MÜSİAD 26. Olağan Genel Kurulu’nda Yaptıkları Konuşma

11.09.2021

İş Dünyamızın Değerli Temsilcileri,

Sevgili Kardeşlerim,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Yurt içi-yurt dışından şu anda aramızda bulunan Değerli Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla muhabbetle selamlıyorum. MÜSİAD’ın kurulduğu 1990 yılı Türkiye’si, asırlara sâri demokrasi ve kalkınma mücadelemizin en kritik, en karakteristik dönemlerinden biridir. Bir iş adamları derneği olan MÜSİAD çok daha büyük bir vizyonla ve çok daha kapsamlı bir anlayışla yola çıkmıştır. Hak, hukuk, adalet, eşitlik, barış, güven, refah, mutluluk gibi milletimizin o dönemde gerçekten hasretini çektiği medeniyet değerlerimizi çağın gerekleriyle tahkim ederek yola revan olan MÜSİAD, hamdolsun kısa sürede büyük mesafe kat etmiştir.

Ülkemizdeki iş insanlarımız tarafından farklı yaklaşımlarla kurulmuş daha pek çok dernek, vakıf ve benzeri kuruluş vardır. MÜSİAD’ı onlardan ayıran, sadece iş erbabımızı değil onlarla birlikte topyekûn milletimizi kucaklaması, milletimizin de bu güzide kuruluşumuzu sahiplenmesidir. İşte bunun için MÜSİAD’ı gerçek anlamda ülkenin tamamını kuşatan kapsayıcı bir sivil toplum kuruluşu olarak görüyoruz. Bir başka ifadeyle MÜSİAD, milletin bizatihi kendisine ait bir kuruluştur. Sizler de millet adına burada vazife üstlenen kadrolarsınız. MÜSİAD’ın yıllarca millete düşmanlığıyla maruf kesimlerin hedefinde olmasının sebebi de, işte bu vasfıdır. Sizler istikametinizi bozmaz, ülkeye ve millete karşı sorumluluklarınızı unutmazsanız Allah’ın izniyle bu kutlu yürüyüşü durdurmaya kimsenin gücü yetmez.

Bu vesileyle bugüne kadar gerçekleştirdiği faaliyetlerle ülkemize her alanda değer katan MÜSİAD çatısı altında görev üstlenmiş, hizmet vermiş herkese teşekkür ediyorum.

Gerek kendi içinde sağladığı örnek birlik ve beraberlikle, gerek ülkemizin maddi ve manevi kalkınmasına yaptığı eşsiz katkıyla MÜSİAD’ı bekleyen daha pek çok görev vardır.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçtikten sonra kamunun kendi alanındaki birimiyle iş birliği mekanizmaları tesis etmesi ve verimli çalışma zeminleri oluşturması, MÜSİAD’ın kendini yenileme kabiliyetinin bir göstergesidir. Kadınlara ve gençlere yönelik özel yapılanmaları da bu kuruluşumuzun ülkemizin potansiyelini harekete geçirme, milli ve yerli sermayenin gücünü tüm boyutlarıyla değerlendirme konusunda doğru dinamiklere yöneldiğinin işaretidir. Ülkemizin ticaret ve yatırım alanındaki küresel iddialarını hayata geçirme hususunda MÜSİAD’la önümüzdeki dönemde daha yakın çalışmayı planlıyoruz. Türkiye’nin yeni yatırım ihtiyacının giderek arttığı bir süreçte bu iş birliğinin hayati önemde olduğu bir gerçektir. Yönetimde sorumluluk üstlenen arkadaşlarımızın yurt içindeki ve yurt dışındaki yaygın teşkilat ağı, üye sayısı ve faaliyet yelpazesiyle devraldıkları 31 yıllık bu güzel birikimi katlayarak sürdüreceklerine inanıyorum.

Salgın döneminin zor şartlarında bile kesintisiz sürdürülen aktif ve yenilikçi yaklaşımlar bu hususta sizlere yönelik ümitlerimizi ve beklentilerimizi artırıyor. Mahmut kardeşime ve yönetimine şimdiden başarılar diliyorum. Abdurrahman kardeşime hizmetleri için aynı şekilde teşekkür ediyorum.

MÜSİAD çatısı altında ülkesine ve milletine hizmet etmek için gayret gösteren tüm kardeşlerime bir kez daha şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum.

Türkiye’yi 2023 hedeflerine inşallah sizlerle birlikte ulaştıracağız. Evlatlarımıza 2053 vizyonunu sizlerle birlikte emanet edeceğiz. Bu hayırlı yolda Rabbim hepimizin yar ve yardımcısı olsun.

Değerli Dostlar,

Yaşadığımız coğrafyayı bin yıldır vatanımız yapmak için verdiğimiz mücadelenin emsali yoktur. Dünyanın en büyük devletlerini kurduğumuz bu coğrafyada son iki asırdır da yine dünyanın en şedit saldırılarıyla karşı karşıyayız. İnsanlığın en kadim medeniyetlerine, kültürlerine, hikâyelerine ev sahipliği yapmış Anadolu topraklarını bize çok görenler, milletimizi buradan kazıyıp atmak için çok uğraştılar. Allah’ın yardımı ve milletimizin fedakârca yürüttüğü mücadelesi sayesinde kimi ağır kayıplara ve maliyetlere rağmen vatanımızı korumayı, burada kendimize yepyeni bir gelecek inşa etmeyi hamdolsun başardık.

Tabii geçmişin gerçekçi bir muhasebesini yapmadan geleceğe doğru sağlam adımlar atmanın mümkün olmadığını da biliyoruz. Şöyle bir geriye dönüp baktığımızda, millet olarak Batının bugünkü güvenlik ve refah seviyesinin temelini oluşturan sanayi devrimini kaçırdığımızı görüyoruz. Daha doğrusu, bizi adeta can derdine düşürenler bilinçli olarak bu sürecin dışında kalmamızı sağladılar. Bugün kardeş coğrafyalar olarak baktığımız yerler birer-birer elimizden çıkarken, biz üzerimize binen yükün ağırlığı altında tamamen ezilmemeye çalışıyorduk.

İstiklal Harbimizi zaferle sonuçlandırıp Cumhuriyetimizi kurmak suretiyle kendimize yeni bir istikamet belirledik. Ama bu dönemde de rahat bırakılmadık. Dünya bilgi ve teknoloji devrimini yaşarken biz tüm enerjimizi ve vaktimizi iç çekişmelerimize, kavgalarımıza, mücadelelerimize teksif ediyorduk. Dolayısıyla bu büyük sıçramayı da önemli ölçüde kaçırdık.

Dünya şimdi yepyeni bir dönemin eşiğindedir. Küresel siyasi ve ekonomik güç dengeleri çatırdıyor. Bu çatırtı, aynı zamanda yeni kurulacak küresel siyasi ve ekonomik yönetim sisteminin de ayak sesleridir. Türkiye, inşallah bu defa treni kaçırmayacak, hem de en ön tarafından hak ettiği yeri alacaktır.

Peki, madem geçmişteki fırsatları hep kaçırdık veya kaçırmamızı sağladılar. Bu defa nasıl bu oluyor da böylesine iddialı ve özgüvenli konuşabiliyoruz? Çünkü bu defa Türkiye geçtiğimiz 19 yılda kurduğumuz güçlü demokrasi ve kalkınma altyapısının üzerinde kendi iç meseleleriyle boğuşmaya değil geleceğini inşaya odaklanmış durumdadır. Artık eğitimden sağlığa, güvenlikten adalete, ulaşımdan enerjiye, sanayiden ticarete, spordan sosyal desteklere kadar her alanda hedeflerini gerçekleştirmeye uygun zemine sahip bir Türkiye var. Ülkemizin dört bir yanını her alanda yatırımlarla, eserlerle, hizmetlerle donatarak ihtiyacımız olan altyapıya kavuştuk. Türkiye, 81 vilayeti, 84 milyon vatandaşı, kol-kanat gerdiği nice kardeşleri, tarih ve kültür birlikteliği olan dostlarıyla beraber hedeflerine kilitlenmiş vaziyettedir.

Tabii bu tabloyu tersine çevirmek, eski Türkiye tartışmalarını, tarzlarını gündemlerine yeniden hortlatmak için uğraşanlar da yok değil. Ama hamdolsun bugüne kadar başaramadılar, inşallah bundan sonra da büyük, güçlü Türkiye’nin inşası yolundan en küçük bir sapmaya izin vermeyeceğiz.

Milletimiz bilhassa 2013 yılından beri önüne konan her senaryonun, kurulan her tuzağın, oynanan her oyunun gerisindeki bu gerçeği gördüğü için desteğini bizden hiç esirgemedi. Vesayete karşı duruşumuza güç veren milletimiz kaos çığırtkanlarıyla, terör örgütleriyle, darbecilerle, ekonomik tetikçilerle mücadelemizde de hep yanımızda oldu. MÜSİAD, bu mücadelenin hem iş dünyasındaki, hem yurt dışındaki, hem de sosyal katmanlardaki boyutlarının şahididir.

Evet, adını açıkça koymak gerekirse, Türkiye’nin son 20 yılı bir önceki 200 yılında yaşananlardan çıkartılan dersler ışığında verdiği tarihinin en büyük demokrasi ve kalkınma mücadelelerinden biriyle geçmiştir. Bugün bölgemizdeki her meselede diplomatik, askeri, ekonomik gücüyle Türkiye artık söz sahibidir, bu tartışılmaz. Suriye’den Libya’ya, Akdeniz’den Kafkasya’ya kadar her yerde bu konumun etkilerini görmek mümkündür. Tüm önemli küresel platformlarda Türkiye’nin kayda değer bir yeri ve ağırlığı vardır. Birleşmiş Milletler’den G-20’ye bulunduğu her yerde ülkemiz farkını hissettiren bir duruş sergilemektedir. Savunma sanayi başta olmak üzere teknolojiye dayalı üretimde Türkiye kendi markalarını çıkartır ve tüm dünyaya kabul ettirebilir bir seviyeye gelmiştir. Üstelik bu başarıları maruz kaldığımız gizli-açık nice ambargolara, sinsi engelleme gayretlerine, riyakâr tavırlara rağmen ortaya koymaktadır.

Küresel düzeyde sanayinin ve ticaretin geleceğini belirleyecek iklim değişikliği gibi, Yeşil Mutabakat gibi, sürdürülebilirlik gibi konularda ülkemiz gayet özgüvenli bir yerde durmaktadır. Çünkü biz geçmişte kaçırdıklarımıza ah-vah etmenin değil geleceği yakalamanın şu anda peşindeyiz. Her alanda hazırlıklarımızı buna göre yapıyor, altyapımızı buna göre kuruyor, yükümlülüklerimizi buna göre belirliyor, hedeflerimizi buna göre güncelliyoruz.

Başbakan olmadan kısa bir süre önce dünyayı dolaşıyorum, oğul Bush’u ziyaret ettim. Oğul Bush’u ziyaret ettiğimde kendisinden bize İHA niye vermiyorsunuz? diye sordum. Ve Condoleezza Rice’ı çağırdı, Türkiye’ye İHA niçin vermediniz? diye sordu. Kendisi de, hemen talimatı verelim İHA gönderelim, dedi. Fakat İHA’yı bize o zaman sadece iki günlüğüne verip, tekrar geri alma durumundaydılar. İnsansız hava aracı, nedir? Koordinatları belirleyecek, özelliği bu. Sonra bu şekilde bize insansız hava aracını verdiler. Ama ne oldu? Bizi ev sahibi yaptılar ve İHA’yı biz üretir hale geldik, ardından silahlı insansız hava aracını üretir hale geldik, şimdi işi daha da ileri götürerek Akıncı denilen, görevi-başarısı çok çok farklı olan silahlı insansız hava aracının en üst segmentini dünyada ilk 3’ün içinde yer alanını elhamdülillah üretir hale geldik. Şu anda BAYKAR yetiştiremiyor; böyle bir noktada, böyle bir durumda. Demek ki azmin, inancın önünde hiçbir şey elhamdülillah engel teşkil etmiyor, yeter ki azmedin. Tabii bütün bunlarla beraber artık bunların mühimmatını da Türkiye kendisi yapar hale geldi. Ve bütün bunlar Türkiye’nin savunma sanayinde dünyadaki bulunduğu yeri farklı bir konuma taşımış oldu.

Milletimize 10 yıl önce sözünü verdiğimiz 2023 hedeflerimize maruz kaldığımız tüm sabotajlara rağmen adım-adım yaklaşıyoruz. Eğer bugün Gabar’da, Beslerderesi’nde, bütün buralarda terörle mücadelede Allah’a hamdolsun çok çok önemli bir mesafe kat ettiysek işte bunlarla beraber oldu. Eğer bu imkânlarımız olmasaydı biz terörle mücadelede bu başarıyı yakalayabilir miydik? Hayır. Ama şu anda artık Diyarbakır’da benim vatandaşlarım gecenin geç saatlerine kadar Diyarbakır’ın caddelerinde-sokaklarında rahatlıkla oturup rahatlıkla dolaşıyorsa, işte bundan dolayı. Cudi’de böyle, Gabar’da böyle, yurt içinde-yurt dışında böyle. Ve bundan sonraki süreç daha huzurlu, daha farklı olacak ve bu şekilde de bu süreci devam ettiriyoruz.

Değerli Kardeşlerim,

Gençlerimize bırakacağımız şu anda bir vasiyetimiz var. O da, en büyük miras 2053 vizyonumuzu yavaş yavaş şekillendireceğimiz bir döneme giriyoruz. İşte geçenlerde Akıncı’nın tanıtımını, teslim törenini yaptığımızda orada gördüğüm gençlik beni çok mutlu etti. 3 bin 500 mühendis genç orada bu eserin sahibiydi. Ve gece-gündüz demeden çalıştılar, gayret ettiler, bu eserleri ortaya çıkardılar. Yılmadılar, durmadılar, gece-gündüz çalıştılar ve hâlâ çalışıyorlar ve bu yarışı önde götüreceğiz, diyorlar. Potansiyelimizin her zerresini harekete geçirerek erkeğiyle-kadınıyla, genciyle istiklaline, istikbaline, vizyonlarına sıkı sıkıya sahip çıkan bir ülke haline geldik, bir millet haline geldik. Demek ki Rabbimizin hükmü, Esteuzubillah Bismillah: “Fe iza azamte fe tevekkel alallah” Bir kere azmettin mi ondan sonra tevekkül et, gerisine karışma. Ben böyle bir nesil gördüm, şimdi bu nesil inşallah 2053’te çok daha farklı olacak.

İşte karşımda MÜSİAD’ı da yine bu neslin büyükleri olarak görüyorum, inşallah bu neslin inşasında ve ihyasında en önemli bir kurum olarak görüyorum.

Türkiye’yi bu yoldan geri çevirmeye de, bu yoldan saptırmaya da hele hele yeniden siyasi, sosyal, ekonomik uçurumların kenarına getirmeye de kimsenin gücü yetmeyecektir. Rabbimizin desteği, milletimizin birlik ve beraberliği, dost ve kardeşlerimizin duası yanımızda olduğu sürece hep daha ileriye gidecek ve mutlaka hedeflerimize ulaşacağız.

Değerli Kardeşlerim,

Eskiler lafla peynir gemisi yürümez, derler. Biz hedef dedikçe, vizyon dedikçe, büyük ve güçlü Türkiye dedikçe, yatırım, üretim, istihdam, ihracat dedikçe birileri de kendilerine bazı sözler çıkarmak suretiyle bu işi hafife alıyor. Yalan, yanlış, iftira, çarpıtma kısımlarını bir kenara bırakarak söylenen sözlerin içine baktığımızda hiçbir temeli, hesabı-kitabı, amacı, hedefi olmayan, sırf laf olsun diye ifade edilmiş cümlelerden başka hiçbir şey göremiyoruz. Hâlbuki bizim söylediğimiz her sözün referansı 19 yıllık eserlerimiz ve hizmetlerimizdir. Geleceğe yönelik her taahhüdümüzü işte bu 19 yıllık icraat birikiminin üzerine bina ediyor, somutlaştırıyor, takvime bağlıyoruz. Ekonomide darbe girişiminden kur saldırılarına, salgından afetlere kadar yaşadığımız tüm badirelere rağmen hızlı bir toparlanma ve eskisinin de üzerine çıkan bir sıçramayı hep birlikte takip ediyoruz.

Büyüme rakamları ortada, istihdam rakamları ortada, ihracat rakamları ortada, yatırımlardaki hareketlilik ortada, üretim artışı ortada, her birinin rakam karşılıklarını en iyi sizler biliyorsunuz. Hâlihazırda yaşanan sıkıntıların çoğu da üretimde, istihdamda, yatırımda, lojistikte, yan sektörlerde ortaya çıkan ani ve büyük talebin karşılanmasındaki güçlüklerden kaynaklanıyor.

Şurada felaketler geçirdik, Doğu Karadeniz’de başladı, Artvin, Rize, oradan Kastamonu, Sinop, Bartın, bütün buralarda yaşanan bu badirelerde Rabbime hamdolsun Rabbimin lütfuyla kimseye muhtaç olmadan bu millet küllerinden ayağa kalkarak, anında buralardaki bu sıkıntıları aştık, aşıyoruz ve 1 yıl içerisinde de konutlara varıncaya kadar hepsini bitirecek ve sahiplerine teslim edeceğiz. Şu anda Avrupa’nın haline bakın, Amerika’nın haline bakın, oralarda sefalet diz boyu. Ama bu millet böyle bir konuma düşmedi. Bu ilk değil, Van’da yaşadık bunu, Bingöl’de yaşadık bunu ve bizler anında bütün buraları yeniden ayağa kaldırdık. Şu anda yine aynı şekilde hızla bakanlarımızın öncülüğünde, kurumlarımızın öncülüğünde yolumuza devam ediyoruz, niye? Bizim medeniyetimiz, bizim kültürümüz, bizim değerlerimiz farklı. Bizim değerlerimizde yerinde durmak yok, anında müdahale var ve bunları yaptık, yapıyoruz. Biz bunların hepsini de kısa sürede aşabilecek imkâna ve kabiliyete sahip bir ülkeyiz.

Tabii bu süreçte MÜSİAD başta olmak üzere iş dünyamıza çok büyük sorumluluklar düşüyor. Fırsat sizi beklemez, sizin fırsatı süratle değerlendirmeniz gerekir. Bunu da hem hızlı ve pratik, hem de itibarı ve kaliteyi kalıcı kılacak şekilde yapmak mecburiyetindeyiz. Aksi takdirde Çin’in bir dönem karşılaştığı handikapları arkadaşlar, biz de yaşarız. Hem üretim sektöründe, hem hizmetler sektöründe yakaladığımız fırsatları katma değeri yüksek kazançlara dönüştürmenin yolu kaliteden ve dürüstlükten taviz vermeden işimizi yapmaktan geçiyor. Bunun öncüsü olmak da karşımdaki kadroya yakışır, MÜSİAD’a yakışır.

Netice itibariyle biz lafla peynir gemisi yürütmüyor, söylediğimiz her sözün referansını ve hedeflerini ortaya koyuyoruz. Çünkü bizim bu ülke için, bu millet için, medeniyetimiz için büyük hayallerimiz var. Türkiye siyasi ve ekonomik olarak arzu ettiğimiz seviyeye gelmeden bölgemizdeki krizlerin, dramların, trajedilerin sona ermesi mümkün gözükmüyor. Türkiye kalkınma hedeflerine ulaşmadan küresel düzendeki çarpıklıkların, adaletsizliklerin, haksızlıkların çözümü için istediği katkıyı sunamayacağı anlaşılıyor. Velhasıl üzerimizdeki sorumluluk büyüktür. Afganistan aynı şekilde, Azerbaycan aynı şekilde, Libya aynı şekilde. İşte Libya’ya elimizin uzanması, Azerbaycan’a elimizin uzanması bölgedeki huzuru sağladı. Suriye’de aynı şekilde, Irak’ta aynı şekilde. Hamdolsun bu sorumluluğun hakkını verecek müktesebata, inanca, kararlılığa, programa, hazırlığa bizler sahibiz.

Kardeşlerim,

İşte bunun için 2023 önemli diyorum. Birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize, dayanışmamıza halel getirmeden bu süreci aşarsak, inanın bana önümüzde bambaşka bir dönem açılacaktır. İnşallah beraberce bu kritik imtihanı da başarıyla vereceğiz.

Ve Türkiye şu anda dünyanın müstesna bir ülkesi olarak zaten kabul ediliyor. Nasip olursa inşallah önümüzdeki hafta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için Amerika’da olacağız ve Amerika’da hamdolsun Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Binası’nın tam karşısında yeni Türkevi Binamızı bitirdik, 36 kat ve bu binamızın da açılışını yapacağız. Tabii bu da Türkiye’nin nereden nerelere geldiğinin önemli bir ifadesi. Rabbim oralarda da hayırlı hizmetler vermeyi bizlere nasip etsin.

Bu duygularla bir kez daha MÜSİAD 26. Olağan Genel Kurulunun hayırlara vesile olmasını özellikle diliyor, yeni görev üstlenen Mahmut kardeşime ve ekibine özellikle başarılar diliyorum. Abdurrahman kardeşime ve ekibine verdikleri hizmet sebebiyle, geçmişteki kardeşlerime de aynı şekilde şükranlarımı ifade ediyorum.

Sizler vasıtasıyla tüm MÜSİAD üyelerine selamlarımı gönderiyorum, hepinize saygılarımı sunuyorum.

Kalın sağlıcakla.