Afganistan Konulu G-20 Olağanüstü Liderler Zirvesi’nde Yaptıkları Konuşma

12.10.2021

Kıymetli Delegeler,

Sizleri şahsım ve milletim adına en kalbi duygularımla selamlıyorum. Toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum. G-20’yi, dünyamızın karşı karşıya kaldığı meydan okumalar karşında tem iş birliği platformu olarak görüyorum. Afganistan’da yaşanan gelişmelerin siyasi ve insani boyutunun yanı sıra, ekonomik ve finansal yansımaları da oluyor. Konunun G-20’nin çalışma alanı çerçevesinde değerlendirilmesini memnuniyetle karşılıyor, fikir alış-verişinde bulunmamıza imkân tanıyan Dönem Başkanı İtalya’ya teşekkür ediyorum.

Afganistan’da yeni bir siyasi ve jeopolitik hakikatle karşı karşıyayız. Ülkede güvenlik ve istikrarın bir an önce sağlanması sadece bölgesel düzeyde değil, uluslararası ölçekte de kritik önemdedir. Diyalog kanallarını açık tutarak stratejik sabırla ve kademeli bir yaklaşımla Taliban’ı kapsayıcı bir yönetim kurmaya doğru yönlendirmeliyiz.

Bugün Afgan halkı siyasi belirsizlik yanında, 40 seneyi aşan istikrarsızlık, çatışma ve terörün yıkıcı sonuçlarıyla da mücadele ediyor. Böyle bir dönemde uluslararası toplumun Afgan halkına sırtını dönme, bu ülkeyi kendi kaderine terk etme lüksü yoktur. Siyasi süreçten bağımsız olarak ülkede giderek derinleşen insani kriz deniyle Afgan halkıyla güçlü bir dayanışma sergilememiz gerekiyor. Türk Kızılay’ı son olarak 33 tonluk gıda yardımı sağladı, ilave kapsamlı bir insani yardım paketi üzerinde de çalışıyoruz. Bu zor günlerinde Afgan halkına karşı kardeşlik görevimizi yerine getirmeyi sürdüreceğiz.

Kabil Havaalanında 26 Ağustos’ta DEAŞ tarafından gerçekleştirilen terör saldırısında, ayrıca son günlerde Kabil’de ve diğer bazı vilayetlerde yaşanan eylemlerde görüldüğü gibi, terör tehdidi halen sürmektedir. Afganistan’daki gelişmelerin göç akını riskini artırdığı da malumunuzdur. Halihazırda 3,6 milyonu Suriye’den gelenler olmak üzere yaklaşık 5 milyon yabancıya ev sahipliği yapan ülkemiz, Afganistan kaynaklı yeni bir göç yükünü taşıyamaz. Türkiye’nin güney ve doğu sınırlarından maruz kalacağı göç baskısından Avrupa ülkelerinin de etkilenmesi kaçınılmazdır. G-20’nin küresel ekonomiye yansımaları da akılda bulundurularak göç ve zorla yerinden edilme konularını gündeminde tutmasını bu bakımdan zaruri addediyorum.  Bu küresel soruna sistematik bir bakış açısının getirilebilmesi maksadıyla G-20 bünyesinde bir çalışma grubu oluşturulmasını öneriyorum. Türkiye olarak bu grubun başkanlığına da talibiz. Endonezya Dönem Başkanlığı’nda bu alanda somut adımlar atmak için ciddi fırsatlara sahip olduğumuza da inanıyorum.

Bu arada özellikle şunu da ifade etmem gerekiyor: Halihazırda Türkiye’de burslu olarak okuyan Afgan öğrenci sayısı 1100’dür, geçmişten bugüne burs verdiğimiz toplam Afgan öğrenci sayısı 10 bini aşmıştır; Afganistan’da bu desteğimiz devam etmektedir.

Özellikle İtalya Başbakanı’nın açış konuşmasında ifade ettiği gibi, geçici hükümet bekleneni henüz veremedi. İnsani yardımlar, güvenlik, Afganistan’ın terör örgütlerinin üstleri olmasını engelleme konusunda, aşırıcılığı engellemede henüz gereken kucaklayıcılığı göremedik.

Temenni ediyorum ki, yerel altyapının, üstyapını yapımında Türkiye olarak çok büyük emeğimiz oldu ve kız çocuklarının okula gönderilmesi, azınlık hakları, bu konularda ciddi manada Afganistan’ın oluşacak Taliban yönetimiyle bunları çözmesi gerekiyor.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, toplantımızın başarılı geçmesini diliyor, sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum.