Gençlerle Şiir Gecesi’nde Yaptıkları Konuşma

10.09.2021

Sevgili Gençler,

Değerli Kardeşlerim,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Gerçekten çok farklı bir mekânda, yedi güzel adamın yetiştiği ve yedi güzel adamın buradan geleceğe özellikle istikamet verdiği bu mekânda sizlerle bir araya gelmek benim için de çok çok anlamlı.

Doğrusu belgeselde görmüştüm okulu, ama okulun kendisini bizzat görememiştim, şimdi bu akşam onu da görme fırsatını buldum. Sizler de zannediyorum ki herhalde bu akşam veya bugün görmüş oluyorsunuz.

Tabii Diyarbakır’da Kahramanmaraşlı genç bir kardeşimize sözümüzü böylece 40 gün gecikmeyle de olsa yerine getirmekten memnuniyet duyuyorum. Tabii buluştuğumuz yer Kahramanmaraş olunca hava biraz değişiyor. İster istemez söze edebiyatla, sanatla, şiirle başlamamız gerekiyor. Geçtiğimiz Kasım ayında açılışını yaptığımız, yoluna bile Edebiyat Yolu ismini verdiğimiz bir şehirde başka türlüsü zaten düşünülemezdi ve Edebiyat Yolu’nda şimdi sizlerle beraberiz.

Bir şehirde sanatın, edebiyatın yaygın olmasının mutlaka pek çok farklı sebebi vardır. Ama Maraş’ta bu sorunun cevabı bellidir. Maraş, sözünü edebiyatla, şiirle, türküyle söyleyen bir şehirdir. Hiç şüphesiz âleme, dünyaya ve insanlığa söyleyecek sözü olan insan için edebiyat ve özellikle şiir en doğru yöntemdir. Maraş’ın her ilçesinden, mahallesinden, köyünden yükselen kelimeler, mısralar, dörtlükler dalga dalga kalplere dokunarak, yüreklerden süzülerek mecrasını bulmaktadır. Evet, Maraşlı şiiri yüreğiyle düzenler, zihniyle şekillendirir ve en son kalemi veya diliyle paylaşır. İşte bunun için en güzel dava şiirlerinin de, en güzel aşk şiirlerinin de, en güzel çocuk şiirlerinin de, velhasıl hayata dair tüm güzelliklerin de yolculuğu Maraş’ta başlar. Şiirin kelime anlamı bir şeyi inceliklerini kavrayarak bilmek, sezerek vakıf olmak, ahenkli bir şekilde ifade etmektir. Tesadüfen arka arkaya gelen veya getirilen kelimelerden şiir olmaz. Kalbinizi, yüreğinizi, ruhunuzu ortaya koyacaksınız, emek vereceksiniz ki ortaya şiir çıksın.

Dünyanın en kadim edebi ürünü kabul edilen şiir, henüz yazı yokken bile var olan, dilden dile aktarılarak günümüze kadar ulaşan örnekleri bulunan bir türdür.

Pek çok dilin ve kültürün binlerce yıllık serüveninin ipuçları şiirlerde aranır ve bulunur. Türk edebiyatının da en eski eserleri arasında şiirler önemli yer tutar. Türkçenin, Arapçanın ve Farsçanın tüm zenginliklerini bünyesinde barındıran divan edebiyatı gibi hazine değerinde bir mirasa sahip olduğumuzu unutmayalım.

Aynı şekilde halk edebiyatımız da kendi mecrasında asırlar boyunca sürekli zenginleşerek kuşaktan kuşağa aktarılmıştır. Maraş’ın, edebiyatın ve bilhassa şiirin en mümbit kaynaklarından biri olması, şehrin ve insanlarının sahip bulunduğu güçlü arka planı da gösterir.

Esasen bizim de ilk gençlik yıllarımızdan itibaren hayatımız hep edebiyatın ve tabii olarak şiirin içinde geçmiştir. Şiiri yazmak kadar okumanın da bir sanat olduğuna inanıyorum. Siyaset hayatımızda hitabetimizin gelişmesinde şiire olan alakamızın büyük katkısı vardır.

Sizler internetin, bilgisayarın, akıllı telefonların tüm dünyayı kolayca önünüze açtığı bir çağda yaşıyorsunuz. Ancak bilgi ne kadar çok, eğlence ne kadar sınırsız, dijital oyunlar ne kadar cazip olursa olsun edebiyatın ve bilhassa şiirin yerini dolduramayacağını düşünüyorum.

Davamızı yüreklere nakşetmenin en etkili yolu hâlâ bana göre şiirdir. Sevgimizi kalpten kalbe aktarmanın en çarpıcı aracı hala şiirdir. Duygularımızı ete kemiğe büründürmenin en kestirme yöntemi hala şiirdir. Ruhumuzu dinlendirmenin de, harekete geçirmenin de, teskin etmenin de en güzel yolu hala şiirdir. Bunun için sizlere diyorum ki; şiir okuyun, şiir yazın, şiir dinleyin, yani şiir gibi konuşun, şiir gibi yaşayın.

Türkiye’nin gençlerini küresel projelerin dolgu malzemesi yapmak isteyenlere karşı en güçlü direnişi vereceğimiz alanlardan biri de şiirdir. Sizlere şu şairi, bu şairi mutlaka okuyun demeyeceğim. Sizlere her şairi mutlaka okuyun, ama sizin ruhunuzu, insana ve dünyaya dair hissiyatınızı kuşatan şairlerin şiirlerini kalbinizin en güzel köşesinde muhafaza edin diyorum. Bu bakımdan örnek teşkil etmesi için sizlere Mehmet Akif Ersoy’un bir şiirini okumak istiyorum. Tabii bende derin bir hatırası olan bir şiiri bu, o da öğrencilik yıllarımda liseler arası şiir okuma yarışmasıydı ve o şiir okuma yarışmasında ben de edebiyat hocamın tavsiyesi üzerine rahmetli Profesör Doktor Osman Öztürk, bana bu şiiri okumamı tavsiye etmişti. Asım’ın Nesli içinden bir bölüm:

“Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;

Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.

Biri ecdadıma saldırdı mı, hatta boğarım! ...

-Boğamazsın ki!

-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.

Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;

Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.

Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;

Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!

Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?

Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!

Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,

Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!

Adam aldırmada geç git! diyemem aldırırım.

Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!

Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...

İrticâın sizin lehçede anlamı bu mu?”

Doğrusu bu şiirle orada birinci oldum. Ama şiire başlarken Kadıköy Meslek Lisesi’nde oluyor yarışma, o zamanlar Kaynana Zırıltısı diye böyle çevrilen bir insanların, gençlerin özellikle eğlendiği bir zırıltı vardı, tabii öğrencilerin elinde de bu var. Bana şiiri okutmamak için ellerinden geleni yaptılar. Baktım ki bırakmayacaklar, jüri de güçlü bir jüri. Allah rahmet eylesin, Profesör Doktor Faruk Kadri Timurtaş, Profesör Doktor Nevzat Yalçıntaş, bir de Türkiye Teknik Ressamlar Cemiyeti’nin Başkanı, üç kişiden oluşuyor. Bunlar bırakmayınca, ben de kablolu mikrofon, böyle mikrofon değil, mikrofonu yere koydum şiiri okumaya başladım mikrofonsuz. Bu defa şiiri bitirdim, aynı salon tam tersine döndü bir alkış tufanı ve o alkış tufanıyla birlikte tabii jüri açıklamayı yaptıktan sonra benim birinciliğimi orada ilan etti.

Bütün mesele tabii yaşamak, yaşayarak okumak ve ondan sonra da tabii dinletmek. Hamdolsun yazmadım, ama okudum.

BİR GENÇ- Öncelikle davet isteğimi kabul edip geldiğiniz için, şiirin başkenti Edeler şehrine teşrif ettiğiniz için şükranlarımı sunup hoş geldiniz demek istiyorum Sayın Cumhurbaşkanım.

Müsaadeniz olursa ben de size bir şiir okumak istiyorum:

“Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır

Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır

Gün batsa ne olur, geceyi onaran bir mimar vardır

Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır

Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili…”

Teşekkür ederim.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bunun bir diğer özelliği, bu şiiri cezaevine girerken okumuştum, 9 şiir vardı o kasetimde. Allah selamet versin İbrahim Bey o zaman rekor üstüne rekor kırıyordu, benim kaset o zaman 1,5 milyon satmıştı. Biz de o zaman demiştik ki, buradan elde edilecek gelir işte malum yerlere hemen verilsin. 1,5 milyon o zaman sattı, bu rekordu. Burada sağ olsun bizim İbrahim Sadri, o da bana bu kasetin doldurulmasında vesaire stüdyoda menajerliği falan da o yapmıştı, o da biliyorsunuz şiir okumada bayağı mahirdir. Adını andık diye havaya girme. İbrahim, gerçekten benim yani o yıllardaki çok sevdiğim kardeşlerimden bir tanesiydi ve o bütün stüdyo hazırlıklarını falan da yapmıştı ve o 9 şiiri de birlikte seçmiştik, ondan sonra da bu şiirleri okumuştuk. Allah rahmet eylesin, gerçekten Erdem Abi’nin bu şiiri çok çok duygulu bir şiir, hele kadını tasviri bambaşka. Gelin hep beraber bu yedi güzel adama birer Fatiha okuyalım, sağ olan da var tabii şu anda hayatta.

El Fatiha.

BİR GENÇ- Sayın Cumhurbaşkanım, hoş geldiniz. Ben Necip Fazıl’ın şiirini seslendireceğim size:

“Tohum saç, bitmezse toprak utansın!

Hedefe varmayan mızrak utansın!

Hey gidi küheylan, koşmana bak sen!

Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!”

BİR GENÇ- Sayın Cumhurbaşkanım, hoş geldiniz. Ben Şeyma Cengiz, Konya’dan geliyorum. Müsaadeniz olursa sizlere sorumu yönlendirmek isterim.

Sizlerin de bildiği gibi bu coğrafya yedi güzel adamın yetiştiği topraklardır. Sizlerin de sık sık bu güzel insanlardan şiirler okuduğunuzu biliyoruz. Peki, yedi güzel adam sizin için ne anlam ifade ediyor, bunu öğrenebilir miyiz?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şeyma, her şeyden önce bu yedi güzel adam, şu anda sanıyorum bir tanesi hayatta, Rasim abi var, diğerleri rahmetli oldu ve her biri de bizim düşünce coğrafyamıza, bizim fikir hayatımıza çok ciddi zenginlikler kattılar. Rasim Abi hala hayatta, hâlâ köşe yazarlığına devam ediyor ve devlette de çok ciddi emekleri oldu, mesela Rasim Bey Devlet Planlama Teşkilatımızda görevler yaptı. Ve dolu dolu büyüklerimizdi bunlar.

Sadece tabii şiirleriyle değil aynı zamanda fikri noktada da çok ciddi yazıları oldu. Yaşamlarında da, örneğin mesela Cahit Abi tevazuunun adeta bir örneği, bir timsaliydi, öyle bir insandı, Allah rahmet etsin. Sadece şiir olarak değil, dediğim gibi aynı zamanda devletin yapısı içerisinde de yer aldılar. Mesela Erdem Bey aynı şekilde, bu şekilde konferanslarıyla, şiirleriyle gerçekten gençliğe yön verdiler, yol verdiler. Şimdi son zamanda bir ifade kullanılıyor ya, idol, onlar o zaman gençliğin idolü oldular. Bizler de tanıdığımız noktadan itibaren onlardan çok feyz aldık, çok istifade ettik ve Allah onlardan razı olsun. Onların bu vermiş oldukları yön bize farklılıklar getirdi. Mesela üstat Necip Fazıl Kısakürek işte bunlardan bir tanesiydi. Bana nasip oldu, ben üstadın epeyce spikerliğini yaptım, takdimlerini yaptım. Ve aramızda bu spikerliğini yaptığımız dönemlerde geçen çok hoş sohbetler de oldu. Ve tabii onu tanımak, o da bana ayrı bir zenginlik kazandırdı. Onu benden önce tanıyanların bana aktardıkları bana ayrı bir zenginlik kattı. Tabii bunlarla birlikte bizim ülkemizin ufkuna bakışımız da değişti. Rabbim mekânlarını cennet eylesin.

İnşallah eserleriyle siz genç kardeşlerim, evlatlarımız okumak suretiyle hem nesirde, hem şiirde bunlardan istifade etmek suretiyle sizler de geleceği buna göre eğer şöyle yönlendirirseniz, inanıyorum ki sizler bizim için ayrı bir zenginlik olursunuz. Sizler bu ülkenin geleceği için ayrı bir zenginlik olarak bize destek oluşturmuş olursunuz.

Teşekkür ediyorum.

.

BİR GENÇ- Ben Hilal Öztürk, Trabzon’da yaşıyorum, 20 yaşındayım. Müsaadenizle soruma geçmek istiyorum. Şiir okumayı sevdiğinizi biliyoruz, peki hiç şiir yazıyor musunuz? Biraz özel olacak, ama eşiniz Emine Erdoğan Hanımefendiye şiir yazdınız mı ya da şiir okudunuz mu kendisine?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Çok zor soru sordun. Maalesef şiir yazmıyorum, ama şiir okuyorum, okumaya devam ediyorum.

Eşimle ise şiir gibi bir yaşamımız var. Oğlum da burada, herhalde aktarıyor annesine.

BİR GENÇ- İsmim Barış Gündoğdu, serhat şehri Edirne’den geliyorum. Öncelikle sizinle böyle bir ortamda bulunmaktan onur duyuyorum, böyle bir ortamı bize sunan herkese, büyüklerime teşekkür ediyorum.

Benim sorum yangınlarla ilgili. Her yangından sonra yangın olan bölgelerde otel yapılacağı ve imara açılacağı yönünde iddialara rastlıyoruz, bu konuda bize bilgi verir misiniz?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Barış Kardeşim, bunların tabii hepsi yalan. Benim terör yalanı diye veya yalan terörü diye ifade ettiğim bu yalan terörüyle büyümeye çalışıyor. Kültür Turizm Bakanım kaç kez açıkladı, ben sürekli açıkladım ve bundan böyle kesinlikle Kültür Turizm Bakanım, Çevre Şehircilik Bakanım, biz nerede böyle bir şeyi bulursak kesinlikle yıkarız dedik, zaten yıkımına da başladık. Asla müsaade etmeyeceğiz, etmeyiz, bunu da defaatle söyledik. Fakat tabii bu Bay Kemal işi gücü yalan, dürüstlük yok, doğru konuşmak yok. Şöyle bir de dikili bir taşınız var mı, dikili bir ağacınız var mı? Yok. Biz şurada, iktidarımızın döneminde 5,4 milyar ağaç diktik, bak milyon değil 5,4 milyar ağaç diktik, hâlâ dikiyoruz, hâlâ dikmeye devam edeceğiz. Sadece ben İstanbul’a Belediye Başkanı olduğum zaman, CHP’den almıştım, fidan dikmedim, dedim ki ağaç dikeceğim ağaç ve ithal ağaç getirdim İstanbul’un tüm şevlerine o ithal ağaçlarla bir an önce İstanbul zenginleşsin istedim. Şimdi de aynısını yapacağız. Süratle bütün o ağaçların yandığı yerlerde ağaç dikimine süratle başladık, devam ediyoruz, devam edeceğiz. Tabii bunun şu anda malum birinci derecede Antalya’da yoğun oldu, Muğla’da yoğun oldu, Burdur’da oldu vesaire, ama biz evvel Allah buraları ağaçsız bırakmayız, devam edeceğiz. Tabii sel afetinin olduğu bölgelerde ayrı, oralarda da yine yoğun bir şekilde çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Kesin şeyim şu, iki kere iki dört: Kesinlikle biz ağaç dikimlerimizi yoğun bir şekilde devam ettirerek inşallah yeşilimizi yeniden küllerinden doğacak bu ülkenin yeşilleri.

BİR GENÇ- Sayın Cumhurbaşkanım, hoş geldiniz. Ben Behiye Nur Kurtoğlu, peygamberler şehri Şanlıurfa’dan sizlere selam getirdim. Sayın Cumhurbaşkanım, sizin de biraz önce hatırladığınız gibi okuduğunuz şiir cezaevine girmenize sebep olmuştu.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yok, o değil.

BİR GENÇ- Affedersiniz.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yok yok, söylemende de fayda var, çünkü anlayalım. Bu benim Siirt’te şiirimsi bir konuşmaydı, o da:

“Minareler süngü, kubbeler miğfer,

Camiler kışlamız, müminler asker,

Bir şey beni sindiremez; gökler, yerler açılsa,

Üzerimize tufanlar, yanardağlar saçılsa;

Biz oyuz ki; imanıyla övündüğümüz ecdadımız,

Titretici şeylere hiçbir gün diz çökmemiş...

Zaferlerin kapusu, Anadolu'nun tapusu, Malazgirt'ten ta Çanakkale'ye, imanın geçilmez kalesine kadar ecdadımı zaferden zafere koşturan şu anda içinde bulunduğunuz bu iman birliğidir” demiştim. Bundan dolayı aldılar, ne kadar da güzel oldu.

BİR GENÇ- Sizlere benim asla unutamadığım, videolarını izlediğimde tekrar tekrar duygulandığım 2001 yılında Kahramanmaraş’ta yaşanan bir hadiseyi hatırlatmak istiyorum. Siz o şiiri tekrar okumak istediğinizde burada hep bir ağızdan “okuma-okuma” nidaları yükseldi.

Sayın Cumhurbaşkanım, siz o an ne hissetmiştiniz, ben onu merak ediyorum. Maraşlıların size olan sevgisini o videoda an be an hepimiz şu anda bile hissediyoruz, görüyoruz. Sizin Maraş’a olan bakışınız nedir ve o an ne hissetmiştiniz, ben çok merak ediyorum.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Maraş’a olan bakışımız tartışılmaz, Kahramanmaraş. İnşallah şimdi tabii Maraş 2023’te farklı bir destan yazacak, ona inanıyorum. Ve 2023 Maraş’ın daha da farklı bir çıkışının olduğu inşallah bir seçim olacak. Bunu tabii şu anda bütün büyükşehirlerimizi dolaşıyoruz, dolaşmaya devam edeceğiz ve buralarda sandıkları inşallah patlatmak suretiyle hem Cumhurbaşkanlığında, hem Parlamentoda yeni bir destanı yazacağız.

BİR GENÇ- İnşallah. Başkanım, sizi Şanlıurfa’ya da bekliyoruz mutlaka.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ya şimdi Şanlıurfa’ya gelmemek sorulur mu, tabii geleceğiz. Peygamberler diyarı, peygamberler şehrinde muhakkak inşallah olacağız.

BİR GENÇ- İnşallah. Sizleri ağırlamak isteriz orada tekrardan.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Sağ olun, sağ olun.