz platformlarından savaş yönetim sistemine, insansız araçlardan yapay zekâya, elektromanyetik sistemlerden lazer silahına, uydulardan uzay sistemlerine kadar savunma sanayinde olmamız gereken hangi teknoloji alanı varsa hepsine varız.

Değerli Misafirler,

Ülkemizin havacılık ve uzay sanayi çalışmalarındaki öncü kuruluşu olan TUSAŞ, geliştirdiği ve ürettiği ürünlerle hem kendi güvenlik güçlerimize, hem de dost ve kardeş ülkelere önemli sistemler kazandırdı. Burada üretilen ve yeni elektronik harp sistemleriyle donatılan Faz-2 versiyonunun da güvenlik güçlerimize teslim edildiği Atak Helikopterimiz terörle mücadele ve bu mücadelede en önemli araçlarımızdan biri haline gelmiştir.

İhracına başladığımız Atak taarruz helikopterimizin bir üst versiyonu olan ağır sınıf taarruz helikopteri projemiz devam ediyor. Tamamen kendi mühendis ve teknisyenlerimizin alın teri ve akıl teri bu ürünler ile ilk özgün helikopterimiz Gökbey’i bu sene teslim etmeye başlıyoruz. Anka’nın daha üst modeli Aksungur silahlı insansız hava araçlarımız göklerdeki yerini aldı. Bayraktar TB2 ve Akıncı TİHA’larla beraber silahlı insansız hava araçları alanında hem ürün zenginliğimiz artıyor, hem de dünyadaki yerimiz güçleniyor.

TUSAŞ’tan en büyük beklentimiz ise, uçak teknolojisinde bizi dünya ile rekabet edebilir bir seviyeye çıkarmasıdır. Eğitim uçağımız Hürkuş’un teslimatları sürerken ülkemizin ilk jet motorlu uçağı Hürjet eğitim uçağımızın üretimi de devam ediyor. Şimdi sıra ülkemizin en önemli savunma sanayi projelerinden biri olan milli muharip uçağımızda. Açılışını yapmak üzere bir araya geldiğimiz Mühendislik Merkezi, milli muharip uçak projemizin inşallah kalbi olacaktır. Projede görev alacak 2 bin 300 mühendisimiz çalışmalarını son teknolojik sistemlerle donatılan bu merkezde yürütecekler. Milli muharip uçağımızı inşallah 2023 yılında hangardan çıkarıp bütün dünyaya göstereceğiz.

Değerli Kardeşlerim,

Özellikle ilk uçuşunu fazla geciktirmeden en kısa zamanda gerçekleştirmeyi planladığımız bu adım hızla devam ediyor. Ve 2025’te ilk uçuşu gerçekleştirilecek olan milli muharip uçağımız test ve kalifikasyon süreçlerinin ardından Hava Kuvvetlerimizin vurucu gücü olarak 2029’da göklerdeki yerini alacaktır. Bu uçağı geliştirirken onun alt sistemlerini, bileşenlerini ve malzemelerini yerli ve milli olarak üretmemizi sağlayacak hazırlıkları da ihmal etmiyoruz. Havacılık sektörü için çok önemli olan kompozit malzemelerinin imalatının yapılacağı ve yaklaşık bin kişinin görev alacağı kompozit imalat tesisimizi de bugün ülkemize kazandırıyoruz.

Türkiye’nin en büyük, dünyanın da tek çatı altında dördüncü büyük kompozit tesisi olan bu merkez, küresel hava yapıları kompozit pazarının yüzde 2’sini karşılayacak kapasiteye sahiptir. Hava araçlarımızın parçalarının bakım, onarım ve yenilemelerinin yapılacağı bakım ve onarım merkezimizi de yine bugün burada hizmete alıyoruz. Burası da bünyesinde görev yapacak 500’den fazla mühendisimizle sektörün önemli bir ihtiyacını giderecektir.

 Açılışını yaptığımız tesislerle buralarda görev alacak mühendislerimiz bir anlamda havacılık ve uzay alanında geleceğimize yaptığımız büyük yatırımların ispatıdır.

Ülkemizi yaşadığı gecikmeleri hızla telafi ederek ileriye taşıdığımız, bu devler ligindeki yerini almasını sağladığımız alanlardan biri de uzay teknolojileridir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ile Türkiye Uzay Ajansı tarafından yürütülen uzay programımıza en büyük katkıyı bu alanda temeli, altyapısı, tecrübesi olan savunma sanayi kuruluşlarımız verecektir. Roketsan’ın mikro uydu fırlatma projesi kapsamında yapılan testlerde katı-sıvı yakıtlı Sonda roketimiz uzay sınırını aşarak uzaya erişen ilk Türk aracı oldu. Aynı roketin hibrit yakıtlı versiyonunu çalışan DeltaV Firması’nın roketi de uçuş testini başarıyla gerçekleştirdi. Hâlihazırda uzayda dördü haberleşme, üçü de gözlem olmak üzere yedi uydumuz görev yapıyor. İlk defa yerli ve milli unsurların katkısıyla yapılan Türksat 5B uydumuzun uzaydaki yolculuğu devam ediyor. Tamamı yerli ve milli uydumuz Türksat 6A ile farklı ihtiyaçlara cevap verecek birçok uydu projesinin yürütüldüğü ülkemiz uzay çalışmalarının kalbi niteliğindeki TUSAŞ’ın bu alandaki yatırımlarını artırıyoruz.

Halen faaliyet gösteren Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi’ne destek güç olacak yeni bir merkezi de devreye sokuyoruz. Bugün açılışını yapacağımız ve 700’den fazla mühendisimizin görev yapacağı Uzay Sistemleri Mühendislik Merkezimiz ülkemizin uzay yolculuğuna çok önemli katkı sunacaktır.

Değerli Arkadaşlar,

Ankara, savunma ve havacılık sektörümüzün can damarı haline gelmiştir. Başbakanlığım döneminde Başkentimizi dünyanın en önemli savunma sanayi merkezlerinden biri yapacağımızı söylemiştik. Bu sözümüzü yerine getirerek, ülkemizin ilk savunma sanayi ihtisas organize sanayi bölgesini Ankara’da kurduk. Ankara Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgemizi, kısa adıyla HAB’ı TUSAŞ’ın hemen yanındaki 730 hektarlık bir alanda faaliyete geçirdik. HAB ile uzay ve havacılık alanlarında kendi sanayimizi desteklemeyi, yerli ve yabancı firmaları bir araya getirerek sinerji sağlamayı, yüksek katma değerli ürünler üretip ihracat yapmayı hedefliyoruz. Yatırımcılarımız buraya beklediğimiz ilgiyi gösterdi, arsa tahsislerinin neredeyse tamamı doldu, yatırımlar da başladı. Hâlihazırda HAB’da sanayicilerimiz tarafından yatırımı tamamlanmış 18 tesis, yatırımı devam eden 57 tesis bulunuyor. İnşası tamamlanan 16 tesisimiz ile Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Binamızı da bugün hizmete açıyoruz. Tüm yatırılar tamamlandığında 150’si sanayi kuruluşu olmak üzere 300 işletmeye ev sahipliği yapacak HAB’ın istidama katkısı 15 bin kişiyi bulacaktır.

Firmaların araştırma-geliştirme çalışmalarını yürüteceği TeknoHAB Teknoloji Geliştirme Bölgesinin kuruluş çalışmaları da aynı alanda sürüyor. TeknoHAB’ın birçok ulusal ve uluslararası şirketi, önemli araştırma kurumlarını, teknoloji devlerini bölgeye çekeceğine inanıyorum. Burada bölgedeki üniversitelerin, ilgili kurum ve kuruluşların da desteğiyle yeni ve ileri teknoloji geliştirip üretmek isteyenlere çok özel imkânlar sunulacak.

Görüldüğü gibi tüm unsurlarıyla savunma sanayini her zaman ayrı bir yere koyuyoruz. Mehmetçiğimizin, polisimizin, jandarmamızın yurt içi ve sınır ötesi operasyonlarında kullandığı silahları kimseye muhtaç olmadan geliştirmek ve üretmek için bu alana milli hassasiyetlerle eğiliyoruz. Savunma sanayini her zaman siyaset üstü bir alan olarak gördük. Ancak, zaman zaman özellikle son dönemde dozu artan bir şekilde bu konudaki çarpıtma ve yalan kampanyalarının kimi zaman iftira derecesine varacak ölçüde arttırıldığını görüyoruz. Arifiye’deki Tank Paleti Fabrikası’yla ilgili söylenen yalanları yüzlerine vurmaktan biz bıktık, ama onlar aynı yalanları tekrarlamaktan bıkmadı. Son olarak bir milli savunma sanayi şirketimizin küresel ülkelere satıldığı yalanını dolaşıma soktular. Bu haberi ilgili kuruluşlar başta olmak üzere herkes yalanlamasına rağmen tezvirata devam ediyorlar. Tabii biz bu yalanların amacının söz konusu savunma sanayi kuruluşlarımıza sahip çıkmak değil, tam tersine ülkemizin savunma sanayi hamlelerini baltalamak olduğunu biliyoruz.

Buradan tüm yalancılara, sahtekârlara sesleniyorum, biz ülkemize ve milletimize hizmet etmekten asla yorulmayacağız, ama siz bir gün mutlaka yalanlarınızda boğulacaksınız. İşte buradan bir kez daha ilan ediyorum, savunma sanayinde artık daha planlı, daha sistematik ve orta, uzun vadeli hareket edeceğimiz bir döneme giriyoruz. Gençler, mühendislerimiz kızlı-erkekli buradalar, hepsi adeta 7/24 çalışıyorlar. Niçin? Bu ülke savunma sanayinde adeta erişilemez hale gelsin diye. Kendi üretebileceğimiz ürünlerin yurt dışından tedarikine rıza göstermeyeceğiz. Elimizdeki sınırlı kaynağı kendi savunma sanayimizi geliştirmek ve güçlendirmek için kullanmak asıl önceliğimiz olmaya devam edecek. Kamu ve özel şirketleriyle bu konuda savunma sanayi sektöründen daha fazla gayret, daha verimli çalışma, daha hızlı sonuç beklediğimi zaten biliyorsunuz. Geldiğimiz seviye elbette önemlidir, ama kesinlikle yeterli değildir, çok daha iyisini yapmak, çok daha ileri seviyelere ulaşmak için sektörü daha çok çalışmaya, daha çok ürün ortaya koymaya, daha çok küresel başarılar sergilemeye davet ediyorum. Kurumlarımız arasındaki iş birliğini, uyumu, paylaşımı geliştirerek savunma sanayindeki hedeflerimize en kısa sürede ulaşacağımıza yürekten inanıyorum.

Cumhurbaşkanı olarak savunma sektörüne bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da en güçlü şekilde destek vermeyi sürdüreceğim. Açılışını yapacağımız Milli Muharip Uçak Mühendislik Merkezimizin, Kompozit İmalat Tesisimizin, Uzay Sistemleri Mühendislik Merkezimizin, Depo Seviyesi Bakım ve Onarım Merkezimizin savunma sanayimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Yatırım bedeli 700 milyon lirayı geçen bu tesislerimizde yaklaşık 5 bin personelle yürütülecek projeler inşallah TUSAŞ’ın ve savunma sanayimizin gücüne güç katacaktır. Ankara Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgemizde üretime başlayan firmalarımıza da yatırımlarının hayırlı olmasını temenni ediyorum. Tüm bu yatırımları ülkemize kazandıran kurumlarımızı, firmalarımızı, mühendisinden işçisine herkesi tebrik ediyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Evet, tüm mühendislerimize, teknisyenlerimize, TUSAŞ’ın personeline şahsım, milletim adına en kalbi duygularla sevgilerimin kabulünü, burada inşallah ülkemizi hayran bırakacak, dünyayı şaşırtacak eserlerin üretimini görmeyi Rabbim bizlere nasip eylesin diyoruz ve kurdeleyi kesiyoruz.

Bismillahirrahmanirrahim.